bildirgec.org

coder

8 yıl önce üye olmuş, 9 yazı yazmış. 12 yorum yazmış.

-olmasa da olur- olsa

coder | 25 March 2004 04:13

boktan bi konu üzerine de olsa, komik bir oyun sergilemek için özel çaba sarfettikleri noktasında kesin bir yargıya varmayı günah kabullendiğim bir ekibin oyununu izlemeden önce alınması gereken bileti almak için beklediğim sıranın arkalarında uzaktan, kendi biletimi aldıktan sonra ise yakından görebildiğim hoş kız ile, sıraya girdiğim anda başlayan bakışma olayı, aramızda 1-2 metre kalması ve “bir insana `bakıyor´ olmanın şüphe götürmeyecek kadar bariz olması şeklinde “belki”‘lerden ve “yok canım, öylesine bakmıştır”‘lardan arındıktan sonra olanları anlatmak için, “günlük benim ama okuyanlar da var” mantığıyla ayrı bir cümle kurcam. bakıştık, ama başımı çeviren ben oldum. ama bu sefer “seks?SEKS?” diye bakan hayvani analist kro gözlerinden farklı olmak hissiyatı taşımama gerek yoktu. o da buna ihtimal vermediğini anlatır şekilde bakıyodu. yine de bakmaya devam etmeyi kafamdaki “muhtelif durumlar için önceden düşünülmüş fikirsel kalıplar”‘dan herhangi birine uyduramadım. bakmaya devam edemedim. bu olayı günlük mevzusu yapmak ya da en temelinden “yatmadan önce düşünülecekler” listesinde en öne almak gibi etkilerinden dolayı, asıl cevabını bilmek istediğim şey şu: bu eksikliği, bu ihtiyacı, bir zayıflık olarak görmek mantıklı mıdır? hoş, bahsedilen şeyin +’mı ya da -‘mi olduğunu tespite yönelik değerlendirmelerde mantığı baz almak ne derece doğru olduğu da bilinmez ya. varolduğunu iddia edegeldiğim “cevabını bilmek için, cevabın hiç merak edilmemesi ve hakkında hiç soru sorulmaması gereken olgular”‘a bi örnek bulmuş olmayı da çok isterdim. ama hoşlandığın kızla gidip konuşmaya hatta bakışmaya cesaretim olmadığı.

yine yalan

coder | 29 January 2004 23:06

bu bayramda da yalan söyliycem, “çoundan geçtim” diycem. “seneye diğer iki kardeşimin de üniversiteye gideceğinin farkındayım” diycem, “bundan dolayı daha fazla uzatmamak için çok çalışmaya çalışıyom” diycem. kaldığım dersler için yine sisteme,hocalara bok atacam. yine “bıraktım” diycem sigara için. ne zamana kadar böyle gidecek bilmiyorum. onlar gerçeği bilip sebeplerini sorgulayarak ortaya somut nedenler çıkarmadan önce, ben kendim bunu yapmam lazım. fakat bu mecburiyetin bilincinde olmanın yanı sıra “kişisel psikanaliz” ya da “içgözlem”‘in ne kadar imkansızBokSaçması bişi olduğunun da farkındayım. “kameraman kendini çekemiyo işte arkadaşım” die söze başliicam o kadar. bugün cep telefonumu kaybettiğim cafe’de 4 kişili bi ekiple her yere bakmama rağmen bulamadıktan sonra, “Allah’ım bu noktada cüz-i iradem devre dışı, lütfen yardım et” dememde 5 dk sonra telefonun burnumun dibinde belirmesi, adeta gökten inmesi gerçeğini biliyorum. ama bu nie hayat düzenim noktasında işe yaramiyo!! “Allah’ım irademi doğru kullanmamda bana yardım et” duasının geçerliliği eminim meta-bilinç tartışmalarında varılan son noktaları da değişken olarak içeren çok bilinmeyenli bir denklemdir! (tartışmadaki son noktanın en doğru olanı olduğunu da kim söylemişse)tahta eksikliğine yormalı, daha fazla yorulmamalı…. “git dediysek bu kadar da demedik, hiç aramiosun, ayrıca sinema sözün var” demişti.. ama sözümü yerine getirmem için uygun gördüğü gün olan bugün boyunca kendisine ulaşılmasını istemedi… adamın teki çektiği acıyı şarkı yapmış sanane ya, sen nie ağlıyosun

ey zahid, şaraba eyle ihtiram

coder | 09 January 2004 09:11

dün gece hayatımda ilk defa bazı yasakları yasak olarak benimseyen saf iradeyi pekiştirmek için yasaklanan şeylerin fiziksel olarak da ne kadar boktan oldugunu deneyerek gördüm. ve dün gece gibi şu an da alkollüyüm. hafif bi baş döngüsü ve karman çorman bi mide durumu. ama hala Ömer Hayyam’ı anlamıyorum. sapıtmak için iyi içmek lazım sanırım. ama bitti. bi daha olmiicak. son peygamberin,insanların alkol ilişkileri hakkında zikrettiği lanetleri hatırladıkça midemin ağrısı artmakla beraber, az da olsa bi soru işaretinden kurtulmanın rahatlığı var. Damak tadından ziyade alışkanlıkların devama zorladıgını tahmin ediyorum. bitti herşey Doluca. yarın yok

vitaminsiz iman

coder | 29 December 2003 00:13

“düzenli alınan besinlerde çeşitlilik, tırnaklarınızda oluşan beyazlıklar şeklinde nükseden vitaminsizliğinizin tedavisinde öncelikli bir gerekliliktir” dedi doktor. evet doğru. bugün tırnak renkleri, yarın gıdaklama. ayın başlarında keyif yapıp, geri kalan zamanlarda “yendiğinde karın doyuran en büyük tek hücrelerden biri=tavuk yumurtası”na talim eden gençliğin fikirsel eğilimleri de beslenmelerinden etkilenebiliyo zannımca. boyuma bakmadan, insanların bi işi yapmaya karar verme süreçlerini lineer olarak ifade etmeyi deniyorum. tecrübeler, huylar, mantık, vs.vs. bunların hepsinin etkisiyle ortaya, bir işi yapıp yapmamaya yönelik bi baskı çıkıyo. fakat bu baskılar ne olursa olsun, yine de son bi karar verme merkezi var ki, bu merkez kesinlikle deterministik olarak simule edilemez. ben bu merkeze ruh demeye cesaret ediorm. Casino.net, “tesadüfilikten” emin olmak için Geiger-Müller Tüpü Detektörü kullaniomuş. ama ben evrimci kafa olsaydım randomizasyon kontrolü için “hormon kutusu” benzeri bi uygulama yapardım heralde. yolun sonunu bilip gitmemek? tümdengelim ayarlı iman. direk olmasa da zekayı ölçen yarışmalardan derece alanlar, ağlayarak hediye parasıyla Tanrı’sı yolunda mı harcama yapsa? hernevi attraksionlarda sınırları aşmamak birincil minnet bilinci göstergesi. göz açıp kapayıncaya kadar bile “id”ime bırakma beni ya rab…

yüzük kardeşliği ve türler arası sapık cinsel eğilim

coder | 22 December 2003 02:07

yüzüklerin efendisi3’ten çıktığımda son yarım saatin neden bu kadar filmin genelindeki kahramanlık temalarına limon sıkacak düzeyde oldugunu düşündüm. Jackson herşeyi kitabına uydurmalıydı. hatta önceki filmlerde, kitaptaki önemli bazı yerleri atlayıp, Aragorn’un “Alacaksan Elf kızı alacaksın” türünde bir yaklaşım sergilemesini ana tema olarak işlemesinden dolayı LOTR hayranları tarafından tartaklandıgı yönünde duyumlar almıştım. sen adamların mekanını basmak üzere topladığın küçük bi orduyu bu işe ikna etmek için güzel bi nutuk çekip ilk saldıran ol, sonra da kral oldum die çıkıp şarkı söyle!

