bildirgec.org

il mare

8 yıl önce üye olmuş, 104 yazı yazmış. 990 yorum yazmış.

ÇOK İŞLİLİK

il mare | 02 November 2009 14:31

Kalın hatlar yoksunuyum…Belirli renkler yoksunu,sabit fikirler ve de bilinirliğin yoksunu…

İnce ince,her an üzerinden taşılmaya müsait belirsiz çizgilerden yürüyorum,kastıkça dengesizleşiyor,aşağı baktıkça korkuyorum…Başladığım yerden sonuca varamamak ise; işim…

İnce çizgiler arasında gidip gelirken de,denge konsantrasyonundan arta kalan zamanda mavili kırmızılı birşeyler takılıyor gözüme,denge sağlama sebebim gibi oluveriyor,mutlu ediyor,biraz düşüyorum üstlerine,kurcalıyorum ellerimle,çok geçmeden boyaları akıyor,ucundan kıyısından kara bana bakıyor…Gülümsüyorum,renksiz ve gerçekçi çizgilerimden iyisi mi kaymıyorum…Hayalkırıklıkları,benim işim…

BEN,BEDBİN…

il mare | 20 October 2009 09:55

Korkuyorum şu sıralar…
Son zamanki hal ve tavırlarımdan,gözlemlerimden,bazı çizgilerin dışına çıkışlarımdan,ötekilerine kayışlarımdan…

Yeni bir güneş gözlüğü almanın ardından mesela,gözümün, yanımdan geçenlerin güneş gözlüklerine takılıp,onlarınkinin nasıl olduklarını merak etmesi gibi bir hal içerisindeyim…Güneş gözlüklerinin yerini insanların meslekleri,ne yapıyor oldukları aldı şu günlerde…Yeni bir şeyin içine girmenin hayatımda yarattığı etkiyle,kimi görsem,kimi izlesem televizyonlarda falan,söylediklerinin,yansıttıklarının anlık etkisi değil de bunların onların hayatındaki uzun ömürlü etkileri umursama alanıma giriyor.Araçlardan çok amaçlarla ilgileniyorum şu sıralar,insanların hayatlarını nasıl idame ettirdiklerini,bunu yaparken mutlu olup olmadıklarını onlar adına sorguluyorum en çok kendime pay çıkararak.

RENGARENK(reng-i ahenk)

il mare | 12 October 2009 09:56

işte bu kadar basittir izah-ı dünya,aşina olunan bu resim aracılığıyla
işte bu kadar basittir izah-ı dünya,aşina olunan bu resim aracılığıyla

Bugün… Dünün annesi işte… Dünden kalma birşeyler… Her bugünde bir dün wardır ki zaten bugünler her dünün devamıdır.. Ne gün diye Bir şey vardır ne de dün… İçiçe geçmiş fakat birbirinden ayrıymış gibi gözüken bi dolu şey gelip başımıza üşüşür her güneş kararması, tutulması we doğmasıyla… Değişen renklerdir hayatımızda…Herşey renklerden ibarettir…Renklerdir mutlu olmamızı sağlayan bizi hayata bağlayan we gene bir renktir bütün karamsarlıklarımızın babası…Maviye bürünmek yeter bazen mutlu olmak için,bir beyazdır içimizde biryerlerdeki saflığın farkındalık aracısı ve gene kocaman bir siyahtır ölümü çağırışlarımızın yaftası…

Böyledir işte dünya,birkaç renkten oluşur sadece,çok az şeyden yani;hepsinin tonlarıdır onu ayrıntılı yapan… Birkaç ana rengin bütün tonlarıdır gözümüze çarpan bir kuşbakışında,koca bir dünya haritasında… Dağlar kahverengidir biryerlerde,akarsular mavi ve bozkırlar sarı,güzel yerler hep yeşil…Kocaman haritalarda açıklı koyuludur herbiri,açıklı koyulu hayatlarla birlikte.. Bir yeşil siyah karamsarlıklar barındırır bir köşede ve bir çocuk kocaman bir siyahın içinde hep beyazdır…Beyaza çalınmış siyahlarla,yeşile çalınmış mavilerle,sarıya çalınmış başka bir renkle işte sürer gider hayat… Her hissin bir rengi her insanın bir rengi vardır… Açıklı koyulu,ekşili tatlılıı….

