bildirgec.org

virtual hakkında tüm yazılar

Holophonics – Virtual Haircut

Turkpanzer | 06 October 2007 23:59

3D grafik ile ilgilenenler veya uğraşanlarımız çoktur. Peki ya 3D yani 3 boyut ses ile ilgilenenlerimiz ne kadar çok? İşimiz gereği birkaç araştırma yaparken, şans eseri karşımıza çıkan bu harika virtual barbershop çalışmasını kesinlikle duymanız gerekli. Ama, kesinlikle kulaklıklarınızı takmanız gerekiyor!

Kullanılan tekniğin ismi Holophonics ve bu da yeni olmayan Binaural tekniğinin bir yeni versiyonu. Kayıt esnasında ise Dummy Head Recording, yani kukla kafası baz alınarak yapılan ses kayıt şekli. Temelde amacı bir insanın etrafında olan biteni olabildiğince gerçekçi olarak dijital ortama yansıtmak olan bu teknik, çok uzun süredir var fakat hiç bu kadar gerçekçisini duymamıştım.

panoramik fotoğraflar

bakiyyebemolu | 29 September 2007 19:56

kapadokya'dan bir görüntü
kapadokya’dan bir görüntü

viewAt ile dünya üzerinde çeşitli bölgelerden çekilmiş panoramik fotoğrafları inceleyebilirsiniz. kullanıcıların bu özel teknikle çektiği fotoğraflar sitede birkaç aşamadan geçiyor ve ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. ziyaretçiler de google haritasından seçecekleri yerleri farklı açılardan birçok güzel fotoğrafla görme olanağı buluyor.

SANAL GERÇEKLİK veya GERÇEK SANALLIK

mevlana yusuf | 16 August 2007 17:54

Sanal gerçeklik (Virtual Reality demiş Vikipedi)

