bildirgec.org

ma chahell

8 yıl önce üye olmuş, 15 yazı yazmış. 102 yorum yazmış.

Sarıl.

ma chahell | 20 September 2007 12:38

Sarılma eyleminin uygulandığı durumları görmek canımı sıkılıyor. Hemen hemen bütün rutin karşılaşma ve vedalaşma seramonilerinde var.
Atalarımızın bu eylemi nasıl keşfettiklerini ve nasıl anlamlar yüklediklerini düşündüğümde içim kan ağlıyor (eheh.).
Gerçekten.
O insanlar sarıldıkları andan itibaren bütün gezegene ve çevre şartlarına ve etkileşim mecburiyetlerine sırtlarını dönüyorlardı. Herşeye.
Sarıldıkları şey hariç.
Hissettikleri yoğunluk, bu hareketi günlük işlerliklerinin içine empoze etmeye yönlendirdi onları.
Tamam. Ama tadında bırkamadık herzaman olduğu gibi.

Kadın hakları.

ma chahell | 20 September 2007 10:02

Kadınla erkek durakta otobüsü bekliyorlardı.
Gayet sevgili gibiydiler.

Yüzlerindeki (benden biraz daha yaşlı olduklarını gösteren) hafif kırışıklarla örtüşen sevgi dolu ifade onlardan hoşlanmamı sağladı.

Sonra, biran için düşündüm ve nurtopu gibi bir ikilem-im oldu:
Onlardan hoşlanmış olmamı sağlayan esas sebep, ilerlemiş yaşlarına rağmen, -genç insanlar gibi- cinsel kimliklerini bütün durak insanlarına gösterebildikleri ölçüde içlerinde büyüyen haz zerreciklerinin yüzlerinde yansıttığı derin sevecen ifade de olabilirdi gayet.

Aşk Mektubu.

ma chahell | 10 September 2007 12:22

Sevgili sevgili,
Beş duyunla algılayabildiğin herşeyin (hiçbirşeyin) tek bir anlamı olmadığı bir an… Yıllardır gördüğün (orada olduğunu algıladığın) için varlığına inandığın, varlık olduğunu kabul ettiğin için bir anlam yüklediğin hiçbirşeyin (herşeyin) senin için zerre kadar manâ ifade etmediği bir an… Belkide yıllardır nesnelere yüklediğin anlamların hepsini unuttuğun o an…
Sadece gördüklerin değil.
Deri.Sıcak.Çok sıcak.Ateş.
yada insanların söylediğini duydugun kelimeler.
Belki bulundğun odada sana ‘vanilya’ fikrini anımsatmak üzere tasarlarnmış ve görevini igfa etmek adına yanan bir tütsü… Ne vanilya ne de burunun işlevinin yada daha delicesi burnun ne olduğu önemli senin için.
Hele-hele insanların yüklediği anlamlarda yüceltilen, herkesin bildiği isimlerle çağırılan yöresel tadlar hiç umrunda değil.

Kedi’ nin insanı olmak istiyorum.

ma chahell | 08 September 2007 10:53

Bu kadar güzel bir kalem bulmasaydım yazmaya başlamazdım.
Çok güzel bir kalem. Bütün aksamı demirdenmiş gibi.
Ama kediyi uyardım. Yazarken rahatsız etmesi durumunda gerçekten demir olup olmadığını en iyi o anlayacaktı.
Daha akıllı-uslu şeyler anlamayı tercih etti sanırım ve açık olan pencerenin iç taraftaki geniş pervazına kıvrılıp, göremediğim (perdeden dolayı) ama tahmin ettiğim şekilde uzanmış, geceye bakıyordur herhalde (romantik oldu bu).
Aslında genç ve meraklı bir kedi olduğu için endişelenmeliyim ama sineklik teknolojisi içimi rahatlatıyor.
Meraklı bir kedi, dördüncü kattan sırf aşağıdaki ışık hareketlerinin ne olduklarını yada nereye gittiklerini merak ettiği için atlayabilir.
Kedinin dördüncü kattan atlaması için gerçekten meraklı olması gerekir, evet. Meraklı olması için illâki genç olması gerekli şeklinde bir durum söz konusu değil ama. İnsan ırkı ile karşılaştırıldığında orta yaş denilebilecek bir yaşta, mesela dört yaşında bir kedi de atabilir kendisini camdan.
sırf meraktan.

