bildirgec.org

cebrailiye

8 yıl önce üye olmuş, 101 yazı yazmış. 6 yorum yazmış.

5 duyumuzla atasözleri

cebrailiye | 23 June 2006 08:01

küçük bir deneme yapacağım. ne kadar ilerleyebileceğimi/zi bilmiyorum .
beş duyumuzla ilgili atasözlerini biraraya toplamaya çalışacağım.

görmekle başlıyorum :

aklınla gör, kalbinle işit
sür git dememişler, gör geç demişler
yaşa yaşa, gör temâşa
göz gördü, gönül sevdi
gördüğüne çengel atar
boğaz yediğini istemez de , göz gördüğünü ister
gönül çocuğa benzer, gördüğünü durmayıp ister
gönül mâsumdur, gördüğünü ister
her gördüğünü dost sanıp, gizli sırrını söyleme
gördün deli, savul geri
ay gördünse bayram eyle
insan göre göre, hayvan süre süre (alışır)
geleceği varsa , göreceği de var
gören gözün hakkı vardır
görenedir görene, köre nedir köre ne ?
görgülü kuşlar gördüğünü işler, görmedik kuşlar ne görsün ki ne işler ?
dereyi görmeden paçaları sıvama
görmemiş görmüş, gülmekten güle güle ölmüş
görmemişin oğlu olmuş, çekmiş çükünü koparmış
sağ elinin verdiğini , sol elin görmesin
imece günü bulutlu, görmeyene ne mutlu
görümce, yüzünü görmeyim ölünce
cevizi çift görmeyince taş atılmaz
insanın niyeti olmayınca, gözü olsa da görmez
kör görmez sezer, sağır duymaz uydurur
ay görmüşün yıldıza itibarı yoktur
elifi görse mertek sanır
kaderde varsa görülür
eşek hıyarı görünce anırır
parayı görünce bütün kapılar açılır
takke düştü kel göründü
görünen dağın uzağı olmaz
görünen köy kılavuz istemez
dibi görünmeyen sudan geçme
çirkin bürünür, güzel görünür
göz görür, gönül ister
göz ile kulak iki, ağız tek, çok görüp, çok dinleyip az söylemek gerek

akşam akşam ..

cebrailiye | 22 June 2006 00:08

serdar turgut genel yayın yönetmeni olduğundan beri akşam gazetesi okuyorum. akşam’da kendisine köşe edinen oray eğin ilginç bir tip, bir lâkabı olacaksa wagamama oray diyebiliriz, daha çok magazin muhabiri gibi.
son zamanlarda basında yaşanan polemiklere biz okurların neden âlet edildiğini anlamakta güçlük çekiyorum. yazılanları, kişisel mesele olarak addediyorum ve bir kurgunun içinde kaybolmak istemiyorum.
tamam, serdar turgut’un ‘penis yazarı’ olduğu fikrine katılarak gülüyorum. engin ardıç’a bayılıyorum, o kadar ki bâzân ayılamıyorum! bir mansur forutan var ki; kazık kadar bir köşe bu adama niye tahsis edilmiş anlamıyorum. ayşe arman’ı taklit etme çabalarındaki elif aktuğ bacımız sorunlarını güzin abla’ya iletmeli bence , kapladığı köşe bunun için uygun değil. aslı tohumcu, dişe dokunur şeyler yazayım derken ebru çapa’nın yanından bile geçemiyor.deniz gökçe için söyleyebileceğim pek fazla şey yok; âhir ömrümde tanıdığım hiç kimseden olumlu bir cümle duymuşluğum yok. burhan ayeri, ekran polisliği’ne soyunmuş, onun seyrettiği program kadar benim unutmuşluğum var. deniz ülke arıboğan,en nihayetinde ev hanımı değil, titrine yakışır şeyler yazmalı.kanaldan kanala başlıklı köşenin yazarı, atilla aydoğan’ın 5 yaşın üzerinde bir zekâya sahip olmadığına bahse girerim (önce 3 yazmıştım hatırınız için 5’e yükselttim), bir çocuğu taciz etmekle suçlanabilirim fazla üstüne gitmeyeyim. akşam’da yazan başka yazarlar da var, ancak detaylı inceleyemediğim için yorum yapmam yanlış olur. hem bu onların kötü yazarlar olduklarını göstermez, sâdece bu kadarına vakit bulabiliyorum.
ben sabırlı bir okuyucuyum. beklerim ve bir gün her allah’ın günü ödediğim 30 yeni kuruşun bile hesabını sorarım. bunca yazar bedâva çalışmadığına göre, aldıkları parayı hak ediyor mu bakalım.. kendimi yolunacak kaz gibi görmüyorum !
akşam okunurluk oranı en yüksek gazetelerden biri. işim gereği biliyorum. tirajla karıştırmamak gerekiyor.
21.06.2006 tarihinde okuduğum gazetenin manşeti ” sigara parasına tatil ”. yanısıra, izmir vip’i ile ilgili bir haber, dünya kupası’ndaki voodoo büyüsü , başbakan’a hediye edilen cimbom forması gibi haberler.
3. sayfaya sıkışmış minik bir haberde, sıla adında 2 yaşındaki bebenin cenâzesinin gazeteciler tarafından kaldırılması. ölüm sebebi manşet olmayı çoktan hakediyordu oysa ( ülkemizde bazı şeyleri haketmek için ölmek de gerekebiliyor). burnu sızlamadan bu haberi okuyabilecek insanlar olduğuna inanmak istemiyorum. bu tür haberleri uzun süre etkisinden kurtulamadığım için ve yeni bir travma yaratmaması bakımından okumak istemiyorum ama görmezden de gelemiyorum. manşetten verilen diğer haberlerin insanı daha insanlaştırdığını düşünmüyorum. ölümü kanıksamak ( hele de küçücük bir canlının ölümünü ) istemiyorum. bu düzenden ve ona hizmet eden herkesten nefret ediyorum.
şimdi, kimin ne kadar umurunda olur bu yazılanlar bilmiyorum. 1 kişi bile empati kurabiliyorsa, kendimi şanslı sayıyorum. basındaki tekelleşmeden tiksindiğim için bu eleştirileri yapma hakkını kendimde görüyorum. kimin daha uzağa işediğinin ne önemi var ? önemli olan parmağın hâlâ yaralı olması değil midir ?
20.06.2006 tarihli akşam gazetesi manşeti tam bir gazetecilik örneğiydi. ‘ polis engeli ‘ başlığıyla, İzmir’de engelliler arasında oynanan basketbol karşılaşmasında meydana gelen olaylarda polisin tekerlekli iskemlede oturan sporculara acımasızca cop vurması ve biber gazı sıkmasıyla ilgili.
özellikle bir gün arayla yapılan manşetleri verdim. şimdi kendimi rüşvet almadan işini yapmış bir memur kadar huzurlu hissediyorum.
kısa yoldan köşe dönmenin mârifet sayıldığı memleketimizde, köşe kapmaca oynayan, köşe yazarlarını görmek istemiyorum.

