bildirgec.org

arseli33

9 yıl önce üye olmuş, 30 yazı yazmış. 199 yorum yazmış.

Bilinçsiz Yolcu Profili

arseli33 | 22 October 2010 09:34

” Pardon gecikme mi var?
_Ucak burda hazılıgı bittikten sonra almaya başlayacağız.
” Yok yok vaktinde kalkamaz asla.Uçak yeni geldi nerden bakarsanız bakın bir saat sürer temizliği yakıtı…
Ya da evet gecikme var.Hava koşullarından, teknik sebeplerden , pist yogunlugundan, bir önceki seferin geç gelişinden gibi.Lütfen oturup beklemeyi , hakaret etmemeyi öğrenebilirmiyiz artık.Kim ister ki gecikmeler yaşansın.Ufacık bir gecikme yolcu için ne kadar önemliyse personel içinde o kadar önemli.Belki o on dakika personelin yemeği için ayrılan tek vakit.Belki o on dakika saatlerdir vardiya bitimini bekleyen personelin o vardiyayı bitirememe sebebi.
Havacılık hakkında bana neler anlatabilirsiniz mesela.Kabul ediyorum belki sürekli seyahat eden birisiniz.Kontuarları gateleri checkin salonlarını boarding kartlarını milyonlarca kez görmüş biri.Evet bende bu işin içinde yaşayan,çalışan biri olarak kendi hayatını bile umursamayan , sadece yanan biletini kaçırdıgı on dakikayı düşünen insanlara acıyorum gerçekten.Saygı beklediğiniz kadar saygı gösterin lütfen.Checkin için kontuarın kapanmasına 15 dakika kala gelmeyin alana.Aldığınız biletler sizin sözleşmeniz.Dikkatlice okursanız uçuş saatinden 45 dakika önce checkine kabul edilmeyeceğiniz ibaresini görürsünüz zaten.” Uçağımın kalkmasına daha on dakika var, bağajımda yok beni yetiştirin lütfen” kadar kolay değil, uçağın vaktinden sonra uçağa yolcu kabulu.Bunun perde arkasını hanginiz biliyorsunuz?Artık kınıyorum , lütfen biraz özveri…

Türk Hava Yollarına Olan Güven…

arseli33 | 09 March 2009 09:41

Dünyanın en iyi havayolları arasına adını yazdıran Türk Hava yollarına güven azaldı mı?Yaşanılan son kaza ile Türk Hava yollarının imajı ve yolcu sayısında bir değişme gözlenir mi?90 lı yılların son larında singapur airin yepyeni boeing 747-400 uçaği fırtınalı ve sisli bir havada kaptan pilotun büyük hatası sonucu piste inmek yerine pist ile pararlel giden taxi yolunu pist sanıp girdi. Kocaman 747-400 piste koştuğunu sanarken taxi yolunun sonundaki kargo parklarının ordaki dış güç ünitelerinden birine motorlarını vurdu. Ve acı son 100 küsür kişi öldü .
Singapur bu kadar ucuz bir hata sonucu nekadar prestij kaybına uğradı sizce. 3 ay sonra unutuldu gitti.Peki bizim için nasıl bir yıkım oldu?Kaza haberi yankılar uyandırdığı zaman , mürettebatının ne durumda olduğunu bilmeyeh THY ^^ haberimiz yok ulaşmaya çalışıyoruz^^ derken bir çoğumuz acı haberi almıştık bile.Ne bir basın açıklaması ne de insanları tatmin edici bir bilgi.Sadece internette yayınlanan beş satırlık bir açıklama.Ve her zamanki gibi bir sürü senaryo.Pilotlor irtifa göstergesindeki sorunu önemsemedi , stajer pilot mu vardı inişte ,teknik arızalarmıydı sonuç.Tartışıldı tartışıldı.Arada bir kazada hayatını kaybedenlerin ve hayatın ucundan dönenlerin haberlerini alabildik.9 insanın ölümüne 80 yolcunun yaralanmasına sebep olan bu olayın THYi nasıl etkileyeceğini ileriki günlerde göreceğiz.Kaybettiğimiz değerleri saygıyla anıyorum tekrar.Hepimizin başı sağolsun..

