bildirgec.org

il mare

8 yıl önce üye olmuş, 104 yazı yazmış. 990 yorum yazmış.

BİR KATİLİ SEVDİM

il mare | 10 September 2009 10:12

Vazgeçilemezlik böyle birşey olsa gerek.Tutku dedikleri…Ve aşk…Gözüne ve herkesin de gözüne batan bir dolu şeyi yeri geldiğinde gözardı edebilmek,sitemlerin hiçbir zaman kalıcı olamadığı noktayı benimseyebilmek…

“Benim için ölür müsün?” sorusuna; “ben ölmem,öldürürüm”cevabını alıp sevginden bir gıdımını çöpe atmamak,atamamak…Öldürdüklerini,kendisine lanet yağdıran bi dolu gözle izleyip de lanet olsun diyememek,aslında deyip de çoğu defa,sözünden dönmek.Mutfakta gizlice,kimse görmeden ondan özür dilemek,fısıldamak göğe doğru:”Hayır,lanet olmasın sana,gene de olmasın…”

MUTLULUĞUN EN BASİT HALİ

il mare | 04 September 2009 12:07

Bir günah gibiii gizledim seniii….!!!

Normalde seyircisi değilimdir fekat bu akşam nedenini bilmediğim büyükk bir mutluluk hormonunun ruhumu sarması nedense bende, oturup sereserpe birilerine katılarak aşkı memnuyu izleme güdüsü yarattı aslında siyaset meydanının yolunu gözleyerek.:d Neden bilmiyorum.Şu an da bu satırları hızlıcana ve de enteresan bir şekilde mutlucana yazıyorum.İnsan birdenbire neden mutlu olduğunu bilmez mi?? İnanın düşünüp de nedenini bulamadığı zaman üstüne ayrı bir mutluluk eklenip daha da mutlu oluyor.Yani aslında bilinmezlikler fazlaca mutluluk getiriyor.

ZAMANI GÖZÜNLE GÖRMEK İÇİN ONA İSİM KOY!

il mare | 26 August 2009 09:01

“Herşey beyinde biter!”

Zaman da!

Hayret edilmeli ki evrim geçirmemiş olgu kalmamışken dünyada,zaman hala yerinde saymakta.

“Zaman çok değişti evladım”,kabul,genel bir söylem…Ama yerinde sayıyor olarak tabir ettiğim zaman,değişimlerin giydiği bir kılıf değil,sözlük anlamıyla o akıl ermez,miniminnacık zaman parçacıklarının oluşturduğu derin kuyu. Şöyle bir geri çekilip bakılınca gözleri yaşartan bir süreç değil de, üzerinde durup düşünülemeyecek,varlığı bile hissedilemeyip bir hiçlik zırhı ile örtünecek değişik bir şey zamandan kastım.Bir şey işte,henüz adı yok…Koca bir gizem.

ELİF Ş.’IN ‘AŞK’I BÖYLE YORUM GÖRMEDİ:)

il mare | 23 August 2009 14:16

Yakın zamanda kendisinden aldığım ve bilgisayarımın her başına geçtiğimde açıp okuduğum,biricik dostumdan gelen bir mail! Benim için Elif Şafak’ın Aşk’ının bundan başa tüm yorumlara kapandığı nokta,bir kitabın tahlilinden alabileceğim maksimum haz! Onun bu kitaba bakışını burada fazlasıyla paylaşmak istedim…!

Sevgili dostum,senden habersiz mailini aynen kopyaladığım bu yazı yayımlanınca ilk işim seni haberdar etmek olacak,belki yazını burda görünce,sana burda yazman konusunda ettiğim ısrarlarım bir sonuç alabilir…Hafif’te böyle bir üslup eminim ki çok sevilecektir…

Güzel Bir Gün

il mare | 15 August 2009 14:31

İçeride,bir yerlerimde kalmış,toz halindeki tüm güzel,hafif,saf,su gibi şeyler,hisler,düşünce ve yorumlar,gözyaşları,insana dair masum kalmış her ne varsa hafifçe yüzümü yalayan rüzgarla,uçmaya dünden meyilli olarak savrulup bir yerlere gidiyorlar,yer değiştirip iyi hisler sirkülasyonu yaratıyorlar.

