bildirgec.org

linet

8 yıl önce üye olmuş, 86 yazı yazmış. 2290 yorum yazmış.

Özel insanlar

linet | 25 December 2007 11:27

Bu akşam bir yılbaşı yemeğine katılacağım, eskiden günler önceden hazırlıklar yapar, içimi bir telaş sarardı… Şimdi herşey öylesine sıradan, öylesine boş ki…Neyse aslında bahsedeceğim bu değildi, size arkadaşlarımdan bahsetmek istiyorum aslında hayatımda iz bırakan, her zaman görüşmesemde en zor zamanımda yardımıma koşacaklarını düşündüğüm benimde onlar için aynı hisleri beslediğim özel insanlardan..

Uzun zamandır kendi kabuğumda yaşıyorum, iş ve ev döngüsünde, yukarıda bahsettiğim ruh durumundan dolayı sadece misafir ağırlıyor, o da gelmek isteyenleri geri çeviremediğimden, birde arada bir sinemaya ve yemeğe çıkıyorum.. Eskiden bir sürü programlar yapan benden eser yok, işte böyle bir ruh haliyle kimseleri arayıp sormuyor ve sessizce köşemde yaşıyorum… Ancak geçenlerde seyrettiğim bir tv dizisinde yaşananlar arkadaşlarımı ve ilişkilerimi sorgulamama yol açtı. Dizide kanser olan kadın kemoterapi görüyordu, bu işlem sırasında yanında bulunan eşi fazlaca duygusallaşıyor ve kadının kendini kötü hissetmesine sebep oluyordu. Bu nedenle kadın arkadaşlarından bu işlemde kendine eşlik etmelerini istedi.. Durdum ve düşündüm, ben kimden böyle birşey isteyebilirim.. Kardeşlerimi elersem eğer, kalabalık bir ailem var arkadaşlarıma sıra gelmez ama olur ya onlar olmasaydı kimden isterdim böyle birşeyi, kim ben istemeden böyle zor bir görevi almak isterdi, yada ben kime koşardım böyle birşey için??

OKINAWA

linet | 17 December 2007 17:06

Bir haftasonu daha geçti, kimi zaman dışardaydım, çoğunlukla evimde.. Evde olmak bana huzur veriyor, televizyonun karşında zaman geçirmek,yada hiçbir ses olmadan okunan gazeteler, dergiler ve gözlerim kapanmaya başladığında sıcacık yatağıma girip gündüz uykusu uyumak, sonra karnım acıktığı için uyanmak çok güzel. Uykumda karnım acıkınca önce neler yiyebileceğimi düşünüyorum, hayalimde açıyorum buzdolabının kapısını, olanlara idare etmek en iyisi, çıkıp alışveriş yaparsam aç karnına alakasız şeyler almam mümkün, düşüncelerim daha çok acıkmama sebep oluyor, fırlıyorum yataktan.. Yarım saatte kendime ve evdekilere şahane bir sofra hazırlayıveriyorum, bu sofra öyle geleneksel akşam yada öğle yemeği sofrası değil ama önden çorba, sıcak etli bir yemek ve ardından zeytinyağlı ve duruma göre pilav, makarna yada böreğin yendiği bir sofra olmuyor.. Aklıma ne eserse getirdiğim, özgür bir sofra bu.. Kahvaltılıklar, kurabiyeler, kızarmış sucuk, limonlanmış maydanoz, kekikle harmanlanmış domatesler, belki dünden kalma börek ama illaki ısıtılmış, yeni yapılmış makarna yanına bol soslu sosis asıl yemek bu ama hazırlarken dolapta ne bulduysam sofraya taşımışım, ayran mı içsem yoksa meyve suyu mu kararsızlığımla çayı da demlemişim:) Alakasız bir saat hemde dörbuçuk civarı bu saatte yenen yemek ne akşam yemeği oluyor nede öğle yemeği, o yüzden iyice abartabilirim, kapanışı dolapta köşede kaldığı için gözden kaçmış bir kase puding ile yapıyorum, akşamı meyve ile geçirdiğimde bu aldığım kalorileri dengelemiş olurum diye kendimi kandırıyorum.. Sonra aklıma şu dünyada en uzun yaşayan insanların olduğunu duyduğum ada geliyor bir Japon adasıydı, neydi adı Oki li bişi, şimdi pc başına geçmek istemiyor canım, yarın bakarım diyorum. Ve size bugün o adadan bahsetmek istiyorum. Beyaz Melek filmini seyrettiğimden beri yaşlı insanlara her zaman hürmet etmeme rağmen, aslında hayatımızda ve bu koşturmacada bazen unuttuğumuzu düşünüyorum. Cuma akşamı bir programda duydum bu adanın adını OKİNAWA . Bu adanın özelliği en uzun yaşayan insanların bu adada bulunması imiş.. Okinawa yaşlıları, 80’li yaşlarında pazarda sebze satmaya, seks yapmaya, 90’lı yaşlarda kırlarda dolaşmaya, gülmeye, şakalaşmaya devam ediyorlar .Bu adada eskiyi korumak, eskiye sahip çıkmak, zamanla yaşlıyı korumak, yaşlıya saygı duymak, yaşlıyı kutsamak, anlamak, onu yaşamın içinde tutmak anlayışına dönüşmüş. Yaşlı birinin elinden tutmanın, yaşlıya dokunmanın bile yaşam enerjisi aktardığına, kendilerine uzun yaşam gücü sağladığına (ayaguri) inanıyorlar. Okinava’da her yüzbinkişi içinde yüz yaşını aşkın 34 insan var. Okinava’da her yıl 427 kişi 100 yaşını geçiyor…. Sağlıklı bir okinawalı olmam mümkün değil sanırım bu Pazar öğle uykuları ve öğleden sonra sofrasıyla bu zor gözüküyor:) buradan buyrun

