bildirgec.org

fevkulbeser

7 yıl önce üye olmuş, 12 yazı yazmış. 772 yorum yazmış.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Lahana ve Hakan Taşıyan

fevkulbeser | 11 January 2009 21:17

Giriş paragrafında Ulu Önder Atatürk’e bol miktarda övgü. İkinci paragraf başarılarından ve devrimlerinden bahsedilmesi. Üçüncü paragraf google amcadan “copy paste” ülkemizi yücelten şeyler. Aralara Atamızdan güzel resimler. Son paragraflara yaklaşınca biraz dine küfür, kavram kargaşası. Bol miktarda türkçe hatası. Atatürk’ün bize bıraktığı ülke ve şimdiki halinden dem vurma. Türkiye iran olmasın..Araya da lahananın radyasyon depoladığından, hakan taşıyanın mütemadiyen sarhoş olduğundan bahsetme.Çok önemli bir yazı yazdığını düşünüp son paragrafla yazıyı bitirmek.

Yüreğime sağlık (:

Şarap

fevkulbeser | 30 August 2008 16:09

Efendiler, Ömer Hayyam beyden dinleyip, aklımda kaldığı kadarı ile size “şarap” içkisinin tarihini anlatayım.

Fevkâlade evvel zemanda bir acem kralı yaşar imiş. Bu acem kralı avlanmaya meraklı ve de pek yetenek sahibi imiş. Bir gün yâverleri ile avlanırken havada bir kartal görmüş. Kartalın boynunda bir yılan kartalı boğuyormuş. Bu temâşa karşısında okunu ininden çıkardığı gibi yılan hayvanını, kartal kuşunun boğazında vuruvermiş. Krala keskin bir bakış fırlatan kartal kuşu, süzülerek mekândan ayrılmış ve kralın yâverleri, kralın harikulâde isabetli atışını o günün saray muhabbeti olarak dilden dile anlatmışlar. Gel zeman git zeman bir gün kral yine avlanırken aynı kartal kuşu çıka gelmiş ve kralın ayağının altına bir kaç tohum bırakıb oradan uzaklaşmış. Kral bu tohumları ekmiş ve çıkan nebâtatın meyvasının suyunu çıkartıp, bir küpe doldurmuş ve mahzene kaldırmış. Kral küpteki suyun zehirli olduğuna inanmakta imiş.

Başka türlü bir şey benim istediğim

fevkulbeser | 04 August 2008 17:40

Her sabah erkenden uyanıp ki genelde hangi sabah uyansam nedense erken uyandığımı hissederim, suyumu içip evimden çıkıp yemyeşil ovamda kahvaltımı yapıyorum. Sonra arkadaşlarımla evimizin önünde buluşup aynı tepeye çıkıp, geçecek olan treni izlemeye koyuluyoruz, yemeğimizi yemeye devam ederken…

Teemmül eyle!

Bilemediğim

fevkulbeser | 08 July 2008 14:17

Bıçağın keskin tarafı ayaklarımın altında
Büyütürken yaramı
Olmayan ellerin sıkarken boğazımı
Kocaman bir bez parçası tıkamışken ağzımı
Kollarım bağlı iken halatlarla bu kör karanlık odada
İznim bile yokken duymaya sesleri
Gözlerimdeki karınca yuvasından çıkan karıncalar; girmeye başlarken burnumdan
Delinen parmak uçlarımdan sızan kan damlaları akarken soğuk beton zemine
Duyamasam da seslerini
Hiçbir şey giremeyecek kafama senden başka
Ama ne yazık ki ben ölürken bu kör karanlık odada
Mezarımın nerde bile olduğunu bilmeyecek olan sen
Bir gün bir film izleyip yaşlar dökülürken gözünden
Bir ürperti hissedeceksin sırtında…

Enler ve benler

fevkulbeser | 04 July 2008 12:21

En eski kemanın en ince telinden
En mutsuz kadının bir tel saçından
En eski şarabın bir damlasından
Bir iksir yapıp içireceğim size
Ki herkes anlasın bu hayatı
Bu hayat ulaşamayacağınız şeylerle dolu
En son ulaştığım şeyi kaybettiğimi düşünürsem
Enlerin olduğu bir hayatta
Yani benlerin
Hangi ben diyebilir ki
Sesler diyarının efendisi olduğunu
Her şey buradan sonra
Ölüm en güzel keman
Ve benlerin ölümü
Yaşadığınızı kavrayış olacaktır
Hep unutuyorum şiir yazdığımı

