bildirgec.org

emrouisen

8 yıl önce üye olmuş, 14 yazı yazmış. 39 yorum yazmış.

sokak

emrouisen | 26 November 2010 14:33

Sokak, geçilen yer kadar geçmişte kalan duyguların canlandığı mekanlardır aslında. Hepimiz ayrı sokakların yolcusuyuz fakat adı hep aynıdır: sokak. Bir düzen içersinde giden caddenin, bir sokak kadar ayrıntıyla insan yaşamını daha sıcak yansıtamayacağı yegane yerdir. Komşuluklar, aşkları ve sevdaları ya da en azından selam verdiğimiz birinin varlığı ile dolan bardağın boşudur. Onlara verilen isimlerle şanları ve şöhretleri hak etmişlere ödülü işte tam da bu sokaktır çünkü ismi artık farklıdır ve artık o sıradan bir sokak olarak kalamayacaktır. İşte bu yüzden her çağın yükünü ustalıkla yürütmüş oldukları bu insanlığın ve tüm canlıların sunduğu ödüldür geçtiğimiz bu daracık tatlı yollar.
Bir zamanlar sokak iken cadde olan yollara karşı, sokak özelliğini zamana boynunu eğmeden taşıyabilen yolları görürüz ki insanlığın kattığı bir değer ile asla yok olmayacak ve tarihi dokusu bozulmak istenmeyecektir. Belkide nice yollar zamanla yıkılan evlerin üstünden süreceği yollarla geniş geçiş alanları olurken bu kadar yolların birbirine girdiği duygusuz bir şehre anlam katacak böylesi bir sokağa hep gereksinim olacaktır kim bilir. İnsanlığa olmasa bile birbirinden farklı her bir insana yine birbirinden farklı bir sokak vardır. Hatırlayabilen için farklı, unutan içinse çoktan sadece isimsiz sıradan bir geçiş yolu olarak kalan bu daracık yolları takip ettikçe göreceksiniz ki bir insanın tonla düşüncelerini savurduğu bir yerden bir başkası hiçbir şey düşünmeden geçmiş ve biri için silinmeden diğeri için daha yazılmamış bir kağıdın beyaz yüzü gibi kendini temize çekebilmiştir sokaklar. İşte sokak böylesi bir anıdır: geçtiğiniz yol da bir sokak olabilir vardığınız bir durak da.
Her sokağa doğa, mevsim ile kendi rengini katar. Ağaçları, kuşları börtü böceği olmayan bir kentin sokağı nasıl mevsimin yaşansa dahi görülemeyeceği siyah beyaz hayatlardan ibaretse onları bütünleyen canlılığı bozan yine parçası olan bu topraktan ayrı tuttuğu betonlardır. Mevsimler, penceresi açılan evin dünyaya bakarken ki ilk yüzü ise sokaklarıyla; ağacı dallarıyla yeşil gösterense yapraklar, şehirlerin rengini işte ayrıntılarıyla girip çıktığımız bu sokaklar taşıyacaktır yine ve her zaman.

