bildirgec.org

Türkiye’nin Sosyal Ağı:quup

haibnu | 30 October 2012 15:00

Türkiye’nin yerel sosyal ağı quup.com

Friendfeed’in yerini almak için alternatif olarak çıkan, ardından kendine has özellikleri ile Türkiye’nin sosyal ağı olarak kendini tanımlayan, quick update (hızlı güncelleme) kelimelerinin ilk iki harfinden ismini oluşturan bir sosyal ağ projesidir.

Siberu Uzay firması tarafından. Net platformunda geliştirilmekte. Sistemim mimarı ilker Aksu. Senior Developer ise Abdullah Uğraşkan’dır.

Teldeki Adam

mansonilized | 29 October 2012 16:24

Philippe Petit 1949 yılında doğmuş, asiliği yüzünden okulda pek dikiş tutturamamış ve 15 yaşında evden kaçıp ip cambazlığına başlamış genç bir delikanlıydı. İpte yürümenin sanat olmadığını hatta çirkin göründüğünü düşünüyor ve yürüyüşlerini türlü numaralarla süsleyerek yaşamını sürdürüyordu.

“When I see three oranges, I juggle; when I see two towers, I walk.”

kabaca diyor ki; üç portakal görürsem jonglörlük yaparım, iki kule görürsem yürürüm.

1968 yılında rutin diş kontrolü için diş hekiminin ofisine girdiğinde hayatının sonsuza dek değişmek üzere olduğunun farkında değildi. Bekleme odasında sıkılıp masanın üzerindeki dergilerden birini aldı ve yapımı henüz tamamlanmamış yüksek binalar hakkındaki bir yazıya gözü takıldı. Makalede New York’ta yapımı devam eden ve bittiğinde dünyanın en yüksek kulelerinden ikisini oluşturacak ikiz kulelerden bahsediyordu. Petit dergiyi kaptığı gibi odadan fırladı ve onu altı yıllık serüveni boyunca yalnız bırakmayacak arkadaşı Jean Louisse ve kız arkadaşı Annie’nin yanına koştu.

Herkes gibi Jean Louisse ve Annie de ilk duyduklarında bunun delilik olduğuna karar verdiler ancak onlar da Petit gibi tutku doluydular.

Bu dönemde Petit önce Paris’te Notre Dame Katedrali’nde bir gösteri yaptı. Katedralin kuleleri arasına gerdiği çelik ipin üzerinde yaptığı gösteri içerde ayin yapmakta olan rahipleri bile dışarıya çıkardı. Bir zamanlar Quassimato’nun koşuşturduğu kulelerde şimdi Petit’nin dansı vardı.

Phorm üzerine bir derleme

cnkymz | 19 October 2012 17:48

phorm derlemesi cnkymz.com
phorm derlemesi cnkymz.com

Günlerdir hatta aylardır tartışılan bir konu oldu Phorm. Bu tartışmalar devam ederken, bir çok yazar yeni yazılar yazdı, araştırmalar yaptı. Sonuç olarak bilgilendirici içerikler yazıldı. Bizde cnkymz.com olarak bunları derledik ve size sunmak istedik.

Derlememizde, Phorm’un ne olduğundan bahsettik. Ne amaçla çalıştığından, nasıl bir sistem olduğundan konuştuk. Phorm’un geçmişini incelemiş yazarlardan derlediğimiz bilgilerle, geçmişte olan bitenleri paylaştık. Şuanda Türkiye’de olan bu sistemden doğabilecek sorunlarını göstermeye çalıştık. Tüm yanları ile sizlere sunmaya çalıştık. Derlemeyi okumak için Bir Tutam Phorm

Kütüphanemizin Yerini E-Kütüphane Nasıl Alabilir

Okan Ozcelik | 19 October 2012 17:00

E-Kitap kağıt baskısından daha kullanışlıdır. Okuyucunun e-kitapla etkileşimi yüksektir. E-Kitabın üstünlüklerini saymak başka bir yazının konusu. Şimdilik gündemde olmayan bir konuyu açacağım. Elektronik kütüphanemizi kurarken karşılaşılacak bir soruna değinmek istiyorum.

E-kitap okuyucu aygıtlarda kitap üzerindeki metni vurgulayabiliyoruz. Notlar alabiliyoruz. Hatta sayfanın köşesini bile katlayabiliyoruz. Tüm notlar listelenebilir. Aralarında gezinilebilir. Notlarda arama yapılabilir. Bütün bunlar çok güzel. Kitaplarımızı kişiselleştirmiş oluyoruz. Notlar kitabı hatırlamak için önemlidir. Üreticiler, aygıtlarında bunların ne kadar kolay yapıldığını anlatıyor.

İnternette Fenomen olmak artık kolay

Innovation67 | 17 October 2012 17:34

Yöntemden ilk nasibini alan Hilal Cebeci oldu. Herkesinde bildiği gibi Twitterda yayınladığı yarı çıplak fotolarıyla gündeme geldi bi ara

Son günlerde bir çoğumuzunda bildiği gibi Gangnam Style’dan sonra Atilla Taş’ın “Yam yam style” adlı şarkısı ortaya çıktı. Peki bunu niçin yaptı ?
Kendi ağzından duyduğumuz kadarıyla tek kelime bunu açıklıyor.
“Her fırsatı değerlendirmek lazım” insanlar, sanatçılarda dahil ne yazık ki fenomen olmak için kendini rezil etmekten çekinmiyor. Tek yapmanız gereken Sosyal medyada tepki gören işler yapmak. Bu tepki olumsuz yönde olursa işiniz daha kolay..

