bildirgec.org

redorack

8 yıl önce üye olmuş, 47 yazı yazmış. 539 yorum yazmış.

Viagra bile yetmez!

redorack | 28 June 2007 13:41

Türkiye, Viagra alsam da olmuyor!
Türkiye, Viagra alsam da olmuyor!

Türkiye’nin AB üyeligi için referanduma gidecek olan Fransa halktan destek sağlamak için bu afişi kullanıyormuş. Toulouse ve çevresinde bu afişler dolanıyormuş. Buyrun haberi burada.

Ekleyecek pek birşeyim yok… İyiydi de mi bozduk derim bir yandan; derken “Ah imajımız, vah imajımız!”

sahibinden

redorack | 25 June 2007 20:49

http://www.sahibinden.com/displayitem.php?a=4255997

ÇEK ELİNİ!

redorack | 22 June 2007 09:18

Kendimi bildim bileli yediğim şeye dokunmayı sevmem. Dokunduğum şeyi de yemeyi…
Hele başkasının dokunduğu gıda maddesi fikri beni çileden çıkarır!

İnsan eliyle temas etmemesi için mutlaka bir araç gereç vardır diye düşünürüm ki, sanırım hepsi için bu geçerli değil. Peki neden aynı muameleyi yapmıyoruz tüm yiyeceklere?

Çocukken ağzımı yüzümü karpuza buladığım zamanları hayal meyal hatırlıyorum; çizildiği kadar güzel görünen yarım daire karpuz dilimlerini… Aralarda bir yerde edindim bu takıntıyı. Hala da kendimi aşmaya çalışırım ama pek mümkün olmuyor. Milletin aristokrasiye yorduğu çatal bıçak kullanımım tamamen bu takıntıyla ilintili.

Yiyemem efendim balığı – tavuğu öyle elimle. Karpuzu da tutamam! Evet, tost yerken de mutlaka çatal bıçak ararım. Soğuk sandviçi elle yemek bünyemde sarsıntıya sebep olur. Gel gör ki yemek yapmak gerek arada. Eh, malzemelerin tamamı için alet edevat kullanarak yemek yapamazsınız.

ÇENTİK, UMUMİ, DEVEKUŞU, SENDELER ve ÇAKIL

redorack | 18 June 2007 13:03

KARAKTERLER

Çentik
Çentik

Çentik: Orta yaşlara üç-beş kalmış duygusal olduğunu iddia eden ancak ar çatlakları dolayısıyla vicdani değerleri ve ruhunda kalanlar da kişiliğinden sızmış hatta sıza sıza kalmamış abla. Başka şehirlere özlem duyan, bulunduğu şehri sevmemesine rağmen nimetlerinden faydalanan, bunun aynı şeklini bir de hayatına giren erkeklerden memnun olmayıp hayatına girmiş eskileri yad ederek ancak mütemadiyen yenilerini alarak uygulayan hatun kişi. Annesi, o doğduğunda hayatında sanki ona hep denecek şeyi sezercesine ‘Çentik’ demiş. Dört kardeşi daha var. Kendisi ve üçü dikey, en büyük ağabey çapraz.

Umumi
Umumi

Umumi: Yalnızca annesi var. Hayatına yön verecek bir umumi helada doğmuş; anası temizlik yaparken. Zaten babaları da kurnazlık edip, anne eğilmişken bir babalar sentezi oluşturduklarından, doğuştan gelen bir zeka küpü bu Umumi. Ne yazık ki kafası yalnızca boktan şeylere çalışmakta her nedense! Tanrı’nın ona verdiği uzuvları herkesle paylaşmayı kendisine misyon edinmiş, ancak bu paylaştığı şeyin herkesle paylaşılacak kadar büyük olmadığını fark edememiş zat.

Devekuşu
Devekuşu

Devekuşu: Gelişi yumurtasından belli, dana kıvamlı dişi. Doğduğunda babası “Oha deve” demiş. Ancak anne kırılmasın diye bunu devekuşu olarak değiştirmiş. Devekuşunun ne olduğunu bilmeyen anneye, bunu olağanüstü bir kuş türü olarak yutturmuş. Yalnız bu Devekuşu pek utangaç olup, götü saklayacak yer olmadığını fark ederek en azından kafayı saklamayı akıl etmiş ilk gençlik yıllarında. Ne yazık ki, kafayı sokuşturduğu yerler hep küçük alanlar olduğu için kafası da beyni de pek gelişmemiş. Bir herkese ‘vur bana’ gibi duran poposu büyümüş ve kalbi ile midesi gelişmiş.

Sendeler
Sendeler

Sendeler: İsmi 5 yaşındayken aile eşrafınca aksak yürüyüşü dolayısıyla değiştirilmiş, bu aksama dolayısıyla müzik kulağı gelişmiş ‘cağız’. Kendisini yazıyla ifade etmeye çalışırken, onu pavyon piyasasına sokanlara küsmüş. Uygun bir yerde duygularını da aldırmış orta yaşlarına yakın bir vakitte. Hayatının tüm bölümlerinde sivri zekasıyla pek çok şeyin üstesinden gelmiş olmasına rağmen, alnına yazılmış sendeleme kaderi, onu tepeye layıkken hep yerin dibine sokmuş. Yüreğinden tüm iyilikleri aldırdığını sanmasına rağmen, doktorun hatalı operasyonu yüzünden birtakım partiküller içinde kalmış.