Karmasık sayıların yaşam denklemindeki fonksiyonlarının bir analizi

emrouisen | 02 November 2010 10:09

En değerli varlık düşüncedir. Kuşku yoktur ki böylesi görüntünün değere bağlı hallerinin onu denklemin bir fonksiyonu haline gelmesinin önüne geçememektedir. Çünkü varlık ancak var olanda arandığından kendisini var edebilmek için reel bir cevap bekler. Fakat sadece bir metanın değeri olan denklemin imaginer kısmı reel kısım olarak algılanırsa gerçeklik ile sanal kurgu birbiriyle çelişeceğinden aşk yani yokluk ancak hayal de aranmalıdır. Kişinin yok olması süresince hayalin içindeki fonksiyon onu tanıyan kişininin belleğidir. Bu ikinci şahıs ancak birinci sahsın imaginer halinin gerçek fonksiyonunu kullanabilir. Bunlar olayın sadece teorik kısmıdır. Kuram sonrası olacak olanlar domino taşlarının ardı sıra dokunuşuyla hangi taşın oynamaya başlanacağının bilinmesiyle sonuca yaklaşılır. Nereye gittiğimin önemi kendisini reellikle ifade eder. Çünkü reel dünyanın içine doğarak yetiştirilmiş ve buna inandırılmak zorunda bırakılmışızdır. Şayet nereye gittiğinin öneminin olmaması olayın imaginer kısmını bizlere vereceğinden metanın yarattığı değerin içini dokuyan veya onu asıl değer fonksiyonu haline getiren metanın kullanım değeri olması gerekip gerekmediğine karar veren durumuna geçer. Bunun aynı suretle bilgisayarın kendisini ancak yüklendiği yazılımla değer kazanmasını sağlamasına benzer. Meta bize farklılıkların olusumu sonucu değişilmesi gerektiğini verebiliyorsa imaginer kısmın değişkenliği ile reel kısmın değişkenliği bir olmalıdır. 9 saat çalışan biri hergün aynı şeyi görürken aynı günün diğer 9 saati de farklı yerleri göremeyecek ise burada reel ile imaginer arasındaki değişkenliğin aynı olduğundan kimse bahsedemez. Çünkü gerçek ifadedeki farklılık azken bunun yarattığı değerin imaginer kısımda yaratacağı değişim etkisi büsbütün küçüktür ve azdır. Ortadaki tek gerçek imaginer ile reel değerlerin ayrıyeten karelerinin toplu haldeki karekök içindeki mutlak ifadesi kendisini küçülttüğünden kişi bir girdabın içinde kendini boğulmuş hissetmektedir.Metanın asıl değeri görüntüsüyle beraber fonksiyonel olarak getirdiği bahsidir. Yani olmayan veya sadece bir programdan ibaret bir duygu alış verişi ile görünüme sahip konuşamayan biri birbirlerine eşit olabilir. Beğenmek imaginerdir sevmek reeldir. Bu durumda beğenip sevemeyen biri ile sevip beğenmeyen birirlerinin yaşadığı fark birinde reel diğerindeyse imaginer kayıp yaratır. Fakat en önemlisi reel eksiği olan bunu iamginer olarak kapatabilirken bir metaya ihtiyaç duymaz. Şayet sanal eksikliği olan biri için metanın kurgusu onu ancak imaginerliğin ölçüsünde ve reelliğin tek bir yönüyle fiziksel temasla kendini kurtarmaya çalışır. Fakat yetmez ve de kurtaramaz. Fakat imaginer yönden farklı kanallardan denklemdekideğişkenliğini kurtaracak olan reel eksikliği olandır. Çünkü imaginer fazlalıkla denklemi dengeleyen bu değerin katsayısı değişken ve çok yönlü olduğundan kendini doldurabilir yarattığı farklı gerçekliklerle reel ifadenin 3. boyuttaki zamansal diyagramdaki mutlak uzaklık ifadesini zaman sınırlamasının istediği bölgesinde kendisini var edebilir.
Zaman konusunun uzaklık ifadesi tamamiyle olmasa da büyük oranda iamginer fonksiyonun katsayı değerine yakından ilgilidir. Çünkü imaginer değer denklemin imaginerliğe tanıdığı sonsuz bir sayı olmadığından reel değerin fonksiyonel olarak kullanılacağı açıktır. Belli bir zaman matrisinde bulunan birinin o anki imaginer ve reel katsayı değerleriyle oluşmuş olan denklemi bize ilk kişideki reel değerin ikinci kişideki aynı andaki var olan diğer denklemdeki ufak bir sapmayla ve bu ifade bu sefer ikinci kişinin imaginer fonksiyonu üzerinden yazılarak ikinci kişinin gelecek zaman matrisiyle hangi sonuca varabileceğini yine demin bahsini yaptığım ufak sapmanın bu kez mutlak karmaşık sayı denklemi ifadesinin reel eksendeki ifadeye göre bölümü olabilecek reel yaşanacakları, imaginer eksen üzerinde bölünerek elde edilecek ifadeyle ise gelecekte yaşanacak iamginer yani hayali senaryoları bildirir. Bu hesaplar bize ne olursa olsun zamanın olmadığı bir mekanda yaşanıldığını zamanın var olduğunu sanarak her an’da tüm bilgiye sahip olunabileceğini de ispatlar. Tek gerçek kendi aklımızdaki reel ve imaginer değerlerin denklemdeki fonksyonlarının değiştirlmesi sebebiyle sürekli an’ları yaşayan hatıralar dizimi bizlere aslında şimdiyi hiç yaşatamadığıdır. Bu yüzden çabucak geçen bir şimdi ile hiç unutulamayan bir anı bu kadar bibirine benzerlik vardır.Bu da belleğin karmaşık sayı denklemlerindeki imaginer durumu: yanlış hatırlama ve sanma konusuna açıklayacaktır.

