bildirgec.org

pillibebekkuyuda

8 yıl önce üye olmuş, 123 yazı yazmış. 13267 yorum yazmış.

Çingene nin Rüyası..

pillibebekkuyuda | 28 December 2009 15:53

Buruşuk çarşaflar mı geride kalan..

”Özledin mi” diye sordun.. ”Özlemedim” dedim, ben kimseyi özlemezdim zaten..”Ben kimse miyim” diye sordun..Herkes kimseydi zaten..

Sessiz sessiz gezerken soğuk sokakları, duygularım tenimle donmuş, artık cehennem bile ısıtamaz beni..Bıraktığın yerden hiç bu kadar yitmemiştim..

Bu yüzden eğlenmek için geldiğim heryerden, mutsuz çıkışlarım..Şimdi bedenim kimsesiz, senle de, sensiz de..Bu yüzden acımasız unutuşlarım..Bu yüzden ellerim seni aramaya gitmeden uyuşur, felç olur benliğim..

Şapkalar..

pillibebekkuyuda | 27 December 2009 12:49

Bep, bütün trafik ışıklarını ihlal etmek üzere gelmiş dünyaya..

On kilometre uzaklıkta, sahile gidiyoruz, güneşlenmeye, daha doğrusu Bep güneşlenmeye ben takırdamaya..Kendisine şeker pembesi bir bikini seçmiş, rujuyla uyumlu, benimki sıradan, kahverengi. Kendisi güneşi görünce dayanamıyor.Aylardan, Ekim.
Bep çok sessiz olmamdan dolayı şikayetçi. Arada, yaşayıp yaşamadığımdan endişe duyuyor..Denizi seyrediyorum, öyle büyük ki, sınırsız..
Kendime 86 yaşında, yaşlı bir kadınla, bu sessiz sahilde ne yaptığımı soruyorum..Derken tam sırtımın ortasına bir darbe yiyorum, masaya ısmarladığı 6 kişiyi rahatça doyuracak koca balığı yemem için dürtüyor beni..”Bu ne böyle”dememe kalmadan Bep 4. şarabını bitiriyor..Bana çabuk yememi, dönüşte şehre gidip birlikte şapka seçeceğimizi söylüyor.

Devrilen Çamlar..

pillibebekkuyuda | 23 December 2009 16:44

”Yılbaşı için hediye almalıyım” dedi, ve evden çıktı.
Heryer karla kaplı olduğundan yürümeyi tercih etti.

Biraz ileride, kesilmiş ve karların üzerine bırakılmış, küçük çam ağacını gördü.
Soğuğa aldırmadan onu yerden kaldırdı, diğer ağacın kalın gövdesine yasladı. On metre uzaklaşmadan ağaç rüzgarın etkisiyle tekrar karların üzerine bırakıverdi kendini. Yanına geldi, küçük çam ağacını yeniden kalın ağaç gövdesine yasladı.

Bana Göz Kırp..

pillibebekkuyuda | 16 December 2009 08:27

Bana göz kırp,
Seni hissederim.
Sana dokunurum.
Seni duyarım.
Seni içime çekerim.
Tuzlu gözyaşın yanaklarından süzülürken duruyorsa aniden,dudaklarımdadır..
Seni tadarım.
Sadece bana göz kırp.

Genç kız yaz tatilinde, Paris e giden sevgilisinin dönmesini sabırsızlıkla bekliyordu..
Gözlerini kapatıp elini açtığında, bir dilencinin paraya olan tutkusu gibi, avucuna bırakılan parfümü sıkıca kavradı..İlk tanışması böyle olmuştu tam 10 yıl aradığı parfümle..
Olgun bir kadın olmayı beceremediği yıllarda her gittiği ülkede onu aradı..Her fırsatta, Paris ziyaretlerinde gruplardan ayrılıp saatlerce parfüm dükkanlarını dolaştı, birçok arkadaşından istekte bulundu..Parfüm üreticileriyle konuşup, içeriğindeki çiçek isimlerini verdi, Fransa da üretimi durdurulmuştu..Ulaşamadı, olmadı..

Kızma birader..

pillibebekkuyuda | 24 November 2009 12:09

Dallas ı seyrediyor, aklımın idrak ettiği her fikri anayasa olarak kabul ediyordum, Lucy 15 Yaşında öpüşmüştü..

15 Yaşımı doldurmama 2 ay kalmıştı, öpecek birini bulmalı, kendi gözümde aklıma koyduğumu yapan biri olarak, yükselmeliydim.. Babamın teyzesinin oğlu geldi aklıma, telefon açtım, kızma birader oynamaya çağırdım, ”akşam hava kötü, bizde kalırsın” dedim..Kuzu kuzu geldi..

Üçün biri..

pillibebekkuyuda | 21 November 2009 17:38

http://g.mynet.com/i/79/42894_0.jpg
http://g.mynet.com/i/79/42894_0.jpg

Üç arkadaş işe başlamıştık o yıl.

