bildirgec.org

mavilikler

8 yıl önce üye olmuş, 99 yazı yazmış. 872 yorum yazmış.

RİSK

mavilikler | 02 July 2010 16:25

“Peki, ya sıkılırsan?!..”

Konuşma boyunca gözlerinden eksilmeyen güven ifadesi ilk kez gölgelenir gibi oldu. Ancak birkaç saniye süren bu durum yeterli bir cevaptı benim için.

Kelimeler ağır ağır dudaklarından dökülürken, ben çoktan kararımı vermiştim. Ama O bunun farkında olmadığı için, halen cevapla ilgilendiğimi düşünüyor, bu yüzden de sabırsızlanmama neden olan bir çabayla yeni yeni cümlecikler oluşturuyordu.

Baştaki birkaç saniyelik duraksama olmasaydı, her bir cümleyi gerçek bir ilgiyle dinleyecektim. Ama şimdi tek ilgilendiğim, gerçek cevabı örtmeye yönelik bu girişimin bir an önce son bulmasıydı.

YEPYENİ BİR ŞEY

mavilikler | 26 June 2010 12:46

Şimdi böyle hiç bıkmadan bakıyorsun ya gözlerime… Orada benim hiç bilmediğim bir şeyler görüyorsun ya… Beni zenginleştiriyor, kendime yabancı yanlarımı gözlerimden derinlerime inerek çekip çıkarıyorsun ya…

Binlerce kez teşekkür ederim sana!

Oysa ben sana hiçbir şey aramadan bakıyorum her seferinde. Çünkü aramama gerek kalmayacak kadar ayan beyan ortadasın sen. Öyle derinsin ki sana bakınca, daha derini var mı, diye düşünemiyor insan.

Kendine sakladığın hiçbir karanlık yok benliğinde. Gün ışığına düşman olamayacak kadar seviyorsun dışarısını.

BOŞ MASA

mavilikler | 25 June 2010 11:12

Arkadaşım olur musun? Bak ikimiz de bir başına oturuyoruz bu masalarda. Diğerleri nasıl gülüyorlar, duymuyor musun?.. Nasıl da içlerinden taşan o coşkuyu çağıldatıp duruyorlar o kahkahalarında?..

Biz ikimiz o çağlayanın yanıbaşında sessiz, telaşsız seyrediyoruz onları.

Hadi ne dersin, biz de onlar gibi yaklaşalım mı birbirimize? Mesela kalkıp geleyim mi masana? Hiç değilse kendi sesimizi duyarız yeniden. Sonra diğerimizinkini… O zaman bu kadar sessiz kalmaz masamız. Onların kahkahaları şimdiki kadar canımızı acıtmaz.

TERTEMİZ

mavilikler | 18 June 2010 15:36

Neden kirlenmek zorundasın?! Gülerler mi yoksa sana? Kendileri gibi olmadığın için aşağılayan gözlerle mi bakarlar? Temiz olmak suçmuş gibi… Acemi olmak, tanımamak, anlamaya çalışmak…

“Ben tanımıyorum burayı.” diyemez misin onlara? “Bu yollardan ilk kez geçiyorum ben. Siz çok evvelden gelmişsiniz buralara. Bu yüzden bu kadar güvenli, tanıdık gözlerle bakıyorsunuz çevrenize. Bense yeni yeni öğrenmeye başlıyorum her şeyi. Biraz zaman veremez misiniz bana? Bırakın biraz tökezleyeyim, düşe kalka da olsa bulmaya çalışayım yolumu. Şaşkın gözlerle bakayım, acemi yaklaşımlarda bulunayım size. Burayı tanımam, sizden biri olmam için bu kadarcık bir fedakarlıkta bulunamaz mısınız?”

SONSUZLUK

mavilikler | 13 June 2010 14:40

Şu anda sadece ellerimi tut, olur mu? Boş ver her

şeyi bunun dışında. Gökyüzü ve ellerimiz, diye düşün. Martılar, deniz, simit ve çay… sonra ellerimiz, diye düşün.

Sonsuzluğu hatırlatan, yüzyıl önce de var olup yüzyıl sonra da var olacak tüm bu şeyler arasına ellerimizi de koyduğunda göreceksin ki, onlar da diğerlerinden daha az ait değiller sonsuz olana.

