bildirgec.org

ingilizanahtari

6 yıl önce üye olmuş, 64 yazı yazmış. 677 yorum yazmış.

Komünizm

ingilizanahtari | 23 April 2002 15:17

Belki 8 belki 10 yaşında farkettim bazı insanların fakir olduğunu, yaşlı teyzelerin ağlayan çocuklarına ya da torunlarına oyuncak alamadıklarını, bazıları arabayla gezerken bazılarının sardalya gibi otobüste sıkış tıkış gittiğini. O zaman aklıma gelen bir fikirdi herkesin eşit şekilde paylaşması üretimi. Tabi Marx amca benden önce davranıp bunu dialektik kuram çerçevesine oturtmuş meğersem sonradan öğrendiğime göre. Bunu farkettiğimde daha çok üzüldüm. Fikrimin benden önce bulunmuş olması değildi beni üzen. Böyle bir fikrin var olup uygulanmamasıydı. Biraz evvel okuduğum bu blogun da gazıyla işte size gelecek planımı açıklıyorum ve sistemden şikayetçi olan herkesi de bekliyorum. İşte İsrail’de yıllardır var olan komünist yerleşim birimleri Kibutz’lardan tarihçe ve örnekler. Bun lar dan birine gidelim kapağı atalım, tarımla, çiftçilikle uğraşalım, hem de sübvansiyon, ekici tütün piyasası taban alım fiyatları gibi kelimeler duymadan.

Overdose

ingilizanahtari | 22 April 2002 15:41

Layne Staley’i kaybetmişiz. Hani şu Alice in Chains’in vokalisti olan. Burda trajik rok yıldızları ölümleri üzerine güzel bi site var. Konu başlığından arama yapmak da mümkün. Neyse üzüldüm, fazla bişey yazamıycam galba, gidin bakın işte.

Cybersex

ingilizanahtari | 19 April 2002 19:53

————————————–ICQ History Log For:xxxxxxxxxx wetStarted on Fri Apr 19 19:54:03 2002 ————————————– wet 19.04.20 19:05 muslukcu musun aman

ingilizana 19.04.20 19:06 Evet tesisatçılıkla uğraşıyorum 🙂

wet 19.04.20 19:07 dım ama

ingilizana 19.04.20 19:07 hı hı dım

ingilizana 19.04.20 19:10 Sen niye ıslaksın peki?

wet 19.04.20 19:11 ELIMDE deıl

ingilizana 19.04.20 19:12 Neyinde peki?

wet 19.04.20 19:13 aaaaaaaay sende hıc kafanı calıstır mıyosunanahtars

M’bayo

ingilizanahtari | 11 April 2002 16:59

Hafif’e falan yazıp da göndermediğim yazıları toplamıştım bi klasörün içinde geçenlerde. Adına da ukalaca Makaleler dedim. Bugün belgelerim içinde gezerken Makalele diye bi dosya görünce çok korktum. Pencere biraz sağa kaymış sadece.

Dehşet Neşet

ingilizanahtari | 04 April 2002 16:36

Anlaşıldığı üzre şöyle bi forvırd geldi bana: İzmir’in bir okulunda Dehşet Neşet isimli bir fizik hocası varmış, öyle dehşet öyle dehşetmiş ki öğrenciler karşısında nasıl duracaklarını bilemezlermiş. Bunları gerçekten yapan bir öğretmen varsa elini öpmek isterim. Alttaki eklemeler de bu forward’ın bir mail grubu kaynaklı olduğunu işaret etmekle beraber gerçekten böyle bir şahsın var olduğu tezini doğrular nitelikte.

İşte:

İzmir’in ünlü hocalarından Fizikçi Dehşet Neşet, sınavlarda sorduğu garip sorularla efsaneleşmiştir. Neşet Bey bi keresinde sınavda, karmaşık bir makara sistemi sormuş ve öğrencilerden sistemin dengede durup durmadığını belirlemelerini istemiş. Öğrenciler kağıtlarını formüllerle, rakamlarla doldurmuş. Ancak hepsi sıfır almış. Dehşet, “Doğru cevap ‘makara yere düşer’ olacaktı” demiş. Meğer çizimdeki makara tavana bağlı değilmiş.

Hoşum ben di mi?

ingilizanahtari | 27 March 2002 15:12

İnterinet hayatımıza girdi gireli ne amaçlarla kullandık değil mi onu? Haber okuduk, oyun oynadık, chat yaptık, mp3 indirdik, bilgi topladık, anketlere katıldık. Mesela şu arkadaş niçin kullanıyo acaba interneti? Ya da buradaki diğer arkadaşların niyetleri nedir. Lütfen gülmeyelim, ciddi olarak analiz etmeye çalışalım. Hiohoihohoahoaha ay çatlıycaaam

Mini öykü

ingilizanahtari | 06 March 2002 10:19

Hepimizin zaman zaman çok beğendiği karşı cinsler (ya da hemcinsler) olur di mi? Bir de fiziksel olarak olsun, beyinsel ya da sosyo-kültürel açıdan olsun, onların kendimizden çok düşük seviyede olduğunu düşündüğümüz sevgilileri, flörtleri, eşleri, konuştukları çocuklar olur bazen. İşte bu durum üzerine gerçek bir öykü:

C bir gün arkadaş toplantısında tanışmış olduğu A’dan çok hoşlanmıştır. A da A dır hani. Masmavi gözler, lepiska saçlar, bebek gibi bir yüz, şeker gibi birşey, bir sevimlilik ve sıcakkanlılık abidesidir adeta. Tanışmalarına vesile olan D’ye sorar kimdir, neyin nesidir diye. Beklendiği üzre “Bana ayarlasana” şeklinde sözlerine devam eder. D de kısaca A’dan bahseder. Sevgilisinden henüz ayrılmış olduğunu, dolayısıyla onun da bu işe muhtemelen sıcak bakacağını anlatınca gözleri parlar C’nin. Hemen daha derinleştir muhabbeti. Sohbet A’nın eski sevgilisine kadar gelir. B inanılmaz itici, antipatik, çirkin hatta angut bir adamdır. A’nın B’yle olan ilişkisine, etrafındaki ahali yıllar yılı anlam verememiştir. Pek de sık rastlanmayan bir isme sahip olan B hakkında birkaç soru sorduktan sonra bir zamanlar aynı üniversitenin aynı yurdunda kalmış olduklarını farkeder C. Yalnız B sıradan bir yurt arkadaşı ya da tanıdığı olmaktan öte efsanevi bir karakterdir. Kendisinin okula ilk geldiği zamanlarda duşta hemen dikkati çekmiş olan bir özelliği vardır: cinsel organı o kadar büyük, o kadar büyüktür ki, rivayete göre duşa girdiğinde kilometrelerce ötedeki diğer üniversitenin yurtlarından gözükebilmektedir. B’nin o B olduğunu anladığı anda C, A’nın kendisine ayarlanması konusundaki isteğinden vazgeçer, A ile B arasındaki ilişkiye sebep bulamamış olan arkadaşları (D,E,F,G,H,….) konuya daha bir anlayışla yaklaşmaya başlarlar.

Tavşan kaç

ingilizanahtari | 06 March 2002 10:19

Az evvel okuduğum tavşan öyküsünün bana anımsattığı çok komik bir olayı nakletmek istiyorum sizlere. Lakin öykümüzün kahramani olan şahsiyeti tanımış olmak bu hikayenin asıl vurucu noktası olduğundan, kendisinden biraz bahsetmek isterdim ama maalesef dilimiz üzerindeki hakimiyetimin kısıtlı oluşu buna pek müsaade etmiyor. Sadece Allah hepinize böyle arkadaşlar nasip etsin demekle yetiniyorum.

Öykü:

Kahramanımız bir gün evinde otururken, aniden çalan telefonla irkilir, yerinden fırlar ve cevaplar onu. Telefondaki henüz ayrılmış oldukları eski kız arkadaşıdır. Kahramanımızın da çok sevmekte olduğu köpeği (adı Hektor olsun) ni çişe çıkarmak icab etmektedir ancak kızcağızın sağlık durumu buna elvermemektedir zira ateşler içinde yatmaktadır. Kahramanımız, sıkı bir hayvansever olmasının ve Hektor’a olan özel ilgisinin de etkisiyle başına geleceklerden habersiz derhal kabul eder bu misyonu.

Meşhur ettik valla

ingilizanahtari | 12 February 2002 22:31

Olhor arkadaşımız şu yazısında bizi tanıştırmıştı bu adamlarla. Dün akşam yemek yerken ve de atv ana haber bülteni salonun bir köşesinde kendi kendine akmaktayken bir anda irkildim.

Naro diyodu, Nuri Alço diyodu. Hatta Nuri Alço’nun bizzat kendisiyle röportaj yapılmıştı. Kendisi epey korkmuş, ama ben daha çok korktum, çünkü Sabah ve Radikal gazetelerinde çıkan yazılarda yer yer olhor’un yazısından direk alıntılar bile var. Hafif mi çok etkili bir site olmaya başladı, medya mı çok dallama onu çözmeye çalışıyorum şimdi. Hayır, bari hafif’e ya da olhor’a en azından bi kredit gönderseler eywallah diycem de, “Altı aydır, özellikle Anadolu

yakasında oturanlar duvarlarda, banklarda, bilboard’larda sprey boyayla yazılmış Nuri Alço ismiyle karşılaşıyor. 80’lerin, temiz gençleri alkol ve uyuşturucu batağına çeken kötü adamına yıllar sonra, hem de bu şekilde yeniden rastlamak ilginç. Kim, neden böyle bir şey yapıyor diye araştırdık, karşımıza

‘Nuri Alço Revival Organization’ (NARO) adlı bir örgütsel yapı çıktı.” imiş durum meğersem. Yani olhor bizi yemiş hafiften.

Olhor’u tebrik ediyorum naro’yu yurt çapında üne kavuşturduğu için.