O kadar iyiyim ki.. Rüzgar o kadar iyi ki… Sonsuz maviyi kucaklayan bir pencerenin bembeyaz perdelerinin,kanatlarını çıkarıp özgürlüğe savrulması gibi, bugün hislerim de tertemiz kokularıyla dışarıyla kucaklaşmakta…Dalgalanan ve narin,asil hareketlerle bir güzelliği selamlamakta.Onları her zaman bulamayan bir güzelliği.Ve teşekkür etmekte can bulan her kanat ve his için…

ÖLMEK ZOR

il mare | 15 August 2009 11:50

Sadece tek bir insanın kapladığı yer…
Kendince attığı adımlar değil kastettiğim,herhangi başka birine göre ettiği, dokunduğu yer! Muhakkak ki bir ikinci kişinin o kadar dışında olduğu bir yabancı,bir başkasına bakış açısı…
Bir insanın içine giremezsin çünkü ne kadar sansan da,uğraşsan da..O öldüğünde sen de ölemezsin..Çok da kolay ölürsün aslında ama,bencillik zerrecikleri sardığı için dört bir yanını.Sen geride ne yaparsın diye onsuz..Ne kadar koparılmaz bir parçası addetmişsen de onu kendine,”kendin” varsındır o an… O varken “siz” varsınızdır,”ben” deyince kalbi,kalbin taşlar seni… Fakat o yokken artık,sade “sen” varsındır,ve bu bencillik seni ona daha da bağlar,gittiği yere gitmek istersin,öldüğü yerde ölmek…Dualar etmek yerine,edilen feryat ve duaları işte aynı anda kendi üstüne serdirmek..Sen arkasından dua etmek istemezsin..O öldüğünde ölmek istersin,kendini öldürmek…”Siz” yoksunuzdur artık,”sen” varsındır.O ise zaten çoktan gitmiştir.

ÇÖL GÜRUHUNUN YEŞİLLE İMTİHANI

il mare | 03 August 2009 16:01

işte aynen böyle:mangal içinki kömürün yeşili ateşe boyadığını göstermekten sakınca görmeyen bir reklam,uygunsuz yerde pikniğe devam!
işte aynen böyle:mangal içinki kömürün yeşili ateşe boyadığını göstermekten sakınca görmeyen bir reklam,uygunsuz yerde pikniğe devam!

Yeşile çok daha farklı bakıyorum artık…
Onların aldıkları nefesin farkında olup ilgi alakaya da muhtaç olduklarını göz ardı etmememe rağmen,hiç bu kadar insancıllaştırmamıştım onları.

Öldüklerini gördüm,öldüm…

Bir orman yangınına ilk şahitliğimi gerçekleştirdim geçen gün. Piknik heyecanıyla çıktığımız yolda,tam da piknik alanımızın ortasında uzaktan bizi selamlayan ateşin küstah sırıtışı, ateşe kinimizi ön plana çıkarttı önce. Alana yaklaşıp,her zamanki gibi kendine izleyecek bir şey bulabilen kuru kalabalığın arasına karışıp da yok olan birşeylerin çıtırtılarının kulaklarımda her yankılanışı,o gün benim de sonum oldu sanki…Ateşin galibiyetini ilan edercesine bir yerden bir yere sıçrayışına duyduğum kin yerini gözyaşlarımla birlikte koca bir şevkate bıraktı,bir derin üzüntüye,yalnız bir insana besleyebileceğimi sandığım o güne dek…

KOPARILMAYI BEKLEYEN EN İÇTEKİ LAHANA YAPRAĞI

il mare | 27 July 2009 15:26

Birşeylerin merkezinde,içinde olmak kadar bEni harekete geçirtip algılarımı açacak bir şey yoktur,diye bildim keNdimi bunca sene.Çoğu zaman ve durumda ortaya çocukça birşeyler çıkartsa da bu konuda kendimi çok değiştirmeye yönelmeyişim,halimdeki memnuniyeti yansıtır aslında;ama bilmem bu böyle devam da eder mi?

Zaman zaman etmemesini nasıl istiyorum,anlatamam.Yani bu durumun artık dışarıdan Bencillik olArak algılandığı yerde müthiŞ bir rahatsızlıK her yerimi,tüm ilişkilerimi kemiriyor Adeta…Yani artık içinde benim oLmadığım Ama yakından uzaktan beni ilgilendiRen bir yolculuğun başlangIç ve bitiş saatlerini,kendi yolculuğummuş gibi duyup önemsemek istiyorum ve aklımda tutmak,sorulduğunda cevap vermek…Ya da birilerinin kurup anlattığı planların nadir de olsa şöyle içine dalıp saatlerce çıkmamak,bir süre tamamen başkası olmak istiyorum,tamamen onun koşullarına bürünüp onun bakış açılarını ödünç almak ve bu uyarlanmışlık sonrasında bahsedilen,planlanan her ne varsa tam da önüme koyup bir bir incelemek…Ya da ne bileyim,en azından bu durumun farkında biri olarak,kendimi biraz zorlayıp hiç olmazsa konuşulduğu andaki konsantrasyonumu toparlayabilip,bir kere olsun eksik kalıp yanlış duyduğum ya da hiç duymadığım cümlelere birdaha kaçış izni tanımamak,bir sohbeti tastamam algılamak ve sonrasında gene aynı şekilde hatırlamak,hatırlayabilmek.Önemli noktaların altını,içimde biryerlerdeki,boyası hiç bitmeyeceğine inandığım o fosforlu renklerle çizmek…

