bildirgec.org

usttire

8 yıl önce üye olmuş, 17 yazı yazmış. 260 yorum yazmış.

Ramazan Sofralarının Bereketi

usttire | 02 September 2008 10:55

İftar vaktine yaklaştıkça evde bir koşuşturma başlar, top patlamadan sonra hazır olmalıdır.Misafirin bol olduğu sofralardır. Bazen soğuk çorba içmen gerekse bile müthiş bir lezzeti vardır.Hurma ile açmayı tercih ederim, gün boyu hayal ettiğim tatlılar ise sanki hayal ederken yemişim gibi gözüme farklı görünür.Annem hep “karnın açken alışveriş yapma” derdi. Sebebi mucizesi bu olsa gerek. Annem bu işlerden çok iyi anlardı bana da anlatırdı ama ne kadarını tam hazmettiğimi zaman gösterecek. Şimdi annemden çok uzakta tek başına buruk bir sofrada zeytinle açılacak olan bir Ramazan’dayım.Aile her şeymiş, hayatın lezzeti hurma ile açılan oruçta değil de o sofrayı paylaştığın insanlarla berabermiş. Ne geri gelir o günler ne de ben gidebilirim. Hayatın elimden aldığı bir güzelliği daha yitirmeniz üzüntüsü içindeyim.
Sahur için annemin hazırladığı hamur işlerinin kokusu burnumda tütüyor da iştahım kesiliyor, bazen kalkıp bir bardak su içip yatıyorum. Annemi ve o güzel eski Ramazan günlerini anmak ruhumu doyuruyor.

Sadece Ezan…

usttire | 02 September 2008 10:30

Ne umutlar verdik dünyaya gelirken, bizden beklenilen roller vardı. İyi evlat olacaktık, sağlıklı doğacaktık. Çok çabalayıp, emek verdiler, sağlıklı olmamız içine ne gerekiyorsa onunla beslendiler. “Aş” erdiler, sancı çektiler, kaç tekme atıp canlarını yaktık. Dünyaya geldiğimizde bu acıların hesabını bize sormadılar. Hemen kucağına alıp mutluluğa gark oldular.Anne işte! Karşılıksız sever, dünyaya eksik gelmişsen, eksiğinin yerini alırlar. Olmayan uzvun olurlar. Bir anne tanıdım diğer anneler gibi gül kokulu, beyin özürlü olarak dünyaya gelen çocuğuna ömrünü adayan. Çocuğunun karnını doyurmadan kendisi yemeyen, onu uyutmadan uyumayan tıpkı diğer anneler gibi bir anne.Sevgi ilaç, sevgi ekmek, sevgi nefes…Çocuk yirmi yaşına gelmiş bir delikanlı ama ne çevresindekileri ne de kendini bilmiyor. Bariz ve farklı olarak tepki verdiği tek olay ezanın sesini duyması oluyor. Bayram yapar gibi ezan bitene kadar kendini bir sağa bir sola hızlıca sallıyor ve anlamı olmayan ama melodik denilebilecek bir makamda ezana eşlik ediyor. Gördüğümde çok şaşırdım ve bakakaldım, etkilendim. Ezan sesi ile mutlu olup huşu içinde eşlik ediyor.Engelli çocuklarda bazı olağanüstü durumlar gözlenebiliyor ama bu şekilde sadece ezana tepki veren bir engelliyi daha önce hiç görmemiştim.
Onu gördükten sonra üzerinden beş yıl geçtiğinde yani bugün vefat haberini alınca sarsıldım. Her ezan sesinde onu andım beş yıl boyunca, bundan sonra anacağım gibi…25 yıllık bir yaşam, kendini bilmeden, sadece ezan…

Yasaklamayı Yasaklıyorum!

usttire | 27 August 2008 10:49

Türkiye kara bir lekeden kurtuldu!
Türkiye YouTube’a yasak ayıbına son verdi. Ancak YouTube’a hemen erişemeyeceksiniz…

Yasaklamak neye çözüm olmuş ki bu güne kadar? Yasaklıyken bile Türkiye’den günde 1.5 milyon kişi ziyaret etmiş. Demek ki yasağı çoğumuz sevmiyoruz.Hem yasaklıyor, hem de bizi illegal yollarla siteye ulaştıracak bilgiyi internet aracılığı bile bulabiliyorken konulan yasağın ne anlamı kalıyor ki.Yasağı koyma sebeplerini olaya hiç karıştırmıyorum. Yasaklanan ne ise açık kalmalı ve gereken protesto eylemleri ile ne düşündüğümüzü gösterebilmeliyiz.Bilişim çağında, teknoloji kullanımı hat safhada ama yasakla!Son bir yasak çıkaralım “yasaklamak yasak” olsun.

Cesaretim Var, Kararımı Verdim.

usttire | 25 August 2008 09:40

Bu güne kadar sensiz yaşadım
Bundan sonra da sensiz yaşayabilirim
Cesaretim var, kararımı verdim.
Bende yolculuk başladı
Bağlasan duramam artık
Ben senden gidiyorum
Cesaretim var, kararımı verdim.

Beni sana bırakmayacağım
Senin için ağlamayacağım
Resimlerine de hiç bakmayacağım
Bir anılar başıma bela
Onlara da bir yol bakacağım
Cesaretim var, karar verdim.

El çek benden, ben çektim senden
Çok koştum peşinden
Şimdi ben de yoruldum
Artık bir şey bekleme benden
Çiçeklerim de solsun
Bakmazsan eğer
Cesaretim var, kararımı verdim.

Jilet Satıyor Şimdi!

usttire | 22 August 2008 15:40

Ailesi ile tartışmış, düşmüş yollara, bir daha geri dönmemiş gurur belasına. İşportacılık yapıyor bir binanın önünü iş yeri bellemiş. Gece işi bitince günlüğü 10 Ytl olan odasına dönüyor. Çayı çok severmiş ama ne çayını yapan bir eşi ne de çayını kaza ile dökebilecek bir çocuğu olmamış. Ağzında dişi de kalmamış, yaş gelmiş kırk beşe artık yeni bir sayfa da açamamış.Gururunun kırışmasına tahammülü yok. Birkaç kere ona yemek veren dükkân sahibinin bir yerde lafını ettiğini duyunca terk etmiş mıntıkasını ta ki yaptığı iyiliği dili ile yok eden o kişi oradan ayrılana kadar. O gidince geri dönmüş kendine dükkân bellediği o binanın önüne, sevinmişler geri dönüşünü gören iyiler.

Jilet satıyor şimdi, dilenmiyor, kar, güneş dinlemez sabah dokuz, akşam altıya kadar burada ayakta dikilir diyorlar. Başkaları beş adedini 1Ytl’ye satarken o 7 adedini 1Ytl’ye satacak kadar da adil.Bir zamanlar çok para kazanmış. Bir arkadaşı kolundan tutup at yarışına götürmüş, bir diğeri ise içmeye… Şimdi çok pişman o günlerine ve diyor ki kendi ağzından bu sözler;
“Ben hata yaptım bu da benim cezam ve çekeceğim”Bu kadar da kendini ve hatasını bilen biri. Arkadaşları olmuş onlarda işportacı ve hepsinde başka bir hikâye, başka bir dram…
Evime dönerken yol boyunca ne kadar işportacı varsa hepsine çok dikkatli baktım. Daha önceleri onların varlığını fark etmediğim için hayıflanarak…

Dünyanın Bütün Sularını Sen Bitirdin…

usttire | 11 August 2008 08:17

Kızım balkonu yıkamak için suyu fazla akıtınca oğlum bu duruma duyarsız kalamadığından ona şöyle bağırıyor;

“Dünyanın bütün sularını sen bitirdin!”

Kızım da savunmaya geçiyor;

“hiçte bile idareli yıkadım”

Bu konuşmalar karşısında gülümsüyorum ve onların daha bu yaşta bu kadar duyarlı olmalarını görmekten de gurur duydum. İkisini de yanıma aldım öptüm bu davranışlarının onlara neler kazandıracağını anlattım. Bizleri bekleyen daha büyük sorunların olduğunu onların anlayabileceği düzeyde ifade ettim.
Okullarda verilen eğitimin günlük yaşama etkilerinin yansıması daha bilinçli bir geleceğimiz olduğunun göstergesidir.
Okullarımızın ise öyle büyük sorunları vardır ki…