bir ekonomist tetikçinin itirafları

emrouisen | 23 March 2009 16:53

paraizm
paraizm

Anarşi-yaşam biçimi ile sonsuz enerji kaynakları olarak kullanabileceğimiz dünyamız deniz, hava ve güneşin enerjisinden faydalanarak elektrik, su ve ulaşım gibi temel ihtiyaçların satılamayacağı bir dünyaya çok rahat dönüşebilirdir. Doğayı da talan etmeyecek şekilde kendi ihtiyaçlarımızı verecek, hiçbişeyin satılamayacağı bir hayatı da kendimize yaratabiliriz. Ama ne yazık ki hayvanların insanlaşıp insanların hayvanlaştığı garip bir dünyaya dosdoğru giderken birilerinin bizleri yaşamak için sürekli köle gibi çalıştırmaya mecbur etmeye ne hakkı olabilir sizce? bu hakkı da eminim kendi akıllarında canlandırdıkları düşünceleri puta sarmış ilahi adalet ve üreticisi tanrı ile anlaşmalıdırlar. Bizim istediğimiz problemleri değil, problemlerin sebeplerini ortadan kaldırmaktır. parasal sistemin olmadığı bir sistemdir bu. çünkü parasal sistemin içinde çıkar vardır. Bencillikle birlikte çıkar düzenini yaşatan, özünde rekabetçiliği barındıran kar üzerine kurulu toplum olmasıdır. Oyunlara bahislere girme isteği bundandır. Rekabetçi piyasadaki şirketler mantar gibi her yerde yükselmiştir. bunlar sanki bir robot gibi sürekli kar oranlarını ölçümlerler. Kar oranlarını arttıran şey kıtlıktır. “Kıtlık” ürünleri daha değerli yapar ve bundan anlaşılıyor ki bu yaşadığımız bu hayatta bolluk, kar amaçlı sistemde hiçbir zaman var olmayacaktır. Çünkü bu sistemin doğasına terstir. Genelde bugün suç çeşitleri parasal sistemin bir sonucudur ya direk alakalıdır ya da ekonomik bunalımın yarattığı ruh halindendir. Bu bağlamda, birgün bu kanunların da sonu gelecektir. çünkü İnsanlar kanunları, oluşan sorunları çözmek için değil, bunları nasıl çözeceklerini bilmedikleri için yapmışlardır. Herşey özünde paranın kullanılamayacağı bir düzenin var oluşuyla şekillenebilir. elimizdeki para bir ödünçtür aslında. bir borçtur hiç kimsenin kimseye borcu olmasa piyasa da bir kuruş para dönmemiş olurdu. Eğer hayalini kurduğumuz dünyanın var olmasını istiyorsak paranın olmamasını gerektirecek şekilde yaşamalıyız. Güneş panelleri, kendi ürünlerimizi yetiştirebilecek bir bahçe, hibrit otolar vs. hiçbir şeyin asla satılamayacağı bir dünyanın kapılarını işte anarşi ile bir gün aralamış olabileceğiz.. Buradan kitap üzerinde diğer ülkelere oynanmaya devam edilen para oyunlarıyla nasıl da her yerin birer birer özelleştirildiği ve hiç bir zaman ödenemeyecek borçlar altına koyulup bu sayede ülkelerin kaynalarının sömürüldüğünü öğreneceğiz okuyacaksınız. En önemlisi bankalara ödenmesi gereken borç miktarı her zaman dolanımdaki paradan fazla olduğundan enflasyon bu sistemde her zaman olmak zorunda kalacak Faizler nedeniyle oluşan bütçe açığını kapatmak için sürekli para basılacaktır. Buda iflasların matematiksel olarak sistemde hep var olması ve kısa çöpü çeken fakir insanların toplumda hep olacakları anlamına gelmektedir. Yaşadığımız dünyada görebildiğimiz herşey sadece satışın bir ürünü iken belki de ilerde sadece hediye olacaktır kimbilir. Buradan zeitgeist belgeseline ulaşabilirsiniz.

