bildirgec.org

pillibebekkuyuda

8 yıl önce üye olmuş, 123 yazı yazmış. 13267 yorum yazmış.

Aşkım, Bukowski..

pillibebekkuyuda | 30 June 2008 09:24

Seni, neden bu kadar çok sevdim, bilmiyorum ki, Bukowski..

Hayatını okuduğum ilk günden beri, aşıktım ona…Bir insan bu kadar doğal olabilir miydi. Bir hayat, akışına bu kadar kolay bırakılabilir miydi..

Bir gün diyordu ki..”Hayat, sonlanmak için bile bu kadar çabaya değmez, bir şeydi’’

Haklıydı..

En çok viski yi severdi..

Bukowski ve kadınları, onu okudukça bütün kadınlarından kıskandım.. Seninle, en az senin kadar, iyi viski içebilirdim.. ”Bukowski’’ adın da, viski kadar sertti..

Yalnızdın ve yenilmiştin hayatta, ama sen kadınlarınla da yalnızdın..Her bir gidişleri, yeni bir gelişin, başlangıcıydı..Onlara, hiç yalan söylemedin.. Aldatacağını hissettiğin anda, bir öncekini, bitirdin..Ne aradın ki onlarda, bu kadar bulamadın..

Down..

pillibebekkuyuda | 18 June 2008 11:18

Onun benden başka arkadaşı yoktu..

Sebebi mi, Down Sendromlu oluşu.. Annesi ile babası rica etmişlerdi. Oğlumuzla arkadaşlık yapabilir misin?

‘’Arkadaşım Eşek’’ gittiğim ilk tiyatroydu orta okul yıllarında…. Bir anne ve babanın oğullarına arkadaş aramaları çok sıradan gibi görünse de, onun yuvarlak mavi gözleri, tombul parmakları, aslında çok sevimli görünüyordu gözüme..Sıradışı, normal arkadaşlarım gibi değildi..At gibi kişneyerek gülüyordu..Annem ve babamdan gizlice arayıp, ‘’Teyzeciğim, oğlunuzla arkadaşlık yapabilirim’’ demiştim.

Büyük Beden, Küçük Ruh..

pillibebekkuyuda | 03 June 2008 01:36

Bölüm I

Hopla dur, zıpla dur..

Ne büyük bir bedeni vardı ; içinde taklalar atar, saklambaç oynar, yemek yer, yine de bir sürü dolduramadığı boşluğu olurdu..

O, yemeyi çok severdi..
Bir gün, dondurmasından, kara bir sinek çıktı..

Sinek, elini beline koyup,

-Daha nereye kadar ? dedi ona..

O,

-Sen kim oluyorsun, ölene kadar, beden benim değil mi, dedi..

Sinek çok sinirlendi.

-Etime dolgunum, görünüşüm pek iyi değil ama senin için fark eder mi?
Beni de ye, dedi ona..

Gül Bahçeleri..

pillibebekkuyuda | 19 May 2008 12:39

-Dans edelim mi ?
-Neden olmasın..

Muazzam bir aşk yaşanmıştı, gül bahçelerinde.. Herbirimiz, ayrılan gül yapraklarının, farklı diyarlara savrulup gitmiş birer parçalarıydık..

O küçük çiftlik evine geldiğimiz yıllarda, irili ufaklı sekiz adet yeğen ve kuzenlerdik. Ailemiz, büyük bir aileydi.

Gözlerin beni seçmişti, ellerim seni seçmişti.

Sen de yaz tatili için geldiğin o yıllarda, bilmem ki ”Çalıkuşu’’ nun kaçıncı şekliydik. Sabahlara kadar uyumaz, ağaç dallarında asılı kalır, baykuş taklidi yapardık. Sen, her defasında, en güzel sesi çıkaranın, ben olduğumu söylerdin.. Beni böyle övdükçe, bütün gece dişi bir baykuş gibi, sana kur yapardım.

Karadut..

pillibebekkuyuda | 28 April 2008 09:13

Seçtiğim kara bir dut, karadut..

Ağacın en tepesinde duruyordu, kaç gündür odamın penceresinden dürbünle, ona öylece bakıyordum. Sadece, o koca dutu yerken, aldığım lezzeti düşünüyordum. Her sene gittiğim yaz tatillerimden herbiri ayrı bir güzellikte geçerdi.

O ağaca, sabah herkesten önce uyanıp, çıkabilirdim.
Evet, saat tam istediğim gibiydi..
Zaten ağaçlara çıkmak ya da inmek benim için yolda yürümek gibi birşeydi..

Ağaç ,tahmin edebildiğinizden çok daha haşmetli, sanki her kötülüğü içine çekip bütün insanlığa üzerindeki meyvaları sonuna dek sunabilecek kadar kollarını açmış, tüm merhametiyle bekliyordu.

Garip Bir Gece..

pillibebekkuyuda | 21 April 2008 23:05

Her zamanki gibi fabrikadan geç çıkmıştı. O, kimsenin olmadığı boş yolları tercih ederdi.
Aynasını düzeltti, gözleri ıslaktı. Gün içinde dudağında çıkan uçuk, tüm yüzüne yayılacakmış gibi duruyor, inanılmaz bir acı veriyordu ona.. Öğlen yemeğinde midesi allak bullak olmuş, yediği herşeyi çıkarmıştı. Sadece kızarmış bir dilim ekmek, tulum peyniri ve tereyağı İstiyordu canı..

