bildirgec.org

ingilizanahtari

6 yıl önce üye olmuş, 64 yazı yazmış. 677 yorum yazmış.

Ah be günlük, aah ah

ingilizanahtari | 16 July 2002 12:32

Sana güzel haberlerle gelmekti niyetim bugün. Bu akşam 1,5 yıl aradan sonra ilk defa sahne alacak olmam küçük de olsa bir heyecan yaratmıştı içimde. Saat 10 gibi Kadıköy Shaft’ta olucam ben, gelirsen beklerim. Ha bi de deneme çalışı bu, o yüzden öyle bön bön bakıcaksan gelme günlük, biraz tezahurat yap bana.

Gelelim pek iyi olmayan ve pek kötü olan diğer haberlerime. Bir tanesi bir ruyadan ibaret. Rüyamda bir takım arkadaşlarla beach party türü bir organizasyona katılmışız. Neden bilmiyorum ama engebeli bir kumluk arazi üzerinde belden yukarılarımız yüksekte ve minderde kalacak şekilde uzanmışız yüzlerce kişi, papatya dizilişiyle. Bir ara bir acı hissediyorum popomun sol tarafında. İğne yapıyorlar bana. Allah allah dememe kalmadan 3-5 kişi arkama geçip kollarımdan tutmaya çok sayıda ve farklı farklı sıvıları vücuduma enjekte etmeye başlıyorlar. Bunlar terörist bir grup falan değil, partinin görevlileri. O anda yaptığım tahminlere göre ya fazla sapıtmayalım diye sakinleştirici ya da fazla sapıtalım diye uçurucu bi şeyler bunlar. Partinin olayı bu galiba. Yanımdaki arkadaşıma da aynısını yapmakta olduklarından paralel bir şekilde yükselmeye başlıyoruz, epey garip hisler kaplıyor vücudumu, uyuşuyor her tarafım. Sonra daha enteresan olaylar da gelişiyor da sabahtan bu yana unuttum onları. Ancak uyandığım zaman vücudumun gerçekten uyuştuğunu fark ediyorum, bir de nefes alamadığımı. Epey zorlanıyorum normale dönebilmek için. Bir de o anda şunlar geçiyor kafamdan “ah ah rüyada olduğumu farketmiş olsam ne güzel olacaktı her şey” ve de “hemen uyusam kaldığım yerden devam edebilir miyim acaba?”

Drew ablanın şahsi sayfası

ingilizanahtari | 08 July 2002 01:05

Hani çiçekli böcekli şiirli kişisel sayfalar olur ya bol bol, süperdir onlar. E bi de böyleleri var tabi, niyetini, amacını anlayabilmiş değilim. Şu, şu ve de şu üst düzey sapkınlıkta bir bireyle karşı karşıya olduğumuzu gözler önüne seriyor. Ayrıca seyahat resimlerine de bakın derim.

Feribot, sucuk, yekaterina

ingilizanahtari | 27 June 2002 14:59

Efendim yıllardan 96 olsa gerek, ben ve benim kadar saf iki arkadaşım Bodrum’a gitmek istiyoruz yaz tatilimiz için. Lakin Varan çok yükseltmiş otobüs fiyatlarını, ve cost-conscious insanlar olarak diyoruz ki, bu kadar parayı kaptırmayız onlara. TCDD dediğimiz devletimizin demir yollarının İzmir’e kadar seferi olduğunu öğreniyoruz, hem de Bandırma’dan feribot aktarmalı. E İzmir’den de Bodrum 2 adımlık bir yol olduğuna göre Varan’a vereceğimiz paranın yarısına hem daha eğlenceli hem de denenmemiş olan bu yolu seçmeye karar veriyoruz. Two roads diverged in a yellow wood and I took the one less travelled by doğal olarak gençliğimizin hayat felsefesi. İlerleyen yıllarda şüphecilik ve muhafazakarlığın ağır basacağından haberimiz yok henüz. Yolculuğumuz Alper’in babasının bizi Sirkeci’ye bırakmasıyla başlıyor sabahın epey erken bir saatinde. Kahvaltı etmeye bile vakit bulamamış olmamız hiç tedirgin etmiyor bizi, feribotta ne yesek tartışmaları arasında yerlerimizi alıyoruz küçücük denizin ortasına doğru. Lakin ne görelim, feribotta büfe olmadığı gibi restoran da kapalı. Bir müddet afalladıktan sonra restoranın 12 gibi açılacağını öğreniyor ve beklemeye başlıyoruz. Saat 12 ye yaklaştığında da restoranda sadece hiç mi hiç çekici görünmeyen bir çeşit çorba olduğunu görüyor ve diyoruz ki bu kadar bekledikten sonra Bandırma’da adam gibi bir şeyler yeriz, zira trenin kalkmasına kadar yarım saat civarı bir vaktimiz olacak.

