bildirgec.org

redorack

8 yıl önce üye olmuş, 47 yazı yazmış. 539 yorum yazmış.

Dünya İnsanı

redorack | 19 May 2007 02:54

Şu sıralar soy sop sohbetlerinin artmasıyla birlikte yeniden düşünüp başladığım noktaya döndüm. Çünkü başka oluru yok gibi geliyor bunun bana…

Benim soyum karışık. Baştan ayağa kırmayım ben. Ama ‘ırk’çı yaklaşımlar öyle boyutlara vardı ki; sanki bundan utanmam gerekiyormuş gibi bir halet-i ruhiye içine gireceğim… Girmiyorum. Bildiğim kadarıyla Sırp, Boşnak, Bulgar, Makedon, Yunan, bir de Çorum’lumuz var. Ben de Ankara doğumluyum ve İstanbul’da yaşıyorum. Oh!

Kültürel yapıların, ananelerin varlığı, aktarılması konusuyla ilgili hiçbir sorunum yok. Ama cins köpek gibi secerelerimizin tutulması, bunun dışında parsellediğimiz alanlara girenlere havlamamızla ilgili bir problemim var.

EVDE ERKEK BAKIMI

redorack | 07 May 2007 01:12

Evde bir erkek barındırmaya niyetlenenler önce bu yazıyı okusunlar.

Öncelikle kendinize en uygun türün hangisi olduğuna karar vermenizi öneririm. Neden istediğiniz çok önemli. İhtiyaçlarınızı belirlediğinizde, fayda eğrisi de yukarıya doğru seyredecektir. Kendinize göre bir tür seçmez iseniz, hem siz mutsuz olacak, hem de onu mutsuz edeceksinizdir.

Yaygın olan türleri aşağıda bulabilirsiniz:

Home Sweet Home’cular

Bu tarz erkekler, işine gücüne baksın, sonra da dönsün evinde yatsın ister. Evde yemek yemekten hoşlanırlar. Genelde keyiflerine düşkünlerdir, sizin için zahmetli olabilirler. Bulundukları alanı, hareket etmeden talan etme gibi bir yetileri vardır. Ancak oraya buraya kaçmasın dizimin dibinde otursun diyorsanız bu tür, en elde durur olanlardandır. Bu ara sıra dışarı kaçmasına engel değildir ancak iyi yetiştirilmiş ise bunu en azından size fark ettirmeden yapar.

300 yaşında bir genç kız

redorack | 02 May 2007 11:51

Öğrencilik yıllarını İstanbul’da geçirenler bilirler, hatırlarlar… Neredeyse her sene İstanbul’un tarihi mekanlarına, yapılarına bir gezi düzenlenir. Küçük yaşlarda gülmek, eğlenmek içindir toplu geziler öğrenciler için; lisede ise okuldan kaçmanın bir numaralı yolu!

Yaş kemale ermedi henüz ama, öğrenme amaçlı gezeyim-göreyim’in zamanının çoktan geçtiğini düşündüğüm zamanlardan birinde, bir dostum elimden tutup götürdü, gösterdi; biliyorum zannedip aslında hakkında hiçbir şey bilmediğim yerleri. Açıklıkla söylüyorum, gözlerim faltaşı, ağzım sonuna dek açık, zamanında taş işte, yapı işte deyip geçtiğim her yeri didik didik incelemekle meşgul oluverdim birden… Her gördüğüme doymaya çalıştım… Japon turistlerin şaşkın şaşkın fotoğraf çekmeleriyle dalga geçenleri ayıplar oldum, onlardan oldum…

GECE LAMBASI

redorack | 02 May 2007 10:31

Etrafına dikkatlice bakındı. “Şu şirin, pembe süslemelere bak!” dedi içinden. Çocukluğundan beri ısınamamıştı ‘şeker’ şeylere. Yine de elini uzatıp yaldızlı kağıtlardan aldı; kendisine sinir olma eşiğinde… Biliyordu aslında seçmesi gereken diğer renkleri. Renkler hakkında bu kadar bilgisi olmasına kızdı birden. Sırf ona yakıştırdığı rengin anlamını bilmesinden dolayı almadı. “Karakterinin şu yönünü simgelermiş! Kime göre?” Yine de almadı… Kafasındaki, ona ‘yakışması gereken’ renkli kağıtlardan da aldı, hatta gereğinden fazla aldı. Hata yapacaktı elbet ilk denemesinde. Yeniden aynısından bulamayacağının evhamıyla… Kendisini gittikçe ufalan bir çocuk gibi gördü. Yaşı da boyu da ufaldıkça ufalıyordu. Kasaya geldiğinde, dükkan sahibinin ne uzun olduğunu düşündü. Bakkaldan elmaşekeri alır misali sevinçle paketlenmelerine baktı aldıklarının. Sonra -şimdiden severek- aldı torbasını eline, çıktı dükkandan.