bildirgec.org

query_vars["author_name"]); if($tuser->ID == 0){ // kullanici yoksa 404 $wp_query->set_404(); status_header(404); get_template_part( 404 ); exit(); } ?>

mengu yincge

8 yıl önce üye olmuş, 26 yazı yazmış. yorum yazmış.

fotoğraftaki çamaşırlar

mengu yincge | 07 February 2009 20:27

http://www.fotokritik.com/673716?highlight=çamaşır
http://www.fotokritik.com/673716?highlight=çamaşır

hava yüklü
yağmur damlaları yakınlara bırakmış
ne kadar yakın
mis gibi fotoğraflık bir gün
balkonda çamaşır asarken
üç yaşında çocuk
maşa sepeti yerde yanda tebeşirler
sözde tozsuz renkli
tam çocuklara göre
rengarenk ojeler elde
kendine sürmüş
tatlı sıcakta asılırken kuruyan nemi
elini kaldırsa çocuk inanır
balkonun devi
eli ipe değer asılır
çekmez yere
ayırır paralel ipleri muzip mi
şen bir ifadeyle mucize
niyeti heyecanla belli
göstermek anında ve o yeri
ojeli eli renklere sevgili
siyah doğal dalgası pırıl pırıl düz
neredeyse bukleli
tebessümü yüzünde güneşin kardeşi
kıskanabilir güneş olsa kardeşi
bir pozda eller havada
iplerin arasından ışıkla gülümsemesi
diğeri yerdeki çizgiye sek sek
çocuk resmi tüten
kuruyan çamaşırın nemi
canlı olmak ister çamaşırlar fotoğrafta
kararlı kışın bulunmaz bahar havasında
havada saklı baharın uzaktaki nefesi
parlak değil de sarı havanın rengi
eni konu çok sevdiğim mavi
tül bulutlu boyasız yayılmış gökyüzü
yerde gözlerime bakıyor gülümseyerek
ana bakıyor ana fotoğraflık tohum veren havada
yakalıyor güneşi çırpıp usulca
denize atıyor sonsuzca iki kere
yeşilin kokusu balkona uzanan dallardan
sarısı kahve gözlerden
mavisi canlı çamaşırlardan
geldi yüklü havada 97’den 09’a
sevinçle yerinde zıplayan çocuk
çağırdı anasını
adıyla –
serilirken sonsuzluğun güneşine bir başka kış
hava o zaman üç gibi
üç gibi bugün de çamaşır astım

bir boş bir dolu

mengu yincge | 02 February 2009 09:42

geldim doldum
gittim boş oldum
sordum değişim
duydum gelişim çıkmaz mı çocuk
yaramaz çocuk
davul çalmayan
anlamaz çocuk
ritmi tutmayan
yetişmez çocuk
boya vurmayan
ölümsüz çocuk
soya doymayan
yalnız bir çocuk
rengi almayan
kınanmaz çocuk
çocuk olmayan
tutuşup aşka
yanar nan çocuk
sağında solda
davul çal çocuk
say döndür saye
tut ritmi çocuk
ekin ver tarlada
vur boya çocuk
suyun ver ovaya
doy soya çocuk
Allah aşkına
al rengi çocuk
el emir dirhem dilinden
gönül demirdir ser servetinden
emir kesir demir hesap halinden
kan gider can gelir dokunma çocuk
bilmezi bilenle durdurmaz ayna
el var ikide bir üçü de alma
ne denk dedi ahali
neyzen ortada
söz deyip ortalı
insan alayı
su su şu kalbi
kandırman çocuk

looms – ilmikler (anonim)

mengu yincge | 30 January 2009 15:19

beni de say
akıl karlı bir oyun için
dur bi dakka

count me in
for a mindful game winning
wait a minute

***
okumayı göstermek istedi
duyduğu ses söz değildi sevdiği
armonin bağ şiiri

tried showing reading
sound not promise loved he
harmony’s chord poetry

***
giderim cehennemin dibine
telli turnalar parmakları beyaz gitarda
su sütün üzerine

hell I go
phoenix flies on white guitar
water upon milk

***
bir dilde zevk
salyası yasaklanmamış aşkın doruğunda müphem
ilmiğin katli cinayet

de “ne?”

mengu yincge | 28 January 2009 16:41

ref
gelme sakın
geleceksen bir damla
halinde gül kokusu
sıyırmış dikeni kanayan suyu

gelme sakın
geleceksen bir kanat
düşmüş melekler yortusu
külleri okyanusların tozu

gelme sakın
geleceksen bir saat
sıhhati belkisiz anan
sınırları çiziksiz bellenmeyenin koynu

gelme sakın
geleceksen bir bene
çeşm-i bülbül boynunda
dopdolu noktanın içli burgusu

gelme sakın
geleceksen bir sine
ölümden cana artık bir hal
yaşasın bütünüm sende vurgunu

fakir
yalnız olmayacak değilsen sen
tek başına bir kaşın melez duruşunda
sakinlik yumruk hale açık avuçta
kaçmayan ritmi hayatım sen yaşa

es ki cüz ahkam

mengu yincge | 25 January 2009 13:43

1 (muayyen)

kırk kere kırık olmasın
son yere başa vurmasın
al yaşmak boşa toz konmasın
gelen ay dolun ay büyün bozulmasın