Obsesif Nesneler 1: Gitarlar,efektler vesaire

ingilizanahtari | 29 May 2002 17:06

Evet ben gitarcıyım, gitar çalıyorum. Ama müzisyen değilim kesinlikle. Oldukça masum bir şekilde rok yıldızı olmak, ne biliyim dergilerde gördüğümüz ecnebi manken kızlarla gezip tozmak amacıyla tenis raketleri vasıtasıyla başladığım bu uğraş bana tahmin ettiğimden pahalıya mal oldu. Artık ruhsal rahatsızlıkları olan, toplum içinde nedense “marjinal” diye anılan üretime katkısı sıfır şahıslardan biriyim ben.

Başlangıçta sadece beğendiğim şarkıları çalabilmekti amacım. Bir yerden yarı ödünç yarı gasp yoluyla edindiğim muhtemelen Bulgar malı olup odunluk kavak ağacından yapılmış İspanyol gitarımla melodiler çıkarmaya başlamam uzun sürmedi. “Mini mini bir kuş donmuştu pencereme konmuştu” olsun, “Bir gün bir gün bir çocuk eve de gelmiş kimse yok” olsun parmaklarımdan dökülmeye başlamıştı. Yaşım zannettiğiniz gibi 8 değil 16 civarlarındaydı o zamanlar. Daha önce ilkokuldaki flüt dersleri dışında müzikle hiç ilgim olmadığından kulağım ancak bu basitlikteki majör melodileri çıkartabilmeye yetiyordu. Günler ayları, aylar yılları kovaladı. Akor, gam gibi bir takım yapı taşlarını kavramaya, hatta teoride bırakmayıp pratikte kullanmaya başladım ufak ufak. Bazı parçaların akorlarını tespit edebilir, bunlara yakın akorları gitarımla peşi sıra çalıp o parçayı az çok icra edebilir duruma geldim. E tabi artık Bulgar gitarımın değişme zamanı gelmiş de çatmıştı. Belki de hayatın en acı gerçekleriyle o zaman tanıştım. Gitar satın almak para gerektiriyordu. Para ise bende olmayan bir şeydi. Önceleri Tünel’deki dükkanların camlarında piliç çevirme misali seyrettim bir takım aletleri, sonra İngiliz ve Amerikan gitar dergileri alıp kocaman bir endüstrinin içine girdim balıklama. Yurtdışı seyahatlerimde dergilerde gördüğüm o pahalı aletleri elleyip deneyebiliyordum. Saplandıkça saplandım, öğrendikçe daha çok battım. Çünkü bu aletlerin yeni yapılmış olanları pek de para etmiyordu. Asıl saplantıyı yaratan vintage gear denen eski aletlerdi. 1952 – 1965 arası yapılmış pre-CBS Fenderler, 1958-60 arası orcinal sunburst Les Paul’lar rüyalarıma girer olmuştu. İnternetin mertliği bozmasıyla birlikte günün önemli bir bölümünü harmony-central gibi referans sitelerinde ve ebay gibi pazarlarda geçirir oldum. Artık geri dönülemez bir yerdeyim, param oldukça ufak tefek aletler alıyorum. Korkmuyor da değilim, hani kazara elime 1 milyon dolar geçerse takriben 2 gün içerisinde bu aletlere yatırarak bitirebilirim gibime geliyor.

Büyük gün 16 Mayıs

ingilizanahtari | 08 May 2002 14:17

Sadece 7 gün 12 saat ve 40 dakika kaldı, hazırlıklarımızı yapalım.

Abi deydirme huylanıyom

İşte şurası resmi site, burası her türlü linki bulabileceğimiz bir link motoru. Karakter sayfalarına ve özellikle Bobba Fett linklerine dikkat. Burası legolarla yapılmış harika fotoromanlar olan bi yer, şurada hangi Star Wars karakteri olduğunuzu tespit etmenize yarayan bir test mevcut, bunlar yerli Star Wars fan sitelerimiz ve fakat işte linklerimizin en önemlisi, tüm zamanların en iyi Star Wars sitesi SuperShadow. Super Shadow Episode 1’in senaryosunu filmden önce yayınlayarak ünlenmişti, yaklaşık 1 yıl kadar önce de Episode 2’nin senaryosunu yayınladı. Siteye girmek için Bobba Fett’in ayakkabı numarası, Anakin’in doğum tarihi gibi soruların sorulduğu bir testi geçmek gerekiyodu eskiden ama kaldırmışlar artık. Expanded Universe öyküleri, fan filmleri gibi pek çok linki de buralardan bulabilirsiniz. May the force be with you.

Qui vont tres bien ensemble

ingilizanahtari | 07 May 2002 11:50

Ahkâmınız postalandı. yanlış birşey vardıysa, üzgünüz. Preview düğmesini kullanmalıydınız. İşte yine öyle dedi bana. Çok korkuyorum her seferinde, acaba bir hata mı ettim? İçim buruluyor her ahkamımda. Her seferinde şaşkın bir pişmanlık, bir keşke.

Güzel bir partidir ama biter, bütün misafirler evlerine gider ya hani, sabah 5 olmuştur artık, yatağa girmek istersin ama uyku da tutmaz bir taraftan. Bir taraftan da partideki onu düşünürsün, o da gitmiştir hem de sana hiç bir şey bırakmadan…