bildirgec.org

kipti hakkında tüm yazılar

Mısır’daki Coptic Sempozyumu

| 12 February 2008 00:29

Ortodoks bir Coptic Rahibi
Ortodoks bir Coptic Rahibi

Al Jazirra/English’te bir tartışmada karşılaştım Coptic kavramı ile. Mısırlı Hristiyanlara Coptic deniyormuş. Dinleri farklı olmasına rağmen, dil ve etnik kökenleri Müslümanlarla ortak. Coptic, Yunanca kökenli bir tabir. Geçtiğimiz hafta Mısır’da ilk defa bu insanların sorunlarının tartışıldığı bir Coptic konferansı düzenlendi. Baskılar nedeniyle bundan önceki konferansların ABD ve Avrupa’da yapıldığı belirtildi programda. Nüfusun %10’unu oluşturan Hristiyanların yaklaşık %90’ı Coptic Hristiyan Ortodoks Kilisesi’ne bağlı ve Mısır, Ortadoğu’da (ve Kuzey Afrika’daki) en büyük Hristiyan nüfusu barındırıyor. Dünya çapında ABD, Avrupa vb.’ne yayılan sayı ise 1.5 milyon dolayında. Konferansta eşit vatandaşlık haklarının elde edilmesi, daha fazla siyasi temsiliyet (454 kişilik parlamentoda sadece 5 Coptic milletvekili bulunmaktaymış), tüm vatandaşlara ortak kimlik kartı tahsisi (kısaca, din bilgisinin kimliklerden kaldırılması talebi), kiliseler üzerindeki kontrolün kaldırılması ve Hristiyanlara kilise tamir/inşa haklarının verilmesi (camilerde böyle bir kontrol yokmuş) taleplerini dile getirmişler. İbadethanelerin tanzimi konusunda da talepleri olan Coptic’lerin bu görüşleri için tartışmaya katılan bir siyaset bilimci, devletin her türlü ibadethane için ortak bir kanun düzenlemesini ve hepsi ile aynı ölçüde ilgilenmesi gerektiği önerisini getirdi.

APTAL, CİNGANE

haberhaberhaber | 10 September 2007 00:55

Çocukluğumda annemden ve etrafımızdaki komşularımızdan çingenelerin, Kıpti(cimri)hırsız, dilenci, yurtsuz olduklarını makbul insan olmadıklarını duyarak büyüdüm. Tabi benim gibi tüm mahallenin çocukları da.
Yaramazlık yapan çocuklara,
Şimdi çingeneler gelecek seni onlara vereyim de gör, mahalleden uzaklaşma seni çingeneler götürür.
Kardeş diğer kardeşe kızdığında ise,
sen kardeşim değilsin seni cami avlusundan bulduk veya senin annen baban çiğnene buradan geçerken seni torbasından düşürmüşler annemde acıdı seni eve aldı denirdi. Kardeşini iyice gıcık etmek içinde at arabasıyla geçen romanları göstererek bak akrabaların geçiyor denilirdi.
Biraz daha büyüdüğümde ise çingenelerden kız alınıp verilmeyeceğini, erkeklerin askerlik ve polislik yapamayacağını öğrenmek oldu.
Bu bilgilerin üzerine Türkan Şoray ın çingene filmleri (hırsızlık yapan yalan söyleyen) tuz biber oldu.
Bu fikirler bende evlenip iki çocuk olduktan sonra çingenelerin çok olduğu bir ile tayinimiz çıkıncaya kadar devam etti.
Lojmanımız çingene mahallesiyle neredeyse iç içeydi. Çocuklarım bir hafta boyunca bahçede oturup etrafı seyrediyor gelen geçen kızları izliyordu.
Kızım neden oynamıyorsunuz nereye bakıyorsunuz?
Anne burada yasenya yokmuş. Hani burada çok çingene vardı
?(yasenya o aralar televizyonda oynayan bir dizi. Bir subayla çingene kızın aşkı. Kızda fırfırlı ışıltılı elbiseler kollarında bilezikler, saçında kocaman bir gül)
İşte kızım bu giden ablalar yasenya dediğimde ağlayarak içeri kaçmışlardı.
İşe başlayacağım bakıcı gerekti. Mahalleden hemen bir çingene kızı çağırdılar. İşe başladı. Sık sıkta annesi ziyarete geliyordu.
Hayat dolu, neşeli, yokluğu hiç dert etmeyen, varlığa keşke benimde olsun diye kıskançlık duymayan topluca bir hatun.
Zehra Hanım mehtabı isteyen var mı?(bakıcım)

A be mehtabın sevgilisi var.
Ne iş yapıyor?
A be zanaatkârdır.
Düğün ne zaman?
A be daha haskerlik durur.(hastaneye astane, askere de hasker derler.

Mehtabın benden maaşını aldıktan sonra ilk işi kuaföre gitmek olurdu, sadece mehtap mı? Tüm yasenyalar çocuk bakar, pazarcılık yapar, o parayla da kuaföre giderlerdi. Kıyafet, ayakkabı eşya düşkünlükleri yoktu, tek zevkleri kuaför ve rengârenk tokalar.
Baba evinin önünde sokakta tenekeyle ritim tutturur şarkı söyler, kızları karşılarında oynar, baba bununla övünç duyar.
Sevgilileri nişanlıları askere veya başka bir ile çalışmaya gider, yasenyalar sabırla ve sadakatle bekler. Altı yıl boyunca içlerinde yaşadım evimde benimle yaşayan oldu. Bunlarda aldatma, sadakatsizlik ihanet görmedim. Ne erkeğinde ne kadınında.
Hırsızlık mı? Bazı arkadaşlarıma uyup ortalık yerlere veya kıyıya köşeye tuzak para veya ziynet koymadım değil. Bunların hepsi temizlik yapılırken bulunup bir kutuya doldurulup şifoniyerime konduğunu bilirim. Yerde bir iğne de bulsa tenezzül etmezler. Zira onların yarın düşünceleri yoktur. Bu günü doyasıya yaşarlar, bu gün bulup bu gün yerler. Namuslarına çok düşkünlerdir.
(İki bohçacı roman satış yapmak için bir eve giriyorlar, evde kadının olmadığını fark edip çıkmaya çalışırken ev sahibi kapıyı kilitleyip tecavüze yelteniyor. Kadının biri hemen kakasını yapıp orasına sürüp diğer kadına da aynısını yapmasını söylüyör. Adam tiksindiği için kadınları dışarı atıyor. )
Yasenyalar kapı gıcırtısında, yağmur tıkırtısında oynayabilen hayatı doyasıya yaşayan kedileri bile abe miyav diyen Sevgili vatandaşlarımızdır.