YESH GVUL (BİLMİYORUM DEME)

fevkulbeser | 02 July 2008 16:20

Filistinde olan bitenleri anlatmak bu kadar aşikar olmasına rağmen bir o kadar zor. O yüzden Edward Said’in söyleşilerinden ve yazdıklarından kısa bir derleme yaptım. Aşağı kısımda belirttiğim yazı tamamen Edward Said’in kendisi tarafından yazılmıştır. İlgili olanlar kaynakta belirttiğim kitabı okurlarsa daha ayrıntılı bilgi edinebileceklerdir. Hasılı kelam sözü Edward Said’e bırakıyorum:

Beklemek ve bitmek bilmeyen beklentiler ve hiçbir zeman gelmeyecek olan, ama bu süreçte herkesi hemen hiç değişmeyen bir mekanda eli kolu bağlı, palyamçomsu, zavallı bir bayağılık durumu içinde donduran bir şeyin gelmesinden önceki an.

Salman Rüşdü hakkındaki fetva ile ilgili gündem esnasında İslami tahammülsüzlük üzerine söyleyecek çok şey bulmuş olan Yahudi ya da Yahudi olmayan batılı libareller bugün Yossi Sarid ve Mahmut Derviş’e yöneltilen saldırılar karşısında ağızlarını bile açmamışlardır. İsraillililrin bu histerik tepkisi nedendir ve burada söz konusu olan ne türden bir kırılgan kimliktir ki Filistinlilere ait bir şiir nosyonuna-sadece nosyonuna- bile tahammül edilememektedir? Resmi Siyonizm 50 yıl boyunca Filistin halkının varlığını reddetmişti, ama sonunda Filistin varlığını tanıma olanağı ortaya çıkınca Yossi Sarid İsrailli öğrencilerin bir Filistinlinin şiirini okumalarının iyi bir fikir olabileceğinin önerisini yaptı….

Son bir zirve mi?

Bir yazı yaratmak

fevkulbeser | 24 June 2008 10:13

Kemal-i ceht ve ihtimamla şayan-ı gıbta olacak bir yazı yazmak içün semere-i mesaiye başladım. Günlerden cumartesi günü olması hasebiyle “imkanda, ma-kandan ebda-i yoktur” lafzına istinaden etrafıma bir nazar ettimde gözüme bir adet fesleğen ile bir mangal üstündeki bir ızgara takıldı. Mevki-i mebzuliyete sahip olduğum günler aklıma geldi de; maişa denen kimine göre menfa, kimine göre mesai-i beyhude bu hayat zat-ı şahanemize fevkalade mütehalit eşyalar verdi de, biz oturup iki kelam yazmadık; şimdi kalkmış ızgara ve fesleğenden kelam çıkarmaya çalışıyoruz, derken dimağımda bir cinnet-i şedide zuhur eyledi, hususu mühale talik ettirmek ne kadar vasat sayılsa da fasılaları ve teşbihleri parelemek bir o kadar zor göründü gözüme. Ezcümle; alel-umum yaptığım gibi ab-ı ateşten bir katre almak suretiyle

“Nerdeyim ben? Gözlerimi açtığımda gördüğüm çitlerdeki izlere bakınıyorum. Hava güneşli fakat gölgede olmanın serinliği mevcut. Gölge yapan çitler. Beyaza boyanmış, yer yer boyası sökülmüş çitler. Kafamı sağa çevirince bir ızgara var yerde, ızgaranın benim baktığım açıdan sol tarafında bir hortumdan su akıyor ızgaranın içinde yavaş yavaş; belli ki su yeni kapatılmış. Burnuma fesleğen kokusu geliyor. Sanki yere çakılmışım. En son 3 yıl 19 gündür görmediğim arkadaşımı görmek üzere evden çıkmıştım, onu hatırlıyorum. Kafamı kaldıramıyorum, her tarafım ağrıyor. Bir ayak sesi var. Kahverengi bot giymiş, mavi bir kot var üzerinde. Yüzünü seçemiyorum. Ses çıkarmaya çalışıyorum sanırım sesim çıkmıyor. Çok yaklaştı sadece botlarını görüyorum. Bir ses, silah sesi ve yerde uzanan cesedim.”