Karşı Pencereden Sevdiğim

usttire | 05 August 2008 13:48

Ben seni hep karşı pencereden sevdim
Sabahları işe gideceğin saati bekledim
Sen arada işe geç kaldın
Ben ise hep vaktinde
Penceremdeydim
Güneş gibi sabahım sendin
Bazen hiç uyumadan bekledim
Sabahı seni düşünerek zor ettim
Yürüyüşünü sevdim
Çantanı kurcalarken gördüğümde
Neyi aradığını merak ettim
Sen bildin ama ben bilemedim

EKMEKARASI EKMEK

usttire | 01 July 2008 22:34

Çok güzel bir yemektir,iki gün aç kaldıktan sonra bulduğun ekmeğin içini kabuğundan ayırırsın.Ayırdığın pamuk kısmını topalak yemeğindeki gibi küçük parçalar halinde yuvarlarsın sonra ekmeğin kabuğunun arasına özenle sanki kuşbaşı et diziyor gibi dizersin.Dizerken topalakların paralel olmaları da çok önemlidir.
Sonra ortaya bir mukavva kutuyu kapatır koyarsın çocuklarını etrafına toplarsın.Yemek hazır çocuklar hadi gelen dediğinde yemekte ne var diye sorar bildiği halde.Yemekte topalak var denilince oooooo yaşasın diye çağrışırız sonra oturur afiyetle karnımızı avuturuz.

MUSTAFA ANAMA

usttire | 01 July 2008 22:33

11 yaşındayım,arkadaşlarla daha doğrusu ailem ile sokaklarda yaşıyoruz.Kara kış karalamış bizi üstümüzde başımızda bizi ısıtacak giyeceğimiz yok,soğukta karnın açsa eğer soğuk daha bir işler.Karnımızı doyurmamız lazım ama soğuktan buz tutmuş parmak uçlarım kımıldayamıyoruz.Mustafa’m öleceğiz koçlar kalkın ayağa sakın uyumayın öldürürüm hepinizi dedi o ailemizin abisiydi bizi çok severdi ailesi yılan hikayesi gibi anlatsam bitmez anası başkası ile evli şimdi o da Mustafa’mı istemiyor.
İyi ki istemiyor Mustafa’m olmasa ölmüştük belki de o korur gözetirdi,annelik yapardı bize anlayacağınız.Takılırdık Mustafa’ma anaaa biz acıktık diye.Bizi doyurmak için kendini çok tehlikelere attı ama bizi de doyurdu anamızdı o bizim anamız.Ana gibi kokmasa da bizi kucağına alıp okşamasa da anamızdı işte.
O gün yemek bulmak için dağıldık sonra tekrar aynı yerde buluşup ne bulabildiysek onunla karnımızı doyuracaktık ama hepimiz eli boş döndük o günde aç kalacaktık hava zıpkın gibi palto yok ayakkabılara ayakkabı denmez,yarık çarık.Ateş yakıp ısınalım dedik Mustafa’m en son geldi canı çok sıkılmış suratından belli.Bastı kalayı bu nasıl hayat,benim suçum ne sizin günahınız ne,üzüldük bu haline sıkıntısı o gün bizi doyuramadı ya ona isyan ediyor.Ateşin başına geçin ben geleceğim dedi gitti.
Gidiş o gidiş akşam oldu hala yok meraklandık başına bir iş mi geldi diye,açlık iyice midemizi guruldatıyor ama hepimizde aynı ses olunca rahatsız etmiyordu
Çok geç geldi ağzı burnu kan içinde yüzünden akan kanlar omuzu yırtık kazağından içeri akmış zor duruyordu ayakta ama eli dolu geldi.
Deli açız ama Mustafa’mın o halini görünce açlık falan uçtu gitti.Mustafa’m anam ne oldu sana dedim.Bastı kalayı sonra anlatmaya başladı.
Marketin deposuna hırsızlığa girmiş bizi doyurmak için güvenlik görevlisi yakalamış içeride diğer güvenlikçi de yetişmiş vermişler dayağın gözüne.Mustafa’m bizlerin aç olduğunu anlatana kadar yemiş dayağı,ağız burun çarşamba pazarı.
Kim yapardı bizim için bunu Mustafa’m anam kim yapardı söyle hadi?
Gece sayıkladı durdu bir şeyim yok iyiyim dedi ama korkmuş işte besbelli.
Dinlemeden dövmeseydin be güvenlikçi amca bak onun kaç çocuğu var yolunu gözleyen…