bildirgec.org

Ayın 5’i oldu, hala maaş alamadık!

Cartouche | 05 August 2003 08:22

Ayın 5’i oldu, maaşımızı hala alamadık. Ödenmesi gereken borçlar (kredi kartlarından bahsediyorum), maaşla birlikte alırız dediğimiz ihtiyaçlar var. Bunlarla birlikte, asıl onemlisi,bu ay zam ayı! Ne oranda, ne miktarda maaş artışı olacak diye uyuyamıyorum. Öyle para meraklısı bir insan değilim, ama insan merak ediyor işte, “performans artışı olacak mı, prim verilecek mi” diye!

Tüm bunlara karşın şirketten “tık” yok. Geçen Cuma ayın 1’iydi, herhangi bir ödeme yapılmadı. Zam hesapları falan, dedik yorucu iştir elbette, pazartesiye sarkmıştır bu detaylı çalışmalar. Ama, dün de ses çıkmadı kimseden. Nedir anlamıyorum!

Rolltop

sempesif | 20 October 2009 15:49

Rolltop
Rolltop

Geniş, dokunmatik, 180 derece dönebilen ekranları şık tasarımları ile laptoplar bizleri cezbede dursun, arge çalışmalarıyla yenilikçi tasarım üretmek isteyen firmalar prototip sunumlarıyla yok artık dedirtiyor.

Rolltop, işte bu yok artık dedirten son nokta. Özel tasarımı sayesinde rulo şeklinde katlanıp açılabilmekte. İsterseniz 15″ ekrana sahip laptop gibi ya da 17″ lik dokunmatik ekranlı bir televizyon gibi kullanılmakta. Henüz donanım hakkında bilgi veremesekte tanıtım animasyonunu buradan izleyebilirsiniz.

nedir bu

futur | 18 April 2002 23:59

nedir bu savaşa harcanan emek,

ortada savaş olmak zorunda olduğunu anlamak için burayı

ziyaret etmek yeterli

ne için tüm bunlar…

hayır insanın savaşası yoksa bile bunlara sahipse savaşası tutar…

tutar di mi..(bilakis tutuyor)

tüm orospu çocukları’ na..

neceff | 02 December 2008 16:39

tüm zamanlar avrupasında
zoraki bir İstanbul’ un
kahpe tarihine düzdürdüğü ortanca çocuğu
bey’ oğlu!…

söndürülmüş bir yangın yeri
gibi küllerinden arınıp tek solukta bütünleşen
parçalanmış düş damarlarımda asılı duran zibidi bir enjektörün
ruh otopsi’ sinde kendini gösteren;
ince hisseli serüveni!

dolanır yarınlarında (u)mutsuzluğun
hüzüne bulanmış geçmiş zaman tortusu…
gen yaşta kılçıkları ağarmış
sürüsünden kopuk bakunin balıkları gibi
bardağı bıraktı mı göl
gölü bıraktı mı deniz
denizi bıraktı mı okyanus
-lar türeten zihninde
ve geçerken bir lal vakti
beyoğlu’ nun derbeder sokaklarında;
ırzlarına tüm okyanusların
dönüşürmüş bir bardak su,
taşkın bir okyanusa ey kendini bilmez ahali!

Ajda Pekkansa “aynen öyle” (mi)?