Kuralları bilmiyorsan uçma !!

arseli33 | 06 February 2009 17:10

İşimi çok seviyorum.Tek hoşnut olmadığım yanı her dilden, her cinsten insanla birebir uğraşmak zorunda kalıyorum.İnsanlarla iletişim kurmak bana büyük zevk verir gerçekte.Ama eğer havalimanı personeliyseniz ve günde altı, yedi tane uçağınız oluyorsa bu durum zevk almaktan tamamen çıkar ve çekilmez bir hal alır.Hele bir de checkin memuruysanız durum aşağıdaki gibi vahim..Rusları sevmiyorum..Ne dinlemesini biliyorlar ne de istemesini.Kendilerini anlaşılmaz kılmak için her türlü hileye başvuruyorlar.Sanki herkes onların dilini bilmek ve konuşmak zorunda.Eğer benim ülkemdeysen benim ülkemin kurallarına göre oynamak zorundasın.Bir çoğu ingilizce bildiği halde ısrarla kendi dilini konuşmayı sürdürüyor.Bu da beni çileden çıkarmaya yetiyor.Uyuz oluyorum.Bende Türkçe konuşarak onların yaptığı gibi kendimi anlaşılmaz kılıyorum.

Merhaba Hüzün…

arseli33 | 03 February 2009 10:05

Çalınmış hayallerimin orta yerindeyiz ikimiz de…Ne kaldı ki mutluluğa dair avuçlarımda.Bir tutam tebessüme değişmek istedim gözyaşlarımı. Arkanı dönüp gitmen için defalarca yalvardım. Seninde benden başka gidecek yerin yoktu bilirim. İçimin derinlerindeydin uzun zamandır.Kalbimde, beynimde, gözlerimde seni görürlerdi hep… Bedenimdeydin, benimleydin oradan hiç gitmedin. Bu gece sana yazmak istedim.Kalemimin değdiği kağıda işleyip, buruşturup atacaktım seni.Ruhumu senden arındıracaktım sana inat.Üzerine kenetlendiğin anılarımı, aşkımı, içinde senin olduğun bütün yaşanmışlıkları akıtacaktım içimden. Ellerimi titreten sendin biliyorum.Gitmek istemiyordun yine.Yüzümdeki bu anlamsız ifade, ağlamamak için kendini zor tutan gözlerim senin eserindi bilirim.Çaresizliğime bakıp bakıp gülüyormuydun, yoksa sızlayan vicdanının sesimiydi bu haykırışlar… Karanlığı senin kadar sevmem bilirsin.Hadi yak umudunun mumlarını ! yerine dön…Bu gecede benimlesin..

Uzak şehirlerde tanıdık hayatlar…

arseli33 | 14 January 2008 00:25

Şehirlerce, kilometrelerce uzağımda olan, tanıdık bir hayatın perdelerini aralıyorum sessizce.İnsanlar geçiyor aramızdan, gözyaşlarımızı giydiriyoruz sitemlerimize, yollar hep ayrılığa çıkıyor.Yüreğimizin sancısını yazıyoruz, gecelerce.
Geçmişteki kapanmaz izler, altında hüzün yatan cümlelere dönüştüğünde, uzak şehirlerdeki tanıdık hayatın güçlü sözleriyle süslüyorum yarınlarımı.
Onca hayalkırıklığını bu zamana kadar yüreğinde barındırmış, o güçlü sözlerin sahibi bir ” merhaba” ile tutuyor yüreğimdeki dost elini.
”Kendim” diye ifade edebileceğim ne varsa, içine sığdırmış hepsini.Kendimi görüyorum onda, kendimi buluyorum, kendim oluyorum.
Güveni hissediyorum, paylaştıkça çoğalan mutluluklar hüznün içine bir zehir gibi işliyor.İncitmekten korkar sözcüklerini seziyorum, iyilikle beslenen kalbini görüyorum.
Yolların ötesinden yazıyorum sana, dost!
İyiki varsın ve benim hayatımdasın…

