bildirgec.org

cesaret hakkında tüm yazılar

ANNELİK

esra7909 | 26 April 2011 11:33

Bir çocuk düşünün…Doğdu doğalı hastanelerde ameliyat masalarında olan bir çocuk.Annenin onu yaşatma sağlıklı tutma çabası.Çoğu zaman yalnız mücadele etmesi.Kalp,böbrek,koah hastalığı bunun yanında da ağır zihinsel özür.Anlatırken bile içi acıyor insanın…6 yaşında ve yaşıtları okullarda eğitim alıp sokakta oynarken o sadece evinin camından balkonundan bakıp kendince sesler çıkararak eğlenmeye çalışan bir melek.Doktordan beyaz önlükten hatta korkan bi çocuk…Abisi ile bile doya doya oynamayan yorulan tıkanan bir kardeş.Annenin kimseye anlatamadığı korkuları,kendini anlatamadığı yakınları,eşi bile anlamazken diğerleri nasıl anlasın…

Başarmak için asla geç değil…

esra7909 | 21 April 2011 15:36

Durup düşündü bir gece…Yaşadıklarını,sevinçlerini,hüzünlerini,nereden nereye geldiğini…

‘Çocukluğum ‘ dedi önce…Mutlu huzurlu sandığı çocukluğu.Hiçbirşey anlamıyordu ki o zamanlar.Bir oyuncak yetiyordu yüzünü güldürmeye.Oysa şimdi düşünüyordu da o zamanlar da yalnızmış.Kandırıldığı küçük mutlulukları,oyunları varmış.Adı üstünde çocukluk işte…
Gençliği geldi aklına birçok sıkıntıya ailesi ile birlikte göğüs gerdiği ama yinede kimseye yaranamadığı o ziyan olan yılları.Ne olursa olsun kıyamadığı ailesi…Yaşıtları gibi olmamıştı hiçbirzaman hayatı.Hep yarımdı yaşadıkları.Gençlik dedikleri o yıllarını, yaşıtlarıyla eğleneceği,aşkı tadacağı,geriye dönüp baktığında ne yıllardı diyeceği zamanları sıkıntı ve mutsuzluk üstüne kurulmuş,eksik kalmıştı.Gözünden süzülen iki damla yaş boşa geçen keşke dolu o yıllaraydı…


Sadece hayalleri vardı ona huzur veren.Belki diyordu hatta çoğu zaman emindi evlenince diğer yarısını bulduğunda değişecekti herşey .bu hayalle tutundu hayata,bıkmadı,yılmadı direnmekten.
Gün geldi ve doğru sandığı insanla bir hayat kurdu kendine.Masal gibiydi günleri.

Kasaya değil yureğine güven

zarifce | 22 February 2011 20:40

Bir iş adamının yaşadığı ekonomik sorunlar neticesi düşüşü ve ilginç bir şekilde yükselişini sizlerle paylaşmak istedim.
Ticarette engin tecrübesi ile istediği noktaya gelen Orhan bey, günün ekonomik gelişmelerine (malum krizlere) ayak uydurabilmek için borçlanmaya başlamıştı.Son olarak 2001 yılında yediği kriz darbesiyle elinde olan herşeyini kaybederek borçlarını iki katına çıkartmıştı.Bu durumdan kurtulabilmek için denemediği yol gitmediği ve çalmadığı kapı kalmayan Orhan bey bir çıkar yol bulamamış yorgun bir şekilde geldiği parkta, oturarak ellerini başının arasına alıp düşünmeye başlamıştı.

gece…

firatocal | 17 August 2010 11:08

üşüyen düşlerimi şefkat dolu elleriyle örten sırdaş dostumdur gece… gözlerimi kapatıp tüm savunmasızlığımla kendimi bıraksam bile , bilirim bana ihanet etmeyeceğini…

bazen özlem dolu aşk kokan bir sevgili olur , bazense koruyup gözeten , başını güvenle yasladığın bir anne … dalıp gidersin düşler diyarına mehtap kokan , yakamozun ışıl ışıl aydınlattığı elleriyle…

yaşam yorgunu bedenimi , ayrılık bitkini ruhumu dinlendiren kendinden emin , yalnızlar rıhtımıdır kadim dostum gece… dobradır , dostların en harbisi… kimsenin söylemeye cesaret edemeyeceği gerçekleri düşlerime fısıldayan acı gün dostumdur…

sırtını hiç dönmez bana… gün boyu aklıma gelmese bile adı , güneşle veda
laşma anımda tüm affedi
ciliğini giyinip , güler yüzüyle karşılar onca karanlığın arasın dan … ayrılığın şiirini yazdırır kalp kırıklıkları üstüne… elimi kesse de kırıntıları , acıtmaz gün boyu canımı acıttığı kadar herşey onunla…

