bildirgec.org

olhor

8 yıl önce üye olmuş, 148 yazı yazmış. 441 yorum yazmış.

Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun, Bp ile Akses

olhor | 25 June 2002 01:35

Son günlerin flaş aşkıyla ilgili bir şeyler yazasım hiç yoktu ama her görüşümde hakarete uğramış hissediyorum kendimi. Görenler çözmüştür durumu, yazı Bp ve akses’in aşkı üzerine. Daha doğrusu söz konusu aşkın vuku bulduğu reklam üzerine. Gerçi öyle çevreci bir çığlık falan değil, o bölümü tamamen geçmiş durumdayım. Beni rahatsız eden reklamın deterjan reklamlarını sanat eseri gibi gösteren tarafı, buyrun inceleyelim. Hatta hazır başlamışken reklam terminolojisini de kullanmaya çalışalım elimizden geldiğince. Sinopsis: Reklam bir gemide geçmektedir (bu kısmı reklamın sonunda anlarız, aslında gemide geçmiyor da olabilir, reklamda gizemli bir ışınlanma olayı vardır), söz konusu gemide, 2 parlak genç iş adamı birbirlerini sözlerle yalama yarışına girmişlerdir. Biri diğerine Bp’nin nasıl güzel olduğunu anlatırken, diğeri bu yalakaya Bp güzelse aksesin Nicole Kidman olduğunu belirtmektedir. Bu muhabbet aynı aptallıkta sürer. Hatta izleyici embesil kabul edildiğinden dallandırılıp budaklandırılır. Aynı kelimeler değişik kılıflarla yeni okuma yazma öğrenenlere uygulanan teknikle izleyicinin kafasına kakılır, zonk zonk zonk olması sağlanır. Muhabbetin sonu şöyle bir espriyle gelir: “hemde tam dört kat hediye şeysi veriyoruz” bu laf üzerine iki genç iş adamı yıkılır. İlk bakışta o gülüşlerin söz konusu genç iş adamlarının angutluğundan kaynaklandığı sanılırsada işin iç yüzü başka olabilir. Buraya kadar reklam restoranımsı bir yerde cereyan etmektedir, anlatılan muhabbet sayılmazsa ortam normaldir. Sonrasındaysa bu iki genç iş adamı yerlerinden kalkıp kapıya doğru ilerlerler, kapılar bir tekneye açılır. Teknedeki diğer insanlar da Bp ve akses aşkından feyz almış olacak herkes dans etmektedir. Uzakta bir sahne göze çarpar, sahnede ellerinde nostaljik mikrofon tutan bir bayan ve bir erkek şarkı söylemektedir. Genç iş adamlarından biri söylenen şarkıya Singin’ in the rain‘deki Gene Kelly’imsi hareketlerle tepki verir, diğeri daha pasiftir ama onunda neşeli olduğu bellidir. Reklam bu minvalde sona erer. Buraya kadar olan kısma başka yorum yapasım yok zaten herşey yeterince açık gibi, gelelim bu reklam nasıl olsa bu kadar hakarete uğramış hissetmezdim kendimi konusuna. Bu noktada önerim reklam boyunca gerçeklerin söylenmesi, hemen bir örnek düşünelim.

Palahniuk, Koresh’in tarikatı, Ursula teyze

olhor | 12 June 2002 02:07

Fight Club‘ı izledikten sonra, özellikle de kitaptan uyarlandığını öğrendiğimde, söz konusu kitabı koşa koşa alıp pop bitchimsi hissetmiştim doğal olarak. Gerçi sonra çok teselli ettim kendimi “film olmasa adamın varlığından nasıl haberdar olucaktın ki?” şeklinde. Neyse, kitabın yazarı Chuck Palahniuk (feci ticari bir site bu) gerçekten yetenekli bir insan, nadir görülen bir anlatıma sahip. Ayrıca kendisi Portland, Oregon‘lu, ne önemi var demeyin, Ursula teyzenin hemşerisi oluyor. Yani Portland iyi yazarlar çıkarıyor diyebiliriz, gelelim konuya:

Palahniuk’ın Fight Club’dan sonra yazdığı Survivor Creedish adlı bir tarikatın üyesi Tender Brason’un etrafında gelişiyor. Okumak isteyenler olacağından kitabı anlatmaya gerek yok ama Palahniuk’ın Creedish tarikatı, 1993’te David Kuresh’in önderliğinde Fbi‘la çatışan Davidianlarla benzerlik gösteriyor. Olayı hatırlamayanlar için kısa bir özet geçmek gerekirse, Davidianlarla Fbi çatışmış, olay Davidianların toplu intaharıyla sonuçlanmıştı. Bu arada David Kuresh denilen bireyin de şöyle bir sözü varmış: “Eğer İncil gerçekse ben İsa’yım”. İlginç tabi. İlginç olan bir başka şeyse bu mekanı yapan adamın, Creedishlerin basit ev aletlerinden silah yapıp saldırıya geçeceklerini iddia etmesi. Kısaca (aman ne kısa oldu) okunası bir insan Chuck Palahniuk. Haa birde kitabın sayfa numaraları 287’de başlayıp 1’de bitiyor, başlı başına süper bir fikir zaten ama kitabın içeriğiyle birleşince iyice süper oluyor.

