bildirgec.org

Regl sancısının en iyi ve kesin ilacı sex’tir.

orfoz | 25 Ekim 2003 13:38

Regl sancısının en iyi ve kesin ilacı sex’tir.

Uzatmalı Antalya tatilimi bitirmiş otobüsle İstanbul’a, evime dönüyordum.Afyon Cumhuriyet Dinlenme Tesisinde mola verdik. Bu mola’yı yolcular ve kaptan olarak hep birlikte planlamış değildik.Zaten henüz yolcuların nerede mola verilmesi konusunda herhangi bir öneri getirdiğine şahit olmadım.Dolayısıyla verilen molayı sahiplenmekten başka ve cümlemi “mola verdik” diyerek bitirmekten başka çıkar yol yok gibi gözüküyor….Bişeyler yiyordum.Bir anons duyuldu; “Bir cüzdan bulunmuştur, kaybedenlerin danışmaya müracat etmeleri rica olunur” Anons herzamanki gibi iki kez tekrarlandı.Gülümsedim.Cüzdanımı kontrol ettim…Bulunan cüzdan sayısının bir adet olduğu anons da açıkça belirtiliyordu.Bu durumda “kaybedenler” den bahsetmek sözkonusu olamazdı.Ama oldu.Bir cüzdanın birden fazla sahibi olduğuna rastlamadım henüz.Acaba daha ekonomik oluyor diye böyle bir yola başvurulmuş olabilir mi? Böylece cüzdan sahipleri, harcama yapmadan önce diğer cüzdan partnerleriyle hemfikir olmak durumunda kalır. Ve belki bu harcama partnerler tarafından gerekli bulunmadığı noktada iptal edilerek ekonomik yaşama devam edilir..Belkide cüzdan sahiplerinden danışmaya ilk başvurana cüzdan takdim edilecek ve kazanan kişide ekonomik özgürlüğünü kazanmış olarak yaşamına devam edecek..? Son olarakda bulunan cüzdanın evlilik cüzdanı olabilme olasılığı üzerinde durmak isterim.Bu durum da cüzdan sahiplerinden bahsetmek –ler, lar çoğul ekleri-pektabii mümkündür.J Sonuçlar: 1. Ekonomik özgürlük, kazanılması sanıldığı gibi kolay bişiy diildir.2. Cüzdanımızda kimlik bilglerimizi bulundurmalıyız.3. Bu gün cüzdanını kaybeden yarın kimbilir neyini kaybeder.4. Elinde kötünde mantar olanlar, lütfen cüzdanını başkalarıyla paylaşmasın.. Sağ duyulu manevi lideriniz Orfoz, yaşama dair gözlem ve analizleriyle doğru yolu göstermeye devam edecektir..

