bildirgec.org

dionysia

8 yıl önce üye olmuş, 6 yazı yazmış. 0 yorum yazmış.

Christopher Lee

dionysia | 04 August 2008 10:34

Etkileyici ses tonu, delip geçen bakışları ve 1.96’lık görkemli cüssesi ile sinema tarihinin belki de en şanslı aktörlerinden çünkü o, “The Curse of Frankenstein, “Dracula”, “The Mummy” gibi korku sinemasının klasikleri, Sherlock Holmes uyarlamaları, “Yüzüklerin Efendisi” ve “Star Wars” serileri ve Tim Burton filmleri gibi birbirinden tamamen farklı türlerde çekilmiş filmlerde rol alan ve 1948’de başlayan kariyerini halen devam ettiren tek aktör.

27 Mayıs 1922’de Londra’da doğan Christopher Frank Carandini Lee, 2.Dünya Savaşı’nda Kraliyet Hava Kuvvetleri’nde görev alıp terhis olduktan sonra 1947’de film endüstrisine geçiş yaptı. 1948’de ilk filmi Corridor of Mirrors‘ı çekti. Ancak asıl ünü, İngiltere’nin ünlü, düşük bütçeli korku filmleri yapım şirketi Hammer Film Productions için çektiği filmlerle elde etti. 1957 yapımı The Curse of Frankenstein‘da Dr. Frankenstein’ın yarattığı canavara hayat verirken, Dr. Frankstein’ı da korku sinemasının bir diğer ünlü aktörü Peter Cushing canlandırıyordu. İkilinin bu beraberliği 1958’de Dracula ile devam etti.

Waltz with Bashir

dionysia | 02 June 2008 22:24

Nuri Bilge Ceylan‘ın kazandığı ödülle bir kez daha gurur kaynağımız olduğu 2008 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan filmlerden biri de, festivalde yarışan ilk belgesel animasyon olan İsrail/Fransa/Almanya ortak yapımı Waltz with Bashir.

1982’de Beyrut’taki Filistin mülteci kamplarına Hristiyan milis güçlerince düzenlenen baskında ileriki yıllarda hafızasının hatırlamayı tamamen reddedeceği kadar korkunç bir katliama tanıklık eden yönetmen Ari Folman, yıllar sonra askerlik arkadaşlarının anlattıkları sayesinde yıllardır hatırlayamadığı gerçeklikle yüzleşirken ortaya konusu itibariyle hayli gerçekçi ve iddiali bir savaş karşıtı animasyon çıkmış. Yaşadıklarını normal bir sinema filmi çekerek değil de, ancak animasyonunu yaparak seyirciyle paylaşabilen yönetmen Folman, filmin finalini ise baskında katledilen insanların animasyon görüntüleri yerine arşivlerden çıkardığı gerçek görüntülerle yapmış. Türkiye’de gösterime gireceği tarih henüz belli olmayan filmin bir özelliği de İsrail sinemasının ilk animasyon filmi olması.

Studio Ghibli

dionysia | 05 May 2008 15:25

Japon anime endüstrisinin mabedi sayılan Studio Ghibli(Japonca bilen şanslı Sinepil okuyucuları için resmi sitesi) yarattığı animelerin uluslararası alanda elde ettiği başarılar ve ulaştığı saygın konum sebebiyle Japonlar için müthiş bir gurur kaynağı. Ghibli’nin hikayesi aslında, son derece yetenekli ve çalışkan insanların biraraya gelerek kiralık bir ofiste kurdukları şirketi kocaman bir animasyon imparatorluğuna çevirmelerinin hikayesi.

Ghibli’nin kuruluş hikayesi 1984’te Nausicaä of the Valley of the Wind(Rüzgarlı Vadi) ile başlar. Hayao Miyazaki ustanın, kendi yarattığı aynı adlı mangadan yola çıkarak çektiği bu animasyonun kazandığı başarı sonucunda Miyazaki, yıllardır birlikte çalıştığı bir diğer büyük isim Isao Takahata ve yapımcı Toshio Suzuki biraraya gelir ve böylece Studio Ghibli doğar.