id software’e mail attım

olhor | 08 June 2002 21:54

Zaten bilgisayar oyunlarından pek hazetmiyorum, bir Cm bir de arkadaşlardan ödünç alınabilen FPS (first person shooter’mış uzunu, türkçesi de “birinci kişi adam öldürmece, ortalığı dağıtmaca olabilir”) türü şeyler oynuyorum. Neyse bir kaç gün önce söz konusu fpslerden taze ödünç aldığım Wolfenstein’ı biraz da alkollü bir durumda oynarken, oyunla ilgili bir şeyin feci yanlış olduğu izlenimine kapıldım, canım sıkıldı. Sonra madem benim canım sıkıldı en iyisi onlarında canı sıkılsın diyerek [email protected] adresine e-mail döşedim.

Belki de en güzeli, böyle

olhor | 08 June 2002 18:50

Datça’da domuz çukuru koyundaymış bu mekan. Kahvaltı saati, eğlence saati, hep beraber klüp şarkısı söyleme saati yok diyorlar. Tatil yapın diyorlar televizyondan, radyodan gazetelerden uzaklaşın diyorlar. Ayrıca bizim kült filmler arşivimiz var, hatta kütüphanemiz var ve hatta hatta müzik arşivimiz de var diyorlar. Ama siz yine de ayrılamadığınız kitaplarınızı, filmlerinizi, cdlerinizi getirin daha şık olur diyorlar. Ayrıca şu saatte kalkmanız lazım, kahvaltı 8’le 11 arası demiyorlar. Tembelliğe saygılıyız diyorlar, isterseniz akşam uyanın biz size yine de yemek veririz diyorlar. Herkese yetecek kadar hamağımız var, şezlong kapma yarışı olmayacak diyorlar. Ucretler de uygun sayılır. Gördüğümden beri hayalini kuruyorum bende, denizden çıkıp film izleyip, bir beş gün dinlenme kavramını baştan yazasım var, belki de en güzeli böyle.

Lazım olur

olhor | 26 May 2002 18:20

Geçen ay yaşanan çernobil krizine kurban olan yakın bir arkadaşın sayesinde bu krizi en az zararla kapamanın yollarını araştırmaya başladım. Umutsuz giden araştırmama yeni bir boyut verdi bu program ve “Cih girdiyse f-disk yapılır” efsanesini değiştirdi. Fena halde bedava olan bu alet, hard diskinizin bütün partitionlarını kurtarmakla kalmayıp, makinanızı virüslerden temizleyebilmeniz için windowsunuzu bile açıyor. Yani “bilgi kaybetmeye son” sloganları gerçekten doğru. Programı denemeden önce bu sayfada yer alan e-mailler feci yalancı gözükmüştü bana ama takdir ediyorum şimdi, hatta bir mailde ben yazdım biraz önce. Adamların sitesi‘de apayrı bir dünya, içinde tonla işe yarar program var, hatta bu online güvenlik testi yapıyor bilgisayarınıza. Haa birde departmana “i am a cleaner i clean” yazarken aklıma doğal olarak Jean Reno amcanın Victor the cleaner karakteri geldi. Onu buluyim derken karşıma Singapur kısa film festivalinde ödül alan Terminator and Nikita isimli bir film çıktı. Senaryodan seçmeler koymuşlar ilginç tabi.

Dünya Kupası Tereddütleri

olhor | 04 May 2002 18:28

Dünya kupasına gidiyoruz yıllar sonra şirin tabi, ama feci tereddütlerim var bu durumla ilgili. İki ana gruba ayırırsak bunları, ilki Organizasyon ikincisi Milli takım tereddütleri olarak sınıflandırılabilinir.

Organizasyon tereddütü olur mu Japonya orası? sorusunu soranlar zaten deneyimsiz gözlercilerdir. Organizasyounun Japonya ve Kore’de yapılması başlı başına tereddüt nedenidir. Japon polisleri bir kılıç kalkan ekibi şirinliğinde hergün “temsili holiganları” dağıtması eğlenceli tabi de Japonya geçen günlerde evlere şenlik bir güvenlik bildirgesi yayınladı. Buna göre: