bildirgec.org

üniversite hakkında tüm yazılar

Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS)

imaj1036 | 03 Temmuz 2012 12:02

LYS’ye girmeye hak vermek ve 2 yıllık ön lisans programlarına öğrenci seçmek için tek oturumda yapılan 160 soruluk ve 160 dk.lık sınavdır.

YGS; Türkçe, sosyal bilimler, matematik, fen bilimleri derslerinden 40’ar sorunun sorulduğu yorum, dikkat ve hız ağırlıklı bir sınavdır.

Türkçe sorularının içeriğinde çoğunlukla 20 dil bilgisi, 20 paragraf sorusu bulunur. Paragraf sorularının birçoğu uzun ve uğraştırıcı sorular olarak düzenlenir ve çözülmesi için genel olarak 20 dk.nın üzerine çıkmak, olabildiğince de odaklanmak gerekir. Sınava bol bol kitap okumuş olarak girmenin katkısı büyüktür.

Anne Gülüşlü Kız

mavilikler | 28 Ekim 2011 10:06

Sımsıkı sarsa bir şeyler beni… Bir sevgilinin kollarından söz etmiyorum ille de. O da seçeneklerden biri olabilir tabii. Ama tek seçeneğe indirgenemeyecek kadar derin bir şey benim bahsettiğim… Öyle bir kucaklayışın içinde bulayım ki kendimi, dünya kapkalın bir çizgiyle ikiye ayrılsın. O kucaktaki ben ve dünyanın diğer yanı diye…

Küçük bir kızken annemin kucağında hiç mi oturmadım? Sayamayacağım kadar çok kez hem de… Şefkatse şefkatin en büyüğüydü gözlerindeki. Beni tutuşu tüm kötülüklere karşı koca bir duvar, enseme kondurduğu öpücük sevildiğimi ispatlayan en inandırıcı dokunuş…

Bir…İki…Üç…TIP!

karuma76 | 19 Mayıs 2011 17:13

Dün gibi hatırlarım, sıra sıra kitaplarda sayfalarca soru çözdüğümü. Duvarlara yaslanıp kara kara düşündüğümü. Bir gün belirliyorlar, bir tarih koyuyorlar, adına da sınav diyorlar. Sonra kenara çekilip seni seyrediyorlar. Eski Roma devrinin eğlenceleri gibi. Aslanlar ve insanlar… Şimdiyse sınavlar ve öğrenciler…Ucunda ödül de var. Hayatını kazanacaksın.
Uzun bir süreç ama nedense herkes kısacık yaşamaya çalışıyor bu üniversiteye giriş sınavlarını. Sınav aslında doğunca başlıyor haberimiz yok. “Daha var nasıl olsa, sonra çalışırım!” Bu öteleme evresi son seneye gelene kadar devam ediyor. Son sene gelince ve ufukta sınav görününce paçalar tutuşuyor tabii. “Nereden başlasam?” Panik havası ile başlayıp Aydın havası ile bitiriyorlar(!)

İlk yağmur…

admin | 24 Mart 2011 16:05

İlk yağmur düştüğünde nasıl da sevinmiştim. O zaman İbrahim daha 10 yaşlarında idi. Ben ise taze bir fidandım. Yağmur tüm bedenimi ıslatmış, her yerimden damla damla yere dökülüyordu. Ara sıra İbrahim yanıma gelir benimle konuşur, kendince bana derdini anlatır sonra su vererek vedalaşırdı. Kendinin anlattığı kadarı ile biliyorum, annesini kaybetmiş bir müddet sonra da babası başka biriyle evlenmişti. Ablası Ankara da okuduğu için İbrahim evde yanlızdı.Yine birgün benimle dertleşmeye gelmiş.Belli ki canı çok sıkılmıştı. Yanıma oturdu ve anlatmaya başladı.”Çok sıkılıyorum gonca,canım çok sıkılıyor.Babam bana kardeş geleceğini söyledi.Ben gelmesini istemiyorum.Ablam bana yeter, hem okulu bitirince beni yanına alacak, söz verdi.

Bilmek İstiyorum !!!

Cali Kusu | 15 Şubat 2011 10:41

Kuşların ağladığında neden öldüğünü bilmek istiyorum. Gözyaşının gücü öldürmeye yeter mi? ya da bir damla yaş için ölmeye değer mi?Köpeklerin neden bukadar sadık olduğunu bilmek istiyorum. Değer bilmeyen insanlara böylesi sadık varlıklar neden veriliyor? Sadakatin anlamını bilmeyenlere sadık dost lazım mıdır?