bildirgec.org

brokeback dağı hakkında tüm yazılar

Kitaptan Sinemaya…

AsetilCoa | 13 September 2010 14:35

Kitaptan sinemaya film uyarlamak cesaret ister. Çünkü kitapta ayrıntılı ve uzun uzun anlatılan bölümler filmde kısa kesilir. Belki sizi kitaba aşık eden o ufak ayrıntılar senaristler tarafından önemsiz görülebilir. Ya da kafanızda yarattığınız karakterlerin filmdekilerle alakası yoktur. Hele ki kitabı okuduktan sonra filmi izlerseniz kitaptaki büyüyü asla filmde bulamazsınız. Zaten bu uyarlamaların çoğu da başarısız olur.

Ama bazı filmler var ki en az kitapları kadar başarılılar. İngiliz The Guardian gazetesinin 2006’da listelediği “En iyi 50 uyarlama film”.

Aşağıda da bu filmlerden birkaçını bulabilirsiniz.

1984

A Clockwork Orange

Fight Club

Son Jokeri Uğurlarken…

hoodly | 09 April 2008 16:21

Evet son joker aramızdan ayrıldı. Genç yaşında ve tam verimli çağında bizlere veda etti Heath Ledger. Tıpkı geçmişte yitirdiğimiz diğer değerli oyuncular gibi. Gerçekten, oynadığı tüm rollerde çok sağlam ve samimi bir oyunculuk performansı sunmuştu bizlere Heath Ledger ve oyunculuğunu her yeni filmde farklı boyutlara taşımasını da bilmişti. En çok akılda kalan rolü, Brokeback Mountain filminde iki eşcinsel kovboydan birisini oynadığı rol olsa gerek; çünkü bu rolü ona oscar’da en iyi erkek oyuncu adaylığını getirmişti. Karşımıza bazen bir şovalye, bazen bir kovboy, bazen kazanova ve şimdi de son filmi olan The Dark Knight ile Batman’in azılı düşmanı Joker olarak çıkacak. Beyazperdede onu son defa izleyeceğiz. Gönül isterdi ki aramızdan ayrılmasaydı ve yarıda kalan filmi The Imaginarium of Dr. Parnassus ve daha nicelerini de bitirseydi. Son olarak karşımıza kötü bir karakteri canlandırırken çıkacak, ama biz onu hep iyi hatırlayacağız.

Pelikülde homofobi

kahramancayirli | 14 March 2007 13:59

Türk Sineması’nda iki erkeğin ileri seviyedeki yakınlaşmasını anlatan ilk film İrfan Tözüm’ün yönettiği Melodram’dı (1988). Roman yazma hevesinde, uçuk bir kadın olan Esra (Hülya Avşar), ressam kocası Koray (Yalçın Dümer) ve içine kapanık antikacı Behzat (Macit Koper) arasındaki garip ilişkiyi sorguluyordu. Tabii o yıllardan günümüze köprünün altından çok sular aktı. Bar şarkıcısı veya bayan kuaförü rollerinde çeşitli filmlerde efemine tiplere rastladık ancak iki erkek arasındaki duygusal ilişkiyi cesurca pelikülüne taşıyan bir filmi izlememiz için 1996 yılını, Ferzan Özpetek’in ilk uzun metrajlı filmi olan Hamam’ı beklememiz gerekti. Özpetek, daha sonra Cahil Periler’de konuyu çok farklı bir perspektiften değerlendirirken, Karşı Pencere’de arka plânda yine bir eşcinsel aşk öyküsü vardı.
Dünya sineması üzerine çok yetkin olmadığım için homoseksüel aşkın başka ülkelerde sinema sanatı açısından geçmişte nasıl işlendiği hakkında yorum yapamam ancak gösterim tarihi 9 Aralık 2005 olarak açıklanan Brokeback Dağı’nın bir türlü gösterime girmemesi ve verilen tarihin üzerinden iki ay geçmesine rağmen dağıtım şirketinden herhangi bir ses çıkmamasının sorgulanması gerektiğini düşünüyorum. Aslında ülkemizde olduğu kadar dünya genelinde de eşcinsellik gişeye pek yaramıyor zira gerçek öyküde Aşil ve kuzeni arasında geçen eşcinsel aşkın yok sayıldığı Truva’nın hasılat bakımından yüzü gülerken, homoseksüel ilişkiyi olduğu gibi aktaran Büyük İskender beklenen ilgiyi görmedi.
Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan ödülünü evine götüren Brokeback Dağı, biri çiftçi, diğeri rodeo kovboyu olan iki erkeğin aşk hikâyesi. Türk sinema tarihimiz bunca sansürle doluyken, cesur sahneler içeren filmin sinema salonlarımızda hele daha sonra televizyon kanallarımızda ne derece sansüre uğrayacağı ayrı bir merak konusu. Zira Hamam’ı televizyondan izleyip de gerçek öyküyü kavrayabilmek için hayal gücümüzün sınırlarını epey zorlamamız gerekti.
Hatırlarsanız, Lukas Moodysson’un son filmi “Yüreğimde Bir Delik” yasaklanmış, Türk sinemaseverler pek çok açıdan tutarlı ve sorgulayıcı olan bu filmden mahrum kalmıştı. Korktuğum, Brokeback Dağı’nın da Yüreğimde Bir Delik ile aynı kaderi paylaşması; filmin ancak fragmanını yabancı film sitelerinden indirerek izlememizdir. Her anlamda özgür bırakılması gereken sanata bakış açımızı sorgulamanın tam zamanıdır. Çünkü hemcinslerine ilgi duymayan hiçbir erkek sırf bu filmi izlediği için cinsel yönelimini değiştirecek değildir. Bu tür homofobik tutumlar hiçbir biçimde akilâne sayılamayacağı gibi kültür arenasında olduğumuz yerde saymamıza yol açacaktır.