bildirgec.org

neandertal

7 yıl önce üye olmuş, 64 yazı yazmış. 69 yorum yazmış.

Aron Ralston’ın İnanılmaz Yaşam Mücadelesi

neandertal | 27 December 2010 10:57

Aron Ralston
Aron Ralston

Hayatta, yaşama isteğinden daha güçlü bir istek yoktur.

Böyle yazıyordu afişte. Henüz izlemediğim fakat fragmanına hayran kaldığım son Danny Boyle filmi 127 Hours‘ta. Fragmanı izleyene dek Aron Ralston’ın varlığından bile haberim yoktu. Şimdi ise en büyük ilham kaynaklarımdan biri. Neden mi?:

Aron Ralston, 1975 doğumlu Amerikalı bir mühendis. Intel’de çalışan, Fransızca bilen, piyano çalan bu genç adam aynı zamanda profesyonel bir dağcı. Haftasonlarını ve tatillerini kanyonlarda dolaşarak, dağlara tırmanarak, kayak yaparak geçiren Ralston bir süre sonra Intel’i bırakarak kendini tamamen zorlu doğa sporlarına adıyor. En sevdiği roman, Sean Penn tarafından filme çevrilen ve genç bir adamın vahşi doğada yaşadıklarını konu edinen Into the Wild. 2003 yılında, Nisan ayının 26. gününde, Into The Wild’ın kahramanı gibi hiçkimseye haber vermeden Utah’ın muhteşem Blue John Canyon‘una kendi deyimiyle “parkta gezi” yapmaya gidiyor. Deneyimli bir sporcu olan Ralston’ın onu neredeyse ölüme sürükleyen inanılmaz deneyiminin kilit noktası da bu. Hiçkimseye hiçbir şey söylemeden, adete insanlardan kaçarak gittiği kanyonda, aslında hayatında yer alan insanların ne kadar değerli olduğunu acı bir şekilde deneyimliyor.

Aron Ralston gezdiği bölgeyi fotoğraflamak için yanına video kamerasını da almıştı.
Aron Ralston gezdiği bölgeyi fotoğraflamak için yanına video kamerasını da almıştı.

Kanyonun gizli kalmış, karanlık köşelerinde dolaşırken ansızın hayatını tamamen değiştirecek bir şey oluyor; 400 kiloluk bir taş sağ kolunun üzerine devrilerek onu kanyonda dar bir alana sıkıştırıveriyor ve onu orada tam altı gün boyunca esir alıyor! Yanında çok az suyu ve yiyeceği olan Ralston’ı kimsenin ne duymasına ne de bulmasına imkan var. Ralston’ın yanında taşıdığı video kamerası onu hayatta tutan tek şey. Oradan kurtulamayacağını anlayınca, ailesi ve yakın arkadaşlarına hoşçakal mesajları kaydediyor. “Bedenimi bulduğunuzda bu videoları aileme ulaştırın” diye başlıyor kayıtlarına. Vasiyetini, yakılmak istediğini, pişmanlıklarını dile getiriyor. Çantasındaki, kayayı oymaya çalışmaktan körleşmiş küçük bıçağıyla ismini, doğum ve ölüm tarihlerini kanyon duvarına kazıyor, üzerine de ekliyor: RIP.

Nirvana Baby

neandertal | 08 May 2010 10:25

Spencer Elden, 1991
Spencer Elden, 1991

Nirvana üyeleri 1991 yılının sonbaharında 2. stüdyo albümleri Nevermind‘ı çıkardıklarında müzik dünyasının artık eskisi gibi olmayacağını biliyor olmalıydılar. Smells like Teen Spirit, Come As You Are, Lithium, Polly gibi klasik hitlerin yer aldığı, dönemin gençlik marşı haline gelen albümün grunge içeriği kadar kapağı da ses getirmişti. Kapak resminde çıplak bir bebek, havuzda yüzüyor ve gülümsüyordu. Bebeğin yüzdüğü yer California‘da Rose Bowl Aquatic Center isimli bir havuz. Fotoğrafı çekilen Spencer Elden o zamanlar 3 aylıkmış! 2001 yılında Rolling Stones dergisi için aynı havuzda benzer pozu veren Elden kızları tavlamada avantajlı olduğunu söylüyor!

“I have to use stupid pickup lines like, ‘You want to see my p—s … again?'”

Adam Lambert için hazır olun!

neandertal | 10 August 2009 11:04

Adam Lambert, 1982 doğumlu bir müzisyen. Henüz bir albümü yok fakat twitter‘ın trending topic listesinden tutun da, rolling stone’un son zamanlardaki en çok ve hızlı satan sayısının kapağında ve yahoo news’te birinci sırada yer almasına varan bir şöhrete şimdiden sahip. Yakında isminin ülkemizde de çok duyulacağına inandığım Lambert’ı biraz tanıyalım:
Adam Lambert, çocukluğundan beri tiyatrolarda ve müzikallerde çalışmış bir sanatçı. Eski Pussycat Dolls üyesi Carmit Bachar‘ın bir projesi olan The Zodiac Show, Wicked ve Val Kilmer’ın da yer aldığı the Ten Commandants isimli müzikallerde sahnede yer almış. ABD’de ve diğer ülkelerde tanınmasının sebebi ise American Idol.
(American Idol, Amerika’nın en fazla izlenen tv programı. Bu yıl 8. sezonu yayınlanan programda final haftası için gönderilen sms oyları 100 milyonu geçmişti!)

