bildirgec.org

wassago2000

8 yıl önce üye olmuş, 17 yazı yazmış. 903 yorum yazmış.

Knowledge Of Persona

wassago2000 | 20 June 2011 18:14

The Hope Of Dionysos
The Hope Of Dionysos

Ben bu heykele ne isim koyduğumu hatırlıyorum (Roma dönemi), bu tarz bir heykeli gördüğüm An içimi kaplayan yoğun Erdem kokusu. Bu koku artık şu şiddette ulaşıyor, bilince evriliyor 3-4 gün sonra; (demek şairler doğdu:), erdemsiz olmaz çünkü!

Erdem
Erdem

Bu görselin ve heykelin asıl etkisini ve neden Mısır’da binyıllarca süren bir aşılamazlığı yada dünyada ilk kez bir sanat akımının neden bu kadar uzun sürdüğü sorusu en az birkaç binyıl, Sanatın öyküsü bu kısa ama beklide kitapta yer alan, en hemen atlanan ve tabii ki artık biliyorsunuz ironik olarak en büyük bilgilerden biri!

Televizyonun büyüsü! Ya da görsel sanatların yahut Nuri İyem’de neyin farklılaştığı gizi resmettiği yüzlerde, gözlerde.

Hadi bu, tiyatro, sinema ve televizyonda zaten genetik bilişsellik kazanmış insanın direkt olarak, olduğu gibi görüntüsünün gerçekçi bir şekilde aktarımı var, görüceksiniz ki renkli olmadan öncede.

Human-Users Manuel

wassago2000 | 03 March 2010 15:46


Çıkış noktası; Merak

Soru; Düşünün sevgilinizi sizi aldatırken gördünüz ama bir obje,hayvan veya insan’la?
Kaynak; hafıza okuma

-Soru; Daha büyük bir bilinmeze sahip olmanın doğurduğu potansiyel fark(inanç) itici güçtür ve kişinin daha çok dışındakilere odaklı ise,kendinden izler taşımıyorsa sadece kendisinden(varlığı) sebep çökecektir!Doğru kararlar doğru yalanlar olabilirmi sırf bu sebepten?
Kaynak; Karar Vermek

[email protected]

wassago2000 | 10 June 2008 12:59

Parlak bir ışığın tenimde yarattığı dalgalanma

istemsiz yayılan sıcaklık
tıpkı bir düşmüşçesine
Gerçekten banyodayım

Tıpkı hayat
Bir çocuğun düşleri değil mi?

Yoksa bir başkamıdır yaşanılanlar?

Bu olmadığını, şu olduğunu sandığımız!

Hatırlamak bile geç bazen
Hatırı sayılır yorgunluk
Ve eşsiz bir sukunet

Kendime gelmem zaman aldı
Ne aldı bilemem
Gazetede tarihler değişti
Birde yeni projeler geliyor
Oradan çıkarıyorum…

Değindim
Yerindim
Gücendim
Hikaye böyle

Wanna Fuck

wassago2000 | 17 April 2008 21:08

İnsanın Çaresiz Algısı/Tepkisi

İlişkilerde bulunduğumuz nesnelerin ve kişilerin üzerimizde uyandırdığı baskı/çekinserlik/gitme yada kalmaya mecburiyet hislerine anlam verilemediği anlarda (bilinç üstü kavrayışın dışında/regular mantık harici) bizi baskılayan temel öğe dışımızda bizi zorlayan veya rahatsız olduğumuz tutumlara verdiğimiz mantığımızı aşan yaptırım. Bizi hiç istemediğimiz veya verdiğimiz tepkiyi anlamsız bulduğumuz durumların içine iten bilinç altı çıkarımlarımız bir “Çaresizlik” içinde tepki verir. Örneğin misafirlikte rahatsız ve sıkıntılı olan kişi istemsiz bir şekilde kalma edimine devam ederek hem kendine hem karşıdakine bu çaresiz algısı/tepkisi yüzünden eziyet eder. Bir tür savunma mekanizması gibi dursada temel olarak mekanizma son derece grift bir zeka yapısı ve mantıkla doğrulanır/fayda-zarar ilişkisi kurulabilir herhangi bir zemine oturmaz. Çaresiz algı net kayıp olarak adlandırılabilir, bir nevi insanın çevresine ve kendine geridönüşsüzlüğü olarakda tanımlanabilir.