Senden iğreniyorum

arseli33 | 12 January 2008 16:17

Dokunurken bile incitmeye kıyamaz tavırların vardı hep.Gözlerinden bile kıskanırdın bakışlarımı.Kimse görmesin, kimse ilgilenmesin diye binbir şekle sokardın beni.Saçlarımın rengine karışırdın, giydiğim kıyafeti eleştirirdin, makyajımı değiştirirdin.Telefonumda ne var ne yok benden daha iyi bilirdin.
Anneni babanı araya sokardın size gelmem için.Onları kıramayacağımı bilirdin çünkü.Günleri evde tüketirdim.Annenle çarşıya çıkıp bir iki insan görebilirsem yaşadığımın farkına varırdım.Sonrası aynı…Kahvaltı, televizyon, yemek,televizyon.
Ofise inerdim bazen, burnumdan geleceğini bile bile.Öylede olurdu.O baktı, şu konuştu, bu güldü diye başlar ardı arkası kesilmeyen bir sürü cümle kurardın.Okul saatlerimi bile hesaplardın.” Dersin şu saatte biter, hemen çıksan 10 dk ya burdasın” 10 dk dan bahsediyoruz,okuldan çıkıp durağa yürümem 10 dk yı geçer diye itiraz ettiğim zaman, kafanda oluşturduğun hikayeleri bir bir sıralardın.
Kıskançlığın dozunu abartırdın hep.Senin kurallarına göre oynamamı isterdin.Benim doğrularım yoktu sana göre, olamazdıda.Herşeyimi değiştirmeye çalışırdın.Tüm yasaklarına boyun eğmemi isterdin.Ve zamanla onuda başardın.Özgürlüğümden asla taviz vermeyen ben, özgürlüğün adını başkaların cümlelerinde duyar oldum.Senin istediğin gibi biri olmak için kaç kez kimlik değiştirdim hatırlamıyorum.
Askere gidince değişirsin sandım.Olmadı.Tüm ilgini üzerime yoğunlaştırdın.Sınavlarım varmış, son sınavlarmış, okulum uzarmış umursamadın.Telefondan duyacaktın nefes alıp vermemi.
Size gidip sizde bekleyecektim seni.Kafan rahat olacaktı aklın sıra.Bekar evi ya olurda arkadaşlarım gelir, olur da birşeyler içmek için dışarı çıkarız.İnsanlar beni görür, bana bakar.Askerliğide uyguladığın sıkı yönetimlerle bitirdik işte.
Peki ya sonrası..Hayatımın anlamı diye yerlere göklere sığdıramadığın beni, ucuz bir kızın kirlenmiş bedenine gömdüğün aşkın.Lekelediğin yaşanmışlıklar.Bir anlık zevkinin geri dönüşü olmayan bir yolla sonuçlanması.
Evimi açıp, soframı paylaştığım derdimi anlatıp omuzunda ağladığım, kardeşim diye tanıttığın o kızın koynuna da kardeşçe girdin değil mi?
Ya diğeri…Hani beni evde bırakıpta bir saat içinde geliyorum diye tembihleyip, 12 saat boyunca aramalarımıza cevap vermeden, arada bir msj atıp” geldik,geliyoruz” diye uyutmaya çalıştığın gece.Yanlışlıkla açılan telefonun ucundan duyduğum sesin sahibi olan o kız…
Ya senin pişkinliğin.Annenin isyanlarına verdiğin saçma sapan cevaplar.Hıçkırıklara boğularak ağladığım gecenin sabahında, ardı arkası kesilmeyen bir sürü kuyruklu yalan.O kapıyı çarpıp çıkarken annenin gözlerinde gördüğüm yaşlar.Başkasına dokunduğun o pis ellerinle, boğazıma sarılıp kendini savunmaya çalıştığın o an beynimde bitirdiğim seni ve telafisi mümkün olmayan hatalarını bıraktığım anılarla dolu o ev..
Hatalarını telafi etmek isterken bilmediğin birşey vardı oysa:İnsanın kendi sevgisi üzerinde aldatmacalar yapması çok büyük kayıplara yada telafisi mümkün olmayan hatalara yol açar..
Ve ben seni hatalarınla birlikte anımsadığım her an senden iğreniyorum.

