bildirgec.org

Uyuşturucu Günlüğü -4-

inside | 24 Ekim 2003 02:41

…biliyor musun ne var, ben dün, hayır dünden önceki gece, intihar… yo aslında değil, bu çok başka bişeydi… yaklaşık 5-6 kilo kan kaybettim, sabaha kadar… kollarımı vücudumu kestim, bittiğim, tam anlamıyla uçtuğum an’dı… an’dı… ‘An’dı… Bu şekilde yavaş yavaş bitsin istedim bu…! Görmek istedim her an’ımı, durgunlaşmamı, ellerimin-ayaklarımın-yüzümün çekilmesini… beynimin uyuşmasını… bi ara nerdeyse oluyordu! , çocuklar uyandırdılar, izin vermediler, ben de onlara izin vermedim ama yanımda oldukları 9 saat boyunca kanı durdurmalarına…! Anlatılacak bişey olmadığını, ne kadar anlatsam da anlamını yitireceğini farkettim şimdi, yanından bile geçemeyeceğini…(-mi) Nasıl büyük aptallık-tı sonrası, hastane, salak insanlar, sorular, dert anlatma çabaları! Bir kez daha boğuldum, daha çok orada!

volkanik kış

contravener-hafif | 23 Ekim 2003 19:32

iki gün önce New York Times gazetesinin science ekinde memleketimizi ilgilendiren bir konu yer aldı. Yurdumuzun üzerimize çökmüş kalmış karanlık bir bulutun hikayesi. İnsanlık tarihininde bir dönemi karartmış bu volkanik bulutu aydınlatmaya yönelik bir araştırmalar yapılıyor.
Turkiyem cennetim

Efendim milattan önce 1600 yıllarında aşıklar adası Santorini’deki (Namı diğer Thera) yanardağda bir iki patlama oluyor. Bu patlamaların etkisi insanlık tarihini değiştiriyor.
Şöyle ki; Anadolu zift gibi kapkara bir dumanın altında kalıyor. Uzun süre güneşi görmüyor. Fotosentez hak getirdiğinden tarım mahsulleri zarar görüyor. Oluşan tsunamiler Akdenizin güney sahillerini etkiliyor. Ardı arkası kesilmeyen depremler büyükçe bir alanda etkisini gösteriyor ve istilalara karşı direncin kırılmasına yol açıyor. Bahsi konusu olayın farklı yönünü bu arkadaşımız bir güzel anlatmış.

turnike

turbo | 23 Ekim 2003 19:09

Şimdi düşünüyorumda her erkeğe bir kız düşmesi gerekiyor! Kendime bakıyorum yılda ortalama 4-5 kızla çıkıyorum.. Düşünüyorumda sanki bu kızlar böyle bir turnikede, biz bunları deneyip deneyip bırakıyoruz, beyendiğimizi alıyoruz,beyenmediğimiz dönmeye devam ediyor. Aynı mağzada kıyafet beyenir gibi, herkez deniyor beyenen alıyor.

3552

qb | 23 Ekim 2003 17:52

kurtalan ekspres 20 küsür yıllık tarihinde ilk defa kendi albümlerini çıkarttı.

dehşet bişi olmuş…

anadolu rock öldü diyenlere inat olarak dehşet bir albüm yapmış elemanlar…

bugün aldım 2 saatte bu kadar şarkı hiç ezberlemedim daha önce. insanı bağlıyor kendine.

başlıktaki 3552 albümün adı. hikayesi ilginç barış manço zamanlarında ara güler’in(ki dehşet fotoğrafçı diye biliyorum) çektiği fotolarda arkadaki eski çuf çuf un üstündeki nodur bu rakam. ki bu resimler albümün kapağının hazırlanmasında kullanılan resimler.
adamların felsefeleri dehşet adamların (benimde yıllardır felsefem olmasına rağmen bu kadar iyi laf yapmazdı ağzım) hemen lirik giriyorum özet için:

bak şaşkına şaşkına

bırak allahaşkına

çok ciddi adam yazsınlar

senin mezar taşına!

kısacası herifler yılların deliliğini taşımışlar albüme alın dinleyin derim.

