bildirgec.org

puella

8 yıl önce üye olmuş, 18 yazı yazmış. 1191 yorum yazmış.

4 Yıldır Hrant Yok

puella | 19 January 2011 14:34

http://www.turnusol.biz/public/haber.aspx?id=7905&pid=32&haber=Saat%203de%20Agosun%20%F6n%FCnde…

Kazım Koyuncu Olmak…

puella | 25 June 2010 15:18

http://www.turnusol.biz/public/makale.aspx?id=7214&pid=19&makale=Kaz%FDm%20Koyuncu%20olmak…

Ezop Masalları

puella | 12 October 2009 10:48

Dünyanın bütün coğrafyalarında, bütün kültürlerinde rastlarız masallara. Her birinin kökenine indiğimizde ise, karşılaştığımız ilk masallar hemen hemen hep hayvanlar üzerinedir. Bunun nedeni, hayvanların ilk insan topluluklarının hayatında önemli bir yer tutmaları olabilir. Belki de sadece insanların kendilerini gizleme ihtiyacından kaynaklanmaktadır.

Diego Velázquez'e ait Ezop tablosu
Diego Velázquez’e ait Ezop tablosu

Edebiyatta genel olarak fabl türüne giren hayvan masallarına ait, ilk yazılı örneklere Hititler’de rastlanır. Hititler fablları taş tabletler üzerine yazıp resimlemişlerdir. İsmen bilinen ilk fabl anlatıcısı ise, sadece Yunan kültüründe değil, tüm dünyada bir efsane haline gelmiş Ezop (Aesop ya da Æsop (Yunanca Aisopos))’tur.

Ezop, M.Ö. 620-560 yılları arasında Antik Yunan’da yaşadığına inanılan bir köledir. İnanılan diyoruz; çünkü Herodotus’un kesinlik taşıyan ifadelerine rağmen, doğduğu yer dahi belirsizliğini koruyan – Trakya, Frigya, Mısır, Etiyopya, Sisam, Atina ya da Sart – ve ölümü ile de çelişkili bilgiler bulunan Ezop, pek çok tarihçiye göre bir mit olmaktan öteye gidememiştir. Herodotus’a göre ise Ezop, M.Ö. VI. yüzyılda Sisam’da yaşamıştır. Firavun Amasis’in iktidarına denk düşen bu yıllarda, Ezop’un bir soylunun kölesi olduğundan bahseder ünlü tarihçi. Masallar konusundaki yaratıcılığının yanı sıra, diğer pek çok konudaki yeteneğini takdir eden sahibi tarafından, sonunda özgür bırakılır. Ancak özgürlüğün tadına yeteri kadar varamayacaktır Ezop.

Galata Köprüsü

puella | 17 August 2009 10:57

“…ve ortadan ikiye bölünsün şehir!” diye bağırdı Poseidon. Neden böyle bir emir verdiğini, şehirden ne istediğini anlamak güç. Ancak gerçek olan bir şey varsa; o da “ortadan ikiye ayırmak” eyleminin, efsanevi şahsiyetler arasında pek popüler olduğu. Poseidon “şehir” dediğine göre, Deniz Tanrısı buraya geldiğinde İstanbul zaten vardı. Aslında “İstanbul”, şehrin en eski isimlerinden biridir. Eis tin poli. Yunanca’da “şehre doğru” anlamına gelir. Yani Yunanlılar buraya isim verdiklerinde, zaten var olan bir şehirden esinlenmişlerdir. Şehir bölündüğü günden bu yana da, Haliç‘in iki yakasını bir araya getirme görevini üstlenen en eski köprülerden biridir Galata Köprüsü.

Henri Cartier Bresson - 1964
Fotoğraf: Henri Cartier Bresson – 1964

İstanbul’un göbek bağı olarak hayal ettiğim Galata; Beyoğlu‘na bağlı bir semttir ve Haliç ile Boğaz’ın kesiştiği noktada yer alır. İstanbul için bilinen ilk yazılı kaynak, M.Ö. V. yüzyıla ait, Herodot Tarihi‘dir. Haliç civarında yer alan bir yerleşim yerinden ise ilk olarak, Strabon bahsetmiştir; Sykai. Sykai, Hellen dilinde “incirler” anlamına gelmektedir. Bundan sonraki Antik Çağ’a ait kaynaklarda, pek çok farklı isim telaffuz edilmiştir. Bazı kaynaklarda, incir ağaçlarının çokluğu nedeniyle Sykodes (Hellen dilinde “incirlik” anlamına gelir) olarak bahsedilen semt için, surlarla çevrili küçük bir kasaba olduğu söylenir. Ancak Antik çağda pek çok tarihsel olay mitoloji ile güçlendirildiğinden ve arada çok fazla kayıp zaman dilimi bulunduğundan, dönemin tarihini netleştirmek güçtür.

“Galata” kelimesi, ilk olarak II. Tiberios döneminde karşımıza çıkmaktadır. Sykai’de Haliç’in girişine bir hisar yaptırılır ve bu hisara, Kastellion ton Galatau adı verilir.

Köknar

puella | 14 April 2009 09:17

http://www.sabah.com.tr/2009/04/13/haber,BDD46A02C3564129AD2CB7410E53F189.html

Fikşın Troleybüs – II

puella | 20 February 2009 11:52

Telefon üç kere çaldıktan sonra Jenny yardımsever bir ses tonuyla telefonu açtı. Yıllar önce Antigua ve Barbuda’da bir operasyonda sırt sırta savaştığı arkadaşı Gregory’nin sesini hemen tanıdı. O çatışmada Jenny medulla spinalisine isabet eden bir kurşunla ağır yaralanmış ve A-48 de geri hizmete alınmıştı. Gregory, eski dostuna şimdilik ona hiçbir şey sormamasını, herşeyi en kısa sürede açıklayacağını, ancak şu anda acilen komutan Maximilian’ın bölümden düzenli olarak bir ilaç alıp almadığını öğrenmesi gerektiğini söyledi. Jenny’nin cevabı Gregory’yi hiç şaşırtmamıştı. Maximilian düzenli olarak haftada iki doz 198 Au izotopu ağırlıklı bir ilaç kullanıyordu. Ayrıca son 6 ayda sayısız defa iyot tableti
siparişi vermişti. Artık pek çok şey Gregory’nin kafasında yerli yerine oturuyordu. Bir sonraki akşam için planını yaptı. Komutanın düzenli olarak sığınaktan ayrıldığı saati biliyordu. O çıkar çıkmaz odasına girecek ve aklındakileri destekleyecek kanıtı arayacaktı..

Independenta

puella | 13 October 2008 07:48

15 Kasım 1979 tarihinde, sabaha karşı saat 05:20 sularında, İstanbullular korkunç bir patlama sesi ile uyandılar. Patlamanın şiddeti ile, şehrin boğaza yakın sahil kesiminde yer alan pek çok bina hasar gördü, evlerin camları kırıldı. Alevlerin etkisi ile gökyüzü kızıla boyandı. Ardından gelen duman bulutu, günlerce İstanbul’un üzerinde asılı kaldı.

Romen tankeri Independenta, Haydarpaşa Mendireği’nin yaklaşık 4 mil açığında, Yunan şilebi Evrialy ile çarpışmıştı.

Independenta, 1 yaşında yeni bir gemiydi. 283 metre boyunda, 46 metre genişliğinde ve üst yapıları hariç 22 metre derinliğindeydi. Libya’dan Köstence’ye yol alıyordu ve yükü 94.600 ton ham petroldü. Romen bayrağı taşıyordu. İstanbul Boğazı’na girmek için yoluna devam ederken, İstanbul Boğazı’ndan çıkış yapmakta olan ve Zhdanov Limanı’ndan yüklediği 7.400 ton çeliği Akdeniz’e götürmekte olan Yunan şilebi Evrialy ile çarpıştı.

Jeanne d’Arc Efsanesi

puella | 04 July 2008 17:13

Tarih boyunca kendisine birçok isim yakıştırılmış olan, ancak en çok bilinen adı ile Jeanne d’Arc’dan, kullandığı öne sürülen imzaya dayanarak Jehanne olarak bahsedeceğim.

Emmanuel Frémiet tarafından yapılmış heykeli
Emmanuel Frémiet tarafından yapılmış heykeli

Tarihin bize anlattıklarına göre; mütevazi bir aile olan Jacques ve Isabelle d’Arc’ın kızı Jehanne, 6 Ocak 1412 tarihinde, Fransa’nın doğusunda bulunan Domremy kasabasında dünyaya gelmiştir. Doğduğu dönemde Fransa ile İngiltere arasındaki Yüzyıl Savaşları sürmekte, ve Fransa topraklarının çoğu İngilizlerin ya da İngiliz yanlısı güçlerin eline geçmiş bulunmaktadır.

Jehanne yaklaşık 13 yaşındayken, St. Catherine, St. Margaret (inançları uğruna ölen eski dönem Hristiyan azizeleri) ve St. Michael’in (İncil’de, Şeytan’a karşı olan savaşta Cennet’in ordusunun komutanı olarak geçmektedir) kendisine göründüklerini söylemeye başlar. Sonraki açıklamalarında şu sözleri sarf edecektir: “Tanrı cesaretimi yönlendirmem için bana seslendiğinde, yaklaşık 13 yaşımdaydım. İlk duyduğumda çok korkmuştum. Bahçedeydim, yaz mevsimi ve öğle vaktiydi. Sesi 3. duyuşumda, sahibinin Tanrı değil, onun meleği olduğunu anladım.” Söylediğine göre; melekler ona inançlı olması, her gün kiliseye gitmesi gibi öğütler veriyor, bunların yanısıra da Fransa’yı İngiliz işgalinden kurtarak gücün kendisi olduğuna dair telkinlerde bulunuyordu.

Doğduğu varsayılan ev. Günümüzde müze olarak kullanılıyor.
Doğduğu varsayılan ev. Günümüzde müze olarak kullanılıyor.

Kısaca, tarihin Jehanne ile ilgili bize anlattıkları; Tanrı’nın ona ülkesini kurtarma görevini verdiği köylü çoban kızın, erkek kılığına girerek Fransa ordusunun başına geçtiği ve ülkeyi İngiliz işgalinden kurtardığı. Ancak sonunda İngilizler tarafından yakalanıyor ve cadılıkla itham ediliyor. 1431 yılında yakılarak öldürülüyor. Ölümünden yaklaşık 500 yıl sonra, 1920 yılında azize ilan ediliyor.

Ancak, anlatılan tarih gerçeği ne kadar yansıtıyor?

brain scanners

puella | 15 April 2008 15:43

http://www.wired.com/science/discoveries/news/2008/04/mind_decision#