suyun kaldırma kuvveti ateist olup olmamayı etkiliyo

coder | 18 December 2003 22:22

4. sınıfta okuyupta ciklerin(1lerin) ilk aldıkları dersleri almak ve bu derslerden birinde, hocanın hangi konuya kadar geldiğini öğrenmeye yönelik dialog çabaları sinir bozucu! benim gibi pek insan tanımayan biri için tanışmaya yönelik bir sebep olsa da. vize dönemlerinde okula uğradığım için vize dönemini başında beri çok hoşuma giden o kıza gidip sordum nereye geldiklerini. bişi olmadı tabi. kafam bilgi dolu ama para dönüştürecek bi lanet olası diplomam yok! kendi yolumu bulacak girişimlerde bulunamıyorum. ve bu bana gerçek bi acı verio. herzaman ki gibi ağlamayı denedim ve başaramadım. bazen sorunların en iyi çözümü sudur. su. eskiden akıl hastalarını suya baktırarak, sesini dinleterek falan tedavi ederlermiş. bende küveti doldurdum. sigaramı ve pudingimi alıp girdim. suyunu kaldırma kuvvetini çeşitli organlarımda “objektif” kalmaya kendimi zorlayarak ölçeklendirmeye çalıştım. organlar üzerindeki etkisinden ziyade, kafatasının içindeki o koca network ile ruhun çakışması problemlerini kısmen unutmak yönünde faydalarını belirtmeyi yeğlerim. problemleri kaldırmadı ama huzur buldum. YZ Yazılım Denemesi Yaratığı:Haysanteri labirentte çıkışı arayan haysanteri şunu der: “bi dakka! ben ne yapiom burda? beni buraya koyan adam bu işi nasıl yapmış? şu C++ kodlarına bir de ben bakiyim, nie bana kodları göstermio beni yazan? dur ben kendim çöziyim” diyerek kendisine verdiğim “ileri, geri, sağa, sola git! duvardan geçeme!bi geçtiğin yerden bi daha geçme! çıkış bul!” kavramlarını kullanarak beni ve kendisini yazdığım kodları anlamaya çalışır. ve şunu der:”evet! önümde duvar varsa ben yanından geçiyorum! demek ki zekiyim! ama beni yazan adamı anlama çalışmalarımın sonucu şu: beni yazan kimse yok! ben ateist bi haysanteriyim! demek ki bana verilen ’10 dakika içinde çıkışı bul’ emri, aslında eskilerin uydurduğu bir hikaye! yani ben gönlümce labirentte dolaşıp, haysanteri manitalar peşine düşebilirim” ve ecel gelir!

