bildirgec.org

haritametoddefterikasalKSL

5 yıl önce üye olmuş, 9 yazı yazmış. 0 yorum yazmış.

Hiç

haritametoddefterikasalKSL | 26 Temmuz 2009 14:19

Küçük bir çocukken ne çok hayal kurardim.Dünyanin gidişatını tek başima değiştiremeyeceğim gerçeğini bana bir türlü anlatamadilar,inandiramadilar.Çevremde henuz kavrayamadiğim onca şey olurken ,ben bir süper kahraman oldugumu düşünür,büyümek için sabırsızlanirdim.Filmlerde gördüğümüz kahramanlardan daha farklıydı ve daha gerçekçiydi,olmadik güçlerim yoktu,uçamiyordum,gözlerimle bir duvarin arkasini göremiyordum,keskin kılıçlar ve amansiz silahlarim yoktu.Cılız bir çocuktum ve bu insansı haliyle çok daha gerçekti.İnanilmaz bir duygu idi ve bu beni etrafimdaki herkesten çok farklı olduguma inandirdi.)

Ergenlik dönemim geldi çattı ve bir anda değişti herşey benim için.İçimdeki o süper kahraman yontulmuştu ve epeyce farklılaşmişti.Artık dünyanin geleceği,barış huzur ve insanlara koşulsuz yardim etme eğilimimin yerine ,süper kahramanin kendi hayatini değiştirebileceğine,barındırdığım tüm zaafiyetlerin ve hoşuma gitmeyen tüm unsurlarimin üstesinden gelebileceğimi düşünmeye başlamış ve beni çok farklı ve güçlü yapacaği kanaatindeydim.Beni bilenler için tarif ediyorum.Şimdilerde ortalama bir hayati olan,basit memnuniyetler edinmiş ,sıradan ve bir boka yaramayan biri olarak tarif edebiliyorum kendimi.Artık kendimde dünyayi,hayati ve kendimi değiştirecek gücü bulamiyorum.Süper kahraman aldiği darbelerle gebermiş yok olurken,o muhteşem kostumun altindan,görünürde güçlü ama gerçekte çelimsiz bir ben çıktım.

Lomography -Post Modern bakış

haritametoddefterikasalKSL | 11 Haziran 2009 09:41

Zaman zaman bahsettiğimiz konulardan biri fotograf sanati,üyesi bulundugumuz blog kumesinin bu anlamda
bir mecrasi olsa dahi ben bu konuda birşeyler karalayip sizlerle paylaşmak istedim.

Lomography;

Bir arkadaşimin tavsiyesi ve bana bu makinelerden hediye etmesi üzerine lomografi ile ilgilenmeye başladim.
Fotograf çekmek kimilerinizce birikim gerektiren bir konu olarak görülebilir,ki kısmen de oyle ama
lomografide durum tamamen farklı.En ufak bir fikrinizin olmamasi durumunda dahi birbirinden güzel resimler çekebilirsiniz bu makinelerle,tesadüf ve yaraticiliğiniza bağli çektiğiniz
resimlerin başarisi.Kural yok,detay yok birikim yok deklanşöre basmaniz kafi.Sizlere lomografinin ortaya çıkışı ve yaygınlığı ile ilgili bilgi vermemek olmaz.
Lomo Sovyet Rusya döneminde kurulmuş bir devlet teşekkülü,sadece mercek ve optik ögeler üretiyorlar.Halen varliğini sürdüren bu kurum dünyanin hemen heryerine bu işin meraklilari için
makineler üretmekte.Tek üretici olduğunu düşünmeyin sakın sadece isim babasi ,bu kurum.

Savunma Mekanizmaları

haritametoddefterikasalKSL | 31 Mayıs 2009 17:12

100 kişiye
psikoloji denince aklınıza gelen 3 şey nedir kuzum?
diye sordum.
allah sizi inandirsin çoğu id-ego-süperego dedi.
nedir bunlar diye sorunca ”tık” yok.Hiç biri oranina çok yakın adette kişi ,cevap veremedi.