gerçek ile hayal aşkta vücut bulur

emrouisen | 14 February 2007 12:21

aşk başlı başına ulaşılamazlık olunca hayaller ile beslenir. bir taraftan gerçeğe aldırış etmeksizin yapmak zorunda olduklarımızı hayallerle besleyip ayakta tutarız. hayal olmasa sabır olmaz güç kalmaz. bu yüzden hayal etmeyi unutup güçsüzleşmeye başlar insan. yeni bir aşkı bir vucutla sınırlı görenler yine yanılır yine aldanır ve aşk onlara hiç yetmez ve hepsi birer deneme kalır mükemmeli bulmak için. bizi bir yerde avuttuğunu sandığımız o bir şekilde insanı sınırlandıran aşklar, bir adım gerideki gerçek ile bir adım ilerideki hayalin ortasındaki boşlukta asılı durmaktadır. ama gerçeği, sadece gördüklerimizle sınırlandırmanın esareti yüzünden bizi hep yapacaklarımızdan alıkoymaya çalışır, korkutur, yönlendirir ve sanırım gerçek ile hayal birlikte aynı anda yol alabildiği sürece yaşam bir değer kazanıp bir görünüşten bağımsızlaşır. hayatta bugüne kadar yapılan her ne eylem varsa bunların hepsi yine bir araçtır birini severken bile göremediğiniz, duymadığınız bir hiçliği sevmek ne kadar anlamsızsa gördüğümüz canlı cansız şeyleri de sevememek o kadar anlamsız olmalıdır. gerçek ile hayal aynı anda yol almalıdır.

ücretsiz konuş ve anında film izle..

emrouisen | 16 January 2007 15:37

lowrate voip adlı bir telefon programı ile herhangi bir sabit hattı ücretsiz arayabiliyorsunuz. kullanım süresi haftada 200dk olup başka bir e-mail adresi kullanarak da programı tekrar yüklerseniz görüşmeye devam edebiliyorsunuz. ayrıca bu adreste bazı yerli yabancı filmleri de direk izleyebilirsiniz. bu tür şeylere inanmayın diyenlere inanmayın diyor ve ülkemizde aç karnımızla yaptığımız telefon görüşmelerine daha haklı rekabetler yapılmasını temenni ediyoruz.