Fabrika ortaklarından biriyle fena atışmış, ”verin hakkımı, gideyim ben” dememek için kendini zor tutmuştu ..
Tekrar aynaya baktı burun deliklerini oynattıktan sonra yola koyuldu. Aklına bir an, 4 ay önce komşularına emanet ederek döndüğü kedileri Marilyn ve Monroe geldi. Marilyn, sahibi gibi insan olmaya çalışan bir kediydi,
Hatta birkaç kez insan sesi çıkardığına şahit olmuştu..Onları özlediğini hissetti..

HORON..

pillibebekkuyuda | 26 March 2008 10:13

Uyansam, sabaha aşık rüzgarda
Uzansam, buluta hayran yağmura
Islansam , nehir in hoyrat dansında
Gel, desem, sabırsız bir çocuk gibi.
Deli et beni, bastırsın karayel
Fırtınalar sessizliğinde,süt içen beyaz bir kedi
Koparır mı, bir meltem, dalından özlemi.
Gel meydana , tepelim güzel bir horon,
Susar sazlar, sensiz olmaz bu düğün.
Topraklar kurak, ıslanmak ister,
Kara bir buluta, gebe hayaller,
Ateşin, içimden geçen, kızgın bir demir
Sözleri dinlemem, gözlerin emir.
Bağışla beni, canım sevgilim
Sana değil, hasrete olmuş, bedenim esir,
Gel, desem, sabırsız bir çocuk gibi
Azabın kıyısında yıkandım, uslandım artık
Yeter bu bekleyiş, çile mi devir
Sabrımla bir devri ördü, ellerim
Geçer mi, bir ömür, soğuk dağında.
Bülbül bile sustu, böcekler sersem,
Tilki kurnaz değil, arı iğnesiz.
Ayrılık, seçilmiş bir sürgün gibi,
Ölüm oyuncak, güldürme beni..

Ruhum, Bir Lunapark..

pillibebekkuyuda | 13 March 2008 23:57

Atlı karıncalar dönmekte yavaştan, üzerinde sen, şahlanmış bana geliyorsun. Soğukça bekliyorum. Bana, ne yaşatacaksın, hiç merak etmiyorum.Her kadın gibi, çok hayal kurmuyorum. Genç kızlık heveslerim, hiç olmadı, biliyorsun.

Dön ya da dönme dolap, her durduğun noktada inip yoluma devam edeceğim..Heyecan duygum yok. Sana alışmak istemiyorum.Bağımlılık nedir, anlamını bilmenin bir önemi yok..

Sabah, yatakta bıraktığım geceliğim olmanı istiyorum. Ben, sıradanlığı seçiyorum. Hiçbir beklentisi olmayan, dümdüz; yavan, çıplak bir aşk. Ot gibi. Buna, sen, ‘’aşk denilemez’’, diyeceksin. Sana göre denilemez, bana göre denilir. Herkesin mutluluğu, kendi isteği olan..
Ben, bunu istiyorum. Sana, ilk günden, yirmi yıllık, hayat arkadaşım gibi davranmak, yanında, konu yaratmamak, tüm sessizliğimle öylece sana bakmak, sevimli görünmek için rol yapmamak istiyorum. Beni, güzel bulmamanı istiyorum. Sana göre, son kurduğum cümle düşük, bana göre değil. Ruhumun seçildiğini, her fırsatta, sadece muzipçe yüzüme gülümsediğin, birkaç saniye içinde yaşamak istiyorum..Ruhunu seçtiğimi sessizce yanında yürüdüğümde, adımlarımı atarken, her tökezlememde, kolunu tutmak istediğimde, sana hissettirmek, istiyorum.

Beni mi aradın, hayır sen aradın..

pillibebekkuyuda | 04 March 2008 15:00

Bazen güzel bir dönüş gereklidir, yaşanan eski aşklara..

İyi anlaştığın, herşeyinle sevdiğini hissettiğin aşkının kalbini fena halde kırmış, seni daima seveceğinden emin olduğun için fethedilmiş bir kale gibi bırakmışsındır geride..Emrine amadedir artık..

Şımarıklık yapıp, onu yarı yolda bırakmış, sanki hayatının her döneminde, seni sen olduğun için seven bir sürü kişi ile karşılaşacakmış gibi devam edersin yaşamına.. İhtiraslısın ya, oynak ruhunun geleceğine yaptığı sıkı bir kötülük olduğunu anlaman için bir iki aşk darbesini haketmişsindir artık..
Başlarsın içinden ”o farklıydı, bana bunu yapmazdı” diye hayıflanmaya ki, belki o senden çok daha, sevgiye değer birini hayatına almış, kaprislerden binlerce kilometre uzaklaşmış, gülümseyen gözlerle geçmişine bakıyordur..

En İyi Arkadaşım..

pillibebekkuyuda | 23 February 2008 18:48

Zaman zaman dostlarımız olur. Çeşitli yerlerde tanışır, toplanıldığında davet ediliriz. Ya da işyerinde güzel arkadaşlıklar kurarız sonra bu ilişkileri gündelik yaşantılarımıza taşırız. Ama bir tanesi vardır ki, ihtiyacımız olsun ya da olmasın hep yanımızdadır.

-Ben çok kötü hissediyorum kendimi..Acayip aşığım ve onun umurunda değilim.

En iyi arkadaşım fena halde aşık olmuştu. Bir şeyler yapmalı, onun fark edilmesini sağlamalıydım. Okul dönüşümde Erol u sıkıştırıverdim bir kenara..

-Neşe yi çok seviyorum, o kadar da güzel ki..Onun hayatına girecek kişi, çok şanslı bence.