İd denen şey birazcık ilkel duruyor,primat yani.haz ve taleplerin temini noktasinda pek bir baskın ve ilkel olnadir.Superego ise ego nun birboy büyüğümü ? daha süper olanimi
hayir tabiki.Şöyle ki taktir edilme ve onay görme kabul görme isteği.yani temelde dış dünya ile olan iletişimizle ilgili.
Kişinin ahlaki değerlerini, kurallarini,otokontrolunu ve kendi eleştirisini temsil eder. .Ego ise bu iki mekanizma arasindaki iletişimin ortak noktasi olup,yüzeye taşinan ve sizi siz beni ben onu da o yapan
temel ögeleri ortaya çıkarir.yani ego ,id ve superego nun kendi içindeki gereksinimmleri ile dış dünya ve beşeri ilişkilerimiz arasindaki uyumu
sağlamakta abilik vazifesi üstlenmiştir.Bu mühim ve saygıdeğer görevinden ötürü hepimizcede çok sevilir ve taktir edilir.
Her türden sıkıntılarimizi,çıkarlarimizi,zorunluluklarimizi ego temsil sürecimizde bir organ vazifesi üstlenerek dış dünya ile iletişimimizi sağlar.

Aidiyet

haritametoddefterikasalKSL | 20 Mayıs 2009 13:13

Bizler niçin ait olma güdüsü ile davranir,yaşariz.ve neden kendimizden daha büyük ,daha güçlü ve daha güzel olanla yan yana durmak isteriz?

Nedir bu mensup olma eğiliminin altındaki şey?Niçin bir takım tutma gereksinimi duyariz,yada niçin bir milliyete,dine,ülkeye.Daha güçlü olani gördüğümüzde ,veya arayıp bulunca neden sığınır o doğrultuda bütün tanımlari sorgular ve şekillendiririz kendimizi.Bu öğrenilmiş bir davranişmi yoksa içsel bir davranişmi?
Elle tutulur bir faydasi olmadiği halde neden ısrarla bir yerin bir şeylerin parçasi olma isteği?
Kendimizden korkuyor olabilirmiyiz?Umud ederek daha mı az yıpraniriz.
Kendisini doğasini,cevresini ve olgulari sorgulayan hemen herkesin sorabileceği türden sualler bunlar.
Bütün bu sorularin nedeni olan ait olma duygusu,milyonlarca yildir var olan insanin diğer insanlarla ve doğaya karşi yaşamini sürdüren insanin varolma ve türünün devamini sağlama dürtüsünün bir ürünü .
Topluluklar dahilinde yaşayan tüm varlıklar gibi insanoğlunun da bir başina varlığının devamını sağlamasi ve gelişimini sağlamasi söz konusu olmazdi diye düşünüyorum.
Doğuştan edinilmiş bir davraniş olan ait olma isteği.Sağlıklı bir biçimde giderilmezse,sağlıksız yollara başvuruyoruz.Bahsi geçen sağlıksızlık cocukken baslıyor.Özgün karakterimizi,yansitamadiğimiz birey olarak kabul edilmediğimizde bu duygu tatmin edilemiyor.Farklı mecralarda bu arayış sürüyor.