2007’de kalan en’ler…

arseli33 | 08 January 2008 11:03

okurken çok eğlendiğim, ve kesinlikle ‘doğrudur’ dediğim 2007 yılının en’leri listesini sizinle paylaşmak istedim.işte yıla damgasını vuran en‘ler

Hayatımı seninle aldattım…

arseli33 | 08 January 2008 09:16

Zamanların hangisindeyim bilemiyorum.Adlandıramadığım bir sürü yitik duygu var omuzlarımda.Kim olduklarını, neden geldiklerini anlayamadığım bir çok insan..Tüm reddedişlerime şiddetle karşı koymaya çalışan feri sönmüş gözlerin hayali karşımda.İçimde, öldüremediğim sen…
Hıçkırıklara boğularak ağladığım gecelere inat, dudağımda sahte bir tebessüm.
Aldığım nefesin bile sebebi senken, içinde senin olmadığın bir hayat beni cezbetmezken, sana ait bir ruhla bana acı veren aşkından uzaklaşabilmek için başka başka insanlara açtım yüreğimi.Tükenen yüreğime yazdım ölümün güncesini…
Oysa hiçbiri sana benzemiyordu, hep eksikti yaşanılanlar, hep kusurluydu.Kırık dökükte olsa umutlar özlemler daha ağır basardı bedenimde.Seni özlediğim zamanlar onlara sığınıyor, bana kendimi değersiz hissettiren aşkının yaralarını onlarda sarmaya çalışıyordum.Rumumu öldürüyordum, seni içimde yok etmeye çalışıyordum, her biri için farklı farklı kimliklere bürünüyordum, yalanlarla süslüyordum canımı yakan aşkını.
Bana bağlanan masum aşkları, seninle aldatıyordum.Ruhunu, bedenini başka kadınlara sunduktan sonra, kirlenen sevgini onların tertemiz duygularıyla örtüyordum.Acımasızlığı, bencilliği ve sevgisizliği senin ellerin koymuştu avuçlarıma. Aşkından çıldırmak üzere olduğum anlarda ” bana ait bir kalple, başka kadınlarla uyuduğun geceleri” düşünüp sırtımı dönmüştüm tüm insancıl duygulara.
Bir nebze olsun acımı hafifletebilmek için sarıldığım tüm sahipsiz bedenlerin, ruhunu esir almıştı yüreğim.Umutsuzca çırpınan kalplerin dilsiz kalmış yalnızlığında, varlığın bir çember örüyordu etrafıma.
Başka hayatlarda, başka ilişkilerde seni unutmaya çalışırken, en ağır ihanetleri sığdırdım içime.Senin bir başkasıyla birleştirdiğin hayatına uzaktan bakarak, hasretin o derin sancısına sarılarak uyumayı da öğrendim.Hasretin dayanılmaz olduğu anlarda, o tarifsiz ağrıyı uyuşturabilmek için kadınlık onurumdan vazgeçip, bencilce sarılıp uyudum başka bir bedene.
İhanetler, yalnızlıklar, hoyratlıklar elini kolunu sallaya sallaya gezerken aramızda hep karanlık, hep koskoca bir boşluk, kaybetmenin verdiği acı, hatırlamaya bile dayanamadığım yanılgılar ilişti yamacıma.Ve hayatı bitirdiğim yerde yine sen çıktın karşıma…

PKK’lının cenaze namazı kılınır mı?

arseli33 | 03 January 2008 21:00

Vefat eden herkesin cenaze namazı kılınır.Bir müslümanın yapması gereken şey de budur.Ama konu bir pkk lı olunca cenazesinde göbek atmayı tercih ederim.Diyanet işlerinde bu konu tartışılırken , Cihan Aydın isimli avukat ise hayalkırıklığını şöyle belirmiş.