bildirgec.org

sinjob

9 yıl önce üye olmuş, 29 yazı yazmış. 566 yorum yazmış.

Ezel’in dayısı da olmasa,Osman Nihat Akın’ı nereden bilecektik?

sinjob | 29 March 2010 16:34

Gölgede kalmış değerler ve saklı hazineler gün yüzüne çıkmayı beklerken,öyle hazineler var ki; bir bakmışsın reyting ve reklam gelirlerini amaç edinmiş insanların belki de farkında olmadan attıkları bir adımla ortaya çıkıyor.Bir gün Ezel dizisinin intikam uzmanı Prof.Dr. Ramiz Karaeski nam-ı diğer Ramiz Dayı ve aynı hızla uzmanlaşan Doç.Dr. Ezel Bayraktar’ın serüvenleri içinden bir şifre göze çarpıyor: ”Şarkı başlayınca operasyon başlasın”. Arıyor radyoyu ve bir istekte bulunuyor.Radyonun program sunucusu ne dese beğenirsiniz,Ramiz Dayı’yı kırmıyoruz ve isteğini yerine getiriyoruz.Ve başlıyor bir şarkı: ”Bir İhtimal Daha Var”. Şarkının bilançosu; iki ölü ve bir kaç yaralı.O güne kadar bu şarkının hatta bestekarının varlığından habersiz dizikolik milletimiz, aynı ya da benzer radyolardan isteklerde bulunmaya başlıyorlar ve bir anda hem radyolarda hem internette en çok dinlenen şarkı oluyor.O güne kadar arama motorlarında pek rastlanmayan bu şarkı, her şeyi bilen google ağabeyin de gözünden kaçmıyor ve ”bir i…” yazar yazmaz şarkı ekranda zuhur ediyor.Geçmiş bölümlerde kalan bu şarkı bölümler ilerledikçe unutuluyor ve tozlu raflara tekrar kaldırılıyor.

Ne Zaman Bir köy Türküsü Duysam ,Şairliğimden Utanırım (Türkülerimiz ve Bağlama)

sinjob | 29 March 2010 16:03

Bedri Rahmi Eyüboğlu
Bedri Rahmi Eyüboğlu

Şairim
Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası
Ayak seslerinden tanırım

Ne zaman bir köy türküsü duysam
Şairliğimden utanırım
Şairim
Şiirin gerçeğini köy türkülerimizde bulmuşum
Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim
Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm

Böyle başlıyordu Bedri Rahmi Eyüboğlu.Türküler,Türkülerimiz;halkımızın tarihi,destanları,sevinci,üzüntüsü Türküler…
Türkülerimizin tarihi Türk tarihi kadar eskilere dayanır.Türkü kelimesi,Türkçe olan Türk kelimesine, Arapça son ek olan ”-i ” eki getirilerek türemiştir.Türkü;Türke özgü,Türke ait olan demektir.Erol Parlak’ın resmi internet sitesinde şöyle yazmaktadır;

Bir Hikaye,Bir Keder ve Bir Şiir… (Tarihin Tozlu Raflarından)

sinjob | 24 March 2010 17:22

Tarihin tozlu raflarından indirdim bu hikayeyi.Önce el sürmeye çekindim,utandım aşkın kalpleri durduran samimiyetinden.Mahrem bir nesneye el sürmüş gibi irkildim,derin bir iç çektim ve tozunu üfledim.Sayfaları çevirdikçe adeta, ”bul beni!” der gibi bekleyen bir hikayeye rastladım.Tarih, 16.yüzyılın ilk çeyreği ve yer,Devlet-i Ali Osman…

Yavuz Sultan Selim Han,Mısır seferine çıkmıştır ve Suriye‘de Halep yakınlarına kurmuştur karargahı.Ordu üç ay gibi bir süre burada konaklamıştır.Türkmenlerin yaşadığı bir bölgede,Padişahın çadırını derleyip toparlamak için bir Türkmen kızı görevlendirilmiştir.Gün içerisinde Padişah çadırda yokken gider,ortalığa çeki düzen verir ve işini bitirince ayrılırmış bu güzel Türkmen kızı.Güzelliği dillere destan bu kız,bir sabah gündelik işlerini yapmak için gitmiş ve tam çadırın kapısında Yavuz Sultan Selim Han‘a rastlamış.Utanmış,başını önüne eğmiş ve Padişahın çıkmasını beklemiş.Çadıra girdiğinde gönlü küçük bir kuş gibi çırpınıyormuş güzelin.Bir bakış görmüş sadece ama o bakış bir mühür gibi işlemiş kalbine.Günler geçmiş,haftalar geçmiş ama Türkmen kızının yüreğindeki kor hiç geçmemiş aksine daha da alevlenmiş.Bir gün çadırın orta direğine gözü ilişmiş ve aşk sarhoşu misali direğe söyle bir yazı karalamış;

Rindlerin Ölümü (Hâfız’ın kabri olan bahçede bir gül varmış) Güfte:Yahya Kemal Beyatlı,Beste:Münir Nurettin Selçuk

sinjob | 24 March 2010 11:10

Son dönem Türk Sanat Tarihi’nin,bana göre muhteşem sentezidir ”Rindler serisi”.Bir Önceki yazımda ”Rindlerin Akşamı’nı” nam-ı diğer ”Dönülmez Akşamın Ufkundayız” isimli eserden bahsetmiştim.Yazıma başlamadan, bir önceki yazımda yani ”Rindlerin Akşamı’nda” atladığım bir kaç hususu arzetmek istiyorum;

Yahya Kemal Beyatlı
Yahya Kemal Beyatlı

Rind sözcüğü,kelime manası olarak;dünya işlerinden,servetten,zevklerden elini eteğini çekmiş ve yalnız Allah’a ibadetle ömrünü geçiren insan demektir.Bu hususta Yahya Kemal,rindler serisinde ölüm temasını işlerken,bu kelimeyi özenle seçmiştir zira ölüme endişe ve korku ile değil,asude bir bahar ülkesi diye bahsettiği yer mülahazası ile yaklaşmıştır.Yahya Kemal’in aksine Cahit Sıtkı,”Ölüm kapımda kişner, sabırsız bir at oldu nihayet” dizelerini yazarken,ölümün korkusunu ve tedirginliğini yaşamaktadır.Ölüm temalarına genellikle şairlerin hayatlarının son döneminde rastlamaktayız.İnsan,ölüm kelimesini duyunca irkilir ve bir çıkar yol arar nitekim bir kısım insanlar ölümden döndükleri bazı kazalar atlatınca ve tekrar hayata dönünce, oldukça dindar bir hayat benimserler.Ölüm konusunu düşünüp de nefis muhasebesi yapan bir şair de Üstad Necip Fazıl’dır.Bu döneminde Çile’yi yazmıştır Üstad.

Timur Mucuraev (Тимур Муцураев): Çeçen Halk Ozanı

sinjob | 23 March 2010 10:55

Benim dinlemekten büyük zevk aldığım,Çeçen Halk Ozanı Timur Mucuraev,bestelediği şarkılarla Çeçen direnişinin sesi olmuş ve Çeçen Halkının gönlünde taht kurmuştur.Davasını,halkını ve halkının çığlıklarını haykırırcasına anlatan bu halk ozanının Türkiye‘de pek tanınmamasından büyük üzüntü duymaktayım.Bu yüzden hakkında yaptığım araştırmayı paylaşmak ve Türkçe kaynak oluşturmak fikrindeyim.,

pilli’nin diger isleri

pillinetwork siteleri

arşiv

© Copyright pillinetwork 2006 - 2012. All Rights Reserved.