bildirgec.org

exorientelux

8 yıl önce üye olmuş, 72 yazı yazmış. 350 yorum yazmış.

Bir Minik Serçe: Edith Piaf

exorientelux | 10 September 2009 11:31

1915’in aralık ayında Belleville’de Edith Giovanna Gassion adında bir kız doğar. Dünya ilk büyük savaşını yaşarken küçük Edith de yaşam mücadelesini çok küçükken vermeye başlayacaktır. Zira sokaklarda şarkı söykeyerek yaşamını kazanmaya çalışan annesi, kızını anneannesine bırakıp İstanbul’a gittiğinde Edith daha çok küçüktür. Savaştan dönüp kızını almaya gelen babası ise onu, annesinin işlettiği bir geneleve bırakır. Orada üç yıl kalacak, gözleri ışığını kaybedecek ve ancak yedi yaşında tekrar görmeye başlayacaktır. Küçük bir çocuk için hiç de uygun olmayan bir ortamda yaşamasına rağmen hayatının en mutlu yılları olarak tanımladığı bu yıllar yine babasının müdahelesiyle son bulur ve cambaz olan babası ile birlikte bazen sirklerde bazen sokaklarda çalışmaya başlarlar. Baba gösterisini sunmakta küçük Edith de şarkı söylemektedir.

İlk aşkı P’tit Louis ile de bu şekilde şarkı söylerken tanışır, Edith 16, Louis 17 yaşındadır. Edith babasını bırakıp sevdiğiyle yaşamaya başlar. Oldukça yoksul bir hayat sürerler ve bir kızları olur. Ne yazık ki küçük kızı Marcelle iki yaşındayken menenjitten ölür. Kızını kaybetmesiyle de bedenini çürütüp çökerten içkiye başlar: “ Gerçek anlamda içmeye kızımı o kapkara deliğe sokmalarından sonra başladım. Bir meyhaneye gittim ve soluk bile almadan içtim. Sabahın erken saatlerinde kendime geldiğimde, alkolün her türlü acıyı azalttığını ve unutmaya yardımcı olduğunu fark edip yeniden içmeye koyulmuştum. Bu bana hiç de olağan dışı bir davranış gibi gelmiyordu. Benim doğduğum yerde herkes içerdi. Anneannem bana küçükken her sabah bir şişe şarap ve biraz su verirdi. … İçmenin unutturduğunu keşfettiğim gün, hayatın umutsuzluğunun uçsuz bucaksız derinliğinde kayboluvermiştim. Alkol bir mucize gibiydi ama şeytanın mucizesi.” (s. 87-88)

Nasıl Desem? Bir Maruzatım Var!

exorientelux | 28 August 2009 12:18

Sevgili arkadaşlar,

Sizden bir isteğim var (Para değil, gerçekten.). Aslında bunu yazıp yazmama konusunda epey tereddüt ettim. İsteğimi cevapsız bırakırsınız diye değil, uygun olur mu olmaz mı diye. Ama sonra düşündüm, madem son zamanlarda bu kadar kitaplardan, edebiyattan konuşuyoruz, isteyeceksem şimdi tam sırasıdır herhalde.

Ben İstanbul’da bir lisede çalışıyorum. Okulumuz üç yıllık, bu sene dördüncü yılına başlayacak ve ilk mezunlarını verecek. 8 yıllık meslek hayatımda da en mutlu olduğum yer bu okuldur diyebilirim rahatlıkla. İdaresi, öğretmenleri, öğrencileriyle bir aile gibidir çünkü. Sadece şöyle bir eksiğimiz var. İlk iki yıl yer olmadığı için, geçen eğitim öğretim yılında da kitap olmadığı için kütüphanemiz olamadı bir türlü. Şimdi yerimiz var, ama kitabımız yok. Kütüphane yeri ayarlandı, raflar yaptırıldı, ama ansiklopedilerden başka bu raflarda çok az kitap dizili maalesef. Öğretmenler olarak elden geldiğince bir şeyler yapıyoruz elbette. Ama o rafları dolduramadık henüz. Sonra aklıma geldi , bu yaptığım da elden gelenlerden biri olabilir diye.