Çakıltaşı
Çakıl

Çakıl: Son karakter olmasıyla birlikte kısaca göz atılabilir. Kendisi ufalanan kayalardan kalma, aklı ve bedeni gelişkin ama edep ve adabını sorgulatır bir hatunmuş. Bulunduğu ortamlarda uslu uslu oturan kimselerin mabetlerine batmak suretiyle rahatsız edici olmakla birlikte, çok ciddi bir zararı da yokmuş.

ASIL HİKAYE

Ebeveynlerim küçülmekte!

redorack | 01 June 2007 21:59

Ebeveynlerin küçülmekte…

Evet, bu o standart ‘yaşlanınca çocuklaşıyorlar’ lafının biraz açılmış hali. Biraz önce babama baktım, beynimde şimşekler çaktı.

Benim kocaman, heybetli babama ne olmuş? Bedeni yıpranmış, zihni yorgun, azmi küçülmüş, kazandığı para azalmış, bu azalmayı kaldıramayan omuzları düşmüş… Hani o içine gömüldüğüm geniş koynu nerede? Beni havaya kaldıran güçlü kollar peki? Ah be babam, kocaman babam! Ne yaptı zaman sana böyle?

Ardından annem geldi aklıma. Yürürken eteğine, saçına, gerdanına takılı kalmış en aşağı beş on çift gözle gezen annem. Arkadaşlarımın “Annen kadar cilveli olabilsen ortalığı yıkar geçirirdin” dedikleri annem… Ticari hayatı boyunca elinden hiçbir iş kurtulmamış, istediğini elde etmeyi bilen, zamanının minicik memleketinden genç yaşta çıkıp yurt dışında okumaya cesaret edebilen annem! Şimdi yalnızlığın paniğinde, kaçan güzelliğinin peşinde. Acılar daha büyük cüssesine. Onun boyuna yetişmek için dik durmaktan ne zaman vazgeçmişim, ne zaman kolunu onun omzuna dolayacak kadar büyümüşüm ben?

BUNUN

redorack | 21 May 2007 12:58

Bunun, hiçbir şeyle alakası yok.
Bunun, her şeyle alakası var.

Bunun, senin kilolu olmanla alakası yok.
Bunun, benim aldığım kilolarla alakası var.

Bunun, onun senden güzel olmasıyla alakası yok.
Bunun, onun benden daha hoş olmasıyla alakası var.

Bunun, senin zevklerinle alakası yok.
Bunun, senin zevklerinle alakası var.

Bunun, onun maddi durumuyla alakası yok.
Bunun, onun benden çok daha iyi şartlarda bulunmasıyla alakası var.

Bunun, ortak paydayla alakası yok.
Bunun, paylaşamadıklarımızla ve senin onunla paylaştıklarınla alakası var.

KEŞFEDİLMEMİŞ ŞARKILAR

redorack | 21 May 2007 11:01

Keşfedilmemiş şarkılar lazım bize. Aldatmayan parçalar… Anısını beraberinde getirip de, asıl aidiyetini gizlemeyen şarkılar.

Kanlı bitirilmiş bir aşk hikayesinin ardından, ‘o seviyor’ diye döne döne dinlediğimiz, kendimizi ‘onun yüreğiyle dinliyorum’ diye kandırdığımız şarkıların, o çok değer verdiğiniz bir türlü eskimeyen aşkınızın, bir türlü eskimeyen eski aşkından kalan şarkılar olduğu geldi mi hiç aklınıza?

Her yaşanana ‘kara’ veya ‘pembe’ diyerek renk vermeye çalıştığımız ayrılık -veya birliktelik- evrelerinde, ne çok şeyle kandırıyoruz aslında kendimizi…

KUTUNU AÇTIM

redorack | 21 May 2007 10:57

Kutunu açtım. İçinden fahişe ruhlu bir adam çıktı. Bugünkü şansın bu kadarmış. Bundan böyle bununla geçineceksin… Her akşam düzenli olarak yollara düşeceksin geçmişini kovalamak için. Ehliyetsiz sürücüler tarafından kullanılmış insanlar çarpacak sana. Yollarda içine akarken kanın, aramaya devam edeceksin. Bulduğunu gömecek yerin olmayacak, geçmişini saklamak isteyeceksin bir daha bulmak zorunda kalma diye. Bir kutuya koyacaksın. Kutuyu yiyeceksin…

Kutunu açtım. İçinden kocaman korkularıyla bir aslan çıktı. Aslanı sen besleyeceksin kendi cesaretinle. Cesaretin bittiğinde kendinden vereceksin. Elinden kolundan geldiği kadar… Yeterince kaçtıysan dur derim artık…

Turkey Lady clipart

redorack | 19 May 2007 19:06

http://classroomclipart.com/cgi-bin/kids/imageFolio.cgi?action=view&link=Clipart/People&image=turkeylady1.jpg&img=6&tt=