Özlem, Meltem ve ben..
Meltem, 3. sınıfın 1. döneminde gelmişti okula, Özlem’in tek başarısı 3. sınıfta 1. olmaktı..
Bazı geceler kağıt oynar eğlenirdik..Hep 3 el oynar kaybedersem, oyunu bırakırdım..

Saatlerce felsefe yapar, aşkı konuşurduk; sadece bir konu için gecelerce uyumadığımız olurdu..
Ben ”Üç kişi iyi arkadaş olamazmış” derdim,
karşı çıkarlardı, ”Bal gibi olduk işte” derlerdi..

Tatlı Bir Rüzgar Eserse..

pillibebekkuyuda | 17 November 2009 16:12

http://imagecache2.allposters.com/images/TEL/JR103.jpg
http://imagecache2.allposters.com/images/TEL/JR103.jpg

-Tatlı bir rüzgar eserse eğer, boyam kuruyabilir.
-Akşam biri gelir portresini yapmamı isterse eğer, biraz para kazanır, yemek yiyebilirim.

Hiçbirşeyin garantisi olmadan eğer’lerle yaşanan hayatlar..

Ayaklarıma kapanan çingenenin, yerde bulduğu altın yüzüğü parmağıma taktığımda bol gelse de yaptığının para istemek adına, iyi bir aldatma tekniği olmadığını ilk saniyede kavrayıp ta anlamamış gibi görünmek, Paris in güncelini anlamaktı belki de..

Hemen hemen her sokağından bir anda karşınıza çıkan ve yüzünüze bakan heykeller sizi heyecanlandırmakla kalmaz şaşırtır da..

Montmartre, şarkılara konu olan bu güzel semt, Fransızların insana değer vermeyen soğuk mizaçlarından hiç hoşlanmasam da, bu özelliklerinin şehrin herbiri ilginç mimari özellik taşıyan muhteşem binalarından yansıyan ”farkındalık” olduğunu düşünüyorum..

İndirimli Ruhlar ..

pillibebekkuyuda | 12 November 2009 14:19

http://www.merello.com/images2/contemporary_modern_art.-merello._surrealist_portrait_of_margot.jpg
http://www.merello.com/images2/contemporary_modern_art.-merello._surrealist_portrait_of_margot.jpg

Pencerelerde soyunan ruhlar sokağı
Bıraksalar bu döşekler olacak mezarı
Keşke bu diyara doğmasaydın
Kahkahaların bir ilkbahar sabahı,
Güneşle oynayan, bir çiçek olsaydı ilk durağı..

Gitgide sokaklar daralıyor, mekanların kırmızı ve gece mavisi özensiz döşenen tarzı, seksin gelişi güzel yapılışının verdiği soğukluk, fahişenin gözlerindeki gülümsemeyle son buluyordu..
O, zorunlu birşeylerin yaşanmışlığını inkara çalışıyordu, çalışmıyordu aslında, içinde bulunduğu durumun kötülüğünü kabullenmiş, getirisinin güzelliklerinin keyfini sürmeyi tercih ediyordu..Bu keyif, belki bir mini etek, belki güzel bir parfüm, belki de kaliteli bir ruj olacaktı..

Yağmur Islatır..

pillibebekkuyuda | 04 November 2009 13:14

http://files.myopera.com/HazanGazeli/blog/pencere.jpg
http://files.myopera.com/HazanGazeli/blog/pencere.jpg

Kolay değildi, yaşamın kirli perdelerini yıkamak..

Kadın yaşanmışlıkları eskiyen fotoğraflarla ısıtırken, yaşanmamışlıklar için, hala zift rengi gözlerini suçluyordu..

Bugün onun doğum günü..
Önce dışarıda dans eden yapraklar kutladı..
İçine çektiği derin bir nefesle yoluna devam ederken, rüzgarın etkisiyle ağaçların arasından düşen, kuş yuvası kutladı, ikinci kez..
Bir müddet durdu, öylece baktı dağılan yuvaya, oysa ki dağılmalara o kadar alışıktı ki, düzgün duran her ne varsa ilginçti biraz, bu kez toplamak gelmedi içinden, bazen öylece kalmalıydı dağınıklıklar..

Gölge Oyunu..

pillibebekkuyuda | 23 October 2009 13:45


Yakın arkadaşı Nihal in
, yazlık evlerinde yapılacak nişana gitmek için makyajının son rötuşlarını yapıyordu..Omuzlarını açıkta bırakan kalın askılı, uçuk pembe elbisesini giymiş küçüklüğünden kalan alışkanlığıyla çevresinde dönüyordu..Döndü döndü ve havuzun üzerinde yüzen bir mum eşliğinde bahçeye girdi..

Nihal in anne ve babasıyla muhabbet etti biraz, sonra içkisini aldı..
Sütyeninin askısı gevşemişti sanki, aksilikler onu bulmasa şaşardı zaten..