bildirgec.org

ETNİK VE TOPLUMSAL KİMLİKLER NASIL OLUŞUR?

grundig | 23 Ekim 2005 15:36

ETNİK VE TOPLUMSAL KİMLİKLER NASIL OLUŞUR?

Prof. Dr. Hasan B. Paksoy Çeviri: Osman Karatay Çorum KaraM Araştırma ve Yayıncılık 2005 94 Sayfa

Tarihi kişiler değil, topluluklar yapar. Kişiler, topluluklar üzerinde belirleyici ve sürükleyici olarak tarih yapmada öncü rol oynarlar. Tarihin oluşumunda bir öğe olarak topluluğu düşündüğümüzde aklımıza doğrudan etnik yapılar gelir. Tarihin işleyiş temelinde iktisadi yapıların, inanç sistemlerinin, fikir akımlarının vb.’nin bulunduğu şeklindeki savlar piyasada dolaşa dursun, aslında hepimiz farkında olarak veya olmayarak etnik toplulukların, Türklerin, Almanların, Isaurialıların, Paphlagonialıların vs. tarihini okuyor, öğreniyor veya araştırıyoruz. Bu durum, etnik oluşumların insanlık hayatında en belirleyici ve üzerinde durulması gereken yapılar olduğunu gösteriyor. Eğer tarihi etnoslar yaptı ise, tarihi anlamak için de öncelikle etnoslardan işe başlamamız gerekiyor. O zaman, etnik kimliklere nüfuz ederek veya denetim altına alarak tarihin işleyişini de denetlemek mümkün olur mu? Peki bunu yapmak için evrensel kurallar ve formüller var mıdır? Sosyal bilimlerin formülü sevmediği ve her toplumsal olgunun kendine has şartları ve bu şartlarda gelişen kendine özel sonuçları olduğu belirtilir. Ancak, birer organizma gibi doğup büyüyen, davranan, tepki gösteren ve nihayet vakti gelince ölen etnik kimliklerin bu hayat safhaları formüllere indirgenerek incelenemez mi? Bu formüllerden bazıları etnik kimliklerin yönetilmesi konularını içerebilir mi? Bu soruların cevaplarını Prof. Dr. Hasan B. Paksoy’un “Etnik ve Toplumsal Kimlikler Nasıl Oluşur?” adlı kitabında bulmak mümkündür.

Aşkın Hikayesi

doesdo | 23 Ekim 2005 15:14

Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış: Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil.

Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş.Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye karar vermiş. Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde, geçmekteymiş.Aşk, “Zenginlik, beni de yanına alır mısın?” diye sormuş.Zenginlik, “Hayır, alamam.Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok.” demiş.Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir’den yardım istemiş. “Kibir, lütfen bana yardım et!”, Kibir “Sana yardım edemem, Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin.” diye cevap vermiş. Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş: “Üzüntü, seninle geleyim.” Üzüntü “Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var.” Mutluluk da Aşk’ın yanından geçmiş; ama o kadar mutluymuş ki Aşk’ın çağrısını duymamış. Aşk, birden bir ses duymuş. “Gel Aşk! Seni yanıma alacağım…”Bu Aşk’tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk’a yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi’ye sormuş: “Bana yardım eden kimdi?” Bilgi “O, Zaman’dı” diye cevap vermiş. “Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?” diye sormuş Aşk. Bilgi gülümsemiş:

Sistemin Sömürü Alanları

blue send me | 23 Ekim 2005 03:55

Mevcut sistem varlığını koruyabilmek ve hakimiyetini sürdürebilmek için belirli sömürü alanlarına ihtiyaç duyar. Çünkü bir sistem gereksinim duyduğu gücü hiçbir zaman kendi ‘öz’ünde barındırmaz. Bu nedenle bu güce sahip olanlara yönelir. İşte Sistemin temel sömürü alanları olarak doğa ve insanoğlunu göstermemizin nedeni de budur. Belki hiçbir insan veya canlı-cansız hiçbir varlıkta böyle bir güç tek başına mevcut değildir. Ama potansiyel olarak sömürü alanlarının genişlemesinin güç dengelerini nasıl etkilediği konusunda da herkes biraz fikir sahibidir sanırım.

