bildirgec.org

seks hakkında tüm yazılar

EROTİK FİLMLER VE OYUNCULAR “5” (Sryyal Taner)

sinemasever | 10 January 2007 21:43

“kaynak gösterilmeden yapılan alıntı, emeğe saygısızlıktır”

Seyyal TANER (28 Eylül 1952 Urfa)

Mine Mutlu ile aynı dönemin ve aynı türün ilk kadın oyuncularından biri. 1968 yılında henüz 16 yaşında genç bir kız iken “Aslan Bey” filmi ile başlar sinemaya. Arka arkaya iki film daha çeken Taner’in bu yıllar aynı zamanda Arnavutköy Kız Kolejinde okuduğu zamanlara denk düşmektedir. Ve ondaki müzik tutkusu sinemadan çok önde gelmektedir.
Henüz lise son sınıfta. Haşarı, dağınık ve kesinlikle hiperaktif. Los Bravos grubu konser vermek üzere İstanbul’da. Bas gitaristi çok yakışıklı. Seyyal Taner okulu bırakıyor, grupla ve aşkı basçıyla Madrid’e doğru yola çıkıyor. Madrid’e gider, evlenir. Hayatındaki tek müzisyen sevgilisi. Sevgilisi değil kocası. Kızı Melanie’nin babası.

SEKS, NEDEN ÇOK SATAR?

Radyocu | 08 January 2007 15:18

Seks, Neden Çok Satar?
Seks, Neden Çok Satar?

Son zamanlarda elime aldığım yayınlarda cinsel konulara el atan yazılara çok sık rastlar oldum. Seks neden çok satan bir konudur? Bunun üzerinde düşündüğüm zaman aklıma gelen şeyleri sizinle paylaşmak istiyorum:

Birincisi insan doğasının önemli bir parçası olan bu konuda yeterince eğitim yok. Okullarda cinsel eğitim verilmesinden söz etmiyorum. Ailelerde verilmesi gereken bu eğitimin ihmal edilişinden söz ediyorum. İletişim becerileri, adab-ı muaşeret ve buna benzer konularda ciddi anlamda eğitim veremeyen günümüz aile yapısında, cinsel konularda da eğitim verilmemesi bana şaşırtıcı gelmiyor. Evlerde, sadece cinsel konularda değil diğer konularda da aile bireylerinin inceleyebileceği, okuyabileceği kitaplar pek fazla bulunmamaktadır. Sözgelimi, evin oğlu ya da kızının kendi cinsel, psikolojik gelişimini öğrenebileceği kitaplar ve diğer yayınlar ne yazık ki genellikle el altında değildir. Bu konulardan kaçınılırken, “gizli teşhirciliğe/ röntgenciliğe” olanak tanıyan show programları rahatlıkla seyredilir. Kızıyla cinsel konuları uygun bir dille konuşmaktan kaçınan bir çok anne, “kimin kimi aldattığını” anlatan programları kızıyla birlikte seyredebiliyor.

CİNSEL BİLGİLER/Mİ?

sinemasever | 05 January 2007 23:14

CEZBETME, UYARlLMA VE KUR YAPMA

O KADAR ÇOK ÇULLANDINIZ Kİ GENÇLER, HEM UTANDIM HEM MAHCUP OLDUM. BEN GENE SİNEMAMA DÖNEYİM, KABUĞUMA ÇEKİLEYİM….

NE DERSİNİZ GENÇLER!

MEYDAN SİZİN

EROTİK FİLMLER VE OYUNCULAR “4” (Figen Han)

sinemasever | 05 January 2007 13:58

“kaynak gösterilmeden yapılan alıntı, emeğe saygısızlıktır”

Figen HAN (5 Şubat 1950 İstanbul)