?

ma chahell | 08 September 2007 10:24

Nedensiz bir hareketin peşinden nedensiz bir biçimde hareketlenmiş olabilirim.
Neden hareketlenmiyecekmişim?
Hangi neden bana bu hareketliliğin manâsız olduğunu ispatlıyabilir ki?

Neden, Ne? den dolayı? gibi mi?
Nedensizlik nerede peki?

zaaf.

ma chahell | 01 September 2007 14:22

Kısa boylu olanı, esiri olduğu arzusunu son bir umutla tekrarladı;
-Abi ben ayran içmek istiyorum.
Diğeri sadece durdu ve gözlerinin en içine baktı. Telepati çalıştı. Kısa’nın verecek tek bir karşılığı bile kalmamıştı.
O an aslında en çok yapmak istediği şeyi yaptı : sustu.

Uzun, gazlı içeceklere yöneldi. Yapılması gereken herşeyi doğru yaptı ve kapağın cam olmasının verdiği avantajla, dolaba doğrı adımlarken gözüne kestirdiği şişeyi kapağı açar açmaz yakaladı. Çıkardı. Mutlu görünüyordu. Karşılığı olan nakidi verdikten sonra şişenin kapağını açtırdı ve gözleriyle Kısa’yı alıp büfeden dışarı çıkardı.

SON

ma chahell | 23 August 2007 12:26

Bütün bunları nereye kadar zorlayabiliriz ?
En sonunda ne var?
Son ne demek?
Son adında sabit bir nokta olabilirmi?
Peki,
Sabit olmayan herhangi birşey
Kafalarımızdaki ‘SON’ kavramına denk gelir mi?

‘Sonuna kadar gidicem!!’
Deyip başladığım her seferinde SON a ulaştım.
Ama sızmışken.

Esaret genelde canımı sıkıyor.
Ama beni esir eden şeyin olmaması
Canımı daha fazla sıkardı.
Ve işte benim bu durumum,
‘Esaret’ kelimesinin gerçek anlamı..

Aşıkımım.

ma chahell | 16 August 2007 09:56

Herkes anlaşılmayı bekliyor. Diğerlerinin kendisini anlamasını bekliyor. İstisnasız bu. Gezegende ne kadar insan yaşıyorsa..
Hepsi.

Hepimiz içimizde kendimize ait, diğerlerininkilerden farklı birşeyler buluyoruz. Bu bazen evreni algılayış biçimimiz oluyor, bazen bir resme baktığımızda gördüğümüzü düşündüğümüz şeyler, bazen yemek yerken kaşığı tutuş biçimimiz..
Milyarlarca -kişiye özel- durum var. Kesişmelerin yaşandığı anlarsa, anlatmak istediğimiz bu halleri anlaşılmaya değer bulan birileriyle karşılaştığımız anlar sanırım.

Mim .ik

ma chahell | 09 August 2007 16:24

İstanbul.
Şehiriçi toplu-taşımada kullanılan çift katlı otobüslerden birtanesiyle Avrupa’dan Asya’ya geçmekteyim.
Kullandığı hattaki en son araba. Bu yüzden içinde çok fazla insan yok.
Biraz kadın.
Biraz erkek.
Birde sağ çaprazımda oturan ve ilginç mimikler yapan adam var.
İlginç?

Aslında sadece çok gerçekler. Bu gerçekliğe çok alışkın olmadığım için garip, dolayısıyla da ilginç gelmiş olabilir bana bu mimikler.
Gerçek bir mimik nasıl mı olur?
(Soruyu aşağılamıyorum. Ben de olsam aynı soruyu sorardım.)
Bunun sorulabileceğini düşünmüştüm.

Maki -lik.

ma chahell | 29 July 2007 18:03

Küçük ve şirin bir dere vardı.

Dağların arasında, denizden yüksekte, tek amacı; taşların kenarından akan, ağaçların yapraklarından damlayan yada hafif meyil eşliğinde yumuşak toprakta oluşturduğu küçük kanallardan sızma yapan yağmur suyunu bünyesinde toplayıp, kendisinden bir büyük sınıflandırmayla tanımlanan akarsuya ulaştırmak olan küçük ve şirin bir dere.

Arada bir yerde…

Kendisini oluşturan eş-değer hareketlenmelerin, kendisini oluşturduğu şekilde, O da kendisiyle eşdeğer hareketlenmeler (diğer dereler)le birlikte, kendisinin bir üst modelini oluşturuyordu.
Evet. Kendi kendisini üreten bir rutinin parçası idi.
Arada bir yerde.