yürüyelim arkadaşlar

| 23 Ekim 2003 01:13

Heyecanlan, sen de ışığını yansıt, senin neyin eksik, sen de sesini duyur, mesajını yolla, nokia departmanından 29 Ekim 1923. Yeniden yeni bir millet olmanın tescili. Kendi ayakları üstünde doğrulmanın heyecanı. ‘Ulan burası benim, bizim, hepimizin’ diyen, ‘bizim burada kendi başımıza buyruk yaşamamız için öldü yakınlarımız’ diye düşünen insanların zamanı. Buralı, bu coğrafyalı olmanın nev-i şahsına münhasırlığında, bütün kepazelikleri ve iyilikleriyle, bilge doğan ama hep çocuk kalan türklerin, adam olma, kendisi olma, yeniden varolma yolunda bir teşebbüsüydü cumhuriyet. Bugün 80 yıl sonra, bu teşebbüsün başarıya ulaştığını ve yeni türkiye’nin kendi kaderine ve dünyaya etki edecek bir vaziyet kazandığını söyleyemem. Bunun böyle olmasının nedenlerini de tartışmak istemem. Kimileri mustafa kemal’in şahsını, kimileri rejimin yapısını, kimileri de iç ve dış mihrakların hain planlarını gerekçe gösterecektir. Bazıları ‘işler inönü zamanında bozuldu’ der, bazılarıysa 1950’deki demokrat iktidarına kadarki vaziyeti sever. İslam ve irticayı dillerine pelesenk edenler de var, bunları kullanarak konuşup yazanlar da. İkinci, üçüncü, beşinci cumhuriyetçiler veya kemalist şovmenler; hiç farketmez. Bunların tartışıp kavga etmesinden de bi b.. olmaz. Türkün varoluşu ancak yeni fetihlerle güvence altına alınabilir. Diğer türlü birbirimize baka baka kararmaya devam edecek ve birbirimizi yiyerek yokoluşa sürükleneceğiz. Ortadoğu taraflarını sağlama alıp, bir an evvel sol çaprazdan, pazarkule, kapıkule otoyolu üzerinden bastırmamız gerekmektedir. Yunan hatunlarını tohumlamalı, bulgar samanlıklarını seyran eylemeli ve macar ovalarında oturak alemleri düzenlemeliyiz. Tabii oralarda perişan olup çatalca’ya kadar çekilmek de var. Hatta büyük ihtimalle de böyle olacaktır. Olsun varsın. Yine de burada 80. yıl münasebetiyle yapılan ve diskolarda da çalınması planlanan ‘kemalim, kemaliim, izindeyiz şekerim’ adlı marşları dinlemek zorunda kalmaktan iyidir. Kanal D’deki zavallı popstar adayları, onlardan daha zavallı jüri üyeleri; hülya avşar kendilerine ilgi göstermediği için imza toplayıp ‘hülya avşar bulvarı’ yazısını söktüren yöre halkı; naomi’ye kızdığı için tv’ye çıkan ve hemşerilik beratını geri aldığını söyleyen bilmemnere milletvekili; köksüz olduğu gibi kültür üretimine bile gelmeyen otsu yapılar; kendini bilmez bir insan sürüsü… İşte 80 yılda yarattığımız her yaştan 70 milyon dallama. Tehdit ve fetih olmazsa yaşamamız mümkün değil. Osmanlı’nın gerilemesi, bence türkiye cumhuriyeti’yle devam etmiştir. Büzülüşümüz sürmektedir. Hal böyle olunca, kendi içimize kapandıkça, kendi kendimizi zehirliyoruz. Halbuki sağı solu ısırmamız ve zehrimizi dışarıya akıtmamız gerekmektedir. Eskiden büyük bir toplumsal şok dalgasının, bir savaşın ve devamındaki yıkımın türk milletine iyi geleceğini; sonrasındaki bir restorasyon dönemiyle durumları düzeltebileceğimizi düşünürdüm. Şu sıralar ise neo-turancı bir yaklaşım içerisinde iki alternatif görüyorum: 1. Yukarda bahsettiğim gibi, balkanlar’a doğru bir intihar saldırısı, bir anti-haçlı seferi başlatmak. 2. Ötüken civarındaki yaylaları çin hükümetinden 99 yıllığına kiralayarak, yeni bir yurt kurma ve toplu konut çalışmalarına başlamak.