Türk insanı gündemle ne kadar ilgili?

eyupcan199 | 17 October 2012 17:34

Türk insanı günümüzde internet kullanımı açısından hızlı bir ilerleme kaydediyor. ancak bu ilgimiz bizi ilgilendirecek konulardan çok bizi eğlendirecek şeylere yönelmiş durumda. türkiye’de internet kullanan kesim büyük oranda üniversite öğrencisi gençlerden oluşuyor. yaş ilerledikçe internet kullanım oranı gittikçe düşüyor. acaba interneti nasıl kullanıyoruz merakımdan yola çıkarak google trend istatistiklerini incelemeye aldım ve şaşırtıcı birkaç sonuca ulaştım. isterseniz sonuçlara geçelim.

ilk konu başlığımız suriye. malum gündemin en sıcak konusu suriye’deki karışıklıklar. türkiye’den yapılan suriye aramalarıyla tüm dünyada ingilizce yapılan syria aramalarını karşılaştırdım. sonuç biraz ilginç. tüm dünyanın ilgisi 2011 yılından itibaren suriye’ye çevrilmişken türkiye’den yapılan aramalar sadece 2012 yılının sonlarında büyük bir artış göstermiş.

Proticaret

samaruksa | 17 October 2012 17:31

E-ticaret sistemleri her geçen gün daha da fazlalaşarak, alıcısının kafasını karıştırıyor. Son günlerde adını sıkça duyurumaya başlayan ve en önemlisi de ücretsiz olarak yayınlana yeni bir yazılım var. Adı proticaret. Bu yazılım bedava olarak veriliyor. Birçok bankanın sanal posu ve XML entegrasyon sisitemi de içerisinde olan proticaret alıcılarını bekliyor. Yazılım hakkında detaylı bilgiyi buradan alabileceğiniz gibi, yazılımı indirmek için buraya tıklamanız da yeterli olacaktır. ASP ve ASPX kodlama dili ile yazılan proticaret’i ücretisiz üye olarak yazılımı indirebilir ve kurabilirsiniz.

Şimdi Ölmek Zamanı; Wilbur Smith

queennothing | 14 October 2012 14:19

Kitapçıya gittiğinizde, ‘Bestseller’ bölümünde Stephen King, Agatha Christie, Dan Brown gibi isimlerin yanında bir başkasını daha görürsünüz; Wilbur Addison Smith.
9 Ocak 1933 tarihinde Zambiya, Güney Afrika’da dünyaya gelen Wilbur Smith, hayata ölümcül bir hastalıkla başladı. 1,5 yaşındayken beyin humması (ansefalit) teşhisi konulan Smith‘in iyileşmesi, ailesi için sürpriz oldu ama esas sürpriz, akıl sağlığının da yerinde olmasıydı; zira beyin humması, kişinin zekasında geriliğe yol açabiliyordu.
3 yaşına gelen Wilbur, 10 futbol sahası büyüklüğündeki ağaçlıklı bölgeyi oyun alanı bellediyse de her daim çekindiği babasının küçük Smith üzerindeki baskısı, oyun alanını dar ediyordu.

moda blogları arasında derli toplu olanları mı arıyorsunuz?

knulp | 12 October 2012 10:46

gün geçmiyor ki yeni bir moda blogu açılmasın. bu kalabalık içinde göze en batan örnekler kuşkusuz tak takıştır yap yakıştır düsturu ile giydiğini taktığını instagram efektleri ile fotoğraflayıp arz-ı endam eden bir takım ünlü, ünsüz insanların blogları. bununla birlikte, göze batmayı arşın arşın geçmiş ve bir çoğumuzun sırtındaki tüyleri diken diken eden, dimağlarımıza şaplak üstüne şaplak atan “ne giysem?” programları algı eşiklerimizi dumur deryalarına savuruyor.televizyonlarda biçare kadınlara zevkli giyinmeyi öğreteceğim diye saçını süpürge eden, bu yolda kendisinin ve karşısındaki zavallı yarışmacının saçını başını yolmayı kendine görev bilen bir takım moda insanları vs.
peki bu konularda derli toplu düzgün bir şeyler görüp okumak istesek ne tür bir yol izleyebiliriz?
eğer benim gibi zamanınız kısıtlıysa; google ve birçok sitenin içerik indeksleme ve çöp ayıklamak için kullandığı dmoz adlı açık dizin projesi işimizi kolaylaştırıyor. işte size o ayıklanmış türkçe blog linklerden bazıları:

Şeytan bunun neresinde?

NuMB | 03 October 2012 20:20

Gecenin bir yarısı insana paranoya zerk ediyor bu meraklı olma sanatı. Evet, meraklı olmak da bir sanattır ve diğer sanatlar gibi tam olarak ne için olduğu bilinmez.

Yıllarca üzerinde tartışılarak kafamızın ütülendiği, sanat toplum için mi, sanat birey için mi, sanat sanat için mi tartışmalarının, bir de sanat Satan (ing: Şeytan) için mi boyutu var. Nerden mi var? Bu yazı bunu anlatır, hatta konuyu dağıtıp yer yer toparlayamayarak kafasına göre takılır.

Sanat kelimesinin “nat” hecesini ters çevirirseniz, Satan oluveriyor. “Olsun, ne var ki bunda?” denilebilir. Birçok kelimeyi evirip çevirerek anagramlar oluşturulabilir, yeni kelimeler üretilebilir ve buna “sadece tesadüftür” denilebilir. Hatta böyle demek aklıbaşındalarca çok daha makuldür. Ama, biraz aklım başında olmasın lan diyerekten kurcalayınca gecenin bu vakti, insan ister istemez, “ya tesadüf değilse” diye soruveriyor kendine. Velhasıl, merak sanatı başa bela…