Tarihte bilinen ilk kadın şair: ENHEDUANNA

exorientelux | 25 August 2009 19:47

Enheduanna
Enheduanna

Yazılı edebiyatın erkek egemenliğinde yürütüldüğü bir gerçek. Kadın edebiyatçı sayısının azlığı ya da kadın edebiyatçıların yetkinliği hâlâ tartışılan bir konu. Acaba kadınlardan bir Shakespeare neden çıkmaz, yahut kadınların sayısı neden az bu derya deniz edebiyat aleminde? Bunu başka bir yazının konusu olarak bırakıp binlerce yıl önce edebiyata elini değdiren bir kadından bahsetmek istiyorum, Enheduanna’dan.

Akad Kralı Büyük Sargon
Akad Kralı Büyük Sargon

MÖ 2300 yıllarının birinde Akad kralı Büyük Sargon’un (ki kendisi tarihte bilinen ilk imparatorluğu kurmuştur) kızı olarak dünyaya gelen Enheduanna, babası tarafından Ur kentindeki Ekişnugal tapınağına başrahibe olarak görevlendirilmiştir. Aslen Akadlı olup Sümerlere kral olan Sargon’un büyük bir devlet kurması ve Akad kültürü ile Sümer kültürünü kaynaştırması için babasına yardım etmiş, Sümerlerin aşk tanrıçası İnannan için şiirler yazmıştır. Günümüze kadar gelebilen şiirleri Enheduanna’yı tarihte bilinen ilk kadın şair, bazı kaynaklara göre de ilk şair yapmıştır.

Enheduanna’nın varlığını haber veren ilk tarihî belge 1925 yılında Mezopotamya kazılarıyla ünlü arkeolag Leonard Woolley tarafından bulunur. 1995 yılında ise William W. Hallo ve J. A. Van Dijk adlı sümerologlar bulunan 50 tableti birleştirerek Enheduanna’ya ait bir şiiri tamamlamıştır. Bugün elimizde Enheduanna’dan kalan iki mühür, bir disk ve bazı tabletler vardır. Elde bulunan kalıntılar Pensilvanya Müzesi’nde sergilenmektedir.

Bayramda Giyersin

exorientelux | 13 August 2009 13:44

Dolabınızda hiç giymediğini giysileriniz var mıdır? Ya da hiç kullanmadığınız güzel defterleriniz? Çok az kullanığınız takılarınız veya? Bunun gibi şeyler işte. Benim var. Bazılarını ben almışım, bazıları hediye edilmiş.

Eşimin hediye ettiği pembe, çok hoş bir gömlek var mesela. Dört- beş yıl oldu sanırım, bir kere bile giymedim. Neden mi? “Bu çok güzel bir gömlek, özel bir günde giyerim.” diye hep erteledim giymeyi, o da dolapta asılı kaldı öyle. Sonra kızım oldu, her ne kadar hamilelikte aldığım kiloların çoğunu vermiş olsam da artık o gömleği istesem de giyemem.

Deli Deli Olma

exorientelux | 19 June 2009 15:09

Bembeyaz karlarla kaplı Kars manzaraları eşliğinde sıcak yüreklerin hüzünlü hikayelerini anlatan bir film Deli Deli Olma. Yıllar sonra Tarık Akan ve Şerif Sezer’in biraraya geldikleri, çok da iyi ettikleri filmin yönetmeni 120 ve O… Çocukları filmlerini de yöneten Murat Saraçoğlu. Kars’da kalan son Molokan Mişka (Tarık Akan), köyün cadaloz ninesi Popuç (Şerif Sezer), tek derdi lebdeğmez(dudakdeğmez) söyleyebilmek olan Şemistan (Levent Tülek), müziğe yeteneği olduğu ortaya çıkan Şemistan’ın kızı Alma (Cemile Nihan Turhan), borç karşılığında elden ele dolaşan bir piyano, bunlar da hikayemizin kahramanları.
İyice yaşlanıp artık muhtaç hale gelen, köyde hem sevilen ama biraz da gizemli görülen Mişka, borçları yüzünden birgün,babasından kalma piyonosunu, borcu karşılığı Şemistan’a verir. Piyano Şemistan’ın evinde Popuç Nine tarafından şeytan icadı olarak karşılansa da evin küçük kızı Alma, ilk defa gördüğü bu müzik aletini çok sevecektir.