ateist görünmek

emrouisen | 13 January 2007 20:03

insanların ateist görünmesi ile ateist olması gerçekten farklı bir olgudur. kendi ruhunun gücüne inanarak geleceğin kendi ellerinde olduğuna inanarak yaşayan kişi, gerçekten de inanan biri olduğunun tek ispatıdır. bu insanın tanrıyı inkar etmesi birşeyi değiştirmez. onun kendine koyduğu etiket ne olursa olsun o önce gelecekteki seçimi öngörerek olmasını arzulayan buna inanan biridir. çünkü yaptığı şey gelecekteki tüm olasılıklardan herhangi bir olasılığı kendine idealize edip bunu kendine seçmektir. hatta bunu başaramayacak olup olmaması da önemli değil önemli olan sadece buna inanmasıdır.öte yandan kişiselleştirilmiş tanrı yada allah ismini telaffuz ederek hep o kim yarattı öznesini yükleme sorarak inandığını söyleyip hep o kaderine boyun eğen, kendi seçimlerini yapmaktan aciz, korkan insanlar ateist olmalıdır. onların da isteklerini gerçekleştirmeleri için daha fazla toplumun kaanatine ihtiyaç duyarlar. toplumdaki bireylerin hep kendi kanaatlarını birbirlerine kullandırarak inanmaları birşeyi başarabilmeyi sağlayacağı kadar engelleyebileceği de bir gerçektir. bugüne kadar gelmiş geçmiş tüm toplumlar kendi isteği yada zorla bir dine bir millete ait olmaya zorlanmış olabilir. çünkü yaşamaları için gerekli bir kabul olmalıdır. ama hep yalandır çünkü bize uygun düştüğü halde öğretilere ters düşen birşeyler varsa ona uyarak kendi inandığın değerlerin ideallerin yok olması gerekebilir. bu haliyle toplumsal sorun haline geldiğinde ise farklı bir din ve millet doğması kaçınılmazdır. bu yüzden din ve millet kavramlarında bilinçaltımıza işleyen tek olgu o din veya milletin sonsuza kadar var olacağıdır.

gerçek hiçbir şeyin gerçek olmadığıdır.

emrouisen | 09 January 2007 20:53

1900’lerin başına kadar herkes 1687’de yazılan principia’ya göre newton’un ortaya koyduğu klasik fizik kurallarına inanıyordu. fiziğin en önemli öğretileri newton’un hareket kurallarıydı. özünde newton, tanrının evreni değişmez bir düzen içine koyduğuna inanıyordu. bu inanış topluma da yayıldı ve kapitalizm yayıldı. böylece dünya arz-talep kurallarına boyun eğdi. ardından einstein, newton’un saydığı hız, ivme hatta zamanın bile göreceli olduğunu kanıtladı. einstein ışık hızına yakın hareket eden bir roketten indiğimizde diğer rokete binmemiş kişiye göre daha genç kalacağımızı çünkü ışık hızına yakın gidişimizde zamanın yavaşlamasından dolayı yaşlanılamayacağını ispatladı.o meşhur formülünde ışık hızının sabitliği, kütle ve enerjinin aynı oranda arttığını dolayısıyle yüksek kinetik enerjiye ulaşan roketteki bir kişinin sürekli koltuğa yapışık kalacak kadar kütlesinin ağır olacağını, yani ağırlığın kinetik enerjiyle orantılı olarak görece arttığını ispatladı. kısacası düşüncelerin bile görece bir enerji olduğu, herkeste farklı etki yapan ve herkese göre farklı olan düşüncelerin, doğruların etrafında herkesin toplu yaşamdan faydalanarak aynı doğruyu savunması, bişeylerin sürekli yanlış olduğunu söyleyerek sözde düzenin aslında kaosu koruyan düzenin varlığı, birgün geçmişteki bilgeler gibi elle tutulur önyargılardan oluşan bir madde değil de, evrenin içinde bir tür dinamik süreçler olduğu kavranabilir mi bilemeyiz.