The League of Extraordinary Gentlemen

dionysia | 03 May 2008 18:33

Blade ile adını duyuran Stephen Norrington‘ın yönettiği ve Sean Connery‘nin başrollerden birinde rol aldığı 2003 yapımı The League of Extraordinary Gentlemen(kısaca LXG), aslında aynı adlı çok satan çizgi romanın, çekildiği dönemde özellikle çizgi romanın fanatikleri tarafından heyecanla beklenen uyarlaması.

Alan Moore ve Kevin O’Neill tarafından 1999 yılında yaratılan ve edebiyat dünyasının meşhur kahramanlarının maceralarını, nefis bir kurgu ve hayal dünyasının sınırlarının çok ötesinde bir atmosferde betimleyen tam bir steampunk örneği çizgi romandan yola çıkan film vizyona girdiğinde, çizgi romanın sağlam temellerinin aksine son derece yüzeysel ele alınmış olması nedeniyle pek çok sinemaseverde hayalkırıklığı yaratmıştı.

Sinemaya adanmış bir hayat: Giovanni Scognamillo

dionysia | 26 April 2008 19:52

İçeriği sinema olan bir sitede yazı yazarken önceliğin filmler, oyuncular ve yönetmenlere verilmesinden daha doğal bir şey olmaz elbette. Ancak, ben bugün bana sinemayı (ve fantastik edebiyatı, bilimkurguyu, korku edebiyatını) sevdiren isimlerden biri; tam 60 yıldır sinema üzerine yazılar, kitaplar yazan, araştırmalar yapan çok değerli bir isim, Giovanni Scognamillo hakkında yazmak istedim.

İstanbul doğumlu Rum bir anne ile yine İstanbul doğumlu İtalyan babanın tek çocuğu olarak 25 Nisan 1929’da İstanbul’da doğar. Sinemayla ilk tanışması, artık anılarda kalan Elhamra Sineması‘nın müdürü olan babası Leone Scognamillo sayesinde olur. Sinemayla olan bu ilk tanışıklığı, İtalyan Lisesi’ni bitirdikten sonra 1948’de yabancı basın kuruluşlarında sinema yazarı olarak çalışmaya başlamasıyla profesyonel boyuta taşınır. Ardından, 1961’de Akşam gazetesinde sinema eleştirmeni olarak yazmaya başlayarak Türk basınına geçiş yapar. İleriki yıllarda birbirinden güzel örneklerini vereceği kitaplarından ilki, 1965’te Agah Özgüç ile birlikte yazdıkları “1965 Sinema Yıllığı” ve “Türk Sinemasında Kadın ve Seks” olur. Bu kitapları, 1973’te yazdığı “Türk Sinemasında Altı Yönetmen” takip eder.

Kilink İstanbul’da (1967)

dionysia | 24 April 2008 19:51

Konu Fantastik Türk filmleri olduğunda ilk akla gelen filmlerden biri hiç kuşkusuz, yönetmenliğini fantastik Türk filmlerinin unutulmaz yönetmeni Yılmaz Atadeniz‘in yaptığı 1967’de çevrilen Kilink İstanbul’da olur. 1965’te İtalya’da yayınlanmaya başlayan Killing adlı çizgi romanın Türkiye’de büyük ilgi görmesi üzerine, yine Yılmaz Atadeniz tarafından uyarlanan film, o dönemde büyük gişe hasılatı elde etmekle kalmaz, Türk sinemasında bir Kilink furyası başlamasına neden olur.

Yönetmen Atadeniz ve senarist Çetin İnanç‘ın orijinal hikayede yaptıkları ilk değişiklik orijinali Killing olan kahramanın adını Kilink’e çevirmek olur. Ardından, iskelet desenli taytı, aynı desende eldivenleri ve yüzündeki maskesi ile halihazırda fazlasıyla fantastik bir anti-kahraman olan Kilink’in karşısına, Superman’den kopyalanmış bir karakter olan Uçan Adam’ı çıkarır.(Aslında, Atadeniz tarafından yönetilen üç Kilink filminden Kilink İstanbul’da ve Kilink Uçan Adam’a Karşı aynı anda çekilmiştir. Seriyi tamamlayan üçüncü film olan Kilink:Soy ve Öldür‘de Uçan Adam gerçekten uçmuş olacak ki, hikayede yer almaz.)