bildirgec.org

Bazen hayat sizden ruhunuzu ister , benim cevabım hayır…

firatocal | 03 August 2010 09:33

tatil tam benlik bir kavram… bunu şu satırları yazdığım yazlığımdaki aylak ehli keyf hali içinde çok daha iyi anlıyorum…

tembelliğin uzuuuun uzuuuun felsefesini yapabilirim ama o kadar uzatmayacağım… bana hs tembellik üzerine kısacıkötesi bir yazı olacak…

çünkü burada geçirdiğim her dakika ve saat hissettiklerimi çok daha iyi anlayabiliyor ve aslında neyi istdiğimi çok daha iyi ifade edebilir hale geliyorum…

tembellik hakkımı istiyorum.. aynen Paul watlavscik gibi… çalışmanın en ulu din olarak tabulaştırıldığı günümüz kpitalist dünyası içinde kim olduğumuzu , nereden geldiğimizi ve nereye gittiğimizi unutmuş bir halde yaşıyoruz , onca kan ter ve meşgulyet içerisine batıp çıkmış zavallı hayatlarımızı..

pilli iş ilanları sadece bana mı absürd geliyor ?

zee | 25 August 2007 11:10

Bu gün güzel bir gün. Çünkü superadam yazının devamı şöyle, superadam güzel bir blog yazmış kazanda onu gördüm. pek sevindim. ama pilli ilanları abacus‘ten gelince yine delirdim 🙂

oral english ne işe yarar bir web geliştirici için ? 2 sene askerliğe hayır denmiş e 2 sene sonra kapı önündeyiz öyle mi 🙂

olmuyor olmuyor olmuyor. başlık değişsin takım arkadaşı arıyoruz şunları istiyoruz densin. web geliştirici ingilizce falan öyle mükemmel konuşunca bi işine yaramaz ki hem. 🙂

Megastar TARKAN

behman | 18 December 2008 13:49

Bu Tarkan başka Tarkan. En az çizgi karakter Tarkan kadar bir efsane olacağını düşündüğüm bir numaralı megastarımız, dünyanın her ucundan başarısının sedasını her daim duyduğumuz/ duyacağımız Tarkan!
17 Ekim 1972de Almanyada doğdu ve bir süre sonra Türkiye’ye dönen 6 çocuklu ailenin sondan ikinci çocuğu Tarkan eğitimine (lise) burada devam etti. Müzikle uğraştı, başardı.
90larda Alpay Aydın isimli şahsiyetle (ki bu şahıs yüzünden yıllar sonra epey başağrısı çekti, adı onunla anıldı, eşcinsel olduğu iddia edildi) giriştiği projede başarılı oldu ve 1992de ilk albümünü çıkardı. “Yine Sensiz”!. Hepimizin hala mırıldandığı çıkış parçası “Kıl Oldum Abi”yle dinleyenlerin ilgisine mazhar oldu ve “Kimdi”yle gönülleri fethetti. “Vazgeçemem” isimli şarkısını da duyurduktan sonra artık “isim” olmuştu. Albüm satışı 900.000i aşmıştı.
Biraz ara verdikten sonra 1994’te iki milyonu aşan satış rakamı gibi “rekor satışlı”, Sezen Aksulu “Acayipsin” 2ci albümüyle geri döndü. Bu başarıyla yurtiçi ve yurtdışında konserler verdi. Bu başarıdan sonra ingilizce albüm yapma projesine girişti fakat pek başarılı olamadı. Artık yurtdışını bırakıp Türkiye’ye odaklandı ve 1997’de 3cü albümü “Ölürüm Sana”yı piyasaya sürdü.

Niye ASP.NET?

darkhorn | 22 April 2009 16:13

Niye bazı büyük kuruşlar genellikle ASP.NET’i tercih ediyorlar? Ya da onu tercih eden niye onu tercih ediyor? phyton, php gibi taşınılabilir olanlar varken…

Seçim paradoksu: Demokrasi neden her zaman adaletsizdir?

denizkar | 29 April 2010 19:47

İdeal bir dünyada seçimlerin iki özelliği olmalı: bağımsız ve adil. Birkaç mantıklı istisna dışında her yetişkin kendi seçtiği bir adaya oy verebilmeli ve verilen oyların her biri aynı değerde olmalıdır.

Bağımsız oy vermeyi sağlamak hukuk alanının konusudur. Fakat oylamayı adil kılmak ise aslında daha çok matematik alanının bir konusudur. Yüz yıllardır bireysel oyların değer oranlarını bozan kaynaklar tespit edilmeye ve önlenmeye çalışılmaktadır. Bu çalışmalar bir çok paradoksu ve sürprizi ortaya çıkarmıştır. Yapılamayan tek şey ise bir cevap bulabilmektir. Büyük ihtimalle böyle cevap yoktur.

İmaj: Peter Nuhly / Getty Images
İmaj: Peter Nuhly / Getty Images

Dünya genelinde uygulanan bir çok demokratik sistem matematiksel adaleti ve güvenilir ve sağlam bir hükümet oluşturmak gibi politik hedeflere ulaşmaya çalışır. ABD, Kanada, Hindistan ve İngiltere’de kullanılan “adaylar arasında çoğunluk oyu alma” yöntemini ele alalım. Prensibi çok basittir: her seçim bölümü en çok oyu alan adayı seçer.

Sistem güvenilirlik olarak düzgün gözükse de matematiksel adalet anlamında bir fiyaskodur. Kazanan adaya verilen oyların dışındaki bütün oylar göz ardı edilmektedir. Kanada, Hindistan ve İngiltere’deki gibi birbirine çok yakın birçok adayın olduğu durumlarda adaylar kazanmak için asla %50 gibi bir oran elde etmek zorunda değillerdir ve bu durumda oyların büyük çoğunluğu göz ardı edilmektedir.

Bir ülke veya şehri seçimler için çok küçük parçalara bölmekte farklı tip yanılgılar oluşturan başka bir kuşkulu konudur. Bir politik parti her bölgede rakiplerinden sadece biraz daha fazla oy alarak genelde seçimleri kazanabilir. 2005 İngiliz seçimlerinde İşçi Partisi toplam oyların sadece %35’ini alarak parlamentodaki koltukların %55’ine sahip olmuştur. Eğer bir parti seçim bölgelerinin çoğunda rakibinden sadece biraz daha fazla oy almış, ama diğer bölgelerde çok geride kalmışsa toplamda daha az oy alarak bile seçimleri kazanabilir. Bu durum 2000 yılında George W.Bush’un Al Gore’u yendiği seçimlerde gerçekleşmiştir.