” 4. uluslararası türkçe olimpiyadı ”

cebrailiye | 19 June 2006 13:37

afişler uzun süredir gözüme çarpıyordu. bir tuhaflık var bu işte diyordum. türkçe dili ile ilgili bir ‘olimpiyat’ düzenlemeye kalkanların hata yapmış olabileceklerine ihtimâl veremiyordum. bize öğretilenler yanlış mıydı acaba ? tdk ve sesli sözlük‘ten baktım . olimpiyat kelimesi dilimize eski fransızca’dan girmiş. olimpiyatların yapılış amacı spora dayalı. dil bir spor dalı mıdır ? öyle ise hangi kategoriye girmelidir ? atıp tutma olabilir mi ?
ayrıca , ” 4. uluslararası türkçe olimpiyadı ” cümlesinin yazılışında bir yanlışlık yok mu ? bana mı öyle geliyor ? kelime doğrudan dilimize girmiş olsa bile ..

rolling stone türkiye’de

cebrailiye | 18 June 2006 12:33

yapmış olduğum zahmetli ve derin araştırmalar sonucu , sitemizde rolling stone dergisi‘yle ilgili bir bildiriye rastlamadım. hazır fırsatım varken değerlendireyim dedim : oray eğin öncelikle derginin orjinalinden dem vurdu. sonra derginin türkiye’deki ilk sayısında verdiği tavizden hoşnutsuzluğunu dile getirdi. milliyet, sabah, radikal ve şur’da bahsi geçti.
ekşi sözlük‘de , türkiye sayısıyla ilgili bi’ şey yok henüz , peh !

sıkıştım !

cebrailiye | 17 June 2006 08:01

hemen yanlış anlama be , paraya diyecektim . herkes tâtile gidiyor , biz şantiye bekliyoruz , olacak iş değil. hani gidersem eğer ; yeni bikinilere ihtiyacım var . üzerine pareo gerek uygun renklerden . e ayaklarımın başı kel mi ( aha cümleye bak bu yazıyı yayınlamazlarmış şimdi ) ? hesabıma doğru düzgün para geçmemiş . bu parayla anca şuraya gidebilirim.
ben ki denize âşık, güneşe vurgun, mehtâba bitik .. akşam rakı-balık , az uyku, çok yüzme , gün batımında kumsalda yürüyüş , hiç tv-gazete-telefon. bunlar benim de hakkım . primlerim dağ gibi birikti alamıyorum. yazık bana yaa ..

‘ türkler kuyumu kazmaya çalıştı ‘

cebrailiye | 27 May 2006 11:41

vatan gazetesi’nden gülden avuç , sibel tüzün’le ibret verici bir röportaj yapmış. sahnede hantallıktan kıpırdamakta bile güçlük çeken sibel hanım’ın performansı konuşurken birden artmış , ne kadar başarılı bir iş yaptığından bolca dem vurduktan sonra, mensubu olduğu ve temsil ettiği memleketimin insanlarından, 3.şahıs olarak bahsetmiş.
deveye sormuşlar …

plastip show

cebrailiye | 25 May 2006 11:01

90’lı yıllarda plastip show vardı. şimdi olan bitene bakıyorum da ; politikacılarımız , üstünden sadece 15 sene geçmesine rağmen , neredeyse 115 sene gerilemişler. o zamanlar daha mı hoşgörülüydü bu insanlar yoksa bu insanlar o insanlar mı değildi , ben mi abartıyorum , onlar mı çizmeyi aşıyor , burası neresi , ben kimim ?