Çamaşır makinesi, oturma grubu, düğün davetiyeleri… unut! Tüm bunların birer ayrıntı olduğunu, mutluluğumuza giden yolu döşeyen taşlardan sadece biri olduğunu hatırla! Çünkü şu an burada olmamızdan… gökyüzü ve martılarla bir arada birbirimize bu kadar yakından kalplerimizi duyurup, gözlerimizle sevgimizi anlatabilmemizden daha önemli olamaz hiçbir şey!

SESLENMİYOR HİÇ KİMSE

mavilikler | 07 June 2010 16:36

“Gelsene… Evde çayla üzümlü kek var.” Pencereye kaldırdığı yüzünde, boyundan büyük bir bezginlik… Sanki bu çağrıyı yapmamışım gibi…

Çoktan vazgeçmiş gibi çağrılmayı beklemekten… Tekrar sesleniyorum: “Gelecek misin? Hadi, çayın altını yakıyorum. Hem yeğenime aldığım çok güzel bilgisayar oyunları var.”

Hiçbir şey demeden, küskün küskün yaklaşıyor apartmana. Daire numaramı sesleniyorum. İlk gelişi olacak bu çünkü. Kapıya koşuyorum… Otomatı açar açmaz çayı ateşe koymak üzere yöneliyorum mutfağa.

KENDİMİZİ SEYRETMEK

mavilikler | 01 June 2010 15:35

Hayatımızda hiç değilse tek bir kişi çok sevmeli bizi. Ama herkesten çok, en çok bizi sevmeli… Ve biz de bunu bilmeliyiz. “En azından biri olsun gerçekten seviyor bizi.” demeliyiz. “Demek ki sevilecek biriyim ben. Varlığım hiç değilse birinin yaşamında önemli bir anlam ifade ediyor. Yani öylesine yaşamıyorum ben. Var olup olmamam arasında koca bir fark var. Demek ki varım gerçekten!”

Bu tek kişinin ille de bir sevgili olması gerekmez. Yeter ki gerçekten sevsin, bizi düşündüğünde başkalarını düşündüğünden çok daha farklı bir duygu uyansın içinde. “İyi ki var!” desin. “İyi ki O hayatımda…”

SEN OLMADAN

mavilikler | 30 May 2010 15:11

Sen o kadına baktığında… Yok oldum ben! Gözlerindeki yerimden alaşağı oldum. Bana bakan gözlerinde O vardı artık. Bana dair tek birşey yoktu.

O an masadan kalkıp gitseydim, sen hala aynı ifadeyle bakıyor olacaktın karşındaki sandalyeye. Orası, otursam da aynı şekilde boş kalacaktı.

Senin gözlerin birkaç dakika önceki bir görüntüde takılıp kalmıştı çünkü. Başka hiçbirşey görmüyor, beni her saniye bir parça daha tüketiyordu.

“Daldın.” dedin birden. Görünür olmuştum demek yeniden.

SAKLAMA YARALARINI

mavilikler | 23 May 2010 14:28

Yaraların var senin. Çok geçmemiş üzerinden… Henüz dağlanmamış… Ya olur da yanlışlıkla dokunursam onlardan birine?!.. İstemeden sızlatırsam içini?.. Tek bir kelime ya da ne bileyim, öylesine bir gülüşle seni çok gerilere götürürsem?..

Çok öncelerine… Benim, yaşamında olmadığım bir zamana yani… Sen o yaralardan birini daha yeni edinmiş, taze taze sızlarken yaran… Bense senden çok uzaklarda, içimde koca bir boşluk, bilmeden onu doldurmanı beklerken…

KIYININ ÖTE YANI

mavilikler | 15 May 2010 14:00

İş çıkışı biraz dolaşmak istemişti sadece. Karısının evde bekliyor olmasını bir gün olsun umursamamayı seçmişti. Bir gün olsun her gün gibi olmasın; geçeceği sokaklar, gireceği apartman, oturacağı masa birkaç saatliğine bekleyiversin kendisini, istemişti.

Küçücük bir fark yaratmak, hep aynı görüntülerin tekrarlanıp durduğu dar bir alandan birkaç adım uzaklaşmak, kıyının bir parça dışına çıkmak… Sonra o kıyının diğer yanına bakmak… Ama sadece bakmak istemişti.

Sonra geri dönecekti evine. Karısının mis gibi kokan çorbasından içecek, melek gülümsemesini seyredecekti.