bildirgec.org

Filler ve Ayılar Nasıl Yakalanır?

exalans | 22 September 2002 11:54

Filler; çok geniş vadilerde yaşasalar bile her gün kullandıkları yoldan gidip gelirlermiş.Fil avcıları da fillerin geçeceği yolu derince kazarlar üzerini ince bir tabakayla örterler ve en önde yürüyen filin o kazılan çukura düşmesini sağlarlarmış.Fil avcıları siyah elbiseler içerisinde, yüzleri kapalı olarak gelir, çukurda çırpınan fili kırbaçla dövmeye başlarlarmış,birkaç gün hiç yiyecek vermezlermiş.Birkaç gün sonra aynı avcılar, beyaz elbiseler içinde filin sevdiği yiyeceklerle gelirler ve filin karnını doyururlar ve hortumunu, yüzünü gözünü okşarlarmış.Avcılar, fili kendilerine alıştırdıktan sonra çukurun önünü kazarak fili oradan çıkarırlar ve filin hortumundan tutarak kendi fil damlarına götürürler ve ölünceye kadar fili işlerinde kullanırlarmış.

Ben, bu av hikayesini her duyduğumda Türk milletini avlamak isteyen ve batının çıkarları doğrultusunda kullanmak isteyen avcı insanlar hatırıma gelir. Önce insanımızı cehalet çukuruna düşürüyorlar. Bin türlü bahanelerle okumalarını engelliyorlar. Sonra cebindeki parasını pul eyliyorlar, efendi iken köle, zenginken fakir, azizken zelil, şerefli iken hakir haline getiriyorlar sonra yeni yepyeni ve ak pak bir makyajla karşılarına geçip kurtarıcı rolünü üslenerek kafeslemeye çalışıyorlar…

Kahve Keyfi

whatsup | 09 June 2008 11:57

Türkiye çapında pek çok şube ile tüketicilere ulaşan Cafe Crown Cafeler web sitesi açılmış.
Sitede yiyecek ve içecek çeşitleri tanıtılıyor, şubelerden görsellere yer veriliyor. Ayrıca kahvesini yudumlarken yazı yazan benim gibi kahveseverler için de iyi kahve hazırlama yöntemleri anlatılıyor. Bi uğramak lazım 🙂

YAYLALAR YAYLALAR

baharali | 03 June 2008 01:41

çiğdem yaylasından bir manzara
çiğdem yaylasından bir manzara

Güneşli bir pazar günü kendimizi kırlara bayırlara vurup, yaylalar arasında dolaştık. Ben ve birbirinden sportmen on arkadaşım bir günde üç yayla gezip tam onbeş kilometre katettik. Mutluluk paylaşıldıkça artar tezi gereği yediğimizi içtiğimizi bir kenara bırakıp gezip gördüklerimizi anlatıyım diye düşündüm. Ve siz hafif ahalisine bu yazıyı yazmayı borç bildim. Saygıyla sunarım efenim.

mudurnu çayı
mudurnu çayı

Yaylaların en bilineni olan Çiğdem Yaylası, Adapazarı’na bağlı Hendek ilçe sınırları içinde Elmacık Dağı üzerinde. Yüksekliği 1500 metre olup, türkiyenin en büyük on yaylasından biri. Bağrında birbirinden şirin otuz yayla evi barındırmakta. Biz buraya Adapazarı’nın Bolu sınırındaki Dokurcun Beldesi üzerinden ulaştık. Tavanından asmalar sarkan serin bir kır kahvesinde, Mudurnu Çayı’nın çağıltısı eşliğinde yapılan bir kahvaltıdan sonra otobüsümüzle sarsıla sarsıla bir süre dağ yolunda gittikten sonra tabana kuvvet vurduk kendimizi yayla yollarına.

Web templateleri arayanlar için

Erasmuss | 24 June 2006 08:47

Siz de benim gibi web sitenin görsel tasarımını yapmaya üşeniyor ve template web siteleri kullanmak istiyorsanız size bir site önerebilirim. Ayrıca web site templateleri hazırlamayı seviyorsanız, bu siteye templatelerinizi yollayabilirsiniz. Özellikle ASP gibi web veri tabanı yazarları için ideal. CSS kullanıcıları içinde güzel örnekler var.

msn messenger hiç açılmıyor

iSuat | 31 October 2008 17:01

vista kullandığım bilgisayarda msn messenger hiç açılmıyor multi msn yüklü simgeye tıkladıkça görev yöneticisi işlemlerde yeni msnmessenger işlemleri açılıyor ama msn ekranı çıkmıyor sorun neden kaynaklanıyor olabilir?

İşte Outlook, evde Yahoo!

asteko | 14 January 2009 21:38

Fingerprint adlı şirket tarafından yaklaşık 1 milyon kişinin Eylül 2008 tarihli e-posta kullanım istatistiklerine göre, iş dünyası e-posta alışverişinde %36 oranında Outlook‘u tercih ederken, %33’le Hotmail ikinci, %14’le Yahoo üçüncü sırayı alıyor. Gmail aldığı pay %6’lık pay ile dördüncü sırada bulunuyor.

1. Outlook %36
2. Hotmail %33
3. Yahoo! Posta %14
4. Gmail %6
5. Apple Mail %4
6. Windows Live Mail (masaüstü) %3
7. Thunderbird %2,4
8. iPhone %1,3
9. Lotus Notes %0,2
10. AOL Mail %0,1

Kalıplaşmış Aşklar bana göre değil.

ceyhunak | 04 January 2009 13:03

Kalıplaşmış Aşklar bana göre değil. Seni seviyorum demeler yetmiyor bana. Neden yetsin ki, hep aynı kelime, aynı vurgu. Beni sevginle mi yargılıyorsun, “seni seviyorum” derken. Yargısız bir Aşk istiyorum o zaman senden beni severken. Bana seni seviyorum da deme aslında, ben bunu da istemiyorum senden, bana seni hissettir yeter. Bana beni ne kadar hissedebiliyorsun bunu sor, ve hissettir kendini. Yanıma yaklaş usulca, tut elimden ve anlat bana seni, seni bana. Şarkı gibi aksın dudaklarından, melodi gibi, nakarat gibi. Kimseyi sevmediğin gibi sev beni, farklı olsun içinde ki ben, sende ki ben gibi. Bir rüya görür gibi, derin ve içten. Hiç gitmediğin bir yere giderken duyduğun heyecan gibi. Beni hissederken heyecanlan ve beni de heyecanlandır. Aşkımız heyecan dolu olsun, biraz da hızlı. Bitmesin diye korkularımız olmasın, biterse biter zaten. Korkumuz; bittiği halde kendimiz kandırıyor olmamız olsun, biten bir şey tekrar yiter mi bilmem. Ben bunu da istemem..
Beni sahiplen; bir eşyan gibi, bir şiir, şarkı, yazı, hep okuduğun bir köşe makalesi gibi, gittiğin market, aldığın bir marka gibi sahiplen beni de. Alışkanlığın olayım; ama vazgeçemediğin alışkanlıklar gibi, anne şefkati, baba ocağı gibi…
Kalıplaşmış olmayalım, esnek ama sabit, farklı ama şeffaf.. Kalıplaşmış Aşk bana göre değil.