Asıl adı Nevval Karpuz olan ve 1967 yılında sinemaya adım atan bir başka “soyunan” kadın oyuncu Figen Han oluyor. Diğer meslekdaşları gibi Figen Han’da küçük rollerle başlıyor sinemaya. Gerektiğinde masum bir genç kız oluyor, gerektiğinde dişiliğini sergileyen bir “vamp” kadın. Başrol oynayabilmesi üç dört yılı alıyor ve başrol oynadığı filmler de genelde oldukça dar bütçeli macera filmleridir. Ön plana çıkması, daha bol soyunup sevişmesi “seks furyası”yla oluyor.
Figen Han ilk filmi olan “Killing Caniler Kralı” genç oyuncu adayının kameralara karşı ilk çıkışından başka bir şey değildir. Oyuncu ilk başrolünü 1969’da “Osman Efe”de Hayati Hamzaoğlu ile oynuyor. Sonraki yıllarda Figen Han gerektiğinde soyunan, gerektiğinde Vamp kadın veya saf genç kız olan bir yardımcı oyuncu olarak kalıyor.
1971-1972 yıllarında başrollerin sayısı artmaya başlıyor, Bu rollerin sayısı artınca tiplemelerde çoğalıyor. Tecavüze uğrayan ve öcünü alan bir genç kadın oluyor, tımarhaneden kaçan bir başka kadını canlandırıyor, ya da Uzak Batı’nın bir kovboy kasabasında Red Kit’in başına bela olan bir bar kadınını oynuyor.
Figen Han da erotik film furyasına rahatça katılıyor. Daha önceki filmlerinde kısmen soyunduktan sonra burada da rahatlıkla tümden soyunuyor. İster zengin ve şımarık bir kızı canlandırsın ister iktidarsız bir kocanın eşi olsun, ya da dul bir kadını veya bir kumarbazın eşini canlandırsın onun için fark etmiyor.
Her rolün kadını oluyor Figen Han, fakat fiziksel niteliklerinden dolayı, daha çok erkeklerin başlarını döndüren, soyunmaktan ve çırılçıplak sevişmekten kaçınmayan kadın rollerine uygun düşüyor.

FİLMOGRAFİ
KİLLİNG ANİLERE KARŞI 1967 SY: Çetin İnanç, GY: Ali Uğur, YP: Kartal Film
DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOL 1969 SY: Yücel Hekimoğlu, GY: Cengiz Batuhan, YP: Çark Prodüksüyon – Yücel Hekimoğlu
OSMAN EFE 1969 SY: Semih Evin, GY : Orhan Çağman, YP : Roket Film
SEVGİLİ BABAM 1969 Y: Aram Gülyüz, S: Hamdi Değirmencioğlu, GY : Cengiz Tacer, YP : Melek Film – Şahan Haki
UYKUSUZ GECELER 1969 Y: Orhan Aksoy, S: Ahmet Üstel (Kerime Nadir’in bir aynı isimi romanından), GY: Mike Rafaelyan, YP: Erman Film – Hürrem Erman
ADIM BELADIR 1970 SY: Semih Evin, GY: Mehmet Ali Özdemir, YP: Şahin F. – Şahin Koçak
BİR ÇUVAL PARA 1970 BİR ÇUVAL PARA SY: Yücel Uçanoğlu, GY: Dinçer Önal, YP: Topkapı F. – Yaşar Tunalı
CASUS KIRAN/YEDİ CANLI ADAM 1970 Y: Yılmaz Atadeniz, GYi: Ali Yaver, YP: İrfan Film
CİLALI İBO AVRUPADA 1970 SY: Osman Fahir Seden, GY: Necati İlktaç, YP: Kemal F. – Osman Fahir Seden
DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN 1970 Y: Aram Gülyüz, S: Ahmet Üstel, GY: Ali Uğur, YP: Hisar F. – Özdemir Birsel
GÜLÜM NURİ 1970 GÜLÜM NURİ (1970) Senaryo ve Yönetmen: Mehmet Aslan, (Robert Thomas’ın bir sahne oyunundan), Görüntü Yönetmeni: Kaya Ererez, Yapım: Özleyiş Film – Nami Dilbaz
HER GÜNAHA BİR KURŞUN 1970 Senaryo ve Yönetmen: Osman Fahir Seden, Görüntü Yönetmeni: Fevzi Eryılmaz, Yapım: Kemal Film: Osman Fahir Seden
KRALLARIN ÖFKESİ 1970 SY: Yücel Uçanoğlu, GY: Dinçer Önal,YP: Topkapı F./Yaşar Tunalı
MAZİ KALBİMDE YARADIR 1970 SY: Osman Fahir Seden, GY: Necati İlkaç, YP: Kemal F. – Osman Fahir Seden
ÖLÜM FERMANI 1970 Y: Kemal Kan, S: Melih Gülgen, GY: Sertaç Karan, YP: Topkapı F. – Yaşar Tunalı
ŞILLIK 1970 Yönetmen: Aram Gülyüz, Senaryo: Safa Önal Görüntü Yönetmeni: Nedim Akanlar, Yapım: Metro Film – Aram Gülyüz
VUR ÖP OKŞA 1970 SY: Savaş Eşici. GY: Salih Dikişçi, YP: Barış F – Savaş Eşici
BİCİRİK İŞ BAŞINDA 1971 SY: Yılmaz Atadeniz, GY:Yılmaz Ceylan, YP: Karadeniz F.
CİLALI İBO YETİMLER MELEĞİ 1971 Y: Mehmet Dinler, S: Osman F.Seden, GY: Kenan Kurt, Şarkılar: Beyaz Kelebekler, Şükran Ay, Berkant, YP: Kemal F. – Osman F. Seden
ON KÜÇÜK ŞEYTAN 1971 Y:Tunç Başaran, S:Özdemir Birsel (Fransız yazar Paul Berna’nın bir eserinden – 1913-1994),GY: Manesi Filmeridis, YP : Hisar Film/Özdemir Birsel
ÖLDÜREN YUMRUK 1971 SY: Melih Gülgen, GY: Sertaç Karan, YP: Karan F/Sadri Karan
ÖLÜM BANA VIZ GELİR 1971 SY: Çetin İnanç, GY: Rafet Şiriner, YP: Meç F/Işık Toroman, Enver Özer, Çetin İnanç
ÖNCE SEV SONRA ÖLDÜR 1971 Y.Natuk Baytan, S: Bülent Oran, GY: Kaya Ererez, YP: Mine F/Kadri Yurdatap
VURGUNCULAR 1971 SY: Yılmaz Güney, (4) Görüntü Yönetmeni: Gani Turanlı, YP: Güney F/Yılmaz Güney