Sanal alem, sanal gerçeklik, sanal dünya gibi kelimelerin günümüzün moda tabirleri, olduğu hepimizce malum. Sanal, yani sanılan, zannedilen, öyle olduğu kabul edilen. Bu aslında tam “adı üstünde” deyiminin tüm anlamını tamamiyle ifade eden bir tabir. Adı üstünde… Zannedilen, aslında olmayan, olduğu kabul edilen veya kabul ettirilen gerçeklik, alem, dünya…
İki kelime zıt anlamları ihtiva ettiği halde yan yana kullanışıyla kendini öylesine kabul ettirmiş ki, gerçekliğin mi sanal yoksa sanallığın mı gerçek olduğunun kimse ayırdında değil veya böyle bir fikri taşımanın aslında işin vehametini fazlasıyle ortaya çıkardığı halde herhangi bir tepkinin ortaya çıkmaması, doğrusu bu sanallıktan birazcık sıyrılıp hadiselerin veya hadiselerin tesirlerinin dışında kalabilmeyi becerebilmiş zihinlerin şaşkınlıktan ve çaresizlikten için için kendilerini yiyip bitirmelerini doğuruyor. Peki bu kadar vahim ise durum ve apaçık ortada ise, niçin farkedilmiyor? Bunun en mantıklı cevabı herhalde şu olsa gerek.
Ölüm ölümlere gelmez…
Neyi mi anlatmak istiyorum?Şimdi zihinlerinizi ve becerebilirseniz yüreklerinizi kısa bir süre için “yer”lerinden çıkarıp ( “yer”den kasdım, modernite denilen illetin son piçi “sanal gerçeklik” üreticilerinin, kurbanlar için hazırladıkları ve her ferdin aynı yerde fakat yine her ferde ait özel olarak hazırlanmış “fanus” ve bu fanusta oluşturulmuş tek “kültür”dür) gözlerinizi etrafınızda gezdirin ve görmeye çalışın. Şu sorular da zihninizi kurcalasın.
Bu dünyadaki bir fert olarak durduğunuz yer neresi? Bu ülkenin bir ferdi olarak durduğunuz yer neresi? Kendi irade ve arzunuzla mı ordasınız? Yoksa bir yerlerden uzanmış eller yoluyla mı bulunduğunuz yerdesiniz? Bu haklılık veya hakedişiniz ne/neler yoluyla veya vasıtasıyladır? Orada bulunuşunuzun kararlılığı ve sürekliliği veya süreksizliği hususundaki dahliniz hangi boyutta veya böyle bir seçime, arzu ve iradeye sahip misiniz veya ne kadar sahipsiniz?Özvarlığınıza mahsus mesuliyetlerinizin mi yoksa bir cemiyetin üyesi, bir ülkenin vatandaşı olmanın mesuliyetleri mi daha fazla yer ediyor tüm yapıp etmelerinizde, yaşamınızda ve fikirlerinizde?Doğrusu tüm bu soruların ne amaçla sorulduğu konusunda – belki biraz da soruyu sorana karşı kızgınlık ihtiva eden – şüpheler taşıdığınızı ve kaşlarınızın çatıldığını görüyor gibiyim.Ama, tepesinde sürekli her an aniden inebilecek koca bir yumruğun bulunduğu bilgi, his ve tecrübesini taşıyan biri olarak, bu soruların aslında her açık zihinli vatansever için sabah akşam sorulması ve en doğru en geçerli cevapların bulunması yolunda azami cehd ve gayretin gösterilmesi gerektiğini düşündüğüm için, çatık kaşlarınıza, kızgınlığınıza ve şüphenize seve seve “eyvallah” diyeceğimi belirteyim.
Herşeyin aslında beynimizin bir algılaması olduğu, aslında hiçbir şeyin gerçekte olmadığı ama olduğunun beynimizce kabul edildiği ileri sürülüyor. Yani bir bakıma rüyanın rüyasını görüyoruz bu alemde.İşin sofice bakış ve ifadesi ise şöyle. Malumunuz bir hadis-i şerifte şöyle buyrulur: “İnsanlar uykudadır, ancak ölünce uyanırlar”.
Şimdi bu ne demek?Yazının başından beri bahsettiğin sanallık bu mu yoksa, dediğinizi duyuyor gibiyim. Hayır. Bu hadis-i şerif, hakikatin, asl’ın hakikatinin veya en doğrusu hakikatin aslının ifadesidir.Bir çoğumuz bilgisayar karşısındaki bir insanın, o andaki görünümünü dışardan seyretmişizdir. Seyretmeyenler bir kafede bu deneyimi edinebilirler. O makine ile insanın nasıl ‘etkileştiklerini’ dikkatli bir gözle seyredersek şu sanallık denen şeyi biraz kavramaya başlarız. Özellikle chat yapanları veya oyun başındakileri. Artık bütün hisleri meşgul oldukları şey iledir veya tamamen o olmuştur. Dünya o şey halindedir ve onun haricindeki varlıkların çoğu zaman farkında değillerdir.
(Midtown oyununu hatırlayalım.) Son sürat caddelerde sürdükleri taksi sanki kendileri olmuştur. Dönüşlerde bedenlerinin de o yönde hareket ettiğinin, bir şeye çarpınca yüzlerinin aldığı şeklin arabanın parçalanmış şeklinden pek de farklı olmadığının, polise yakalandıkları zaman ki kızgınlıklarının doğrusu ben farkında olduklarını hiç zannetmiyorum. Yani o insan o anda ne ile meşgul ise o makine karşısında, yaşamı o oluyor.
Bu kadar uzun lafın sonunda söylemek istediğim şu.Bugün bize dayatılan hayatın, aslında hayatın aslı olmadığını, ard niyetlerin gerçekleştirilmesi için hazırlanmış; köleleştirici, köleliği yüceleştirici, zihinleri bulanıklaştırıcı, tektipleştirici, zalimleştirici, bencilleştirici, merhametsizleştirici berbad bir kopyası olduğu, ve kopya hayatın o hayatı sürenler için her zaman tedirginlik ve huzursuzluk doğurucu olduğu gerçeğini ifade etmektir.Kurgulanmış bir hayat yaşadığımız. Ama kurgusunda bizim dahlimiz yok.
Ben bu satırları yazarken ve siz bu satırları okurken, belki isteyerek belki istemeyerek, belki farkında olarak belki olmayarak ama muhakkak içinde bulunarak bu kurgunun kurbanı rolünü oynamaya devam ediyoruz.Peki bize bu rolü biçenler kendileri hangi roldeler? Ve hangi hayatı yaşıyorlar acaba?Kurguladıkları hayatı mı yoksa Hayat’ın Kurgu’sunu mu?

USB Virtual Boy/Girl Friends

solusPectus | 05 July 2007 14:48

PC’nizin yanında size arkadaşlık edecek bu arkadaşların ikisi 30 dolara geliyor. Fotoğrafları siz seçebiliyorsunuz. Programlanabilir 100 farklı şey söyleyebiliyor. Batarya gerektirmez. Windows 2000 ve XP işletim sistemleriyle uyumlu. Buradan detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Beryl for windows :)

eburhan | 30 April 2007 16:47

Yod’m 3D Windows 2000, XP ve Vista için bir sanal masaüstü yazılımı. Fakat Beryl‘de olduğu gibi masaüstünüzü bir küp şeklinde değerlendiriyor. Kübün 4 yüzeyi de ayrı bir masaüstü. Her masaüstü arasında efektler ile geçiş yapıyorsunuz.

Download sayfasından bilgisayarınıza indirebilirsiniz. Ücretsiz ve kurulumu yok. Zipli dosyayı çıkartın ve çalıştın.

Microsoft Virtual PC 2007

eburhan | 21 February 2007 13:58

PC içerisinde PC çalıştırmamızı sağlayan Microsoft yazılımı Virtual PC 2007, kararlı sürümüyle indirilmeye hazır. Windows 2003, XP Pro ve Vista üzerine yüklenebilen yazılım tamamen ücretsiz olarak sunuluyor. Daha fazla bilgi için ve indirme linki için bu sayfayı ziyaret edebilirsiniz.

Microsoft Virtual PC
Microsoft Virtual PC