bildirgec.org

OĞLUM İÇİN

ozanyazar | 11 Kasım 2008 17:10

OĞLUM İÇİN
Yokuştan aşağı koşar adım esen, sert rüzğar genç adamın ceketini savuruyor, dengesini bozuyordu. Lüks arabanın yanında istifini bozmamaya çalışarak, dimdik durmaya çabalıyordu. Gözleri bazen otelin kapısına, bazen de gökyüzünde toplaşan bulutlardaydı. İlk bakışta kararan bulutların getireceği yağmurdan endişelendiği görüntüsü vardı. Fakat dudağına yayılan hafif gülümseme bu düşünceyi yalanlıyordu.

Genç adam, kapısında beklediği lüks arabadan çok, kırları, bahçeleri düşünüyordu. Dudağında gezinen gülümseyişle beraber, “Şimdi köyümde olaydım, dağlardan esen rüzgâr bağrıma bağrıma vuraydı” diye düşünüyordu. İş hanının kapısında beklediği adamı yine göremeyince, tekrar iç dünyasına doğru yola çıktı. Gökyüzüne döndü. “Yağmur geliyor” Yollardaki telaşlı adımlarla yürüyenlere döndü, “Bahçelere sel gelir mi?”

pmetrics ile blog istatistikleriniz

ErrorLog | 14 Nisan 2008 15:56

performancing pMetrics
performancing pMetrics

performancing‘in aracı olan pMetrics bizlere gelişmiş bir istatistik sistemi sunuyor.

Proje bizlere; ziyaretçileri, bu ziyaretçilerin nereden geldiğini, yine hangi ülkeden geldiğini, hangi tarayıcı ile girdiğini, hangi servis sağlayıcısına bağlı olduğunu, hangi sitelerden çok ziyaretçi geldiğini vb. bilgileri veriyor… bu sistemin bir de wordpress eklentisi mevcut. eklentinin sayfasına gitmek için buraya, canlı olarak nasıl çalıştığını görmek için şuraya bakabilirsiniz.

programlama öğrenmek

ziccho | 16 Mayıs 2006 14:26

Kendimi geliştirmek için programlama öğrenmek istiyorum,elektrik müh. öğrencisiyim ve azbuz pascal biliyorum ,acaba kendimi hangi dilde geliştirmem yararıma olur ?

ya tasarımınız çalınırsa…

0770 | 22 Aralık 2010 12:51

üzerinde günlerce, haftalarca çalışarak ortaya çıkardığınız tasarımınızı bir süre sonra başka bir yerde gördüğünüzde ne hissedersiniz?
özellikle web siteleri genelde başka web sitelerinden esinlenerek tasarlanır. örneğin obama’nın sitesi ile bir israil başbakan adayının sitesi ilham alınmıştan çok birebir kopyalanmış gibi görünüyor.

burada flickr tasarım hırsızlığı grubundan örnekler, korsan tasarımlar ve buradaki fransız sitesinde de poster, reklam afişi, web sitesi gibi tasarımların karşılaştırmalı örnekleri var.

AKP’nin dayak sınavı

banseker | 14 Mayıs 2006 20:34

AKP Konya milletvekili Halil Ürün’ün eşini dövme olayı son haftanın konusu oldu.
Dayağın cennetten çıkma olduğunu savunan atalarımızın bu insanlık dışı düşüncesini AKP Milletvekili kanıtlamaya çalışıyor olmalı.Milletin Meclisinde iş beklenen bu vekiller ancak bu işe yarar.Oysaki milletin beklediği hizmetler varken nelerle gündeme geliyorlar.Ama hiç şaşırmamak gerek…

Ben kimlere aşık olmadım ki?

darjeeling | 26 Temmuz 2007 14:19

Bundan 26 yıl önce nisan çiçeklerinin açtığı günlerden birinde doğarım. Bahar havası ciğerlere iyi geliyor, evet güzeldir, ama sorun bakalım güzelmidir beklenenden önce doğduğum için annemin elindeki çay bardağını fırlatışı ve doğumhaneye yetiştirilişi.. Hala yüzüme ‘o günkü çay da ne güzeldi, bitirememiştim’ der.. Şakayla karışık bu lafların bünyeme hiç bir negatif etki etmemesinin sebebi ise her gün neredeyse 2 paket sigara içen annemin hamileliği süresince sigarayı tamamen bırakmış olması olabilir, bunun sonucunda belkide anneme aşık oldum. Ben daha annemin karnındayken annemi sevmeye başlamışım yani.
Neyse gün geçer ay geçer büyürüm ben. Kıvırcık saçlı, belli bir yaşa kadar hiç barbi bebeği olmayan bir kız çocuğu olurum. Babam farklıdır. Yapboz oynarız birlikte. Dama oynarız. Kuş alır bana,balık alır,tavşan alır, hayvanları sevmem gerektiği için. Sevdirirde.. .beni yıllar sonra borç harçla özel okullarda okutacak babama daha bilmeden o yaşlarda aşık olmuşumdur.
Kardeş doğar 5 yıl sonra. Bir kıskanırım bir kıskanırım sormayın. Geçerken suratına lanet lanet baktığımı hatırlarım. Sonra ben bir de kardeşime aşık olurum. Sevmeden, ona dokunmadan yatağının yanından geçmediğim olmaz.Ellerimle ufacık bebeğe çekirdek soyar,yediririrm. Hatta bir gün neredeyse sevgimden onu öldürür bulurum kendimi. Kurtulur tabi:) Halı kenarlarını tutuştururuz hep. Oklavayla evde kırılmadık cam bırakmayız. Biri odaya kendini kilitleyip kurtulduğunu düşündüğü anda anahtar deliğinden sinek ilacı sıkarız odanın içine..
Sonra ben biraz daha büyürüm. Dedemi keşfederim evde. Aslında o hep vardır da onu tanımaya başlarım. Tam bir İstanbul beyefendisi, evde bile gömlek ve pantolonuyla gezen, sağları hergün parlak ve taranmış, okumuş etmiş bir insandır. Cebindeki son kuruşuna kadar çocuk kitapları alır bana ve kardeşime. Kırtasiyedeki tüm serileri tamamlarız neredeyse ve ben bugün bile o kitapları saklarım. Çünkü dedem bana okumayı sevdirmiştir ve ben dedeme de aşık olmuşumdur.
Aradan yıllar yıllar geçer ben bu sefer farklı bir aşka düşerim. Bu da karşı cinsin aşkıdır. Severim çocuğu. Hani herkesten bir şeyler öğrenirsin ya bu çocuktan ilk öğrendiğim ise hayvanların ayırt edilmeden sevilebileceğidir. Varın siz düşünün daha neler öğrendiğimi.. Bu yüzdendir ki, onun için yapmadığım şey kalmaz neredeyse. Bana aşkı öğreten adama aşık olmuşumdur şimdi de. Onunla bir gelecek hayal eder, bu hayalin varlığıyla her gün daha çok moral bulurum. Bilirim ki aşk bu sefer birazcık farklıdır. Diğer aşklarımın beni hiç terk etmeyeceklerini bilirim ama ‘ya bu?’ diye derde düşerim.
İsterim ki bu, hayatımda yaşadığım son aşk olsun. 5 kişinin aşkıyla yanıp tutuşayım ben. Gerçekten başka aşk istemiyorum.