bildirgec.org

badcat-hafif

5 yıl önce üye olmuş, 6 yazı yazmış. 79 yorum yazmış.

platonikim yine

badcat-hafif | 06 Ocak 2003 14:35

yine onu gördüm. ne güzel gülüyordu. ne güzel, ne mutluyum ya! platonikim yine. çok başkadır platonik aşklar! onu bir dakika görmek, bir kelime konuşmak, sesini duymak bile ne kadar önemli, ne kadar zevkli, ne kadar heyecan verici birşey. acaba o da beni seviyor mu diye düşünmek. aa bak şöyle dedi, böyle baktı diye garip anlamlar çıkartıp kendi üzerine yorumlamak. şimdi şuradır, böyle yapıyordur falan diye düşünmek! biraz insanın psikolojisini bozabilir ama belki de en güzel aşk platonik olanı. bilmiyorum ya ben çok mutluyum şu an! çocukken daha çok yaşanır böyle aşklar ama ben zaten o kadar büyümedim ki

Anlaşılamamak

badcat-hafif | 16 Aralık 2002 15:00

Amacım insanları tanımaktı. Onların duygusal girdaplarını keşfetmek, bu girdaplarda saklı tözleri görmek; düşüncelerinde, beklentilerinde, hayallerinde nelere yer verdiklerini, neleri önemsediklerini öğrenmek keyifli bir uğraştı. Dış güzelliklerle uğraşmak, dıştaki renkliliğe kapılmak bir basitlikti ve bu tefrit düzeyi insanların uğraşıydı. Bu basit kişiler değil miydi bilinçsizliğin karanlığında toplumda kargaşa vareden ve beden güçlerinden başka gücü elde edememiş olanlar?Güzellik; sadece dillerinin üzerinden kayıp dökülen kelimedir bu kişilerin. Sorarım size; karanlıkta hangi güzelliği görüp keşfettiniz de bu güzel veya güzellik bu diyorsunuz? Zamane toplumlarında tek güzellik vardır ve bu tek güzellik yaşanır ki o da alışkanlıkların vazgeçilmezliğinde yaşanan yanlışlı tabloları sergiler. İnsan sadece tek birşeyi sever. Ve sevilen veya seviliyormuş gibi görünen milyonlarca şey sadece sevilen tek şeye erişmek içindir. Ancak kim algılayabilir bunu? Soyutla somut arasında korelasyon kurmaktan aciz insanlar mı? Yüreklerinde güzelliği bulamayıp çokluğun peşine takılıp alışkanlık çirkeflerini güzellik sunanlar mı? Yoksa Aristippos felsefesini güdüp, Epikurosçu yaşamı tercih edenler mi? Manizm ve dualizm arasında gidip gelenler mi? Hümanist olarak geçinenlerin stoacılıktan stoacı Seneca’dan, Cicero’dan haberleri var mıydı? Ve ve herşeyi bağlayan, birleştiren şeyin ‘SEVGİ’ olduğunu bilebilecek kadar beyinleri genişlememiş kişilerle paylaşmak zorunluluğu; evet ellerine bırakılan şeyin kıymetini dahi anlamaktan yoksun kişilere verilmiş paylaşılmış sevgilerde o kirli ellerde nasıl temiz kalabilirdi ki ve kalmadı da…

sokak satıcıları

badcat-hafif | 09 Eylül 2002 12:51

Dün üç ayrı kişiden selpak aldım. kadıköyde oturuyoruz arkadaşla önce bir amca geldi yaşlı, ayakta duracak hali yok. 1 tane alayım dedim, beşyüzbin lira verdim aldım. sonra o gitti 20 dk. sonra bir tane çocuk üstü başı eski ama temiz ona da dayanamadım ve ondan da aldım bir tane. en son kalktık gidiyoruz artık. bir teyze oturmuş kaldırıma ama hiç sesi çıkmıyo. elinde selpaklar öylece duruyo. ondan da aldım tabi şu an 3 adet selpak mendile sahibim. neden ben böleyim ya. bazen de kalem, anahtarlık hiç ihtiyacım yokken alıyorum

inanmıyorum hala işyerindeyim

badcat-hafif | 07 Eylül 2002 14:16

kendime inanmıyorum hala iş yerindeyim ne yapacağını bilemez bir şekilde sadece oturuyorum. saat 14:15 ve ben hala buradayım. saat 13:00 dedim mi buradan fırlayan ben değilim sanki. hiç bişey bilmiom. eve gitsem uyumaktan başka yapabileceğim bişey yok (tabi eğer uyuyabilirsem)şöyle bir düşünüyorumda bir yere gitsem keyif alabileceğim hiç bir yer yok gibi geliyor. kendibaşıma kaldım burada. sabah aldığım üç gazete de bitti okudum noktasından virgülüne kadar. içtiğim 2.neskafe 4.çay da bitti. midem iflas edecek. uykum da var aslında ama uyumak istemiyorum. ne yapıcam bilmiyorum. niye bu kadar çok düşünüyorum ki

tophane

badcat-hafif | 06 Eylül 2002 15:57

dün yine tophanedeydim. Mis gibi elmalı nargile kokularının arasında öyle huzurluydum ki. sonbaharda olmamıza rağmen öyle aşırı bir serinlikte yoktu.gün boyu elimde taşıdığım, üşürsem giyerim diye yanıma yük ettiğim montumu bile giymedim. bir türlü beceremediğim için nargile içemiyordum ama sigaram yine benimleydi. mis gibi elma çayımı yudumlarken arada bir dalıyordum, arada bir insanları inceliyordum. çoğunluk mutluydu. çok azdı gözüme çarpan hüzünlü bakışlar. oysa sonbahar hüzün mevsimidir. düşen her yaprak biraz daha yaklaştırıyor bizi kışa. bir de bu çıktı başıma. mevsim geçişlerinde ruh halim bozuluyor. accık bulut toplansa gökyüzünde sanki o bulutlar benim yüzüme yansıyor. gülmüyor yüzüm hiç. mevsim yazdı, hiç anlamadan bitti. sahi kaç kişi diyebilir yazı dolu dolu yaşadım diye. sonbaharı hiç sevemedim hala da sevmiyorum. sonra ufacık bir kedicik gördüm çok masum. almak istedim kucağıma kaçtı. belli ki daha önce çok ürkütmüşler onu. oysa kediler kötü değildir. keşke sadece kediler kadar kötü olabilsek. keşke annem bu kadar kızmasaydı da eve götürebilseydim onu. niye bu kadar çabuk kanıyorum ki ben onlara, bakışlarındaki masumluk olsa gerek. tam bunlara dalmışken gökyüzünden gelen seslerle irkildim. kafamı kaldırdığımda havai fişek gösterisi vardı. yine biri evleniyordu çırağanda. neden havai fişek atarlar bilmem. bayağı uzun sürdü bu gösteri (20dk kadar)sonra baktım masaya 3 saat içinde 12 sigara içmişim. arkadaşı tavlada yenmişim skor:2 mars 2 sayı 6-1

ödül: milkşeyk ve epey geç olmuş tabi eve gidiş. var mı daha güzel vakit geçirebilecek bir mekan? var mı tophaneyi sevmeyen?

bi soru

badcat-hafif | 06 Eylül 2002 13:15

çok değer verdiğiniz birşeyin (insan,hayvan,eşya hiç farketmiyo)yitirilmesi sizde ne gibi etkiler bırakır? ne yaparsınız?