HASBIHAL

il mare | 24 July 2009 10:34

minik kızla teyzemin koyu sohbetini simgeleyen bu fotoğrafın havası,teyzemin kamera korkusuyla ilginç bir hal almıştır:)
minik kızla teyzemin koyu sohbetini simgeleyen bu fotoğrafın havası,teyzemin kamera korkusuyla ilginç bir hal almıştır:)

Her zamankinden daha tenha bir kumsalda ve her zamankinden çok daha duru ve hareketsiz bir deniz dibinde,içimdeki kalabalıkla bu tenhalığı dengelemeye çalışıyordum,tadını çıkarmaya çalışıyordum söyledikleri gibi,istemeyerek. İstemiyorum çünkü hem içim hem dışım benden ibaret olsun,sade kendimi dinleyeyim istiyordum.Ama her defasında bir şeyler giriyor araya,yanıbaşımda uzanan kardeşim ya kremi uzat diyor ya suyu,kitabı,ve saireyi,ya da hadi denize diye çekiştiriyor kolumdan,kendi başıma ortasında olmaktan çok daha keyif duyduğum maviye doğru.
Kardeşi hallettik tam,nazım da geçiyor sitemim de ,seçmeden kurabiliyorum cümlelerimi kendisine;bu sefer de yanıbaşımdan bir teyze ‘kızımm’diye sesleniyor. ‘Okuyor musun sen?’
Henüz ‘kızıım’ seslenişine cevaben kafamı teyzemden ötürü kaldırmamıştım ki bir yandan bir göz teması olmaksızın kulaklarımın algıladığı bu soruya aslında gene göz teması sağlamaksızın cevap vermenin de görgüsüzlük olmayacağını düşündüm,karşıdan artık bir tepki beklemeksizin bir genç görüldüğünde otomatikman ağızdan çıkan o soruya karşı benim de otomatik cevaplarım vardı ne de olsa,teyzelerimizin kazandığı fiks,tepkisiz soru sorma alışkanlıkları bize de aynı tarzda cevap verme yetisi kazandırmıştı sonuçta.

Ama o da ne…Yıllardır bu soruya verdiğim cevap tam gene çıkacaktı ağzımdan ki,birşey beni durdurdu,cevabım bu sene değişmişti. Hayır,ben artık okumuyordum, avuçlarımda sardığım kitaba karşı gösterdiğim eylemin isminin aynılığı,hayır,’görmüyor musun okuyorum’ cümlesine sahiplik eden iğrenç espiriler getirmedi aklıma ; fakat hoşuma gitti bi kitap bile okuyuşum,bu yılın ilk ‘okuyor musun’ sorusunun bende uyandırdığı hissin,artık bir çatı altında topluca okumayacağım gerçeğine bir alternatif doğurması,daha doğrusu hep var olup da benim de hep gerçekleştirdiğim bu alternatifin bu sefer kafamda başkaca vurgulanmasıydı hoşuma giden.Sonunda sınanma telaşı olmadan,artık yalnızca kendim için okuyordum…diyemezdim tabi teyzeme…

ÖNÜM ARKAM SAĞIM SOLUM

il mare | 14 July 2009 10:05

İçerilerden bu sayfanın yolunu bulabilmiş,sıyrılmış bir ışıkla yazıyorum kalbimden çıkanların gözümle ilişik olmadığı cümlelerimi.Işığa gerek duymadan da yazabiliyormuşum,içimdeki karanlığın sayfalarla uyumunu hayranlıkla izleyerek.Nasıl da kolaylıkla yolunu buluyor kalem,her zamanki gibi iki kelimenin arasına standart mesafeyi koyabiliyor,satır başları düzenli;fakat alt alta iki satır arasındaki boşluk biraz fazla gibi sanki,korkuyor olmalıyım birşeyleri birbirine karıştırmaktan,bu karışıklıkta üst üste binerek kendi kendilerini yok etmelerinden.Ama bu korkunun sayfamı daha düzenli yapmayacağını biliyorum,ki ben korktuğum şeyleri hiçbir zaman güzel yapamıyorum.Falan fistan işte…