Triage’ı bekliyoruz!

neandertal | 06 March 2009 15:22

The Soloist, Public Enemies, Julie & Julia, Inglourious Basterds’ın yanında 2009’da gösterime girmesi sabırsızlıkla beklenen filmlerden biri de Triage. Colin Farrell‘in başrolünü üstlendiği filmin yönetmeni Danis Tanovic. Tanovic’in ismini pek çok kişi hatırlamıyor olabilir ama festival filmlerini takip edenler yönetmenin No Man’s Land isimli filmini biliyor olmalılar. Tanovic, No Man’s Land’te olduğu gibi savaşı anlatıyor yeni filminde. Çekimleri İrlanda’da gerçekleştirilen filmde Colin Farrell bir savaş muhabirini canlandırıyor.

Rolü için yaklaşık 30 kilo veren aktör neredeyse tanınmayacak hale gelmiş! Verdiği röportajlarda haftalarca sadece kahve içtiğini ve balık yediğini anlatıyor.
Filmin ne zaman gösterime gireceği konusunda net bir bilgi yok fakat film setinden video röportajları ve fotoğraflar internette dolaşıyor. Sabırsızlıkla bekliyoruz!

Yeniden Hitchcock

neandertal | 05 April 2008 17:52

Charlize Theron - Dial M For Murder
Charlize Theron – Dial M For Murder

Alfred Hitchcock‘un ünlü filmlerinin ünlü sahneleri Vanity Fair dergisi için yeniden canlandırılmış. Oyuncular bu kez Naomi Watts, Charlize Theron, Scarlett Johansson, Javier Bardem, Keira Knightley, Jennifer Jason Leigh, Emile Hirsch, James McAvoy, Renée Zellweger, Tang Wei, Josh Brolin, Casey Affleck, Eva Marie Saint, Ben Foster, Julie Christie ve Marion Cotillard.

Marion Cotilard (Psycho, 1960
Marion Cotilard (Psycho, 1960

Harika bir calisma, harika fotograflar!
Çekimlerin nasıl olduğunu ise şuradan izleyebilirsiniz. (photoshoot)

Postsecret: Sırlarını dünyayla paylaşmak isteyen?

neandertal | 02 April 2008 20:30

Postcrossing gibi. Yine posta kartlari atiyorsunuz, yine tanimadiginiz insanlar okuyor ama bu biraz daha farkli. Bu kartlari kendiniz hazirlayabiliyorsunuz, resim yapistiriyor ya da cizebiliyorsunuz, sonra uzerlerine itiraflarinizi yaziyorsunuz ve sitede yayinlanmak uzere yolluyorsunuz.

Paranizla rezil oluyorsunuz yani 🙂 ama kimliginizi aciga cikarmadan. Sitedeki kartlar gercekten cok ilginc, bazi itiraflar cok masum, bazilari eglenceli, komik, bazilariysa yurek burkan cinsten. Uzun lafin kisasi, paylastigimiz yine insan hikayeleri. Farkli cografyalar, farkli yuzler ama ayni hikayeler.. iyi okumalar.

Call it, friend-o!

neandertal | 08 February 2008 19:57

Javier Bardem
Javier Bardem

Golden Globe, SAG, Critics’ Choice derken Javier Bardem No Country for Old Men filmindeki rolüyle bütün ödülleri topladı bile. Ülkemizde gösterim tarihi oldukça geç olan, Coen kardeşlerin yönettiği filmin (7 Mart 2008) tam 8 dalda oscar adaylığı bulunuyor. Javier Bardem’in de en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında oscar heykelciğini kucaklaması gerektiğini düşünüyorum, zira Anton Chigurh şimdiye dek gördüğüm en etkileyici ve akılda kalan kötü adamlardan birisi, belki de en başarılısı!