2 (katıbe)

bırak bırak kendini
yükünü tutarım günahların
sen düşsen ben gerçeğim
özüm doğru sözde yalanım
muhasebe satan seytan
kalan atım itim otum yosma vatanım

3 (cüz)

es ki üç dört
canım bir susuşun başta
değer canım ruhun yüreğe
sihir çalan oyun oynan zaman içün
yağmur gölgede güneşte düşse
düşse de kapıma açık tüm yalnızlık
ağlayan sen anlamayan ben
ters yoksa da hiçbir olmaz say da
başka sadece başta sonsuz kaçırmayan

yok lan

mengu yincge | 09 December 2008 14:23

kızım kızma ama dinle

ne karın ağrısı bahsi
aşk olsun server
ne tuvalet bahsi
aşk olsun kulvar
şikem – i piç piç hünersiz
katlanamaz boş haline
söz bir lokma raya
doy doyma ortada

yalnızca namusluca

hadi git sen işe
geçer geçer

kudüm

mengu yincge | 05 October 2008 12:26

etten kemiğe kemikten iliğe. ilikten iflah olana. denge hali ortada. ters çevir.
iki defa veda el mecbur el veda.
say kaç defa. emanete vefa.

taşıyıcı ikisi de. akraba da değiller. sürekli takip kontrol altında iki kez daha başarmışlar ilkinden sonra. Havva ve Bahri eş. Bahtiyar adı var eloğlu çocuk 16 yaşında. düzenli değişir kanı. ölür de bozamaz düzeni. yoksa yok. alyuvarlar akyuvarlar birbirini yer durur. belini bükmemiş hiç gurbette. sadece asılmış piç. daha 16 yaşında.
başla.

kudüm tek.
simit altı ortası boş silindir yenmez.
akoru yok da tınısı bozulmasın vurmalı.
karar düm.
güçlü derecesi makamın tek.
kalın tiz tını tanı.

ECME

mengu yincge | 28 August 2008 14:55

let’s get it out of the way and…

demişti. ve delicesine birbirlerine sarılıp dudakları ürperten serin sularda kaybolup dilleri olası tüm keşiflerde bedenleri yek hazzın doruğunda cennet bahçesinden firar günahların doruğunda havalarının bahşettiği onulmaz insanlıklarının derin bedellerinde ıpıslak tek vücutta tarifsiz doyumun doyumsuzluğunu yaşamadılar.

“let’s get it out of the way and be done with the rest”
demişti o biri. noktanın sessizliğinde nefes almayı bilerek. sadece sarılıp koynuna bir birinin gecede.sonunda susarak uykuyu dinlediler.

Emân

mengu yincge | 07 August 2008 17:13

tüm sevdiklerim
hepsi yarım
güzel eğleşir
yarım kalan şi’r

ve de maref maarif
çehre vech zahir
gayb vecia
setr mu’rib

sevdiğim
bilmiyorsun canım
sevdiğim
senin hakkın

cinayet

mengu yincge | 20 July 2008 12:11

karınca
karınca

Eksilerimi okuyordum bir gece şimdi. Benden önce ve sonra yazılmışlarda. Kitaplar, not defterim bilgisayarımda akan yazılar, yarım kalmış okumalar yazmalar, müsvetteler soğumuş kahvem buzları erimiş su. Dağınıklıkta düzenim vardı da annem “ne dağınıksın” derdi. Bir arkadaşım da “aman kararsız olma” demişti dağınıklığıma bakıp. Hiç yoktan karar vermiştim şiir yazmaya. Taa ne zamandan desem kendime yuf derim. Hedef belliydi sebep yek. Geçelim. Çalan şarkı yoktu. Müzik dinlemek isteyerek oturmuştum bilgisayarın başına da dalmış gitmiştim açılan pencerelere ve odamın penceresinden süzülen rüzgarda çevrilen sayfalara.

Eskilerimi okuyordum. “Hatalarım tarih olup da tekrar etmesin” dilemişim. Nerede okumuştum da “tekerrür eden tarih değil hatalardır” diye ve bir duaya çevirmiştim bunu kendimce. Peh! (neysem artık). Birinci katta oturuyorum villa tipi bir malikhanede. Yalan!
Birinci katta oturuyorum.
Rüzgarda perde dalgalandı soğumuş kahve bardağıma dolanacaktı. Hemen çektim perdeyi kenara. Bu vakitte kim benim şu pejmurde halime bakacaktı.