Elma Şekeri

linet | 11 December 2007 10:07

Kıpkırmızıydı, parlıyordu,
Ucundaki tahtaya uzattım elimi,
Gözlerimin önüne getirdim, gözlerimde yansıdı elma şekeri..

Isırınca aynı coşkuyu alamadığım,
Önce boya tadı sonra ekşi ve çürük elma tadı aldığım,
Ama görüntüsünden büyülendiğim, bana eşsiz tadlar vaadeden her zaman tuzağına düştüğüm elma şekeri….

O Kadın

linet | 06 December 2007 11:27

http://www.okadin.com/fragman.php

Çağrışım

linet | 04 December 2007 15:00

Yetinmeyi bilirmisin sana verdiği kadarıyla hayatın
Hayır yetinmek istemiyorum……

Hoş bilsen de bilmesende yara bere içinde bu yollardan geçeceksin
Neden yaralanıp bereleneyim, nedenn düşüp kalkmadan da yürüyebilirim, belki dizim kanar biraz, belki içim sızlar arada, belki de seçtiğim yollara değil dönüp seçmediğim yollara bakmaktan düşerimm..

Kazanmayı isterdim kaybetmeyi değil ama olmadı yarrr

Hahayyttt ben kaybetmedim beni kaybedenler kaybettii….

Kendini kayırıyor önce her insan bu yüzden aşka kıyar

Olmayan bir şey aşk….

BOZA

linet | 29 November 2007 14:45

ımmmm nefissss
ımmmm nefissss
ımmmm nefissss
ımmmm nefissss

Vefaya gidelim mi?
Ne yapacağız orda?
Boza içeceğiz?
Boza mı? O da ne?
Aaaa sen bilmiyormusun?
Hayır bilmiyorum..
Peki gel o zaman iç bak çok seveceksin…

Bozaaaaaa diye gecenin bir yarısında bir ses duyardım küçükken, hiç almadık o sokak satıcılarından boza, babam amcamlara giderken mutlaka vefa da boza içirirdi bize, onun o ekşimsi tadı, çocukluğumdan kalma tadlardandır ve o zamanla çocuklukta hatırladığınız ama artık o tadı alamadığınız birçok şey gibi değildir boza, hala o tadı alırım ve çok severim..

Kalbimi ellerine alan adam…

linet | 26 November 2007 11:36

Ameliyathane; ne kadar boş geliyor bazı kelimeler insana, o yeri ve durumu yaşamadan önce…
Sedyenin üzerine yatmadan önce arkası açık önlüğü giydirdiler, üşüdüm, içimde bir boşluk duygusu, kendimi ellerine teslim edecektim, uyuyacaktım ve vücudumda gezinen yabancı eller, derimin altına girecek ve iç organlarıma dokunacaklardı, şimdi bunları düşünmenin sırası değildi, ama beynim durmadan çalışıyordu. Sabah duşumu almış, gözlerime rimel sürmeyi ihmal etmemiştim, yanaklarım kendiliğinden al al olmuştu zaten, ya çok heyecanlandığımda, korktuğumda yada çok utandığımda kızarırdım, şimdi ki ruh halim korku ve heyecan karışımıydı, aynada kendime baktım, bir daha bakabilecek miydim bilmiyordum..

Gözyaşlarım…

linet | 19 November 2007 16:29

Kazağımın kolunun ucu huzur içinde avuçiçimde, çekiştiriyorum daha çok…
Saklanmak istediğimde yada sevinç içindeyken yapıyorum daha çok bunu, ellerim sıcacık bu yüzden her zaman. Nerden duydum bilmiyorum dondurulmuş gıdalar gibi sıramızın gelmesini bekliyoruz, çözülmek için, belki hep geriye atılıyoruz ama eninde sonunda o dolaptan çıkmamız gerekecek. Ne anlamsız değil mi? İlk duyduğumda yakaladığım anlamı şimdi neden yakalayamıyorum?

Tarafsızlık ve hiçbirşey yapmamak da taraf tutmaktır sözü yankılanıyor dün akşamdan beri kulaklarımda, seyrettiğim filmler neden bu kadar çok etkiliyor artık beni, mayının üzerinde yatan askere BM güçleri müdahale etmiyorlar tarafsız oldukları için, tarafsız olmak cinayete ortak olmaya eş olacak öylece dururlarsa, filmin sonunu kaçırıyorum, asker hala mayının üzerinde iken jenerik yazıları geçiyor..

Kim Hasta?

linet | 13 November 2007 16:10

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/7678272.asp?yazarid=33&gid=61&sz=37735