Garip öykü

fevkulbeser | 02 June 2008 17:24

Akupunkturunu yaptırıp alelacele bir aperitif yemek üzere aşçıbaşının yanına koştu. Bir masaya oturdu aşçıbaşının yanına varınca, bunun üzerine aşçıbaşı kendisinin masadan kalkıp sandalyeye oturması için uyardı. Aldığı cülus ancak kişisel harcamalarına yetebiliyordu. Ezkaza başına bir iş gelse, o ayı nasıl kurtaracağını düşünür dururdu. O günlerde diline persenk olan eksantrik kelimesi, alakalı alakasız her yerde dilinden fırlayıp ortalığa çıktığından kendisine entelektüel bir hava katıyordu. Aşçıbaşından poğaça istedi ve güpürlere baktı. Floresanın beyaz ışığı kendisini rahatsız etmekteydi; fakat açlık başına vurduğundan çok fazla rahatsız olmuyordu. Aşçıbaşı gardıroptan poğaça çıkartıp adamınızın önüne koydu. Ne kötüydü ki poğaça seçimi aşçıbaşının insiyatifine bırakılmıştı. O anda içeriye bir müteahhit geldi, kendisi pek nufuzlu bir kimseydi. 3 gün sonra ötenazi yaptırmak üzere devletten izin almış, son günlerinin keyfini çıkarmaya çalışıyordu. Aşçıbaşına bir şeyler söyledi, aşçıbaşı da şifoniyerin üzerinden bir diş sarımsak alıp müteahhitin önüne koydu. Vahamet gözler önüne sergilendiği zaman hiç bu kadar zarafet barındırıp letafetli bir görünüşe sahip olamazdı.Zımba gibi bir oratoryo idi dıştan gözüken. Rastgele gelişmişti birçok şey ben tabldotumdaki kanepeme başlamışken. Birden olan oldu ve adamınız zülfüyarını çıkarıp dilini kesti.

Kitap alırken dikkat edilmesi gereken hususlar, Kısım-1(yeni başlayanlar için)

fevkulbeser | 26 May 2008 09:55

Evvela, Kendinizi Tanıyın/ Dilediğiniz Gibi Olun / Herkes Doğuştan Başarılıdır / Aşil Sendromu / Ne Hissettiğiniz Kendinize Bağlı / Atılganlık Hakkınızı Kullanın/Düşün ve Zengin Ol gibi kitaplar kesinlikle gereksizdir. Hepsinin bahsettiği şey; kendinize güvenmeniz ve bir hedef koyup o hedef doğrultusunda plan yapmanız ve bu planlara uymanız.
Ayrıca kadın programı sunan insanların ve onlarının eşlerinin kitaplarını alacağınıza gidip ilkokul türkçe 2. sınıf kitabı öyküleri okumanız, akıl sağlığınız için faydalı olacaktır.

Kitap seçerken en önemli hususlardan biri sayfa yapısıdır, sayfalar tamamen bembeyaz; kuşe kağıt olmamalıdır, fevkalade gözü yorar. En uygunu gazete kağıdı renginde olan kağıttır. Kitabı elinize aldığınızda orta sayfası açılır ve dikkatlice bükülmeye başlar, eğer büküldüğünde yırtılıp parçalanmaya başlıyorsa kesinlikle tercih edilmemelidir.

Kitapçıya gidip bana bir kitap önerin demekte olmaz, kendiniz raflarda dolaşacaksınız ve ilginizi çeken bir kitabın orta sayfalarına ve de son sayfalarına göz atacaksınız. Önsöz ve arka kapak yazısı genelde ticari mantıkla yazılmıştır.

İyi bir kitabın fiyat ve sayfa sayısı oranı önemlidir; 350 ve daha az sahifeli olup 20 ytl olan kitaplar adam soyma amaçlıdır, çok sayfalı ve de ucuz kitaplar tercih edilmelidir.