Hanife Çıta 1965 istanbul doğumlu, tiyatro oyunları, senaryoları, öyküleri, belki kitabı var. Henüz bulamadım. Bilimsel araştırmalara meraklı, Hawking hayranı. Zaman yolculuğuna inanıyor, 1,5 senedir telepati yapıyor.
Vaktinde bir arkadaşımla, Hanife Çıta’yı keşfettiğimizde, şaşkınlığın tepelerinde Tanrı’nın bizi alması için bekler durumda bulmuştuk kendimizi. Bilim-kurgunun ancak holiwud filmi ya da robota yazdırılmış bir gazete haberi olarak uğradığı bu topraklarda yetiştirdiği hayal gücü bizi büyüledi. Bunun üzerine arkadaşım Hanife Çıta’nın öykülerinin bir arada bulunduğu bir web sayfası yaptı.
Hanife Çıta’nın öykülerinden, “Sevgilim Bir Uzaylı“dan bir pasaj alalım: “O, beynime , ışıklı görüntüler göndererek beni tehdit ediyordu..Gözlerinden çıkan renkli ışık parçaları, beyin hücrelerimi kuşatıyor ve kapana kısılmış bir fare gibi beni hapsediyordu..” öykünün ilerleyen bölümlerinde Hanife son derece şaşkın: “Önceleri düşüncelerimi kontrolü altına almış ve sonra da vücudumu incelemişti.. Aslında, onun beni tanımaya ihtiyacı yoktu.. Bütün gece konuşmuş ve sevişmiştik.. Şimdi, neden beni inceliyordu?”
Her yerde, habire gözümüze sokup durdular, “modern çizgi romanın başlangıcı sayılan Karaoğlan geri döndü!”. karaoğlan’ı severim, tabii bu haberleri duyunca da izlemek için sabırsızlandım, gerçi Karaoğlan’ın dizi formatında düşünülmesi, prime time’a konacak olması Karaoğlan’dan çok şey kaybettirecekti belli ki. Çünkü Karaoğlan ve babası Baybora her maceranın yarısını bir kızın, bir kadının memeleri arasında geçirirler. Karaoğlan filmlerinde belli belirsiz bir şeyler vardı ama diziden bunu bekleyemiyoruz ne yazık ki.