Javier Bardem Academy ödüllerine aday gösterilen ilk ispanyol aktör. (ilk adaylığını Before Night Falls filmindeki rölüyle almıştı) İspanya’da almadığı ödül kalmayan başarılı aktörü biz de sanırım en çok The Sea Inside (İçimdeki Deniz) filmi ile tanıyoruz. Rol gereği her şeyi yapabileceğini, şiddetten ve silahlardan nefret ettiğini her fırsatta yineleyen Javier Bardem’in seri katil Anton Chigurh’u canlandırırken esinlendiği kişi George W. Bush olmuş. (Critics’ Choice Awards’te verdiği demeçten)

Postcrossing

neandertal | 19 December 2007 21:02

Elektronik kartlar ve e-postalar da cok guzel ama hicbir sey gercek mektupların ve postakartlarının yerlerini tutmayacak gibi geliyor bana. Renkli kagitlar ve zarflar, el yazisi, icinden resim cikan mektuplar, bayram tebrik kartlari, yeni yil kartpostallari (ustunde kar ve noel baba olan piriltili kartlar).. Ben herzaman dostlarima kart, mektup atarim, bu bende bir tutkudur. Gordum ki yalniz degilmisim, dunyanin her kosesinde benim gibi gercek kart/mektup severler varmis, hatta bir site kurmuslar: postcrossing. Projenin sahibi bir Portekizli. Siteye girip kaydoluyorsunuz, adresinizi birakiyorsunuz, sonra bir adres talep ediyorsunuz, mail adresinize bir adres geliyor, yaninda da bir kart numarasi. O numarayi karta da yazarak karti sahibine yolluyorsunuz, kart sahibine ulasinca karsi taraf bu kodu siteye giriyor ve kartin ulastigi yer ve kisi sayfanizda yer aliyor. Ben ilk kartimi Finlandiya’ya gonderiyorum! 🙂 ek kaynak 1, 2.

paranà ê, paranà ê, paranà

neandertal | 18 November 2007 01:50

Çocukken bir film izlemiştim. İçinde boyuna dövüşen adamlar vardı ama müziği o kadar etkileyiciydi ki, zaten yaptıkları şey kavga etmekten çok dans etmeye benziyordu. Zamanla filmin konusunu, oyuncularının adlarını, hatta filmin adını bile unuttum ama müziği aklımdan hiç çıkmadı. Aramama rağmen hiç de bulamamıştım, bu zamana kadar! Çoğumuzun mutlaka dinlediği ve “bananoveeeeeyy” diye söylediği bu şarkının ismi Parana é.

Bu dövüş/dans sporunun ismi Capoeira. Brezilyalı köleler tarafından elleri zincirli iken kendilerini savunmak amacıyla üretilen, daha sonra efendilerinin dövüşmelerini yasaklaması sonucu bunu müzik eşliğinde yaparak dansmış gibi göstermeyi başardıkları bir oluşum Capoeira. Tekme ve akrobasi hareketlerine dayalı bu dans/spor da denge ve kontrol en önemli unsurlar. Capoeira’nın Afrika da ki Portekiz kolonisi Angola‘da ortaya çıktığına dair başka bir görüş de mevcuttur.

Piramitler Mısır’a Türkiye’den kaçırılmış!

neandertal | 03 November 2007 02:39

Her sabah mahalle muhtarı eşliğinde koşmaya var mısınız?
Her sabah mahalle muhtarı eşliğinde koşmaya var mısınız?

Şaka sanıyorsunuz ama değil! 1996 yılında Tgrt’de yayınlanan bir tv programının yapımcılarının aklına müthiş bir fikir gelmiş, ellerine kamera ve mikrofonları alarak İstanbul’da ciddi ciddi sokak röportajları gerçekleştirmişler! Sorulan çok garip sorulara insanlar o kadar garip cevaplar vermiş ki kendileri de şaşkınlıktan ne yapacaklarını bilememişler! İzlerken “nasıl olur?!” diyor insan!
Soru: Bugünden itibaren (yıl 1996) kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmaya başlanıyor, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Halkımızın cevabı burada!
Soru: Mısır Piramitleri Türkiye’den kaçırılmış, biliyor muydunuz?
Halkımızın cevabı burada!
Soru: Yeni çıkan yasaya göre okuma alışkanlığı kazandırmak amacıyla herkesin haftada bir kitap okuması ve bunun özetini çıkararak mahalle muhtarına vermesi gerekecek, sizce bu faydalı bir uygulama mı?
Halkımızın cevabı burada!
Soru: Bugünden itibaren ekmek yalnızca eczanelerde satılmaya başlanacak, bu konudaki fikriniz nedir?
Halkımızın cevabı burada!
Soru: Sokağa çıkmak ücretli olacakmış, sizce bu doğru bir uygulama mı?
Halkımızın cevabı burada!
Soru: Soyu tükenmekte olan dinazorların koruma altına alınma projesi hakkında ne düşünüyorsunuz?Halkımızın cevabı burada!
Soru: Sağlık Bakanlığı’nın çıkardığı yeni yasaya göre herkes sabahları mahalle muhtarı eşliğinde toplu koşuya katılacak, sizce bu doğru bir uygulama mı?
Halkımızın cevabı burada!
Soru: Hükümeti kurmak için milletvekili sayısı yeterli olmazsa yurtdışından millet vekili transferi yapılacakmış, sizce bu sağlıklı olur mu?
Halkımızın cevabı burada!

Cevaplarımız hazır da, biz neredeyiz acaba?!