Bir adam, bir kadın… Aralarında yaşananlara koyulan isimler aşk, ihanet, seks…Kim kime daha aşık, kim kimi aldatmış, kim kimi öldürmek istemiş? Bu soruların gölgesinde seyirciyle kedi fare oyunu oynuyor Ara.Aynı evde, değişik zaman aralıklarında bir çiftin ve arkadaşları olan başka bir çiftin yaşadıklarını anlatıyor film. Mekan tek dedik ama ortam tek değil. Ünal kamerayı öyle kurnazca yerlere koyuyor ki aynı mekanda olma fikri üzerine kurulmuş bir film izleme farkındalığından kurtarıyor seyirciyi. Zaten önceki filmi 9‘da bir sorgu odasında geçiyordu ve orada da ifade veren karakterler üzerinden mekan duygusunu unutturuyordu. Ancak Ara bambaşka bir film. Bir kere senaryonun matematiği o kadar güzel kurulmuş ki; karakterlerin söylediklerine inanıyoruz, iki sahne sonra tam tersini söylüyorlar ona daha da çok inanıyoruz. Bu yapımının kurulmasında bir diğer etkende zaman sıçraması tekniğinin kullanılmış olması. Ender ve Selda‘nın ilk birlikte oluşlarıyla açılan film 2 sene atlayarak şiddetli kavgalarına geçiyor. Böyle olunca da taşları yerine oturtmak seyirciye kalıyor.Ancak Ara sadece kadın erkek ilişkileri üzerine kurulmuş bir film değil. Hayatta istediğinden çok uzak insanlara dönüşmüş, yalan hayatlar yaşadığını düşünen insanların hikayesi. Ender bir sahnede Veli‘ye ‘üniversitedeyken bana birşey olacak gözüyle bakılırdı Veli. Şu halimize bak, İstanbul’un ortasında Hammer’larla napıyoruz oğlum biz’ derken perdede gördüğümüz adamın aşk acısı çeken bir adam olmadığını anlıyoruz. Belki çok beylik bir cümle olacak ama evet hiçbir şey gözüktüğü, daha doğrusu anlatıldığı gibi değil bu filmde. ‘Şişman bir adam güzel bir kadınla çıkarsa onu aldatmaz, kulu kölesi olur’ gibi gibi sığ düşünceler alaşağı ediliyor, mutlu evlilikler süren ‘düzgün’ adamlar aslında hayatları boyunca başka erkeklere aşık oluyor. Çünkü bu hayat herşeyin üstünü örtmeye zorluyor bizi. En doğrusu, en normali olmaya sürüklüyor.Ayrıca Ara’da son yıllarda izlediğin Türk filmlerinde rastlayamadığım kadar güzel bir simgesel anlatım var. Filmin geçtiği daire, sahibi Selda tarafından yapım şirketlerine kiralanmakta. Mekanda çekilen klipler, diziler, reklam filmleri filmin aralarına yerleştirilmiş ama öyle zekice yerleştirilmiş ki dikkatli seyirciler filmin sonundaki gizemi bile burdan çözebilirler. İki beyaz gömlekli ev hanımı yanyana oturuyorlar biri ötekine ‘seninki niye benimkinden daha beyaz’ diyor mesela. Hepimizin aşina olduğu bir reklam dili. Peki ya bu sahnenin ardından ortaya dökülen yalanlar, aklanan gömlekler?Oyunculuk açısından bakıldığındaysa ortada tek kelimeyle mükemmel denilecek bir film var. Özellikle Ender rolünde izlediğimiz Erdem Akakçe başta olmak üzere bütün oyuncular doğal oyunculuklarıyla parlıyorlar perdede.Ara’nın festival gösteriminin ardından Ümit Ünal seyircilerin sorularını yanıtladı. Kendisine sorulan ‘her filminizde bir gay karakter var niye anlamıyorum yeauv’ şeklinde kötü niyetli, ‘müslüman bir ülkede bu kadar çok içki kullanılıyor mu gerçekten?’ şeklinde yabancı (Polonyalı bir festival katılımcısından gelen bir soru) sorulara aynı samimiyetle yanıt verdi. Filmlerinde otobiyorafik öğeler olduğunu, her karaktere farklı yönlerini kattığını içtenlikle belirtti. Belki de bu içtenliği yüzünden Ara izleyiciyi bu kadar derinden etkileyen bir yapıt.http://www.youtube.com/watch?v=u717afmm_Ig