Wassago2000/Perception

wassago2000 | 12 January 2008 15:05

10

Tam manasına gelir. Görsel dünyanın felsefi etkinliği denebilir. Neden işitsel birleşimi olmadığı merak konusu olmalıdır. Nihayetinde bir mantığın, düşüncenin ortaya konduğu düzlemin sadece görsel kaldığına. Her yerde farklı okumalar yapılabilir fonetik olarak ancak anlam değişmez!

Bu bir aktarımın hikayesi, yazı gibi, şarkılar yahut tecrübenin aktarılmaya çalışılması gibi…

Evet tüm bunların alınabileceği bir zaman vardır. O güne değin ne okunan yazıdan ne sözden yahut şarkıdan anlaşılmaz gibi davranılır/düşünülür genellemesi.

Metropolis

wassago2000 | 13 November 2007 16:08

Bir karşılaştırma bir yorum… 3 1 6

Sokrates-Platon/Eflatun…1……

Metropolis
Metropolis

Biri hoca/öğretmen/antigon/yaratıcı/derviş/eylem ve durma üstadı/çözümsel analiz erbabı/ belki en önemlisi ölümü yaşamın boktanlıkları ve etrafın çaresizliği karşısında başka bir arayış olarak görüp merak eden olması/ Öğrencilerine ben var ölmek siz var yaşamak, bakalım hangisi eğri/doğru göreceğiz! diyebilen bir adam/insan!

Bir diğerinin hocası muhteşem bir insan! Gelmiş geçmiş en sağlam adamdır/lardan biridir/ Bu nedenle varolan dinleri,toplumu düşünceleri ile etkilemiştir/ neredeyse tümünü/ Alimler buradan feyz alır çünkü/ mağara deneyi vardır severim ben ve Plato’nun inisiyasyonuna dair epey bilgi bulurum içinde.

Mea Maxima Culpa

wassago2000 | 06 November 2007 10:56

Ön metin:

Şunu belirtmek isterim ki bu yazının burada yer almasının nedenleri mefkud, untouchablezen, inan6666 arkadaşların yazılarına yorum yapamamam (ya benim yada hafif’in teknik bir probleminden ötürü) ve yazılarını müthiş bir keyifle takip ettiğimi belirtmek ayrıca, untouchablezen arkadaşın neden yazmıyorsun yahut mefkud’un cimri yazar tanımının ağırlığının altından kalkma denemesidir. (mefkud_rumuzlarınıza… yazında yönelttiğin hoş incelemen adına teşekkür ederim)
Nevdalist sadece sana yorum yazabildim ancak yazını tutamadım bile buradan selam ediyorum… (garip ama idare ediverin)

Kaybolmak…

wassago2000 | 29 July 2007 23:49

Nedenleri hapis olma ve çaresizlik. Çıkış bizde ama ona yaklaşamıyoruz, hareket etmek için gereken enerji tamamen çevrede olup bitenlere bağlanmış durumda. Tıpkı bir cenin gibi yiyoruz uyuyoruz ve duruyoruz… Bebek üzgün olabilir mi? bildiğimiz mutsuzluk hakim duygu. Tepkiler umarsız…

Kayıp
Kayıp

Bu tepkileri veren insan karşısındakini değil kendi bildiklerini uygulama edimi içerisinde. Burada bir ayırım var kişi körü körüne dogmalarla hareket de ediyor olabilir kendi doğruları evrensel doğrularla örtüşüp çevresi ile ayrı düşüyor kısaca zamanının ilerisinde de yaşıyor olabilir. Bu bir dahi ile bir ahmağın ayrıldığı noktadır. İletişim çözümleyici ve bu ayrımı ortaya çıkaran zaman faktörü üzerinde katalizör görevi üstlenicektir ki bu manüple edilebilen bir şeydir.