Seks-Para

wassago2000 | 29 December 2006 13:18

Cinsellik günümüz toplumları için vazgeçilmez bir arzu nesnesini oluşturmaya devam ediyor.Gariptirki ne erkeğin nede kadının haz aldığı şey cinsel eylemin kendisi değil nasıl olduğudur.Örneğin bir erkek karşısındaki kadının güzelliğinden ve bu kadının kendini bırakarak erilliğin tadını çıkarmasından (sesleri unutmayalım…) inanılmaz haz alır. Bu “An”ların yoğunluğu boşalmayı geride bırakıcağı gibi boşalmadan alınan hazzın katmerlenmesine sebep olur ki asıl haz sürecin kendisidir.Kadınlarda ise (“Ne diyorsun be adam?”ı gönül rahatlığı ile söyleyebilirsiniz).Kanımca asıl haz kendini bu erilliğe bırakma (paralizasyon sonucu) ve bunun bedenine yayılmasına (ki sahiplenme-sahiplenilme ilişkisinide taşır) izin vermekten kaynaklanan bir haz vardır. Kilit kelime “Paralizasyon” süreklilik teşkil ettiğinden doruklarda geçen sürenin kesin bir sonu-zamanı olmadığı gibi coşkunluktan göz yaşı bile dökebilir.Görüldüğü gibi tamamen psikolojik olan “Seks” fiziksel, görsel ve duygusal uyarımlarla şekillenir. Her insanın psikolojisi ayırım gözetmeksizin bu durumlara girip çıkabilir.Kısaca zihnin cinsiyetsizliğinden ve her insanın “Hermafroditos”luğundan bahsetmek mümkündür. Açıklamak gerekirse bir avcının nişan aldığında tuttuğu nefesi, avıyla arasında kurulan o kısacık ama bambaşka hezeyanlarla dolu anda tetiği çekerken hezeyandan paralize olur ki bu durum kadınların aldığı hazza çok yakın düşer fikrindeyim (Ayrıca av-avcı filmlerinin neden romantik düzeyinin yüksek olduğuna ilişkin bkz: Ala Geyik, L’Ours) tıpkı çocukuğumuzda ağaca çıkarken hissettiğimiz o iç gıdıklayıcı ve süreklilik teşkil eden haz gibi.

EROTİK FİLMLER VE OYUNCULAR (3)

sinemasever | 23 December 2006 14:08

Feri Cansel - Süheyl Eğriboz
Feri Cansel – Süheyl Eğriboz
FERİ CANSEL
fERİ cANSEL

“kaynak gösterilmeden yapılan alıntı, emeğe saygısızlıktır”

Feri CANSEL/Can-Sel (7 Haziran 1944 – 2 Eylül 1983)

Kıbrıs doğumlu ve aynı zamanda İngiliz vatandaşı olan Feri Cansel, (2) sinemaya 1967 yılında başlamış ve 1982 yılında öldürülmesine kadar geçen 15 senelik zaman zarfında 120 ye yakın filmde rol almıştır. Adı henüz Can-Sel iken, ilk filmlerini çevirmeye başlar. İster dramlarda olsun ister melodramlarda ya da güldürülerde oynar. Artık her türün oyuncusudur Feri Cansel. Başrol oyuncusu olduktan sonra türden türe geçmesi de kolaylaşmıştır. Ne de olsa striptizden geldiği için rahattır ve doğal olmaya çalışır. Erotik film furyasından önce Yeşilçam’da neredeyse egemen olan avantür-macera filmlerinde vücudunu cömertçe sergilediği için aranılan bir oyuncudur, ama gerektiğinde masum bir genç kız olabiliyor.

