bildirgec.org

vivian darkbloom

8 yıl önce üye olmuş, 13 yazı yazmış. 40 yorum yazmış.

Do you eat turkey in Turkey?!

vivian darkbloom | 07 January 2010 15:32

Yılbaşında türlü acayiplikler yaparız. Hindi yiyenler, çam ağacı süsleyenler, tombala oynayanlar… Hepsini çok severiz. Nerden çıkmıştır peki bunlar? Gelenek üreteci insanoğlu hangi hallerde kafasında yanan ampule kulak vermiştir de, “şu ağacı hele bir süsleyeyim” diyip baltayla girişmiştir ağacına, “besledim büyüttüm ancak bugün kesersem vicdan azabı çekmem” diyip yiyivermiştir hindisini? İşte beraberce irdeleyeceğiz şimdi. Arkanıza yaslanın, emniyet kemerlerinizi çözün, internet tarayıcınızın diğer açık pencerelerini kapayın ve kendinizi hazır hissediyorsanız hoşgelelim yeni yıla ve geleneklerine.

[B]RAINMAN: Kim Peek

vivian darkbloom | 28 December 2009 10:59

Bir kitabı bir saat içinde okuyup tamamını ezberliyor. Sol gözü, sol; sağ gözü, sağ sayfayı okuyor ve böylece ortalama sekiz saniyede iki sayfayı birden okumayı bitiriyor. Hafızasında yaklaşık 12000 (on iki bin) adet kitap var. Herhangi bir tarihin hangi güne denk geldiğini biliyor. Tüm bunlara rağmen IQ’su normalin oldukça altında.

Kim Peek (1951-2009)
Kim Peek (1951-2009)

Yağmur Adam filminin ilham kaynağı olan Kim Peek’i maalesef 19 Aralık 2009 tarihinde kaybettik. 1951 doğumlu Kim Peek fotografik ya da eidetik hafızası çok güçlü bir savant olduğu teşhisiyle yaşadı. Savantların bazı alanlarda normal bir insanın sahip olmadığı üstün yeteneklere sahipken, sosyal olarak belirgin diğer yetersizlikleri ve nörolojik anormallikleri olur. Dünyada 50-100 arası sayıda savant mevcut. Savant sendromu, görsel, işitsel ve benzeri bir alanda güçlü hafızası olan otistiklerde görülüyor. En belirgin ortak özellikleri çok kısıtlı bir alanda sınırsız denebilecek derinlikte bir hafızaya sahip olmaları ve beyinlerinin sol tarafının hasarlı olması. Ancak her savantın otistik her otistiğin de savant olmadığı konusunda da belirlenmiş kesin yargılar var.

Bauhaus Etkisi (1919-1933)

vivian darkbloom | 25 December 2009 10:07

BAU + HAUS

Bauhaus 1919 yılında Walter Gropius taradından Weimar’da kurulumuş; zanaatla tasarımı, teknolojiyle sanatı birleştirmeyi amaç edinmiş ve var olduğu dönem sonrasında bile tüm dünyadaki sanat ve mimarlık akımlarını etkilemeyi başarmış bir mimarlık ve güzel sanatlar okuluydu. Aslında ilk açıldığında bir mimarlık bölümü olmamasına rağmen, adından niyetini belli ediyordu. Almancada inşaat anlamına gelen Bau ve ev anlamındaki Haus sözcüklerinin bileşiminden oluşan Bauhaus tamlaması, inşaat evinden -ya da inşaathaneden- ziyade “inşaat okulu” olarak dilimize çevrilebilir. Gropius’a göre bina, tüm sanatların birleştiği en yüksek noktaydı.

Walter Gropius (1883-1969)
Walter Gropius (1883-1969)

Kurucusu olan Walter Gropius’tan başka, Mies Van der Rohe, Wasilly Kandinsky, Paul Klee gibi şu an dünya çapında sayılan isimleri de bünyesinde bulunduran bu okulun tarihine bakmadan önce, neden Weimar gibi ufak bir şehirde kurulduğunu anlamak adına Almanya tarihine bakmak iyi olabilir.

I.Dünya Savaşı’nda yenilen Almanya, 1919 yılında Waimar’da toplanan yeni meclis tarafından anayasası oluşturularak yeniden kuruldu. O dönemde hala Alman İmparatorluğu olarak anılır ancak şu an tarihçiler bu dönemden Weimar Dönemi, o zamanki devletten de Weimar Cumhuriyeti olarak söz eder. 1933 yılında Nazilerin iktidara gelmesine kadar bu dönem sürdü. O tarihlerde bölgede, Dükün kurduğu bir güzel sanatlar okulu vardı; başında da Art Nouveau tarzında eserler veren mimar Henry van de Velde. Kendisinden Belçikalı olması sebebiyle istife etmesi istenince o da yerine birkaç isimle birlikte Walter Gropius’u önerdi. Savaş sebebiyle gerçekleşen gecikmenin ardından okul 1919’da kuruldu. Tabii tüm bunlar Weimar’ın kültürel tarihi hakkında pek bir şey söylemez. Zira Weimar, Goethe’den Bach’a, Lizst’ten Schiller’e birçok önemli isme ev sahipliğini yapmış bir kenttir de aynı zamanda. Bauhaus da bu mirasın üstüne daha fazlasını ekler ve Weimar 1999 Avrupa kültür başkenti olarak onurlandırılır.

Don Kişot’tan Kara Kitap’a Droste Etkisi

vivian darkbloom | 24 December 2009 11:33

[Dikkat: Bu yazı Hamlet, Kalpazanlar, Don Kişot, Kara Kitap, Masumiyet Müzesi, Tutunamayanlar vs. hakkında eser miktarda spoiler bilgi içerebilir, kimi sürprizleri bozabilir. Yazarı sorumluluk kabul etmez, tereyağından kıl çeker.]

Bir görüntünün içinde, aynı görüntünün küçük ölçekli hallerinin sonsuz bir döngüde tekrar etmesine “Droste Effect” (Droste etkisi) deniyor. Droste ismi, bu etkiyi kurabiye kutularında kullanan Hollandalı çikolata ve bisküvi markası Droste‘tan geliyor. Şu an Photoshop‘ta dahi Droste etkisi yaratma teknikleri revaçta. Pink Floyd’un Ummagumma albümünün kapağı da aynı etkiye sahip bir tasarım.

Pink Floyd, Ummagumma, 1969
Pink Floyd, Ummagumma, 1969

Droste etkisi, kurabiye şirketinden çok daha eski olan savaş armalarını inceleyen heraldik sayesinde “mise en abyme” olarak da geçer terminolojide.

Yirmi Liranın Arka Yüzü: Mimar Kemaleddin

vivian darkbloom | 21 December 2009 11:25

İsviçre frangının üzerinde Le Corbusier‘nin resminin oluşu Türk mimarlar tarafından şaşkınlıkla karışık bir hayranlıkla karşılanır. Ülkemizde mimarlara pek değer verilmediği, hala ne iş yaptıklarının anlaşılamadığı savı büyük ölçüde doğrudur. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı‘nın ne hususta çalıştığı kimilerince hala bir muammadır. Yirmi Türk Lirasının arkasında Mimar Kemaleddin’in resmini görüp “Bu adam da kim?” diyen vatandaşlarımızı da bu gibi sebeplerden ötürü anlayışla karşılamak gerekir. Mimar Kemaleddin’e Türk Le Corbusier’si demek biraz aşırıya kaçmak olsa da kendisinin -Dünya için bile tarihi bir değişim dönemine rastlayan yaşamı da göz önünde bulundurularak- Türk mimarisine-Türk Mimarisi diye bir kavramın oluşması da dahil olmak üzere-katkıları yadsınamaz.


Yirmi TL Üzerinde Mimar Kemaleddin Portresi ve Gazi Ünivesirtesi Rektörlük Binası

Mimar Kemaleddin Bey
Mimar Kemaleddin Bey
(1870-1927)

Kemaleddin Bey 1870 senesinde bir bahariye subayının tek çocuğu olarak İstanbul’da dünyaya gelir. İlkokulu burada okuduktan sonra babasının görevi sebebiyle Girit’e gitmek durumunda kalır, orada Fransızca ve Arapça derslerine başlayıp, İstanbul’a dönünce de bu iki dili oldukça ilerletir. Liseden sonra mühendislik bilimlerine ilgi duyduğu için kaydolduğu Hendese-i Mülkiye Mektebi‘ni (İstanbul Teknik Üniversitesi) birincilikle tamamladıktan sonra, burada öğretim görevlisi olan Alman mimar August Jachmund‘a asistan olarak atanır. Osmanlı mimarisini incelemek için İstanbul’da bulunan Jachmund, Kemaleddin Bey’in öğrenci olduğu yıllarda Sirkeci Garı’nın tasarımında görevlidir. Kemaleddin Bey de bu oryantalist üsluptan etkilenir, bu etkinin izlerini sonraki yıllarda tasarladığı Edirne Garı gibi yapıtlarına da yansıtır.

Hendese-i Mülkiye’deki görevini dört yıl boyunca sürdüren Kemaleddin Bey bir yandan da açtığı özel bürosunda İstanbul’un çeşitli yerlerine inşa edilen köşk ve konakların tasarımını yapar. Jachmund’un da teşvikiyle aldığı devlet bursuyla mimarlık eğitimi için Berlin’e, Charlottenburg Technische Hochschule’ye (Charlottenburg Teknik Yüksekokulu, günümüz Berlin Teknik Üniversitesi) gönderilir.

Hayalet Kentler-2

vivian darkbloom | 18 December 2009 16:01

Hayalet Kentler-1 (1. kısım)

Maraş, Kıbrıs

1974’ten önce Kıbrıs’ın en ünlü tatil beldelerinden biri olan Maraş, Kıbrıs Harekatı sonrası boşaltılarak iskana kapatılmıştır. Şuan Birleşmiş Milletler gözetimi altındadır ve TSK mensupları dışında giriş-çıkışa kapalıdır. Eski ihtişamlı günlerinde Elizabeth Taylor, Richard Burton, Raquel Welch, Brigitte Bardot gibi ünlülerin de favori mekanlarındandı.

Balestrino, İtalya

Bir Mimar: Steven Holl

vivian darkbloom | 15 December 2009 13:56

daha çok mit için tasarladığı “sünger” lakaplı yurt binasıyla bilinen Steven Holl ABD’li bir mimar.

Seçtiğim iki tasarımından ilki bir konut projesi:

Y HOUSE
Catskills, NY, ABD, 1997-1999

diğer projesi ise toplu konut gibi durmasına rağmen, sunduğu çoklu kullanım alanlarıyla daha çok bir kentsel tasarım örneği olan linked hybrid. holl bu tasarımıyla birçok ödül de aldı.

İnternet Bağımlılığı

vivian darkbloom | 08 November 2009 11:18

“Bi şeye bakıp çıkıcam!” diyip saatlerce bilgisayar başında mı kalıyorsunuz? Siz de internet bağımlısı olabilirsiniz.

  • İnternet yüzünden ev işlerini aksatıyor musunuz?
  • Çevrenizde internete çok fazla vakit ayırdığınız için şikayet edenler var mı?
  • İnternet yüzünden gece çok geç vakitlere kadar uyumadığınız oluyor mu?
  • İnternette değilken de internette olmayı istiyor musunuz?

İnternet bağımlılığı testindeki soruların çoğuna “her zaman, sık sık” gibi yanıtlar verdiyseniz siz de bağımlı olabilirsiniz. İnternet bağımlılığı da maalesef diğer bağımlılık türleri gibi ciddi bir rahatsızlık. Zararsız gibi dursa da bireyi sorumluluklarından uzaklaştıran, işlerini aksatan ve gittikçe içe kapanan biri haline getiriyor. Bireyin sosyal yaşamda kapladığı süre gittikçe kısalıyor ve bir süre sonra ekrana mahkum bir yaşam sürmeye başlıyor. Sürekli oturmek zorunda olmak da kişiyi fiziksel olarak hastalandırabiliyor. Sırt ağrılarının artması, uykusuzluk gibi başka hastalıkları tetikleyici etkiler gözlemlenebiliyor.