beyin dalgalarımız ve bilgisayarlar

emrouisen | 06 January 2007 18:58

beyin sürekli olarak farklı dalga boylarında salınımlar gerçekleştirir. bu dalgaların salınımı anında kişinin sağ yada sol ayağını hareket ettireceği beynin farklı noktalarına yerleştirilen elektrotların, elektro-ensafalografi (EEG) yöntemi ile yayılan dalgaların, bilgisayar ortamına veri olarak girilmesiyle önceden anlaşılabilir. psikolojide EEG yönteminden sıkça faydalanılıyor. ancak bu tür basit hareketler bilgisayarla tespit edilebiliyor. örneğin ABD’de rochester üniversitesi labaratuvarında geliştirilen bir bilgisayar, kişinin bir televizyonun açılması yada kapanılmasını istemesini veriler aracılığıyla bilgisayara aktarıp televizyon açılıp kapatılabiliyor. tabiki bu buluş felçli hastaların kendilerine yetmesini sağlamak amacıyla tasarlanmış fakat insanların daha gerçekleşmemiş eylemleri sezmeleri, hiç kimsenin yaratmadığı soyut yada somut şeyler için de beyinde bu dört dalganın yayılması sırasında gerçekleşir:

  • alfa dalgası, yetişkin insanların gün içinde hayallere daldığı kendilerini rahat hissettiği zamanlarda yayılır.
  • beta dalgası ise kişinin bişeyleri aktif düşünmesi durumunda, örneğin asal sayıları sayması yada dikkatle birilerini dinleme eylemindeyken yayılmaktadır.
  • teta dalgası ise daha çok onüç yaş altındaki çocuklarda daha baskın olup yaratıcılık ve rüyaların yaşandığı anlarda hareketlenmekte
  • delta ise insanların bilinçaltının devreye girdiği sezinleme gücünün ortaya çıktığı anlarda yayılım gösterir. farklı eylemlerde farklı beyin dalgaları gözlemlenirken bu dalgaların değişiminden dolayı ortaya stres açığa çıkar. düşünceler aklın yazılımı gibidir ve duyguların açığa çıkmasıyla biriken beynin enerjisi düşüncelerle kontrol edilebilir.

vücut dili de bir garip

emrouisen | 30 December 2006 19:44

Bir şey konuştuğumuzda genelde konuşmamızı destekleyici bazı hareketlerde bulunuruz. Ülkeden ülkeye değişebilen bu vucüt dili çoğu zaman başımıza sorun açabilir. Fakat tüm toplumlar için ortak olabilen bazı hareketler de vardır. Mesela birisini uyardığımızda, ona doğru işaret parmağınızı uzatırsınız. İşte bu işaretlerin nedenini araştıran iki ABD’li araştırmacı, Jana M. Iverson ile Susan Goldin-Meadow Bu konuda ilginç bir saptamada bulunmuşlardır. Doğuştan kör olan ve dolayısıyla hiç el işareti görmemiş olan kimseler de konuşurken ellerini kullanarak konuşmalarına yardımcı oluyorlar. Üstelik de, görebilen insanlarla aynı hareketleri yapabiliyorlar. Ayrıca diğer görmeyenlerle konuşurken de ellerini kullanıyorlar. Sonuç olarak el hareketleri, sözcüklerin bellekte depolanmasına ve hatırlanmasına yardımcı olduğu keşfedildi.

kansızlığa pirinç

emrouisen | 30 December 2006 14:31

kansızlık genellikle tahıl ağırlıklı beslenmenin sonucu yaygın görülen bir olgudur. fakat japon bilimadamları gen mühendisliği yoluyla bir pirinç türünü demir bakımından zenginleştirmeyi başardılar. gerçeği bazı tahıl türleri topraktan demir çekiyor fakat bu mineral bitkini yenilebilir kısmında toplanmıyor. kullanılan ferritin adlı bir demir stoklayıcı sayesinde pirinçteki demir oranı üç kat artırılarak günlük demir gereksiniminin yüzde 30 ila 50 arasında sağlamış bulundular.