bildirgec.org

Vatikan’daki Laikler: Opus Dei

nacak | 08 June 2009 15:55

Katolik kilisesi içinde gizemli bir güç .Vatikan’da etkili LAİK kurum .Opus Dei’nin her yerde rastlayabileceğiniz (nette) genel tanımı bu . Nasıl bir laiklik anlayışıysa artık .

Da Vinci Şifresinde geçen bu gizemli tarikat çok tartışılan ve merak edilen bir tarikat .Dünyada 45 milyon satan Da Vinci şifresi dikkatleri bir anda Opus Dei’ye çekmişti. Dan Brown Opus Dei için Vatikan Piskopoluğu demişti. Radikal bir Katolik mezhebi olduğunu söylemişti.

Jose Maria Escriva de Balaguery Albas isimli en az tarikat kadar karmaşık ismi olan bir papaz tarafından kurulmuş . 1928 ‘de Madrid ‘de .Papazın amacı din adamlarını bir araya toplamak değil Papa’ya Vatikan dışında destek olacak elit bir grup oluşturmaktı.

Opus Dei’nin Latince anlamı ‘Tanrının işi ‘ . Tanrıya ulaşmak için ille de papaz veya rahip olmak gerekmiyor opus dei felsefesine göre . Ne işle uğraşırsanız uğraşın yaptığınız işe Hristiyanlık ruhunu getirebilirseniz o zaman Tanrı’ya ulaşırsınız . Tarikat üyeleri Tanrı’nın çağrısına uyan ve aynı vücudun parçası olan insanlardır . Opus Dei hristiyan olmayan insanları bile tarikata üye yapmak için Katolik kilisesinden izin almıştı.Bu bir ilktir. Katolikler sıkı kurallara bağlıdırlar . Opus Dei’ye burada bir ayrıcalık tanındığı görülüyor .Papaz Jose Maria’yı sadece bu sebebe dayanarak sapık olarak itham edenler bile oldu Katolikler arasında . Yani tarikata hristiyan olmayan üye alınması nedeniyle .

