bildirgec.org

mornehir

8 yıl önce üye olmuş, 45 yazı yazmış. 176 yorum yazmış.

içimdeki boyoz aşkı bambaşka

mornehir | 19 June 2004 11:49

ben bu boyoza fena dadandım. ilk kez boyoz yediğimde –mekan İzmir aylardan mayıs- canım sevgilim sabah sabah sabah kahvaltı mahiyetinde bu ucubeleri masaya koymuş yanına da -asla yemediğim ve hala ısrarla bana yedirmeye çalıştığı- iki adet haşlanmış yumurta ve takviye çayla takdim etmişti.yahu yiyorum yiyorum ben bir lokma ısırırken o iki lokma dökülüyor,hayır meret fena halde hoşuma da gidiyor ama ancak bir beş tane dedikten sonra doyduğumu hissedebilirim diyorum. şimdi burada bir börekçide izmir sever bir aklı evvelin yaptığı boyozları gördüğümde hadi leaan dedim.neyse mis boğazlılığımın bana verdiği hakla bok attığım boyozları aldım misler gibi gazete-çay eşliğinde boyozları götürdüm.Boyozların yarısı spor sayfasını işgal etti tabi bu arada.. Ertesi günlerde aynı tempoyla yürüdü gitti bu iş..az önce tartıya çıktım ki gördüğüm rakamı burada telaffuz edemicem.Sanki artık boyozlara,babannemin tarifiyle yapılan rum usulu yaprak sarmalara,ananemin keşkeklerine,çerkez tavuklarına hafiften bir veda etme zamanım gelmiş.Artık radika mı olur şevketibostan mı olur kaz ayağı mı olur ot haşlayıp üzerine sızma zeytinyağı döküp yeme vaktidir. Şu an aklımdan kırk göbek İzmirli kumrular,közde sandviçler,sütlü midyeli balıklar geçiyor.Hangi yemek aklıma gelse muhakkak izmirde geçen bir anı aklıma geliyor.ya ben izmiri çok özledim ya da karnım acıkmaya başladı.Misal Ahmet Priştina’nın öldüğü günden beri börülce yemek istiyorum.Adama üzülürken bir yandan da ah ulan deniz börülcesi olcak şimdi yanına da kabak çiçeği dolması bir de açtınmıydı bi ufak diye kafamdan geçiriyorum. Şimdi annem aradı akşama ne istersin diyor?sarmaaaa tabii ki sarmaaaaaaaaaaaaaaaaaaa….

tabu..

mornehir | 16 April 2004 23:55

şöyle bir tabu zirvesi filan olsa da cümle alemi madara etsem..ya çok eğlenceli olurdu ya da kafam güzel bana dünya çook eğlenceli görünüyor..

pazarları hiç sevmem

mornehir | 11 April 2004 15:05

yanyana geldiklerinde içlerinden anlamsızlık fışkıran albümleri yanyana getirdim. Manu Chao/Clandestino: Esperando La Ultima Ola… ve yanına Volkan Konak/Maranda.. ilk şarkı Feriğim..anneannem ferik bacaklı derdi bana.Feriği erik gibi bir şey sanardım,tavukla civciv arası buralarda piliç denilen durumun karadeniz meali..sevgilim,yeşil eriğim benim/ben içine hapsolmuş çekirdeğinim senin ikinci şarkı clandestino..solo voy con mi pena/sola vi condena/correr es mi destino/para burlar la ley/de la grande babylon.. al pacino sevmekten midir yoksa bilinçaltı kirliği midir babylon deyince aklıma scarface geliyor.geçen gün kurtlar vadisini izledim ilk kez,hiç denk gelmemiştim merak ediyordum.scarfacevari şiddet var demişlerdi..bağlantı ordan.. üçüncü şarkı je ne t’aime plus..80lerin ikinci yarısında atari çılgınlığı yaşanırken annemin ve babamın elinden kurtarabildiğim zamanlarda atari oynardım.bu şarkıyı dinlediğimde uzay gemisi vuruyormuşum hissine kapılıyorum.bingggg binggg binggg..je ne t`aime plus mon amour/je ne t’aime plus tous les jours..tetrisim nerede acaba? dördüncü şarkı..vasiyet..malum anadolu da köy mezarlığı tepede çınar hikayesi.bu adam ne hoş şiir okuyormuş.diyalektik,yere batsın diksiyon derslerinde ölmüş ruhlar.. beşinci şarkı hastane önünde..beş altı yaşlarındaydım galiba.ilk kez bir şey dinleyip ağlamıştım,hala da ağlarım ve hala da nedenini bilmiyorum.ne hastaneyle işim oldu,ne gurbetle..hasta düştüm yüreğime dert oldu/ellerin vatanı bana yurt oldu.. altıncı şarkı yine clandestino..ot içmek legalleşsin.. yedinci şarkı bongo bong.. sekiz..welcome to tijuana.bahar yorgunluğundan müzdaribim.eklem ağrısı,hafif ateş,bitkinlik,uyku hali..ıhlamur içiyorum,metabolizmayı yenilemeye yardımcı olurmuş.adaçayı da terlemeyi engeller aklıma gelmişken söyledim. dokuz..Noir Désir..Le vent nous portera..bu nereden çıktı ki şimdi?evet bugünün adı pazar olmasaydı münasebetsiz sineklerin muhteşem dönüşü olurdu herhalde.ya da bir film olsaydı alfred hitchcock yönetiminde “çocuklar” olurdu.bu küçük insanlar filmde uyumak isteyen mızmız genç bayanı çeşitli seslerle mutasyona uğratıp sonunda bir caniye dönüştürür,kendi sonlarını kendileri hazırlarlardı. evet..uyumalıyım.pazar günlerinden nefret ediyorum.burnuma gelen bütün ızgara köfte kokularından,çocuk vızırtılarından,sırtımdaki ağrıdan,bu mızmız halimden. azıcık daha halim olsaydı,kıtlıktan çıkmış gibi güneşi görür görmez buldukları ilk yeşillikte pofur pofur mangal yakan köftegiller ve tavukkanadıgilleri irdelemek isterdim.

