bildirgec.org

suphi

6 yıl önce üye olmuş, 127 yazı yazmış. 864 yorum yazmış.

cehaletimiz

suphi | 21 Ocak 2009 10:07

Bir sacmalik

suphi | 05 Ekim 2008 14:29

Gun isigina dayanamayip gozlerini ovusturanlar diyeceklerimi cok daha iyi anlayacaklardir.
Kizilcihamamin kizil tasina kizilcik koymus cocuklar
Kahramanlar ulkesinde korkakca yiyorlar
Ben de isterdim olsun elimde sopasi yerine
kizilcik lekesi
Isterdim ben de saati,ayi ve seneyi hatirda tutmayi
onemli bir randevuya gec kalmayi
kimseyi takmadan islik calmayi
havuz basinda islanmayi
hakemi isliklamayi
isinmayi
isitmayi
mutenasip bir yuzum olsaydi belki
muglak bakisim anlam bulurdu
yahut murekkep yalasaydim
sozum anlam bulurdu

asma suratini hemencecik boyle
ne istiyorsan adam gibi soyle
yasamak icin bir parca ekmek mi
yoksa olmek icin bir parca toprak?

Umut`un Ölümü

suphi | 03 Eylül 2008 19:49

Rusdunu ispat etmesine az bir zaman kala kalbi dayanamadi artik ve durdu. Elindeki ekmek yere dustu ve kuslara talan oldu.Uzerinde kimligi olmadigi icin kimligini teshis edemedi polisler.Bir taniyani da cikmadi.Bir seveni de yok muydu? Bir elinden tutani?
Yoktu belki.Nasirliydi elleri.Elleri kucuk, elleri soguk,elleri nasirli. Hangi kadin tutardi elinden.Bilemezdi, dunyayi da tavaf edemezdi. Ya topal ayagi izin vermezdi ya da zabita. Goruntu kirliligi olusturuyor diye yasaklanabilirdi umuma acik mekanlarda dolasmasi.
Cebinde bir parca kagit buldular ve kagida kara kalem yazilmis cirkin bir yazi; benim sadik yarim kara topraktir.
Nerden bilirdi ki vucudu bir universitenin arastirma hastanesinde kadavra olarak kullanilacakti.

Özre Kabilesi

suphi | 01 Temmuz 2008 10:28

Hicazın güneyinde Yemen’de Özre Kabilesi diye bir kabile varmış..Bu kabilenin özelliği aşıklar maşuklarına kavuşamazlarsa ölürlermiş. Ve bu kabilenin ta Mısır’a kadar yayılmış. “Olmaz böyle şey” demişler, “mümkün değil ” demişler. Devrin şairlerden meşhur Mısır’lı Esâmi bu kabileyi incelemek için Yemen’e gitmiş ve bu özre kabilesinde bir eve misafir olmuş. Evde de güzel bir kız çocuğu varmış. Fakat kapıda sersem dolaşan bir delikanlı dikkatini çekmiş ve delikanlının yanına gitmiş.

“Delikanlı senin halinde bir acayiplik var, bu tuhaf halin, derdin nedir” demiş. “Senin misafir olduğun o ev var ya, orada bir gün var, orada bir güneş var, bir ay parçası var” demiş delikanlı. “Ben sana bir aracı olayım o zaman” demiş şair. “Nolur, öleceğim çabuk demiş” delikanlı. Eve geri dönmüş ve kızı çağırmış şair Esâmi ve” kapıda bir delikanlı var demiş, ölecek sana öyle âşık olmuş” demiş. “Amca O daha beni hiç görmediği halde böyle sersem sersem dönüyor, beni görse ölür” demiş kız ve “İnanmıyorsan ona şu bastığım toprağı götür ve ona senin aşık olduğun kızın ayak izinden aldım bu toprağı de” demiş..Peki deyip almış ve götürmüş toprağı şair. Kapıda Esâmi’yi görür görmez atılmış delikanlı. “Ne oldu, gördün mü, ne söyledi?” demiş. Kızın söylediklerini söylemiş ve toprağı ona verince iyice sersemlemiş delikanlı ve dönerken az ilerde yanan ateşin içine düşmüş. Şair zor zar delikanlıyı ateşten kurtarmış.”Allah Allah tam özre kabilesi” demiş şair.

Bir Gün

suphi | 15 Haziran 2008 09:44

Günün evveliyatını anlatmayı uygun görmediğimden ortadan başlayacağım.
Nasır tutmaya başlamış eller, taşıdığı yükü kaldırmakta zorlanan ayaklar, susuz ve yorgun bir beden..Bir elimde poşet; içinde kirli bir tulum, t-shirt ve bir çift çorap.Yolda rahatsızlık vermesin diye iki ayrı poşete koymuşum. Güneş batmaya yüz tutmuş ama hala yakıyor.Hava sıcak, dudaklarımı dilimle ıslıyorum.Az ilerde güvenliğe yaklaşıyorum,önce su istemeye çekinip ilerliyorum fakat susuzluğun tesiriyle geri dönüp tekrar yaklaşıyorum. Memur meraklı gözlerle yaklaşıyor yanıma.O daha bir şey demeden “Çok susadım da suyunuz var mı?” diyorum. “Şu karşı ki binaya gir içerde köşede su var” diyor memur.Teşekkür edip suya doğru gidiyorum. İçeri giriyorum,bina boş.Sesleniyorum; “kimse yok mu!”.Ses yok.Köşede damacanayı görüyorum.Ve su..Alnımda ter damlacıkları, oda serin, su soğuk..Bir bardak daha içiyorum.Bir bardak daha içebilirim fakat çekiniyorum.Neden, kimden? Ben de bilmiyorum.Dışarı çıkıyorum. Memura tekrar teşekkür edeceğim fakat yok.Gitmiş anlaşılan.Durağa çıkıyorum. Bir otobüs geliyor; benim bineceğim değil.Aslında çokta fark etmez ama binmiyorum işte. Bekliyorum.Farklı bir otobüs, bir diğeri derken deminkinin aynısı bir daha.Bekliyorum.Başkaları da geliyor durağa.Sonra onlar biniyorlar.Benim bineceğim otobüs gelmiyor.Bekliyorum ilk giden hattın dördüncü arabası geliyor. “Bineyim mi?” diyorum kendi kendime. “İlk gelene binmedin, ikinciye de binmedin, üçüncüye de binmedin” diyorum.Kendime kızmamak için olsa gerek binmiyorum.Yarım saatten fazla bekledim galiba ve nihayet otobüs göründü! Biniyorum. Oturacak yer yok.Ortada bir yerde, bir elim poşette bir elimde otobüsün tutunma yerinde bekliyorum.
Belkide en fazla zevk aldığım şeylerden biri otobüste insanları ve dışarıyı seyretmek..