bildirgec.org

blogunuzdan navbar kaldırma

gezginciyim | 01 December 2010 14:45

Blogunuzun üst kısmında yer alan navbar sekmesini kaldırmak için kumanda panelinden tasarım bölümüne girin ve html düzenle butonuna tıklayın.Ekrana gelen kutu içinde bir sürü kod göreceksiniz. Aşağıdaki kodu ;

#navbar-iframe {
display: none !important; bu kodu yapıştırdım kaldırmak için
}

/*———————————————–

Blogger Template Style
Name: Picture Window
Designer: Josh Peterson
URL: www.noaesthetic.com
———————————————– */BU KISMA YAPIŞTIRIN VE KAYDEDİN

/* Variable definitions

öss’den sonra oldu ama..

mozel | 21 June 2007 13:14

tam da “bizim zamanımızda yoktu ki anasını satayım” dedirtecek türden bir öss hazırlık türü.. siz televizyonun başında aylaklık yaparken annenizin “hadi oğlum artık internetin başına, akşam baban gelince söyliycem bak” deme ütopyasını bile gerçek kılabilecek türden bir uygulama bu. saatlerinizi internette geçirerek öss ye hazırlanabileceğiniz iddiasıyla hazırlanmış bir nevi e-Learning modeli. ergenlik çağındaki gençlerin internet başında ne kadar verimli ders çalışabileceğini zaman gösterir ama klasik öğrenme metotlarının yerini bir şeylerin alması gerektiği artık su götürmez bir gerçek sanırım.. burada demo ders örneklerini görebilirsiniz.

apple imc (bilkom)

f205 | 01 June 2007 07:15

Anlatmazsam çatlarım derler ya,

Apple IMC (Bilkom)‘a hem çok teşekkür etmek hem de başımdan geçen en ilginç olaylardan birini paylaşmak istiyorum.

Bozulan MacBook’umu bir gün içinde tamir etmiş olmalarının şoku içersindeyim.

Bilirsiniz, normalde elektronik bir cihaz bozulduğu zaman, servise gitmesi gerektiği zaman oldukça beklemek zorunda kalırız. Cep telefonları için Başarı Elektronik bildiğim en iyi servisti (nokia servisini durdurana kadar). Servise gider, telefonunuzu bekler bir çay içer biraz beklerdiniz ve telefonunuzu yapıp getirirlerdi.

Snow Cake (2006)

queennothing | 05 April 2010 13:39

I am Sam“, “Forrest Gump“, “Mozart and the Whale“, “Rain Man” (belki biraz da “My Left Foot” ve “Idioterne“) tarzı filmlerden hoşlandıysanız, “Snow Cake” tam size göre. İngiliz sinemacı Marc Evans’ın yönetmenliğini yaptığı sinema filmi “Snow Cake” (Kar Pastası), 2006 senesinde vizyona girdi. Amerikan aktris Sigourney Weaver ve İngiliz aktör Alan Rickman başrollerini paylaştıkları filmde ‘Bill Murray havası’ hakim.

Alex, kendi başına yolculuk yapan, yalnız ve çekingen bir adamdır. Durakladığı yerde tesadüf eseri tanıştığı genç bir kızı da arabasına almak zorunda kalan Alex, genç kızın kendisine yabancı gelen giiyim tarzı ve samimi tavırlarını tuhaf bulduysa da, yola devam ettiklerinde ‘iki uzak akraba’ halini alırlar. Ancak karlı yollar, bu uzak akraba ilişkisinin gerçek boyutunu hazin bir şekilde sonlandıracak, Alex’in vicdanına saplanan acıyla ikinci boyutuyla devam edecektir.

30 Çok Kullanışlı WordPress Eklentisi (Mayıs 2009)

LeBron | 17 June 2009 21:00

Daha önce nisan ayının en iyi 20 wordpress eklentisini burada görmüştük. Bu yazımızda ise mayıs ayının çok kullanışlı 30 wordpress eklentisine ulaşabileceksiniz.

1. twitter widget pro

twitter beslemelerini görüntüler. Profil resimlerini destekler. Yaklaşık 5 saat öncesine kadar güncellemeleri göstermektedir.

2. twitter friends widget

Bu eklenti ile twitter arkadaşlarınızı kenar çubuğu aracılığı ile güncellemelerini takip edebilirsiniz.

3. easysms

Easysms, site yöneticilerinin okuyucu ve kullanıcılarına cep telefonuna mesaj göndermek için harika bir yoldur.

BİR YABANCI GİBİ

mavilikler | 28 December 2009 10:32

Bu bir çeşit ölümdü. Belki ölümden de acı bir dönüşüm… Öyle bir dönüşüm ki, dönüşen şeyin, değişik bir şekilde de olsa varlığını sürdürüyor olmasındansa, gerçek bir ölümle sonsuza dek yok olması çok daha az acı verici görünüyor.
Çünkü o şey, var oldukça, dönüşümden öncesiyle sonrasını sürekli bir çatışma haline sokuyor; en küçük bir hareket ya da sözü önceden hissedilen duyguların artık hissedilmediğinin, o duyguları uyandırma gücünü uzun zaman önce yitirdiğimizin güçlü birer göstergesi durumuna getiriyor.
Mesela karşımızdaki yakışıklı bey bize ‘Ahmet bugün büroya uğradı. Uzun zamandır görüşmemiştik.’ diyor. Bizse artık eskisi kadar cazip olmadığımızı düşünüyor ve ‘Bir ömür boyu gözlerine bakabilirim.’ dediği o günleri özlüyoruz.
‘Öyle mi? Şey… Nasılmış?’ türünden de olsa birşeyler geveleyebilecek gücü bile bulamadığımızdan karşımızdaki bey, ne zamandır özlemini çektiğimiz bir ilgiyle gözlerimize bakıyor ve: ‘Neyin var senin?!’ diye soruyor.
Evet… Neyim var ki benim?! Bir hastalığım yok… Aç kalmıyorum… Yakışıklı ve sorumluluk sahibi bir kocam var… Haftada bir gündelikçi kadın geliyor… İstediğim kadar harcama yapabiliyorum…
‘Beni endişelendiriyorsun!’
Gözlerinde ilginin yanısıra birşey daha vardı. Ne olduğunu tam çözememiştim… Ama onu daha fazla bekletemezdim. Çözme işini sonraya bırakarak: ‘Yok birşey!’ dedim. ‘Sadece…’