gizli saklı

furkan iren | 22 June 2009 16:51

ve kendi cehennemimde yanarken vicdanım
beynim, düşüncelerim erirken anlamsızlıkların potasında
ben öylesine durağan ve durdurulmuş
geçmişe dair an’ları yeniden yaşamak çabasıyla bugünü, yarını elimde bir silgi
aldığım nefesleri silmeye çalışırken
herkese ibret bir delilik hali sayarken uzaktan izleyen yabancı gözlerin esaretinde
ben kendimi,
ben kendimden
olduğumdan uzak, olmak istediğimden ve senden uzak
kendime el olmuşluğumla, yüreksizliğimle
terk ediyorum bu şehri sana veda etmeye, seni son kez görmeye
cesaret edememişliğimle, sana söyleyemediğim hislerimle
gönülde özenle büyüttüğüm fakat o kadar çok kurgulamama rağmen karşına çıkıp dillendiremediğim
o kırık, o narin ve o söylenememiş tek kişilik yaşanmaya bağımlanmış ama bir türlü alışılamamış
bir sana dair; gizli gizli sevmek içimde hoyratça, asice, bildiğimce, hudutsuzca sevmek
bir sana adanmış, bir sana ait, bir tek sen diyen sevmek
ve sana bunu gizli gizli, suskunca
gözlerine her baktığımda her seferinde çekingen ve ürkekçe bir tutkuyla anlamanı dileyerek
tanrıdan, ağaçtan, ormandan, aldığın nefesten, yerdeki çiçekten, ondan bundan sebeple..
fakat kelimelere dökmeden sana söyleyemeden seni sevmek
belki bencilce, belki de çocukça, belki de.. belki de;
korkulardır bana suskunluk duvarlarını ördüren
senden adımlar beklerken gözlerim ve naif yürekteki sevdalık, tutku, hasret
belki gizli saklı seni sevmek istemek ve dahi sürekli bile bile acıların en beterini hissetmek
seni kaybetmekten korktuğumdandır belki de;
bu hodbinlik, bu anlamsız tecrit,
gözlerimdeki sevmek çoşkusunu saklambaç oynarmışcasına gözlerinden kaçırmaya çalışmam
belki de senin benden kaçıyor olmanın sebebidir benim tüm hatalarım
seni kaybetmemek uğrunda çektiğim acıya direnmem ve susmalarımdır
çünkü sen benden daha çok susuyorsun ve ben biliyorum ki
sen bana anlattıklarından daha fazlasısın, anlatacağın kısım anlattıklarından çok daha fazlası
senin suskunlukların, anlamayışların, gizemlerin, anlatmadıklarını bilmemi bekleyişin
yorgunluğumun senden değil hayattan olduğunu kabullenmeyişin
çekip gitmelerin ansızın anlamsız şeylere anlam katıp uzun uzun küsmecelerin
bunlar değil
seni benden uzaklaştıran
tamam diyorum her seferinde
anlatacaklarım bir kaç kelime, biraz daha varsa o anda cesaretim belki bir kaç cümle
ondan sonra bir ses derinden ya sonrası, ya sonrasında “ne olacak”?
işte bu his, bu düşünce senden kaçmak istememin
sana dair, sana ait sevmeyi dillendiremeyeşim, suskunluğum ve bir çok şeyin
nedeni, sebebi, anası, kaynağı

ey kendim

| 13 March 2009 14:43

Hançerdi tırnaklarım dün gece bedenime. Avuçlarımdaki kan akçesi, neyin bedelini ödeyebilirdi ki…

Uzağa bakınca karanlıkta, bütün renkleri seçebilirdi gözlerim. Bakmadım, bakamadım. Korkudan ve korkaklığımdan beklide… Meziyet midir korkaklık ? cesaret mi?

Haydi kendim, şimdi sevin kendine. Korkaklığın büyüttü seni, aldı başını, göğe erdirdi.

Ağardığında gün, adımlarım yavaştı. Yetişme telaşı yok ve sıradan bir nefes. İp atlamadım çocuklarımla ve simit almadım kendini dinozor sanan Cihan’ a.

Hiç yemin bozmadın ey kendim. Sakın ha! kalsın başın erdiği yerde, lakin unutma ayakların yerde.

Götür beni ayaklarım portakal bahçelerine.

Sevginiz için ne yapabilirsiniz?

secretzone | 22 November 2008 15:28

Seviyorsunuz… Belki bir an bile aklınızdan çıkmıyor sevdiğiniz.. Ama onun için yapabileceğiniz nedir en fazla? Nelerden vazgeçebilirsiniz onun için? Ya da kaç kişiyi karşınıza alabilirsiniz korkusuzca? Hayatınızı ona adayabilir misiniz? Ondan uzak kalınca, ayrılınca onsuz yapamadığınız için ölümü mü düşünürsünüz yoksa sevginizi yaşatmayı mı -kendiniz acı çekseniz de-?

Elinizden geleni yapmanıza karşılık bir şey göremediğinizde devam eder misiniz karşılıksız yapmaya? Ne kadar devam edersiniz?

Tüm hayatınızı sadece sevdiğiniz kişi için ters yüz ettiğiniz halde “sen benim için ne yaptın” cümlesini duyduğunuzda ne hissedersiniz?

taş kesil kalbim

nebilim | 19 September 2008 11:39

üzerine akan gözyaşları sabrını tüketiyor
vuslatı kaf dağının ardında görüyor
Çekemiyorsan bu nazı

seni terk etmiş yalnızlık
ötesini çekemiyorsan
yârin hayali dağlıyorsa özünü

sevdaya cesaret edip
hicrana dayanamıyorsan
visali dahi hayal edemiyorsan

kop bağrımdan
sevda meydanında
yalnızlık heykelinin
koynuna sığın
taş kesil kalbim!

Cesaretim Var, Kararımı Verdim.

usttire | 25 August 2008 09:40

Bu güne kadar sensiz yaşadım
Bundan sonra da sensiz yaşayabilirim
Cesaretim var, kararımı verdim.
Bende yolculuk başladı
Bağlasan duramam artık
Ben senden gidiyorum
Cesaretim var, kararımı verdim.

Beni sana bırakmayacağım
Senin için ağlamayacağım
Resimlerine de hiç bakmayacağım
Bir anılar başıma bela
Onlara da bir yol bakacağım
Cesaretim var, karar verdim.

El çek benden, ben çektim senden
Çok koştum peşinden
Şimdi ben de yoruldum
Artık bir şey bekleme benden
Çiçeklerim de solsun
Bakmazsan eğer
Cesaretim var, kararımı verdim.