bildirgec.org

freefreshfish

8 yıl önce üye olmuş, 137 yazı yazmış. 418 yorum yazmış.

Milliyet’in “ö” takıntısı

freefreshfish | 07 August 2007 17:47

Milliyet gazetesinin web sayfasından takip ettiğim haberlerde dikkatimi çeken bir konu var. Haber yayınlandığı anda bir sürü “ö” harfine rastlıyorum. bu harf olur olmadık yerlerde (yani ne bileyim mesela klavyede yanyana olduğu “m”, “ç”, “k” gibi harflerden sonra gelmiyor), genelde de kelime sonlarında oluyor.

Ya internet editöründe bir arıza var ya da klavyesinde. Ya da aceleyle yapıyorlar diyeceğim ama gerçekten alakasız yerlerde bu harf. Sonradan düzeliyor bir şekilde. Takıldım işte ne bileyim yazmak istedim.

Ahanda örneği : haberin linki

Kanunlarımız ne alemde?

freefreshfish | 17 May 2007 12:12

Geçen minik bir kaza yaptım, bir araca arkadan çarptım. Trafik aniden yığıldı tam önümdeki araba aniden frene bastı, kaçmak için kaldırıma iyi yanaşıp frene bastım ama sağ arkasına çarpmaktan yırtamadım. Herifin bmw benim honda’yı dağıttı. Neyse…

Arkadan çarptım ya suç bende (trafiğe çıkınca suçlusunuz zaten). Ben ekibi ararken olayı gören başka bir trafik polisi zıpladı geldi. Ben telefondayken diğer şoför “benim gitmem lazım,.. toplantı,.. şirket… gak guk” filan diyor. Bir yandan ekiple konuşuyorum, bir yandan trafik polisi “bende bildiriyorum şimdi” diyor, bir yandan da diğer şoförün ne demek istediğini anlamaya çalışıyorum. Adam bir anda arabasını bıraktı gitti, kısa süre sonra başka biri geldi “kullanan benim” diye. Valla benim umrumda değil, hata bende göründüğünden kaskoma ödetip, bir an önce arabamı yaptırıp binme derdindeyim. Arabamda çiziğe bile tahammül edemeyenlerdenim.

Aşk Bitermi :3: Sevin (Yazarın sonu!)

freefreshfish | 26 April 2007 02:14

Sevgi üzerine çelişkiler

Sevin, sevmek güzeldir. İnsan sevdikçe yaşar. Her şeyi sevin; insanı, ağacı, kuşu, böceği, sineği. Sağanak yağmurda sokakta olmayı, yaz sıcağında basket oynamayı, trafikte ıslık çalarak beklemeyi. Hepsi bizim için. Sevsek de sevmesek de bütün bunlar bizim için. Ama hepsini sevmek, sevmeye alışmak yaşamı daha güzel ve yaşanır hale getirir. Hayatın parçası olan kötülükleri bile sevin. Kötü insanları, çamurlu yolları, kokmuş balığı bile.. Bunları sevmek ne mi kazandırır? Bunları sevmekle, iyi olanlarını daha çok sevmeyi öğreniriz. Daha çok sevmekle bir şey kaybetmeyiz. Sevgi, sevgi olarak geri döner.

Sağır Müzisyenler

freefreshfish | 19 April 2007 19:11

Evet, “sağır müzisyen olurmu?” demeyin, konumuz sağır müzisyenler. En eskisi ve bilineni Ludvig Van Beethoven‘dır. Beethoven ileri yaşlarda duyu kaybına uğradığında bile beste yapmaya devam eder ve ömrünün son deminde yazdığı 9. senfoni bu durumun doruk noktasıdır. Bildiğim hikayesi şöyle : 9. senfoni biter, artık çalınacaktır. Beethoven eseri dinlemek (daha doğrusu izlemek) üzere yerini alır. Eser bittiğinde büyük bir alkış kopar salonda ama Beethoven eserin bittiğini ancak orkestra şefininin hareketinden anlar. Sonra en öndeki yerinden ayağa kalkar ve seyircilere bakar. Herkes ayakta çılgınlar gibi alkışlamaktadır. Sahneye şefin yanına çıkarırlar, selamını verip doğrulduğunda ağlamaktadır Beethoven. Eserin ilk sahneleşinden bir kaç yıl sonra 10. senfonisini bitiremeden hayata veda eder.