Samsun etkisinde trombosit bilgisi

coder | 17 December 2003 01:41

“yoksa sinemaya gitmiş olmam da bir oyun mu? bana ‘Basic’ filmi için bilet kesen kız ajan olabilir mi?” şeklinde genellenebilecek fikirleri bünyemde barındırır vaziyette otobüs durağına yürüdüm. son otobüsü kaçırmamak için, girdiğim caféde sipariş ettiğim “çikın börgır” servisime sunulmadan çıkıp koştum. “cafénin sahibi olsaydım kendime ana-avrat küfrederdim” die düşündüm. insanları kuşkulandırmaktan özel bi haz alıyorum. ikinci otobüse bindiğim de “uyuşturucu trafiğinde bir trafik lambası olamıyorum, bari sıradan bilgiler topliym” die düşünerekten arkada otura otobüs şöförlerini dinledim, araç hareket edene dein. bu sefer yolcu olan bu şöför arkadaşların ağzından, “Klasik Kro Pekiştirme Cümleciği(KKPC): .mına koyum” eksik olmuyodu. otobüse binmeden önce bu adamlardan birinin,”genç kesimin uyuşturucu niyetine” kullandığı Samsun marka sigara kullandıgını görmüştüm. kelam ve intizamları bakımından “oksijen niyetine Samsun” kullandıklarını zannettiğim adamlardan biri beni şok etti! arkadaşının 6 yaşındaki oğlunun toplarından birinin diğerinde büyük olması probleminin kaynağına yönelik fikirlerinin beyanatından sonra, tamamını kapamadığım bi cümle içinde:”Trombosit” dedi. “kulaklarım yanılmıştır” şıkkını direk eledim bu kelimeyi bi kaç kere daha kullanınca. ilk bindiğinde arkadaşına açılış konuşması babında anlatığı “geçen geceki kumar hikayesi”nden hareketle:”acaba şen-şakrak bi doktor, şöförlerin sık takıldıgı bi kahveye, sebebini düşünmeye üşendiğim bi sebeple gelmiş ve “tombala” ya da “mors” ya da “mars” gibi bir durumu ifade etmek için buna benzer bi kelime olarak da “trombosit!” demiş olabilir mi die düşündüm. bu arada adam: “başka kan yokmuş” deyince beyniminin zonkladıgını hissederek bu “etraftan bilgi toplama” oyununa ara vermeye karar verdim. yoksa “search depth” gittikçe gidiyo derine etrafta olaylar oluyor ve ben bu olayları popülüst olmayan tarzda nasıl değerlendirip, nasıl anlamam gerektiğini bilemiyorum çou zaman. Samsun içen şöför amca buna örnek sayılır mı bilmem ama yarın yine bana “noluyo lan bu dünyaya!” dedirtecek bi olayla karşılaşacam. evim güzel evim! hiçbi metafizik, metasosyolojik olay olmaz benim odamda. olan herşeyin bi açıklaması vardır:)şükür, sonunda evimdeyim…

ben yalancıyım

coder | 16 December 2003 04:30

camı açtım içeri biraz gece dolsun diye. yazın Amasya’ya giderdik tatile. o zamanları hatırladım. belki yaz bitkilerinin etkisi, belki de psikopatlıktan: bi koku olurdu geceleri.”yaz gecesi rüyası”nı tamamlayan parçalardan biri. sonra hafif bi rüzgar. böyle bi anı paylaşacak biri olsaydı CEdit sınıfına bi wrapper class yazmamış olurdum. özgürlüğü paylaşacak biri olmayınca sıkılıyom bazen. sigarasının yarısını bana verip, “şimdi de bu bug’a bi de anten uyduralım” cümlesini kurcak bi kız tanısaydım, bunları gelip buraya yazmazdım? bu kaos mu? Escher aşık olsa olsa ne olurdu acaba? meta-günlük! ne haddime. en iyisi camı kapamak. bool yonBul(){ for(int a=0; a<evlatSayisi; a++) return *(evlat+a)-&gtyonBul(); }

elektronik mühendisliğinin kaçınılmaz tecavüzü

coder | 15 December 2003 23:21

bi gün daha bitti-gitti yine. hey gidi “idealist” zamanlarım..bi pazartesi boşa gidecektide ben kendimi cezalandırmayacaktım! zamanla sisteme adapte olan bi bakteri türüyüzdür belki diğer boyuttakiler için. hayatım boyunca hiçbir zaman “bir parayla bir tavla zarını aynı anda atıpta 3 veya tura gelmesi ihtimalini” hesaplamayacağım! merak etmeyeceğim, hatta yüksek makamlara gelirsem bunu yapmayı yasakliycam. ama moral durumumu, Olasılık Teorisi dersi sınavının sonuçlarına endekslemek mecburiyetindeyim. yine ama iyi bi dostum, sevdiğim olcak, onun hatırına “Chebishev” ile muhatab olcam ve bu o kadar koymayacak. ey sevgili ! gel ve sevginle beni, hayatı sorgulamayı istemeyecek kadar uyuştur. beni meşgul et, sorular sor. adımı an ve beni yok olmaktan kurtar(Evanescene)…….