DUMURLARDAN DUMUR BEĞEN

orfoz | 25 Ekim 2003 11:06

DUMURLARDAN DUMUR BEĞEN

İşim gereği Beşiktaş-Taksim Dolmuşlarını sık kullanırım.Hatta günde birkaç kez bu hatta mekik dokuduğum görülmüştür. . “Zamanını iyi planlayan kişi”; benim için asla böyle bir ifade kullanılamaz. Herzaman bir yetişme telaşı sabittir vücudumda. Okula ya da işe her seferinde bir, iki dakika gecikirim.Ve nefes nefese.J Dolmuş kuyruğunda yada içinde yolcu dolmasını beklerken, çişi gelmiş biri imajı verdiğimi sanırım. Dolmuş dolmak bilmez genelde veya kuyrukta yeterince kişiyizdir; gelmek bilmez. Neden dolmuş demişler diye çok düşündüm bu zamanlarda.Eminim sizde bu geyiği yapmışsınızdır.Dolsa giderdik zaten. En iyisi bu araçların ismi “Dolacak” olarak değiştirilsin.İnsanoğlu zor durumlar için pratik çözümler arar.Örneğin şehirleşmenin yılan korkusundan kaynaklandığını düşünürüm ben. Yılanlarla uğraşmamak için, ağaçları kesip betonlaşarak, etrafta börtü böceğin ve yılanların yaşamasına imkan bırakılmamış.. Benim gecikmelerimle ilgili çözümüm ise dolmuşun gelmek bilmediği zamanlarda kuyruktaki üç kişiyi örgütleyip, birlikte taksi tutmaktır. Taksimetre bahsettiğim hatta(birçoğunda böyle,hesaplayınız) dört kişinin dolmuş ücretinden daha az yazar ve kişi başına düşen para azalır.Akşamları iş çıkışı saatlerinde Beşiktaşta, Gümüşsuyunda trafik yoğun olur, dolmuşlar gecikir,Taksimdeki kuyruk epeyce uzar. Bir gün iş çıkışı, Taksimden Beşiktaşa gitmek üzere kuyruktaki yerimi aldım. Bu defa acelem yoktu. Sırada yirminci kişiydim ve yine ortada dolmuş yoktu.Hesapladım; gelecek üçüncü dolmuşa binebilecektim.Bekleyecek olmak canımı sıktı ve aynı işe giriştim.Önümdeki üç kişi yaşıtım diyebileceğim gençlerdi. Sarmaş dolaş bir çift ve bir kız. Böyle durumlarda önce çoğunluğa yönelinir ve sözkonusu bir çift ise erkek olana.Bu erkek olanın karar mekanizması olma ihtiyacından kaynaklanır.Bu konuda başka bir başlık altında irdeleme yapmak isterim.Şimdi olay örgüsünü bozmamak için pas geçiyorum. Kuyruktan çıkıp önlerine geldim. ­- Arkadaşlar, dolmuşa vereceğimiz parayla, dört kişi taksi tutarsak, Ortaköye bile gideriz. Böyle durumlarda bir iki saniye düşünülür, tamam denir, ve kuyruktan çıkıp taksiye yönelinir. Önlerinde cevaplarını beklediğim çiftten ERKEKK olanı böyle yapmadı. Bana baktı, kız arkadaşının omzundaki elini daha bir sağlamladı ve Biz Ortaköy’e gitmeyecegiz. Şaşırdım. Anlayamadığını düşündüm.Açıklamaya kalktım. Ben de Ortaköye gitmeyeceğim. Bu yüzden “bile” diyorum. Dolmuşa vereceğimiz… Sözümü kesti. Çarpık bir gülümseme taktı yüzüne. Tamam, ben seni anladım AMA biz Ortaköy’e gitmeyeceğiz. Dumur olmuştum. Kız arkadaşına baktım. O kaşlarını kaldırmış arkadaşının anlayışsızlığına hayretle bakıyor fakat ağzını açmıyordu. Sırada arkamda duran iki adam vardı. Onlara yöneldim.Aynı şeyleri onlara bu kez “Ortaköy” ve “bile” sözcüklerini kullanmadan tekrarladım. Tamam dediler. Çift’in arkasında konuşmaları duymuş olan kıza da hadi dedim. Kız dudaklarını araladı. Kalemtraş’ın Karatahtaya sürtüldüğünde çıkarttığı sesi bilirsiniz. Benzer bir ses çıkartıyordu. Şeyyy, ben Beşiktaş’a gidicektim. Tamam dedim. Beşiktaşa gidiyoruz. Off. Bindik gittik.

ışık oldun

orfoz | 25 Ekim 2003 11:04

ışık oldun kamaştırdın gözümü yamaç oldun yankıladın sesimi nefes oldun tellendirdin sazımı Aşık oldum mevlam buna razı mı?

Opera – Konservatuvar

orfoz | 25 Ekim 2003 03:57

Bu rehber’de İstanbul Devlet Operası etkinlikleri eleştirilecek ve Devlet konservatuvarları hakkında bilgiler verilecektir. Öncelikle opera’yı sevmek için iyi bir kast’tan izlemek şarttır. Yani bir zamanlar kadro almış siyasi güçleriyle (Kültür bakanından torpilli olmak, milletvekili ahbabı olmak, Müdürle akraba olmak) ya da başka şekillerde distiribisyona girmişlerden değil. İlk olarak premier’i henüz yapılmış olan Madam Butterfly’ı izlemeyi düşünürseniz; Efsun Öztoprak, Aylin Ateş,Bülent Külekçi ya da Efe kışlalı kast’ını tavsiye ederim. Ayrıca bir zamanların figuran kabadayı rollerinde Türk filmlerinde gördüğümüz Altan Günbay’ın nasıl bir yönetmen olduğunu’da düşününüz. Nasıl olur??? ilerleyen günlerde ayrıntılarla buluşucağız. 30 ekim’de ilk defa sahnelenecek olan Ankaralı yönetmen Murat Gökçe’nin yazıp yönettiği Kuvayi Milliye temsilini CRR konser salonunda izleyebilirsiniz. Eser hakkında fikir yürütmeden önce CRR nin koristlere ve orkestra’ya az para vermek için provaları son 10 güne sıkıştırdığı ve aynı zamanda öğrenci olan bu gençlere sabahlara kadar prova yaptırarak paralarınıda 1,2 ay geç verdiği artık sır değil! Genel Sanat yönetmeni Arda Aydoğan hakkındaki ayrıntılar önümüzdeki günlerde…

Regl sancısının en iyi ve kesin ilacı sex’tir.

orfoz | 25 Ekim 2003 03:04

Regl sancısının en iyi ve kesin ilacı sex’tir.

