bildirgec.org

feu

8 yıl önce üye olmuş, 6 yazı yazmış. 10 yorum yazmış.

Yoksa ben de mi?

feu | 15 April 2004 17:38

Bu kız.. Tehlikeli olmak istiyormuş. Tehlikeli olarak tanınmak, bi de çok sevilmek, kimseyi takmamak istiyormuş..

Çok var senden, demek istiyorum, diyemiyorum.

Çok canımı sıkıyor..

Elimde bir kitap, mutluyum.. Birden saçını başını dağıtmış, treşçi bozuntusu biri geliyor. Gülümseyip, başımı kitaba çeviriyorum..

Dün n’aaptığımı soruyor. Bir arkadaşımı görmeye gittiğimi söylüyorum. Nereye gittiğimizi soruyor. Sinirleniyorum.. Bu daha ilki.. Daha kimbilir neler sorucak, neler söyleyecek..

Semti söylüyorum, hangi bar olduğunu soruyor.. Bugünlerin moda olan barının ismini söylüyor, o olmadığını söylüyorum.. Ben inat ettikçe üsteliyor, çok canımı sıkıyor, çook..

Gönül ve b.k meselesi..

feu | 07 April 2004 20:21

Öyle böyle değil, resmen karnım ağrıyor.. Ben bu işleri bırakmıştım aslında.

İlkokulum diyince aklıma ya burnunu karıştıran sınıf arkadaşları ya da cırcır olduğum günler geliyor.

Ölümdü yahu, okulda dayanamayıp hocadan eve gitmek için izin isterdim. Bacaklarımı kasarak teyzemin evine koşardım. (Okul onun evine daha yakındı.)

Birkeresinde zil çalışmyıyordu, delicesine “teyze” diye bağırdım.. Açmadı.. Eve koştum, delicesine tabii..

İlkokuldan sonra geçti böylesi. Şimdi karın ağrıları heycandan oluyor, aşıkken.. Farkettim de bir kere aşık olabildikten sonra aşk (aşık olunan kişiyle ilgili herşey) dışında hiçbirşey heyanlandırmıyor beni..

Elalem Ay’a gidiyo, vallahi billahi..

feu | 04 April 2004 22:55

Ben feu,

kimseye bugün niye neşeli/durgun olduğunu, sevgilisi olup olmadığını, botlarını/çantasını/tokasını nerden aldığını, dersten sonra beşiktaş’a yürüyüp yürümeyeceğini, sormuyorum..

Bana da sormasınlar..

İnsan günde 50 kişiye 1500 tane şeyini nerden aldığını sorup n’apar ki? Hayır, nasıl akıllarında tutuyorlar..

Refleks olmuş,

“Ay vallahe çok şık, nerden aldın.” Öbürü de üşenmez tarif eder..

Böyle sorular kalksın yahu, çok kendini bilmez şeyler bunlar.

duvar.

feu | 29 March 2004 18:39

Evde oturmak ne zor işmiş yahu…

Birtakım yaralar..

feu | 26 March 2004 17:52

Ben feu, ellerimde yaralar olmasından hoşlanırım..

Bugünlerde şanslıyım, ikisi sağ biri sol elimde olmak üzere toplam üç kabuksuz yaram var..

Birtanesini diş macununun acı hissi vermesiyle farkettim. Bu sanırım doğanın bir lütfu. Öyle, şans eseri bir yaracık. Yaracık evet, ufak bişiy, ama sevimli..

Diğer ikisi de işaret parmaklarımı mesken tutmuş. Bunları ben yaptım. Bilerek değil, hayır. Bir tuvalet kapısının sürgüsünü açmaya çalışırken oluverdi. Yavaş yavaş kanadılar. Kanama esnasını sevmiyorum.Yaralarımı sevmemein sebebi, örneğin botlarımı bağlarken kendilerini hatırlatabilmeleri. Aslında en çok diş macunu, sabun veya şampuan olunca yanıyorlar..

Birtakım kendini bilmez bilmemneler..

feu | 12 March 2004 16:21

Geçen aylarda Cankut “herıld” ın sırrını çözdü. Daha önceki yıllarda sıkça duyduğumuz “herıld” (muhtemelen sonrasında ‘yani’ ile kullanılır) “heralde” nin İngilizce telafuzu idi. Yaratıcılığımızın sınırlarını zorlayarak sonuna -ın gibi ne idüğü belirsiz bir ek getirerek “herıldın” şeklinde kullanımı da mevcuttur.

Bırakın telafuzu Fransızca gramer kurallarını kullanarak ortaya çıkardığımız bir şaheser de var. “Atmasyon.” (Burda Terminator müziğini efekt olarak kullanabiliriz.) Türkçe’deki “atmak” kökünü alıp, Fr. nın fiilden isim yapım eki “tion” u kullanarak yaratılmış. Toplumsal yapımızla uyumu, sentezci kimliğimizi gösteren örnekler.