bildirgec.org

query_vars["author_name"]); if($tuser->ID == 0){ // kullanici yoksa 404 $wp_query->set_404(); status_header(404); get_template_part( 404 ); exit(); } ?>

furkan iren

8 yıl önce üye olmuş, 33 yazı yazmış. yorum yazmış.

AyrıLık

furkan iren | 11 July 2009 10:19

Photographer  Yüksel Balcı - Turkei
Photographer Yüksel Balcı – Turkei

Yıllar öncesiydi
Geleceğim mutlaka demiştim
Döneceğim unutulsam bile yokluğumda
Elbet bir gün, mutlaka

Kocaman bir gülüşle gelirim
Ve bir demet çiçek ellerimde
Usul usul yağan yağmur eşliğinde
Gün üstüne akşam düşerken hafiften

Zamansız gidişlerimin sonuncusunun da bileti gidiş-dönüştü
Lakin; zaman muhasebecisini yitirmiş
Hesapsızca değişivermişti herşey
Zamanın o dizginleyen sınırları olmadan
Yılların akıp geçtiğinin farkına varamadan

şiirler

furkan iren | 10 July 2009 10:39

Power By Coronos
Power By Coronos

yaşamak yolunda
hayatta tutunmak için
bir gayret, bir umuttur
sevmek kadar

bilmediğimizi öğreten, unuttuklarımızı hatırlatan
kimi zaman ağlatan
kimi zamansa türlü hisleri haykırandır avaz avaz
tutuk sevdaların lisanıdır çoğu zaman

bir kadını tarif eder bazen hayalini kurduğum
bazense bir çocuğun saf ve masum tebessümünü
anlatır
artık görmeyi bile unuttuğum

dokunmadan

furkan iren | 29 June 2009 11:19

Yaşadıklarımla yaşamayı istediklerim arasındaki derin çelişkiler.
Bana dokunmadan sevebilmeyi öğretti.
Sevinç yerini hüzüne terkederken.
Sıradanlaşmış yitirilmiş bir yaşantı, uğrunda.
Ansızın Yüzleştiğim korkularıma pişmanlıklarım eklenirken her an.
Iyi hatıralara güzelliklere tutunmaya çabalarken.
Amansız kavgaları vicdanıyla kaybettiğini kabullemeyen ben.
Yokluğunda Dokunmadan sevebilmeyi öğrendim.

Ötelenememiş yalnızlıkların hüznü.
Gözlerimin içine bakan gözlerin gördüğü
Düşlerimde büyüttüğüm, hayallerimle avuttuğum yüreğim
Yokluğunda dokunmadan sevebilmeyi öğrendi.

korkusuz

furkan iren | 26 June 2009 01:48

şu anda düşünüyorum da… gözümde büyüttüğüm her şey aslında o kadar da büyük, o kadar aşılamaz şeyler değil aslında. çünkü gölgelerinden bile korkar hale geldiğim canavarları ben yaratıyorum düşlerimde, onları bir türlü toplayamadığım cesaret besliyor ve ben kaçtıkça onlar her yanı sarıyor usulca..

binüçyüzkırkbeş

furkan iren | 23 June 2009 09:12

Aslında bir birimize anlatmamız gereken o kadar şey var ki..
Nereden başlasam bilemiyorum ki ?
Her seferinde ertelenen, ötelenmiş ama bir türlü anlatılmamış hislerimizden başlasak
mesela anlatmaya,
bir itiraf gibi değilde
gecikmiş ama geciktikçe de değerlenmiş
bir sevmek hüzmesinden bahsederken
kimseden korkmadan, çekinmeden
bugüne kadar yürekte bir yaralı kuş gibi çırpınan
ama bir türlü uçamayan bir kuşun ansızın göğe yükselmesi gibi
şaşkınlık ve sevinç uyandıran bir duyguyla paylaşabilsek içimizdekileri…

Mesela ben korkmasam seni kaybetmekten,
mesela sen daha açık olsan ya da
sen yürüsen gelsen gözlerimden içeri yüreğime
veya yürümek yerine,
açık sözlerle gelip kırsan kapıları ve yıksan duvarları..
Ve olacak neyse olsa artık…