Uzatmalı Antalya tatilimi bitirmiş otobüsle İstanbul’a, evime dönüyordum.Afyon Cumhuriyet Dinlenme Tesisinde mola verdik. Bu mola’yı yolcular ve kaptan olarak hep birlikte planlamış değildik.Zaten henüz yolcuların nerede mola verilmesi konusunda herhangi bir öneri getirdiğine şahit olmadım.Dolayısıyla verilen molayı sahiplenmekten başka ve cümlemi “mola verdik” diyerek bitirmekten başka çıkar yol yok gibi gözüküyor….Bişeyler yiyordum.Bir anons duyuldu; “Bir cüzdan bulunmuştur, kaybedenlerin danışmaya müracat etmeleri rica olunur” Anons herzamanki gibi iki kez tekrarlandı.Gülümsedim.Cüzdanımı kontrol ettim…Bulunan cüzdan sayısının bir adet olduğu anons da açıkça belirtiliyordu.Bu durumda “kaybedenler” den bahsetmek sözkonusu olamazdı.Ama oldu.Bir cüzdanın birden fazla sahibi olduğuna rastlamadım henüz.Acaba daha ekonomik oluyor diye böyle bir yola başvurulmuş olabilir mi? Böylece cüzdan sahipleri, harcama yapmadan önce diğer cüzdan partnerleriyle hemfikir olmak durumunda kalır. Ve belki bu harcama partnerler tarafından gerekli bulunmadığı noktada iptal edilerek ekonomik yaşama devam edilir..Belkide cüzdan sahiplerinden danışmaya ilk başvurana cüzdan takdim edilecek ve kazanan kişide ekonomik özgürlüğünü kazanmış olarak yaşamına devam edecek..? Son olarakda bulunan cüzdanın evlilik cüzdanı olabilme olasılığı üzerinde durmak isterim.Bu durum da cüzdan sahiplerinden bahsetmek –ler, lar çoğul ekleri-pektabii mümkündür.J Sonuçlar: 1. Ekonomik özgürlük, kazanılması sanıldığı gibi kolay bişiy diildir.2. Cüzdanımızda kimlik bilglerimizi bulundurmalıyız.3. Bu gün cüzdanını kaybeden yarın kimbilir neyini kaybeder.4. Elinde kötünde mantar olanlar, lütfen cüzdanını başkalarıyla paylaşmasın.. Sağ duyulu manevi lideriniz Orfoz, yaşama dair gözlem ve analizleriyle doğru yolu göstermeye devam edecektir..

proce55ing

fluxxus | 24 Ekim 2003 18:32

java ile ilgilenenler biliyordur mutlaka ama, ilgilenmeyenler de manyak applet’lere göz atıp ilgilenmeye başlayabilir: proce55ing.net

en etkileyicilerden iki tanesi bu sayfadaki “alphabot” ve “valence”..

aptal mıyım polyanna mı??

fatosela | 24 Ekim 2003 10:35

“Her işte bir hayır vardır” demek acaba polyannacılık mıdır?? Bi de merak etiğim bişiy daha…acaba yalan olduğunu bile bile inanmak( inanmak istediğin için inanmak) aptallık mıdır..yada bunu yapmak gerçeğin dillendirilmesinden korkmak mıdır, bildiğin yalanın onaylanmasından ???

Uyuşturucu Günlüğü -3-

inside | 24 Ekim 2003 03:31

Bütün yolları zamana bıraktım. Bütün mavi’ler içinde tüm sarılar siyahtı… Renk suya karışıyor,adım atılmıyordu… Bütün sözler yalandı.

– Nasıl başka yerde olurum (?)Nasıl uçarım(?)!

Anlamak istemiyordu,resimler gibi başucunda olan günlere inat, birdaha asla bakamıycakmış gibi derin açtı gözlerini… Yudum yudum oluyordu yağmur, güzel – serin sesini duyuruyordu bize… -Her adım oluyor adına-

– Ne susarsın,ne söylersin,Özün yok mu senin(?)!

Pembe pembe hayaller kuruyordu. Nasıl seyredilir,nasıl izlenir..,aşkları, diyarları kurardı… Geceler onun için zaman sığınağıydı. Zaman içinde, istediği an sığınma hakkı vardı… En iyi yanıydı bu hayatının… Susan,seyreden, en güzel duygulara tek adımda koşabilen…