bildirgec.org

bildigimiz son sey

8 yıl önce üye olmuş, 256 yazı yazmış. 115 yorum yazmış.

İşin bitince beni sever misin?

bildigimiz son sey | 14 September 2006 10:57

Ne zaman biri çıkıp, “kadınlar çalışmamalı evde oturmalı” türünden bir şeyler söylese, mutlaka bir kıyamet kopar.
Ben de ‘otursunlar ellerinin hamurlarıyla evlerinde’ demeyeceğim elbette. Belki de şimdi bana gelen bu hikayenin, bu konuyla hiç bir ilgisi yok… Belki de var…

Buyrun, beraber okuyup düşünelim.

“Kapidan içeri girer girmez neseyle bagirdi:
Anne biliyor musun bugün yuvada ne oldu?
-Görmüyor musun? Telefonla konusuyorum.

Hiç kimsenin sevdigi sey birbirine benzemiyordu. Annesi telefonu, babasi arabayi seviyordu. Herşey erteleniyordu telefon ve araba söz konusu oldugunda. Bir de eve misafir gelecek oldu mu kendisine hiç yer kalmiyordu. Nerelere gitsindi? Annesi kapatti telefonu. Mutfaktan tencere kasik sesleri geliyordu. Kosarak yanina gitti.
Sana yardım edeyim mi? dedi en sevimli halini takinarak. Annesi manali manali bakti.
Hayirdir. Bir yaramazlik filan? Bak bir de seninle ugrasmayayim. Çok yorgunum zaten…

youtube’un sadece seslisi

bildigimiz son sey | 08 September 2006 11:09

youtube bildiğimiz gibi videolara yer veriyor. peki sadece müziklere yer veren, onları host ederek başka bir yerde, örneğin blogumda ya da web sitemde yayınlamama izin veren bir oluşum var mı?

israfla ilgili…

bildigimiz son sey | 05 September 2006 09:26

Geçenlerde bir e-posta aldım, sizlerle paylaşmak istiyorum. Ciddi bir mevzuya parmak basıyor…

“On dokuz yıl evveldi. Stockholm’e gitmiştim. Bir otele indim. Geceydi.

Sabahleyin, traş olmak için lavaboya gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir not gördüm. Lütfen diyordu, traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın. Yanda bir kutu var, oraya bırakın. Bir tek jiletle dahi olsa, İsveç çelik sanayisine yardımcı olun. Doğrusu hayretler içinde kaldım.

Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir. Bir çok eşya üzerinde “İsveç çeliğinden yapılmıştır” diye yazardı. İste o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor, gelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu.

artık çocukları kandırmayın

bildigimiz son sey | 01 September 2006 19:16

yine bir tebessüm belirdi yüzünüzde… aslında can alıcı bir gerçek var yine ortada: kandırılıyor ve sonuçta kandırıyoruz!

seni leylekler getirdi yerine gerçekleri mi söyleyelim yani?” dediğinizi duyar gibiyim… yok canım, onu demek istemiyorum. daha önce de anne baba olmanın hassasiyetinden bahsetmiştim, yine bahsedeceğim. ben doğruları göstermeye çalışıyorum, ama yanlışlara parmak basarak…

ben psikolog ya da sosyolog değilim, böyle mevzularda da derin bilgim olduğunu söyleyemem ama her doğrunun her yerde söylenmeyeceğini biliyorum.

aile faciaları…

bildigimiz son sey | 28 August 2006 08:17

resim bir
resim bir

anne ördek, ardına aldığı yumurcaklarıyla peşi sıra gidiyor, gittiği yolun ne gibi felaketlerle dolu olduğunu bilmeden…

resim iki
resim iki

ve problemli yollara geliyor, aklı ermediğinden… gözü görüyor ama bilmiyor, devam ediyor yoluna…

resim üç
resim üç

ve sonunda olan oluyor… problemli yollarda niyazi olan çocuklar…

bakınca bu resimlere belki tebessüm ediyoruz, belki sadece gülüp geçiyoruz… belki de uydurmadır deyip, düşünmüyoruz bile…

Buzun suya dönüşümü

bildigimiz son sey | 28 August 2006 02:22

erimek
erimek

Hayata bakışım hep böyle olmuştu sanırım…
Biraz geyik, biraz saçma…

Ama hayatta böyle şeyler görüyorum, elimizdekiler eriyip gidiyor… Hayat, zaman, para, mal, mülk… Kimsenin elinde kalmıyor… Aynı bu resimdeki gibi yani… Bir bakmışız lüks bir arabamız var, ama gerçekten bizim mi? Kaza yapsak, elimizden yitip gittiğine üzülürüz, hiç almasak daha kârlı çıkarız gibi geliyor duygusal olarak… Bunu tüm eşyalar için yorumlayabiliriz aslında.

Fight Club filminde dediği gibi, sahip olduklarımız gün geliyor bize sahip oluyorlar aslında… Sonra da bir türlü sevinemiyoruz… Daha doğrusu sahip olduğumuz şeyleri cebimizde değil kalbimizde sakladığımızdan kaybediyoruz.

bonsai!

bildigimiz son sey | 25 August 2006 06:31

Geçenlerde bonsai diye bir siteye rastgeldim. japoncaya benziyor ama tabi ne olduğunu bilmiyorum… merak ettim, açtım vikipedi‘yi, sordum, bonsai nedir? meğerse bir bitkiymiş. tipini görünce hemen aklıma karateci çocuk geldi. hani filmde ustamızın ilginç bir hobisi vardı, bir bitkiyi alıp buduyordu böyle huzur buluyordu… işte oymuş.