paf pif.

mornehir | 30 March 2004 00:32

hafif’in günlükleri okunmaz hale geldi..

hem sarhoşum hem yastayım

mornehir | 22 March 2004 00:29

ha.ha. nasıl giriş ama..teokabaktan.. eveet..bugün benim doğum günümdü.22 oldum.hani yavaştan selülit kremiydi,göz çevresi kremiydi bir giriş yapmaya doğru gidiyorum. yani bir kapitalist kelebek durumum yok,ya da hatırlamayanı doğrarım diyecek kadar egosantrik değilim ama ne bileyim içimdeki hülya avşar böyle zamanlarda ortaya çıkıyor.her neyse annemin yaptığı akıllara seza sürprizi gözyaşları içinde aktarıyorum. eşşek kadar oldum evet eşşek kadar ve üzerinde resmim olan pastanın maytapları arasından mumlarımı üfledim.ha bir de anneannemin “hayırlı kısmet iste kız..!” nidalarıyla dilek diledim tabii.bir şenlik bir güzellik aman laylaylom.. sevgililer günü,yılbaşından sonra doğum günlerini de mi hayatımdan kaldırsam.hayır ben her sene bu gün elimi ayağımı nereye koyacağımı şaşırıyorum. abuk hediyelere şaheser ve acil ihtiyaç muamelesi yapıyorum “of süper..tam da böyle inek desenli bir pantolona ihtiyacım vardı” vs.. canlar,yusufçuklarım arıyorlar ki ben hemen hemen hepsinin doğum gününü unutmuş oluyorum. bayat pastaları yemekten bütün gece kusuyorum,bunu da ye şundan da al derken of of of.. ve en faciası da dedemin ben doğduğumda yurtdışında olması anısını her sene yeniden yeniden dinliyorum

Oscarrr goeezzzseaes tooeeuuo

mornehir | 01 March 2004 02:22

Derhal konuya giriyorum En iyi Film: Gizemli Nehir (ama büzüklerin efendisi alcak o ayrı) En iyi Yönetmen: Fernando Meirelles – Tanrıkent (Peter Jackson alacak onu da) En iyi Erkek Oyuncu: Sean Penn Gizemli Nehir (Aslında Johnny Depp hakediyor -bu arada rolling stones’un gitaristi ronnie wood’u taklit etmiş jack sparrow’u oynarken-,zaten o alacak ama Sean Penn’i çok seviyorum ben) En iyi kadın oyuncu: Charlize Theron -Cani (hiç bir şey için vermezlerse o taş gibi hatunun kamyon şöförüne dönüşmesine verirler) En iyi Yardımcı Erkek Oyuncu:Ken Watanabe -Son Samuray (süper..süper..süper..aşık oldum) En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Marcia Gay Harden Gizemli Nehir (gönlüm bundan yana ama Brigdet abla götürür işi) Yabancı dilde en iyi film: Barbarların İstilası Canlandırma film:Kayıp Balık Nemo 🙂 En iyi uyarlama senaryo: lotr En iyi sanat yönetimi: son samuray olabilir En iyi özgün senaryo :Barbarların İstilası Böyle olsa keşke en azından Ken Watanabe teselli olsun bana.Japonum benim..Samurayım göriim seni..yürü beeeeeeeee..O ne karizma,o ne heybet,o ne mıknatıs etkisi..neyse bekliyorum merakla.. aslında kusma etkisi yaratıyor bu oscar töreni bende.Hele o çift gelenlerin birbirine yapışmaları durumu yok mu?Ancak Seda Sayan Özcan Deniz’e tırmanırken bu kadar estetik olabilir.O yapışkan gülümsemeler..haaazzzssssssss… amerikalıların salak olduğunu düşünüyorum bir kez daha,neden bilmiyorum -biliyorum da anlatması uzun sürer- ama geviş geviş gülüyorum bu salak hallerine.Bu da yetmezmiş gibi höndö höndö ablalarımızın kıyafetleri üzerine konuşulması içice lahmacun kadar yavşamama neden oluyor.Nedir lan bu?Cemil İpekçi süper insandır,neden girmiş böyle bir mevzuya.Aha bak adaleden,sinirden,botoxtan bahsediyor.Cerrah mısın hacı?Ayrıca nedir bu X ışınlı gözüm var,söyleyecek sözüm var halleri..Bak bak Şepnem Dönmez’de ordan atlıyor,Cemil Bey şöyledir de böyledir diye.Bi yürüyün gidin be…