Renklerdir hayatı çekilir kılan ve gene onlardır bütün ölümleri çağrıştıran…

DAMLA DAMLA SIZIŞLAR

il mare | 04 October 2009 14:45

Bir damlacık sızılır her bir hayata ve bir damla sızı kalır kalpte yokoluşların hatrına
Bir damlacık sızılır her bir hayata ve bir damla sızı kalır kalpte yokoluşların hatrına

Dışarıda olmak;az önce dışarıda olduğun için evine gelmek,birkaç saat öncesine kadar zilini çalıp beklemek zorunda olmadığın dükkanların,kafelerin kapılarından girdiğin için,işte şimdi diyafondan çıkacak olan ‘kim oo’ sesine cevap vermeye hazır beklemek, güzel.

‘Benim,aç’ Gene ben. Bu sefer daha başka ama;daha büyümüş ve görmüş.Kimbilir neler neler?Kimlerle aynı havayı solumuş olarak bu defa.
Kaç katille gözgöze gelmişimdir bugün acaba?Kaç cinayete ortak olmuşumdur saliselik bir bakışla,hangi çaresiz maktulün çırpınışına…Kaç başarıyı taramışımdır sonra gözlerimle gene,şu kendinden emin,ayakta dikilen güzel gözlü adam;kaç mutluluk vardır hayatında,toplansa bir elin parmakları ediyor mudur? Tam karşımda,önemli bir yer ile randevusu varmış gibi giyinmiş duran,lacivert takım elbiseli,kır saçlı, yakışıklı amcam. Sadece bir yudumuna ortak olabildiğim,ceketinin iç cebinden çıkarıp yudumladığı şişesinden belli kanyakını,uzaklara dalarak hangi düşünceler eşliğinde yudumlamıştı acaba?Çok geride bıraktığı o büyük aşkı mı vardı aklında ya da yakın zamanda kaybedip de unutamadığı ya da kaybedeli zaten uzun zaman olmuş hayat arkadaşının hayalini mi ortak etmişti yudumlarına, ya da kim bilir ne zaman içinde olduğu kanlı bir savaşın yaralılarının acı inleyişleri mi karışmıştı,kulağına bir yandan takılı olan kulaklıktan çıkan müziklerin arasına.Hangi şarkıyı dinliyordu,radyo muydu,yoksa torununun yüklediği hep başa dönen şarkılarla mı keyifleniyor,hüzünleniyordu?Acaba içkisinden bir yudum alma ihtiyacını onda uyandıran nağmeler hangi sözlerin sahibiydi,hangi şarkının hangisine geçişindeydi?

TÜM ŞARKILAR SANA DOST

il mare | 01 October 2009 09:31

Dostum demiş ki;

“Gitmekle kalmak,son vermekle bunu kaldıramamak arasında bir yerlerdeyim gene.Hem de hiç bu kadar yakın hissetmemiştim kendimi artık karar verilmesi gereken sürünceli o karara.O acı çekti,ben çektim ve kenarına gelinmeli işte bir şeylerin.Bir cümle,belki bir söz,bir bakış,bir göz kararması ve nihayet kaçınılmaz son..Biri cesaret etmeli yani.Aklımda binbir sahne,binbir süslü cümle.Ayrılık da saygılı ve sevgili olmalı.Suskunluk,ne diyeceğini bilememe,uzaklara dalıp gitme,nerden başlasam diye düşünme vs. Bunlar olmamalı bizim ayrılığımızda.Başlangıcımız gibi teklemeden,birden,acı çekmeden yapabilmeli şu konuşmayı.Bu kadar kesin,net bir sona büyük kararlılıklar gerekir ama…