SineBülten 4-10 Mayıs 2009

filozofi | 15 May 2009 17:19

Gavrilo Princip Dünya’nın En Şanslı Suikastçisi

escritor | 11 June 2007 11:23

Prinçip'in yakalandığı an
Prinçip’in yakalandığı an

1. Dünya Savaşı’nın başlama sebeplerine dair herkesin bildiği gerçek nedenler ülkelerin birbirlerinin topraklarına göz dikmesi, hammadde arayışları, siyasi zıtlaşmalar, tarihi bir takım etkenler, ülkesel veya kıtasal bunalımlar ve hep daha fazlası tabiki. Ancak bir de hepimizin okullarımızda öğrendiği ve ilk olarak sebep olarak tanıdığımız bir paravan olay var tabiki. Bu olay da Avusturya-Macaristan Arşidükü Franz Ferdinand ve eşinin 28 Haziran 1914’de Saraybosna‘ya olan ziyaretleri sırasında Sırp Milliyetçisi Gavrilo Princip ve üç arkadaşının düzenledikleri suikast. İnternette dolaşırken geçtiğimiz hafta işte tam da bu suikast çıktı ve okudum, açıkçasını söylemek gerekirse bu suikastin tamamen şans eseri yapıldığını ise daha yeni öğrendim ve en azından henüz ayrıntısını bilmeyen arkadaşlarla paylaşmak istedim. Derinine inersek aslında çokça uzun bir süredir Osmanlı İmparatorluğunun yönetiminde olan Saraybosna 1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşması gereği geçici olarak yönetim değiştrimişti, bu yeni yönetim Avustura-Macaristan İmparatorluğuydu. Sonraki yıllarda önceden Osmanlı İmparatorluğunun başına gelen ayaklanmalar ve çeşitli cinayetler tabiki Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun da başına geldi, zira Bosna’nın , milliyetçiliğin en yoğun yaşandığı topraklardan birisi olan Sırp topraklarına ait olduğunu düşünen Sırp Milliyetçisi Saraybosnalılar’ın ve bağlı bulundukları “Kara El” ve “Genç Bosna” gibi lokal örgütlerin tek düşüncesi bu esaretten kurtulmaktı. Neticesinde 1900’lerin başında Osmanlı İmparatorluğu’nda yoğun olarak baş gösteren iç karışıklıklardan da yararlanarak Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Bosna’yı 1908 yılında topraklarına kattı. Yukarıda anladığım örgütlere üye olan Sırp Milliyetçileri’nden biri de hepimizin ismini hatırladığı Gavrilo Princip’ten başkası değildi. 25 Temmuz 1894’te dünyaya gelen Gavrilo Princip sadece 24 yıllık hayatına esaretle geçmiş boş yıllar, terkedilmiş fabrikalarda örgütlü bir gençlik ve tabi bir Dünya Savaşı Sebebi sığdırdı. Çok fazla uzatmak istemiyorum, 28 Haziran 1914’de sıcak bir yaz günü eşiyle birlikte şehir turuna çıkan Arşidük Ferdinand ve eşi aslında öncelikle Gavrilo Princip’in saldırısına muhattap olmamışlardı. Aynı gün içinde iki suikast yaşayan Arşidük bunların ilkinde Gavrilo’nun 3 arkadaşından biri olan başka bir Sırp Milliyetçisinin el bombalı saldırısına maruz kaldı, bulundukları arabanın çok yakınına düşen bu bomba onlara bir zarar vermedi ve kalacakları otele yöneldiler. Bu arada ilk suikastçi önceden söz verdikleri gibi yakalanması ihtimaline karşılık siyanür içti ve dereye atladı. Hayat budur ya suikastçiyi ne az dozda aldığı siyanür ne de yaz sebebiyle iyice çekilmiş nehrin suları öldürebildi, suikastçi yakalanmıştı. Hemen bunun ardından bu başarısız girişimden sonra paniğe kapılan ve arkadaşlarıyla birlikte şahir merkezine inen Gavrilo yemek ve sakinleşmek için bir restaurant’ı tercih etti. Bu sırada kendisine yapılan uyarılara aldırmayan ve tehlikenin geçtiğini düşünen Arşidük eşiyle birlikte suikastin hemen arkasından şehir turuna çıktı. Yemeği biten Gavrilo Princip mekanın çıkışında her ne hikmet veya şanssa bir anda karşısında Arşidük’ün arabasını gördü, işte tam o sırada “şeytanın gör dediği” oldu, müthiş bir dürtüyle silahını çekti ve Arşidüke doğrulttu, hemen arkasından ateşlediği mermi önce Arşidük’ün oradan da çıkarak eşinin ölüm sebebi oluverdi. sonuç olarak olay yerinde yakalanan Gavrilo 20 yaşından küçük olmasının verdiği şansla Prag yakınlarındaki Theresienstadt hapishanesine götürüldü. Burada 4 yıl sonra 1918’de Tüberkiloz‘dan ölen Gavrilo Prinçip böylece belkide Dünyanın en şanslı suikastçisi sıfatını da takmış oldu. Silahların Sırbistan tarafından verilmesi sonucunda fitiller ateşlendi ve Avustura-Macaristan Sırbistan’a savaş açtığını duyurdu, milyonların ölümüne neden olan Savaş’ın ateşini oldukça şanslı sayılabilecek ama tam manasıyla sebep sayılamayacak ufak tefek bir adam yakmış oldu. O adamın adı Gavrilo Princip’ti ve o sanırım “Dünyanın En Şanlı Suikastçisi” idi.

Milliyet Gazetesinin

aziL | 23 October 2000 06:39

Milliyet Gazetesinin Sitesinin anketi hacklenmiş, tabi hemen düzeltmişler.. Egebank ile ilgili bir soruyu şu şekilde değiştirmişler.

Sizce en dürüst gazete Milliyetmi? Yoksa Sabah, Hürriyet vs. mi… En azindan bir kac milyon dolar götürüyoruz bizde medya&mafya olarak…

maverickartist

Chudo | 20 April 2005 16:25

Maverickartist fotografcilari. Aralarinda Tim Flach ve Bill Turpin portfolyolari oldukca etkileyici. Istanbul Profilo Alisveris Merkezi’ndeki Adidas vitrininde gordugum ve cok begendigim calismada da Bill Turpin imzasi varmis. Bu calismanin fotografcisi Finlay Mackay’in bagli oldugu ajansin sitesi tam olarak calismiyor ama aralarinda Diesel’in de bulundugu bazi islerini buradan gorebiliriz. Konusu gecmisken Diesel‘in son donemde panolarda yer alan The Future konulu calismalari kimler tarafindan yapiyor acaba?

Bildirgeç’te Dünyanın En’leri (2)

Ege | 15 November 2008 16:27

Daha önceki listemin üzerinden epey zaman geçti. Yeni ve güncellenmiş bir “Dünyanın En” bildirisi yazmanın zamanı gelmişti. Daha önceki yazıda belirttigim hususlar burada da geçerli; karşılaştırmalar sübjektif olabilir ve iddialar dokunulmadan aktarılmıştır. Haydi başlayalım:

Dünyanin en büyük kar heykeli
Dünyanin en yasli blog kullanicisi (ölmüs)
Dünyanin en büyük rüzgar türbini
dünyanin en küçük yilan türü kesfedildi