Özgür Düşün

wassago2000 | 19 July 2007 09:49

Varlık, zenginlik içinde yaşamak acıyı bereberinde getirecektir. Korunma iç güdüsü aidiyet ve sahip olma edimleri iç içe geçerek kişiye yeni meşgaleler ve yaşam tüketim-zaman meşgalaleri verecektir. Neyin peşindeyiz ve bir birey olarak gücümüz nedir?


“Doğum”

Toplumsal gerçekliğe boyun eğdirilen insanlık ne kadar hiyerarşik düzene uyum sağlayabilir? Bunun cevabı denemeler ve yanılmalarla benliğimize vurulmuş prangalardan iabarettir. Asıl bilincin daima zamana ve yaşama meyden okuması gerekirken bunu hiçe sayan yaşamlarımız bunu bir organisazyona bırakarak başka bir ihtiyaca yönelmek meslek sınıflarına ayrılmak bilginin kontrol edilemezliğidir aslında ve merak hep kullanılan bir edim ne yazıkki bizim dışımızda. Aşk ve şehvetin kendini koruyabildiği tek alan özgürlüğü bulduğumuz sanat veya bazı insanların sanal başarılarında yatar.

Bu başarılar elde edilmek istenen toplum ve amaçları doğrultusunda belirlendiğinden sanal olarak adlandırılabilir çünkü mantığı vardır ve bilinçli bir ilerleme kaydeder-zamana dayalı bilinç?! Sanatta ortaya çıkan kişinin kaosu ve pek de farkında olmadan kendinden geçerek kendini yansıtması kişinin hem kendine yabancılığını ortaya koyar hemde kaosunu! Bu kaos zamanı aşabildiği gibi ortakdır da! Hiç de anlayış geliştirilemeyen konulardan biri olan bu kaos veya kuantum bilinci veya adına her nedersek farklı frekanslarda çalışabilen bir benlik duygumuzun standart hayatımız içindeki hafıza tarafından algılanmadığı gerçeğine işaret ederki tıpkı rüyalarımızda veya travmalarımızdaki hafıza kayıtlarının topunun bilinç altı olarak adlandırılması gibi. Aslen tek bir bilinç altının varlığını ima etmek çokj ilkel bir yaklaşım olup birden fazla (zihnin zaman mekan algısındaki farklılığa bağlı olarak) bilİnç halinin aslında ortak bir hafıza alanına işlendiği frekans farklılığına bağıl olarak ortaya çıktığı gerçeğidir.

Yaşamdan Kesitler

wassago2000 | 05 March 2007 21:29

Alışkanlıkların değişebildiği “Zaman” dilimi bazen hayatımızı aşabilir (ortalama ömür). Şu halde isteklerimizin ömrümüzü aşan edimlerine saplanıp kalma halimiz nicedir? Bilirim hayallerin peşinden gitmeyi, ancak gereken harika bir fikir veya zaman katalizörü iken hep aynı fikri dikte etmek-katılaşmak zamanla nedir?

Nereye uzanıyoruz?
Nereye uzanıyoruz?

Gördüğüm, izleyip anlamak için bu kabuğu daha üstün bir anlayşın; bizzatihi tecavüzcünüzle yüzleşme ve ona dair bir anlayış geliştirme mecburiyetinden hareketle değişim sadece arzu nesnesi midir? “Gerçek tanımsızken yaşamak nasıl olurdu?” sorusunun cevabı hayatlarımız. Hep bir irdeleme, yargılama, ayırım, nedir bizi “Böcek” mantığında kalmaya zorlayan? “Modern” tanımı anlamını yitirdiğinde belki mantık yerini daha zamansız olan görüş’e bırakırken, “Zaman” hep düşman veya dini öğretilerde “Öğretmen” yahut “Antigon”. Anlamlandırma ihtiyacı sabit kaldığında anladığım kadarı ile “Depresyon” yani fiziksel şok’un psikolojik yansıması da sabit kalıyor ve yaşayan ölülere dönüşüyoruz yavaş yavaş. Bazen bir deprem veya yıkım aniden ve o “An”ın içindeki binlerce zamansız kesitle fakat yine yeniden yavaş yavaş…