DEĞİŞİK BİRŞEYLER İŞTE

il mare | 29 September 2009 11:32

ne hoş melodi

Nedensiz ve iyi hisler sirkulasyonunun içerisindeyim şu an belli,cereyan yaptı aşağıdan döne döne gelip beni bulan hava,açık antenlerim çünkü;kalkıp kapamak ve bu rüzgara bir son vermek lazım..Ama yoo.. Böyle iyi..Yüzüme yüzüme vursun o hava,araya bir şey sıkıştırayım ki ama;aniden çarpıp ses çıkarmasın kafama kafama…

İngilizce kelimelerin içine dalmış olmam mı türkçe kelimelerin değerini bildirtip farkındasızca,yazı yazmamı sağladı,yoksa uzun paragraflara artık daha kolay anlam yükleyebildiğimi görmemin heyecan ve mutluluğu mu,artık mutluyken de yazıyor olabildiğimi bir kez daha vurgulatmak için beni ekranın başına oturttu hiiçç bilemiyorum ama…. Her zamanki gibi,nedenleri çok sorgulamadan sonuca varıyorum;işte şu an burdayım ve yazıyorum.

OYSA İNSANIN ÇEKİP GİTME HAKKI OLMALI

il mare | 25 September 2009 15:48

Benim sadık dostum turuncu defterimin içindeki hatıralarımı karıştırırken,sayfaların arasından,üstündeki tarihten, bu yılın 15 Ağustosunda kestiğimi anladığım bir gazete küpürü yere düşüverdi,nedir ne değildir diye içini açıp baktığımda,sırtındaki sırt çantasıyla otostop çeken bir kız fotoğrafının yanındaki kocaman puntolu başlığı gördüm,ilk kez okuyormuş gibi heyecanlandım,özendim,çekip gitmek istedim falan.

“BİZ NEDEN HAYATA BİR YIL MOLA VEREMİYORUZ?”

Habere dair yazılanları tekrar okuduktan sonra içimde acaip bir paylaşma isteği canlandı,oturup neredeyse tek tek her cümlesini yazacaktım,ilk iki kelimeyi tuşlamıştım ki,araç çubuğumdaki internet sayfasıyla göz göze geldik,sen enayi misin der gibi bir bakış fırlattı bana,görmezden gelerek,umursamazca üstüne bastım kendisinin,yazıverdim başlığı ve gene görmezden gelmeye çalıştığım alaycı kahkahasının eşlik ettiği önümdeki gazete küpürünün birebir kopyasını serdi önüme …
Yani diyeceğim şu ki; aşağıda paylaşmak istediğim bir haber yer almakta,çoğu kimsenin zaten haberdar da olduğunu düşündüğüm.Fakat bazen haberdarlıkları vurgulamak gibisi yoktur.

YOKEDİP ŞUURUNU,APTAL ET RUHUNU

il mare | 22 September 2009 10:54

Dün,Cnn Türk’ün Ankara temsilcisinin bir röportajını okudum internetten.İnsan yazma işini bir meslek olarak görmemeli diyordu,gördüğü taktirde işin içine maddiyat girer,mazallah bu derde düşmesi,onu gün gelir yazma zevkinden de mahrum edebilir diyordu.Doğru da söylüyordu bence,maddiyatın mutlak bir tatmin ile ilişiği olduğunu düşünürsek,ve yazmak ile de maddiyat ilişiğini varsayarsak;maddiyatta beliriverebilecek olan herhangi bir tatminsizliğin haliyle ilişiğini,yani yazma eylemini de etkileyebilmesi an meselesi.Bu yüzden,üzerinden trilyonlar da kazanılsa,yazmak işi kesinlikle bir gönül işidir,öyle olmalı,bunu vurguluyordu sayın temsilci.