EROTİK FİLMLER VE OYUNCULAR

sinemasever | 20 December 2006 22:21

Seks filmleri ve Oyuncuları (1) “Seher Şeniz”

1960’lı yıllara kadar çekilen film sayısı ancak 100 rakamına ulaşabiliyordu. 1960 yılından sonra Yeşilçam’da çekilen film sayısı her geçen yıl daha da artmakta 200’lü 300’lü rakamlara kadar çıkış göstermişti. 1970’li yıllara gelindiğinde, televizyonun yoğunlaşmasıyla birlikte Türk sinemasında, salonlara seyirci bulamayan yapımcılar zor durumda kalmışlar çareyi “erorik/seks” filmleri çekerek seyirci toplama gayretine girmeye başlamışlardır. Bu zor dönemde ve sonrasında bu filmlerde rol alan bir çok kadın ve erkek oyunculara ve bu filmleri yöneten yönetmenlere pek iyi gözle bakılmadı. Daha sonraki yıllarda ise furyaya katılanlar o günleri unutmayı daha uygun gördüler.

tecavüzcüye nacizane bir tavsiye

ozguradam | 15 December 2006 17:39

temel hak ve özgürlükleri bir yana bırakıp kendimizi bir şeylere esirmi etsek acaba .

Şey için diyorum iş yok güç yok bir bööle ne yapsak ne etsekte kurtulsak depresyondan.
Mesela ne biliyim porno sektörüne girip bu sektör üzerinden değerlerimizi yenidenmi yapılandırsak.
Yani porno diye bir kavram varsa eğer bir talep vardır bu yönde yoksa kimse satamıyacağı mazemeyi piyasaya sürmez benim kanım.
Ama gariptirki porno sektöründe çalışanlar pek sevilmez toplumumuzca.Günahkar,ahlaksız ve kötü niyetli insanlar dır onlar.Bu yakıştırmaları hak ediyormu acaba porno sektörü çalışanları.

Fuhuş Turistine Nasihatlar

becksullah | 15 December 2006 12:04

Pek çok filmde görmüşüzdür yurt dışına çıkan Türk insanının hallerini. Çoğunlukla çekingen, kabul edilmemekten korkan, içine kapanık, güven eksikliği içinde…

Sınırı geçince bağlanan kravatlar, fulara evrilen başörtüleri, mola yerinde olunan traşlar, sessizce tekrar edilen almanca cümleler, ceplerde yalan yanlış bir adres…

Tabii bu ruh halinde o filmlerdeki karakterlerin çoğunlukla -kaçak- işçi statüsünde olmalarının da payı var.

Şimdi, birazdan bağlantısını vereceğim videoda Türk insanının o yukardaki profilini nasıl aştığını; güven eksikliğini, çekingenliğini nasıl attığını göreceksiniz..

Bir Haber ve Bir Yorum

semazem | 27 November 2006 14:31

Hürriyet Gazetesi’nden bir haber :

Doktor H.U.C. nöbette hemşire S.K. ile sevişmiş, bunu da cep telefonuna kaydetmiş. Sonra bu görüntüleri doktor sevgilisi ( geniş bir aile) M.Ü.’ye seyrettirmiş. M.Ü. olaya sinirlenip ( e haklı) S.K. ile kavga etmiş sorna da görüntüleri bütün hastaneye seyrettirmiş. Bunun üzerine S.K. sinirlenip ( o da haklı) H.U.C’nin telefonuna el koymuş. Buna sinirlenen H.U.C. ( işte bunun sinirlenmeye hiç hakkı yok) söz konusu görüntüleri internete vermiş.

Haberin bundan sonrasında S.K. , M.Ü. ve H.U.C.’nin bir sürü hikayesi daha var. Biri ötekini dava etmiş, öteki telefonu buna vermiş, buteki diğertekini alıkoymuş, şuteki ötekini polise şikayet etmiş… Falan da filan.