gizli saklı

furkan iren | 22 June 2009 16:51

ve kendi cehennemimde yanarken vicdanım
beynim, düşüncelerim erirken anlamsızlıkların potasında
ben öylesine durağan ve durdurulmuş
geçmişe dair an’ları yeniden yaşamak çabasıyla bugünü, yarını elimde bir silgi
aldığım nefesleri silmeye çalışırken
herkese ibret bir delilik hali sayarken uzaktan izleyen yabancı gözlerin esaretinde
ben kendimi,
ben kendimden
olduğumdan uzak, olmak istediğimden ve senden uzak
kendime el olmuşluğumla, yüreksizliğimle
terk ediyorum bu şehri sana veda etmeye, seni son kez görmeye
cesaret edememişliğimle, sana söyleyemediğim hislerimle
gönülde özenle büyüttüğüm fakat o kadar çok kurgulamama rağmen karşına çıkıp dillendiremediğim
o kırık, o narin ve o söylenememiş tek kişilik yaşanmaya bağımlanmış ama bir türlü alışılamamış
bir sana dair; gizli gizli sevmek içimde hoyratça, asice, bildiğimce, hudutsuzca sevmek
bir sana adanmış, bir sana ait, bir tek sen diyen sevmek
ve sana bunu gizli gizli, suskunca
gözlerine her baktığımda her seferinde çekingen ve ürkekçe bir tutkuyla anlamanı dileyerek
tanrıdan, ağaçtan, ormandan, aldığın nefesten, yerdeki çiçekten, ondan bundan sebeple..
fakat kelimelere dökmeden sana söyleyemeden seni sevmek
belki bencilce, belki de çocukça, belki de.. belki de;
korkulardır bana suskunluk duvarlarını ördüren
senden adımlar beklerken gözlerim ve naif yürekteki sevdalık, tutku, hasret
belki gizli saklı seni sevmek istemek ve dahi sürekli bile bile acıların en beterini hissetmek
seni kaybetmekten korktuğumdandır belki de;
bu hodbinlik, bu anlamsız tecrit,
gözlerimdeki sevmek çoşkusunu saklambaç oynarmışcasına gözlerinden kaçırmaya çalışmam
belki de senin benden kaçıyor olmanın sebebidir benim tüm hatalarım
seni kaybetmemek uğrunda çektiğim acıya direnmem ve susmalarımdır
çünkü sen benden daha çok susuyorsun ve ben biliyorum ki
sen bana anlattıklarından daha fazlasısın, anlatacağın kısım anlattıklarından çok daha fazlası
senin suskunlukların, anlamayışların, gizemlerin, anlatmadıklarını bilmemi bekleyişin
yorgunluğumun senden değil hayattan olduğunu kabullenmeyişin
çekip gitmelerin ansızın anlamsız şeylere anlam katıp uzun uzun küsmecelerin
bunlar değil
seni benden uzaklaştıran
tamam diyorum her seferinde
anlatacaklarım bir kaç kelime, biraz daha varsa o anda cesaretim belki bir kaç cümle
ondan sonra bir ses derinden ya sonrası, ya sonrasında “ne olacak”?
işte bu his, bu düşünce senden kaçmak istememin
sana dair, sana ait sevmeyi dillendiremeyeşim, suskunluğum ve bir çok şeyin
nedeni, sebebi, anası, kaynağı

sen varsın..

furkan iren | 27 May 2009 09:49

üşüyorum
gecenin ayazından değil
titriyorum
karanlıktan korktuğumdan değil
susuyorum
çünkü biliyorum ki ben susarken; sen beni duyuyorsun

hayata yeniden tutunma sebebi aramıyorum artık
geçmişten medet umupta eski hatıraların arasında bir dem mutlulukta
eksik değil artık yaşamak
sol tarafım virane değil her defasında yenik çıktığı savaşlardan ötürü
korkmuyorum hiçbirşeyden ne ölümden, ne savaşlardan, ne de körolası yalnızlıktan
ne günahlar var defterimde yazılı artık, ne de şeytanın fısıltısı beni doğru yolumdan caydırmaya çalışan
üzülmüyorum artık ve küsmüyorum kimselere beni kırıdıklar, üzdüklerı için
dimdik ve cesurum her zaman, kötü olan herşey zamansız olsa da
kalemlerimi kırdım az önce, defterlerimi yırttım
bugüne dek hayalimin, ilhamın ürettiği herşeyi yokettim ellerimle
ansız bir delilik hali değil gayet bilerek ve isteyerek…
bundan gayrı söyleyeceğim çok şey var, dillendirilecek çok his, düşünce
ama gizli saklı değil, kuytu köşelerde kağıtlara dökülen, üstü kapatılıp unutulan değil
bağıra çağıra gerekirse avaz avaz, söyleyeceğim çok şey var
çünkü sen varsın artık
herşeyin sebebi
hayata karşı zırhımı, insanlara karşı bana maskelerimi çıkarttıran
saf ve tertemiz herşeyden beni arındıran
bir hiçliğin ortasındaki zerreyken ben, varlığımı anlamlandıran

yolcu

furkan iren | 28 April 2009 12:31

yalnızlık
yorar insanı kalabalıklar arasında
ansızın kırar tutunduğu dalları
korkusuzca dirensende
tutsak eder mabedinde
yürek yokluğunu
ve hasret filizlenir
köklerini saldıkça içerinde
bir dünya yok olur

Gözlerin geLince akLıma
SözLerin anLamı tükenir
üstüme bir garip hüzün çöker
ağlamaklıca usul usul
yürür gider içimden bir yolcu
çok uzaklara doğru