Baharatın öyküsü

haritametoddefterikasalKSL | 10 Mayıs 2009 10:28

Hemen hemen hepimizin mutfaklarindan eksik etmediği ve yemeklerini tatlandirdiği,renklendirdiği ve çeşnilendirdiği baharatlarin öyküsü öylesine inanılmazki ,bu konuyu işlememek olmazdı.Bugun kolayca ve oldukça makul bedellerle ulaştiğimiz baharatllarin dünya tarihini şekillendirdiğinden haberiniz varmıydı?
Sadece lezzet avcılarinin çıktıgı bir serüvenden ziyade,şifa arayanlarinda uğrak noktasidir baharatlar ve şifalı bitkiler.Modern tıp ilmi ilaçlari bitkilerdeki etken maddelerin, sentetik hallerini üreterek (farmasotik botanik) veya eser miktarda kullanarak yapmaktadir.Şifa arayanlar yine ayni gaye ile aktarlarin kapısını aşindirir.Kimi doğru kimi yanlış olsa da bu yöntem geçmişte kullanilmiş ve nice lokman hekim yaralari sarmiş ve hastalara şifa vermiştir.Spekülasyona açik bir konu olsa da faydalarinin oldugu su götürmez bir gerçektir.1900 yıllarin başinda eczacilar siparişle ilaç yapar ve imalatta ise baharat ve bitkileri kullanirlardi.Koca karı ilaci diye de bugun yerildiğine şahit olsakda,doğru ellerde şifa kaynağidir ve farmakoloji bilminin temelidir.Bu kadarla sınırlı kalmıyor elbet kozmetik sanayi, özellikle parfüm imalatinda bitki tohum ve yağlarindan faydalanmaktadir.Bitki yağlari oylesine pahalidir ki,bizlerin marketlerden yada eczanelerden satın aldiğimiz bitki yağlarinin çok az bir kısmı gerçekten bitkinin yağı ,geri kalani ise zeytin yağidır.Benzer konu ve başlıklar hafif.org da burada,surada, ve orada işlenmiş,belirtmeden geçmek istedim.
Faydalari ve yarı mamul olarak kullanildiği sektorleri burada yazarak sizleri sıkmak niyetinde değilim,şimdi yazimin girişinde belirttiğim üzere baharatlarin dünya tarihini nasıl şekillendirdiği konusunda bilgi vermek istiyorum
Yeryüzünün verimli topraklarinda gelisip büyüyen bitkilerin :tohum ,çekirdek,meyve,çiçek,kabuk,kök,yaprak gibi aromatik kısımlarindan elde edilen bahratlar,dünya tarihinde önemli gelişmelerde neden olmuştur
Günümüzde kolaylikla ve ucuz sayılbilecek fiyatlarla edinilen ve genellikle yemeklere tat verici olarak kullanilan baharatlar, eski zamanlarda çok daha az miktarda ve sadece varlıklılarin ulaşabildiği ,öncelikle koku ve tat verici olarak kullanilirdi.
Baharatın öyküsü bes bin yıl önce, Hindistan’ın zengin cografyasinda baslar.Uzak diyarlarla ticareti geliştiren Sümerler Hindistan’da karşilaştıkları baharatı ülkelerine götürerek tanınmasini sağlarlar.Ancak pahalı ve zor bulunanan baharat, sadece soylularin sofralarina girebilirSümerleri:Asurlular,Babililer,Persler ve diğerleri izlerken, komşu bölgeler ve giderek Avrupalılar da tanırlar.Romalıların tüm akdenizi ele geçirmesiyle birlikte baharat yollari ilk kez Avrupalilarin kontrolune girer.Roma’da giderek statu sembolune dönüşen baharat,gösterişli yemeklerin gözdesi olurİslamiyetle birlikte yeni bir güç olarak sahneye çıkan Araplar özellikle Avrupalılara baharat temin ederek büyük bir refaha ulaşirlar.Bu dönemde Bağdat baharat ticaretinin en önemli kentlerinden biri olarak tüm dünyada tanınırTürklerin sahneye çıkmasiyla dengeler yeniden değişir.Baharat yollarını ellerine geçiren Osmanlilar bir yandan Avrupalilari köşeye şıkıştırırken,diğer yandan da baharatı sofralarının ve kültürlerinin ayrılmaz bir parçasi haline getirirler. Tarihler 1500’leri gösterdiginde ise zamanın akısını degistiren sıradısı gelismeler yasanır.Akdenizde sıkısan Avrupalıların arayısları İspanyol ve Portekizli denizcilerin, kesifler cagını baslatmasına yol acar.Hindistan’daki baharat ve altına ulasmak amacıyla yelken acan Christopher Colombus farkında olmadan Amerikayı kesferderken,Magellan ve Vasco de Gama gibi denizciler de yeni yollar bularak tüm dunyayı kesfederler.