bildirgec.org

hiçkimse-hafif

8 yıl önce üye olmuş, 19 yazı yazmış. 153 yorum yazmış.

türkçe font

hiçkimse-hafif | 15 February 2004 02:34

ariel narrow, bold-italic / ariel narrow, italic / comic sans ms, comic sans ms kalın / georgia, italik-kalın fontlarının türkçesini nerede bulurum acaba, sevgili günlüğüm?

başlık, kadınları zevkten delirtmenin yolları

hiçkimse-hafif | 10 February 2004 21:38

olsaydı eğer sevgili günlüğüm, sen de ‘kıvıl kıvıl’, ‘bugün’ tüm zamanlar’ gibi köşelere direk olurdun. ama öyle değil başlığım. başlığım şu: TÜRKİYE’DE ECEL NEREDEN NASIL GELİR? yurdum insanına ecel, hemen her güzide ilimizde sobadan, adana’da yazları kanaldan (boğularak), güneydoğu’da damdan (sıcakta damda yatanların geceyarısı uyanıp düşmesi), batman’da akrep ısırmasından, hastanelerde kangren olarak ya da karnında unutulan pens-bistüri vesaire olarak gelir. şimdilik aklıma gelenler bunlar. aklıma geldikçe ilave ederim sevgili günlüğüm.

hırsızlığın adı, intihal

hiçkimse-hafif | 10 February 2004 21:04

sevgili günlüğüm (böyle deyince, aslında kimseye sözüm yok, kendi kendime dertleşiyorum gibi oluyor, yararlı bişi yani)
evet sevgili günlüğüm, ne diyorduk? haaa, şu mesele. bazı site sakini külyutmaz kardeşlerimizin, athe adlı ‘hafif ‘iştirakçi(si)nin imzasını attığı bazı yazıların aşırma olduğunu keşfetmesinden sonra, şimdi de şöyle bir haber okudum:
“laiklik karşıtı konuşmaları tepki çeken başbakanlık müsteşarı ömer dinçer’in, yrd. doç.dr yahya fidan’la birlikte yazdığı ‘işletme yönetimi’ isimli kitabın birçok bölümünün, prof. tamer koçel’in ‘işletme yöneticiliği’ adlı kitabından alıntı ortaya çıktı”
yetmedi, konuyu destekleyen bir geri-dönüş haberi daha:
“akp’nin yeni ideolojisini anlatan ve dr. yalçın akdoğan tarafından yazılan ‘muhafazakar demokrasi’ adlı kitabın da, dr. bekir berat özipek’in muhafazakarlık/akıl,toplum, siyaset’ adlı doktora tezinden intihal olduğu ortaya çıkmıştı. konunun tartışılmaya başlaması üzerine dr. akdoğan, yeni şafak gazetesindeki köşesinde özür dilemişti.”
aman allahım! ya şeriat hükümleri uygulansaydı ülkemizde? bu hırsızların elleri mi kesilecekti yoksa?

homo erectus/sapiens falan

hiçkimse-hafif | 01 February 2004 20:51

yeryüzünde yaşayan insanların hepsi, evrimleşme sürecinin aynı noktasında mı? yani teknolojiyi, bilimi, edebiyatı, falanı filanı sonuna kadar kullanan avrupa’daki ‘a’ ülkesinde yaşayan insanlarla, afrika’daki ‘b’ ülkesinde yaşayan insanlar evrilmenin aynı noktasında mı?

akp’ye/akp’liye oy vermek

hiçkimse-hafif | 13 January 2004 19:31

iki kez oy kullandım şimdiye dek. ilkinde ödp’ye, ikincisinde tkp’ye. bu yerel seçimlerde akp’li belediye başkan adayına oy vermeyi düşünüyorum. zaten iktidarda olan bir partinin (yani onların iktidar olmasında bir oyluk bile katkım olmadı) yerel seçimlerdeki adayına oy vermeyi düşünmem, sonradan kendimi pislik gibi hissetmeme neden olabilir mi? aranızda psikolog olan var mı? (evet, parayla aram iyi değil, sadece vermeyi değil, almayı da sevmem valla)

osmanlıca

hiçkimse-hafif | 13 January 2004 01:17

milli eğitim bakanlığı, sosyal bilimler enstitüsü diye, lise düzeyinde bir okul açacakmış. bu okulda osmanlıca dersi de okutulacakmış. sizce faidesi var mıdır su dersin? bi de, latin alfebesiyle birlikte, yüzlerce yıllık osmanlı dönemi edebiyatı ile bağımızı koparmış mı olduk? ne yapsak da yapsak?

52 şarapçı burunlu bi köpekti

hiçkimse-hafif | 19 October 2003 20:59

52 şarapçı burunlu bi köpekti

hiçkimse | 10/10/2003 – 01:54

52, eline aldığı taşı evirdi çevirdi, kokladı, çevresini kollayıp ‘çok gizli’ bi iş yaptığı ‘pek aşikar’ bi tavırla, aceleyle cebine atıverdi, ’emin’ adımlarla bara doğru yürüdü ‘arkasını kollayarak’, barmaide doğru uzattı kafasını iyice. kendisini görünce ürküp bikaç adım gerileyen barmaidin kulağına iyice yaklaşıp, ‘taş bende’ diye fısıldadı.. (devam edecek)

52, şarapçı burunlu bi köpekti (2)

hiçkimse | 11/10/2003 – 22:35

barmeid, yan gözle patroniçesine baktı, gözgöze geldiler, onun kendisine bakmadığını anlayınca, rahatladı … -taşı böyle veremezsin, onu bir şişeye koyup denize atmalısın, dedi usulca… söylediklerini kendisini bile duymamıştı, ama adam peki dedi ve masanın üzerinden ivecenlikle aldığı bir peçeteye üşengeç bir rahatlıkla bişeyler karaladı, belki de yazdı, ama barın loş havasında sadece ‘kara’lama olarak görünüyordu ‘yaz’dıkları.. (sürecek…)