Keşke

ÇoKRaiL | 23 Ekim 2005 01:57

İçimdeki ses diyor ki Artık senden vazgeçsem Silsem gölgeni İçimdeki çıplak Ayak izini Sorularım zamanda mahsur Kuşkulardan ibaret Görmesem seni Eksilir misin İşitmesem sesini Bu yangınım söner mi Gidiverse güzümden hayalin bir an İçime mahkum bu sağanak diner mi Ve sen son giden kızar mısın Yokluğunla doğurduğun gözyaşım kuruyuverse Keşke…

Fatih Sultan Mehmed Hanın Fermanı

eskutk | 22 Ekim 2005 19:19

MURAT HAN’IN OĞLU, MEHMET DAİMÎ MUZAFFER! 28 MAYIS 1463 MILODRAZ DÜNYA FATİHİ, HAŞMETLİ VE ULU SULTAN’IN İMZALI VE PARLAYAN MÜHÜRLÜ FERMANI AŞAĞIDADIR.

BEN FATİH SULTAN HAN, BÜTÜN DÜNYAYA İLÂN EDİYORUM Kİ; KENDİLERİNE BU PADİŞAH FERMANI VERİLEN BOSNALI FRANSİSKENLER HİMÂYEM ALTINDADIR VE EMREDİYORUM: HİÇ KİMSE NE BU ADI GEÇEN İNSANLARI NE DE ONLARIN KİLİSELERİNİ RAHATSIZ ETMESİN VE ZARAR VERMESİN. İMPARATORLUĞUMDA HUZUR İÇERİSİNDE YAŞASINLAR VE BU GÖÇMEN DURUMUNA DÜŞEN İNSANLAR ÖZGÜR VE GÜVENLİK İÇERİSİNDE YAŞASINLAR. İMPARATORLUĞUMDAKİ TÜM MEMLEKETLERE DÖNÜP KORKUSUZCA KENDİ MANASTIRLARINA YERLEŞSİNLER. NE PADİŞAHLIK EŞRÂFINDAN, NE VEZİRLERDEN VEYA MEMURLARDAN, NE HİZMETKÂRLARIMDAN, NE DE İMPARATORLUK VATANDAŞLARINDAN HİÇ KİMSE BU İNSANLARIN ONURUNU KIRMAYACAK VE ONLARA ZARAR VERMEYECEKTİR. HİÇ KİMSE BU İNSANLARIN HAYATLARINA, MALLARINA VE KİLİSELERİNE SALDIRMASIN, HOR GÖRMESİN VEYA TEHLİKEYE ATMASIN. HATTA BU İNSANLAR BAŞKA ÜLKELERDEN DEVLETİME BİRİSİNİ GETİRİRSE ONLAR DA AYNI HAKLARA SAHİPTİR. BU PADİŞAH FERMANINI İLÂN EDEREK BURADA, YERLERİN, GÖKLERİN YARATICISI VE EFENDİSİ ALLAH, ALLAH’IN ELÇİSİ AZİZ PEYGAMBERİMİZ MUHAMMED VE 124 BİN PEYGAMBER İLE KUŞANDIĞIM KILIÇ ADINA YEMİN EDİYORUM Kİ; EMRİME UYARAK BANA SADIK KALDIKLARI SÜRECE TEBAAMDAN HİÇ KİMSE BU FERMANDA YAZILANLARIN AKSİNİ YAPMAYACAKTIR.

Sertab Erener Eurovision’da… Danimarka’da ki Roportaji Burada

burakreis | 22 Ekim 2005 17:35

Sertab Erener belki de Eurovision’un en zor etabında devlerin karşısında…. Eurovision 50. Yıl Kutlama Programı her ne kadar yaris olmasada Celine Dion ABBA Johnny Logan ve bircok buyuk isimler yarismak [her ne kadar eglenmek icin geldim diyerek rahat gorunmek istese de] onu cok heyecanlandirmis gibi geldi bana. Iste Burada Videosu

Turkiye’nin kendi sanatcisina oy atabildigini ve sms numarasinin tum operatorler icin 3002 oldugunu bir kez daha hatirlatmak isterim.

Sanal dünyalar

eaxsoft | 22 Ekim 2005 15:12

Matrix ve benzeri filmlerde anlatılan bilgisayar ortamında oluşturulan sanal dünyalar, mümkün olmakla birlikte günümüz teknolojisine bir hayli uzak görünüyor.

Sanal dünyayı oluşturabilmek için Dünya’daki her bir atomu simüle etmek gerekir, İşlemci devresinin bir atom büyüklüğünde olduğunu var saysak bile en iyi ihtimalle Dünya’dan bin kat büyük bir işlemci gerekiyor. Ancak atom milyonlarca kez parçalanıp (bilim şu an hayalini bile kuramıyor) her bir parça işlemci devresi olarak kullanılabilirse sanal dünyalar gerçek olabilir.Her birimiz kendi sanal dünyamızın yaratıcısı olabilirsek , içindekilerde başka bir boyutta olan yaratıcılarına ulaşabilmek için boş yere zaman tüketecekler…