kahramancayirli | 16 October 2008 16:22

Temmuz 2006’da “Cool Kadın” çıktığında bakın ne demişim: “Kim bilir kaçıncı turu dinliyorum.Yok, fire yok! Albümün her şarkısı çok özenli, güzel, derin sularda yüzüyor. Enstrümanlar yerli yerinde, kararınca kullanılmış. 90lardan bu yana alabildiğine yozlaşan müzik piyasamızda Cool Kadın, kalitesiyle Sezen Aksu’nun “Gülümse” ve Tarkan’ın “Karma” albümleriyle eşdeğer.” İki yıl sonra yazdıklarımı tekrar düşünüyorum, son dediğimde ısrarcı değilim. Tamam Cool Kadın albümünü hâlâ büyük bir keyifle dinliyoruz belki ama “Gülümse” veya “Karma” gibi kaç albüm daha yayınlanabilir ki ülkemizde?…Ajda Pekkan’ı ne kadar çok ve nasıl sevdiğimi inanın ifade edebileceğimi sanmıyorum. O öyle güzel, farklı, cesur… O boş albüm yapsın, üstüne ismini yazsın, yağmalarız müzikmarketleri. İkon dediğiniz onun gibi olur işte. Ödüm kopuyor ona bir şey olursa diye.Pekkan “Cool Kadın”la yeni bir sürece girdi. Şarkı altlarında akan, günümüze uygun disko ritmleri vb… Yaz ortasında çıkan yeni albümü “Aynen Öyle” ile süreç devam ediyor. Şehrazat imzalı, albümle aynı adı taşıyan “Aynen Öyle”, sözü müziği Bülent Yetiş’e ait “Yan” ve Emre Irmak’ın sözünü müziğini yazdığı “Can Gidiyor” albümün en keyifli şarkıları. Radyolar da benimle hemfikir olmalı ki bu üç şarkı dönüyor radyolarda. Ayrıca “Stretch” ve “Flu Gibi” bu üç şarkının bir basamak altında duruyorlar. Albümün geri kalanında ise aradığımı bulamadım.

Neticede keyifli, hoş bir Ajda Pekkan albümü “Aynen Öyle”. Ama şarkılarda yeni bir “Hoşgörsen”, “Sevgide Seni Seçtim”, “Bambaşka Biri”, “Yaz Yaz Yaz” beklerseniz bozulursunuz. Maalesef.

İleir Düzeyde İngilizce

badoer1 | 19 September 2007 23:01

İleri Düzeyde İngilizce Kursu
İleri düzeyde İngilizce kursu’na hoşgeldiniz 🙂

My mother to be my wife: Anam Avradım olsun

Come with ball my brother Come with ball: Topla Gel Abicim Topla gel

Chicken translation: Piliç çevirme

Leave the door december: Kapıyı aralık bırak

Where is this waiter who I put: Nerede bu kodumun garsonu!…

Clean family girl: Temiz aile kizi.

Your hand is on the job your eye is on playing: Elin işte gözün oynaşta

Sensitive meat ball: İçli köfte.

Urinate quickly, satan mixes: Acele işe şeytan karışır

Toronto Bize Gelseydi

kukuleta | 03 July 2002 20:23

Güneşli ve serince bir akşamüstü. Havaalanından şehre uzanan yol, bilindik, soğukça ve buna rağmen dostça denilebilecek bir selamlamaya benziyor. Birkaç golf sahası, Ontario gölünün kıyısına dizili, yüksek katlı siteler, tek tük rastlanan, “kiralık” tabelaları paslanmış depo-fabrikalar.

Otobüs göl kıyısında durup birkaç yolcuyu bırakıyor. Elimdeki, Internet’ten bulduğum çizelgeye göre beş dakika sonra Royal York’a varmamız gerek.

New York’ta yer hostesiyle çene çalarak, binmem gereken uçaktan bir saat önceki uçağa bindiğim için telaşsız ve rahatım. Yanımda oturan zenci, ki benimle aynı uçaktaydı kendisi, telefonda karısıyla kavga ettikten sonra akşamki buz hokeyi maçı hakkındaki fikrimi soruyor, “ilgilenmiyorum” yanıtını alınca sanki küfür etmişim gibi bozuluyor.

sırlar

astral | 30 December 2010 08:42

Olup olmayacağın sezdiğin, yine de burkulduğun buruk bir tat ile devam ettiğin zamanlar yaşarsın. Yapmam dediğin şeyleri yaptığın anlar olur. O aracıklarda kendini tanımlamaktan kısa ya da uzun süreliğine değil, temelli vazgeçersin.

Yapraklar tekrar sararır mı, kırmızılar sarmışken yeryüzünü bir kalp ağrısı tecelli bulur bedende. Aslında öyle ki, ağrı bedende mi ruhta mı anlamazsın, anlamazsın; Belki bir ömür, belki bir öpücüğü bir saniyeye sığdırdığın bir sonsuz aralığında…

Kim bilir? Sereserpe bırakıvermek vardı şöyle kendini evrene.