Ne Dinleyeceğiz?

freefreshfish | 01 April 2007 23:38

Türk müziği denince aklınıza ne gelir? Sanat müziği? Halk müziği? Tasavvuf musikisi? Türkçe sözlü pop veya rock? Çağdaş Türk müziği? Türk cazı? Arabesk? Fantezi? Taverna? Ne bileyim daha benim aklıma gelmeyen bir sürü türü sizlerde sayarsınız şimdi. Belki biraz önce yeni bir tür çıkmıştır.

Peki niye bu kadar müzik türüyle karşı karşıyayız? Hangisini daha iyi? Gerçekten zevkler ve renkler mi söz konusu? Bazılarını reddetmemiz mi gerek? Sanat müziği aristokrat müziği de saraydan çıkamamış, halka inememiş, üstüne birde Halk müziğimi doğmuş. Çağdaş Türk müziği halka inmiş mi? İnmesi mi engellemiş? Arabesk niye acılı? Rock niye arabesk? Pop niye balon?

Dizi müzikleri ve kıl olduğum mevzular

freefreshfish | 15 March 2007 15:58

Akşamları işten eve döndüğümde oğlumla ilgileniyorum. Ve malesef eşimin izlediği yerli dizilere maruz kalıyoruz. Hemen hemen hepsini öğrendim, hatta senaryolar hakkında fikir yürütüp, dalgamı geçip eğleniyorum. Çoğu zaman bir sonraki bölümün özetini verip haklı çıkmak büyük keyif veriyor (eşimi deli etsede..). Neyse konu bu değil, konu bu dizilerin müzikleri.

Yıllarca pop müzik, reklam müziği, film müziği hep birilerinin tekelinde oldu. Bu geçmişte olduğu gibi günümüzde de böyle. Geçmişte çok iyi işler yapan saygıdeğer müzisyenlerimize laf etmiş olmamak için isimlerini vermiyorum. Gerçekten bir çoğu değerli müzisyenlerdi, yaşayanları da öyleler. Ve fakat yeni jenerasyon “dizi müzikçileri” beni hasta ediyor. Bunları açıkça yazmakta sakınca görmüyorum. Biri Kıraç, diğeri Gökhan Kırdar (Loopus).

Resimli Müzik Tarihi Ansiklopedisi #3

freefreshfish | 07 March 2007 11:07

Sayı 3 – Rönesans (1.Bölüm)

Yeniden doğuş anlamına gelen Rönesans, Müzik tarihinde 1450-1600 yılları arasındaki bir zaman dilimini kapsar. Ortaçağın karanlığından sıyrılıp Eski Yunan ve Latin sanatının yeniden keşfi bu dönemde gerçekleşir. Günümüzde geçerli bir çok kavram Rönesans’a aittir. Yaşama sevinci ve dünya için faaliyet gösterme, güncel hayata bütünüyle yansır. Bu durum insan yaşantılarına ve diğer sanatlarda olduğu gibi müziğe, doğalı yansıtan, akıcı ve dans adımları taşıyan yeni bir stil getirmiştir. Gerçi işe giderken üç ileri bir geri adım atmak insanı biraz yorar ama olsun.

Resimli Müzik Tarihi Ansiklopedisi #2

freefreshfish | 06 March 2007 18:17

Sayı 2 – Ortaçağ Uygarlıkları

Ortaçağ

Gariptir ki Ortaçağa ne zaman kimin Ortaçağ adını verdiği bilinmez. Herhalde Ortaçağ yaşanırken biri çıkıp “yaşadığımız bu çağ olsa olsa Ortaçağdır” dememiştir. İlkçağdan sonra Ortaçağın gelmesi kadar doğal bir şey olamaz tabi ki. Ancak bu mantıkla Ortaçağdan sonra da Sonçağ gelirdi ve ben şu anda bunları zırvalıyor olamazdım. Zaten niye bu kadar zırvaladığımı ben de anlamadım, müzik ansiklopedisi yazıyoruz hesapta!

Neyse, bu Ortaçağ denilen çağ (ne zaman ve kimin bu ismi verdiği önemli değil) Hıristiyanlığın gelişmeye başladığı yıllardan 15. yüzyıl başlarına kadar süren dönemdir.